Peygamberler olmasaydı

Hiç düşündünüz mü? Acaba peygamberler olmasaydı hayatımız nasıl olurdu? İlk insan Hz. Âdem’le (as) başlayan ve peygamberimiz Hz. Muhammed (asm) ile son bulan peygamberlik yeryüzünde bulunmasaydı hayatımız maddî ve manevî olarak nasıl şekillenirdi?

Kelime kökeni olarak Farsça ‘haber, ileti’ anlamına gelen ‘paygam’ kelimesinden türeyen peygamber, ‘her çeşit haberci, elçi’ anlamına gelmektedir ve ilk insan Hz. Âdem’le (as) birlikte peygamberlik de yeryüzüne inmiştir. Kur’ân’da geçen bir âyette şöyle buyrulur: “Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yarattım.” (Zariyat Sûresi: 56)

Bu dünyaya imtihan için gönderilen ve vazifesi kulluk olan insanın, bu vazifeyi nasıl ifa edeceğini, Allah’ın emir ve yasaklarının neler olduğunu öğrenmesi için de peygamberlere ihtiyaç vardır.

İnsanlık ilk çağlardan beri, dünyadaki varlığının anlamını sorgulamış ve bunun üzerine düşünceler üretmiştir. Hayatın anlamını çözmek babında antik çağ doğa filozoflarından son dönem filozoflarına kadar çok çeşitli düşünceler ileri sürülmüştür. İnsanlığın en büyük soruları olan ve bütün akılları hayret içinde meşgul eden “Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?” sorularına cevap aranmıştır. İşte felsefecilerin çözemediği ve cevap bulamadığı bu sorulara, Peygamberler ikna edici cevaplar vererek insanlığı aydınlatmıştır.

İnsanlığın hayat okulundaki öğretmenleridir peygamberler. Onlar sadece kendi zamanının insanlarıyla değil, gelecekteki inanlarla da konuşurlar. Sesleri yüzyıllar boyunca insanlığın kulaklarında yankılanır. Getirdikleri hakikatler asırlar ötesine ders verir. Bugün Hz. Yusuf (as), Hz. Yunus (as), Hz. Musa (as) ve Kur’ân’da geçen diğer peygamberler, kıssalarıyla hâlâ bizimle konuşurlar, bize ders verirler.

Varlıklarıyla insanlığı aydınlatan ve bu dünyaya gönderiliş amacını açıklayan peygamberler, aynı zamanda insanlık için rol model de olmuşlardır. Maddî sabır imtihanında karşımıza Hz. Eyyüb (as) çıkarken, psikolojik sabır imtihanında Hz. Musa (as) ders verir bize. Onlar sıkıntıların, musibetlerin ve imtihanların en büyüğünü yaşarken, bu durumlar karşısında nasıl davranmamız gerektiğini de bizlere öğretmişlerdir.

İnsanların sadece dinî hükümleri öğrenmek için değil, aynı zamanda dünyaya ait sanat, ziraat, ticaret ve çeşitli meslekleri öğrenmek için de peygamberlere ihtiyaçları vardır. Bugün insanlığın temel ihtiyaçlarından tutun da teknolojinin en son ürünlerine kadar hayatımızı kuşatan pek çok ürünün ilk adımında hep peygamberler vardır. Hz. İdris ile terziliği, Hz. Nuh ile gemiciliği, Hz. Davut ile demirin işlenmesini öğrendik vesair… Bu örnekler göstermektedir ki, peygamberler sadece hayatımızın manevî yönüyle değil, maddî yönüyle de ilgilenip, bazen bizzat öğreterek bazen de mu’cizeleriyle yol göstererek insanlığı terakkî ettirecek yenilikleri bizler hediye etmişlerdir.

Elhasıl peygamberlik, insanlığın hayatını aydınlatan bir nurdur. Allah’ın insanlığa bir rahmeti ve hediyesidir. Peygamberler olmasaydı, hayatımızın anlamını çözemez, ölüm hakikatinin ne olduğunu bilemez, dünyaya gönderiliş maksadımızı öğrenemez ve maddî terakkîde de bu seviyelere gelemezdik. Yani insanların gerçek mânâda insan olabilmesi için peygamberlere ihtiyaç vardır. Dolayısıyla, peygamberlik olmasaydı insanlık da olmazdı.

Hususan, peygamberlerin en sonuncusu ve en ekmeli olan, âlemlere rahmet olarak gönderilen, getirdiği nur ile en yüksek hakikatleri insanlığa tebliğ eden, fazileti ve Kur’ân’ı ile on dört asrı nurlandıran Peygamber Efendimiz (asm) olmasaydı, elbette kâinat ve eflak da olmazdı.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*