Levh-i Mahfuz’un küçük bir nümûnesi: Hâfıza

Beşerin kuvve-i hâfızaları, ağaçların meyveleri,
meyvelerin çekirdekleri, tohumları,
elbette bir hafıza-i kübrayı, bir defter-i ekberi,
bir Levh-i Mahfuz-u Azamı ihsas eder.

İkinci Nükte

Şu âlem-i şehadetten göçüp giden her şeyin, Hafîz-i Zülcelâl, birçok suretlerini elvah-ı mahfuza hükmünde olan hâfızalarda ve bir türlü misalî âyinelerde hıfzedip, ekser tarihçe-i hayatını çekirdeğinde, neticesinde nakşedip yazıyor. Zâhir ve bâtın âyinelerde ibka ediyor. Meselâ, beşerin hâfızası, ağacın meyvesi, meyvenin çekirdeği, çiçeğin tohumu, kanun-u hafîziyetin azamet-i ihatasını gösteriyor.

Sözler, Yeni Asya Neşriyat, 2017, s. 98

Hadsiz masnuattan yalnız cüz’î bir misal olarak, insan başı içinde bir hardal küçüklüğünde bir yerde yerleştirilen kuvve-i hâfızaya bakıyoruz, görüyoruz ki; öyle bir câmi’ kitap, belki kütüphane hükmündedir ki, bütün sergüzeşt-i hayatı, içinde karıştırılmaksızın yazılıyor. Acaba şu mu’cize-i kudrete hangi sebep gösterilebilir? Telâfif-i dimağiye mi, basit şuursuz hüceyrat zerreleri mi, tesadüf rüzgârları mı? Hâlbuki o mu’cize-i san’at, öyle bir zatın san’atı olabilir ki, beşerin haşirde neşredilecek büyük defter-i a’malinden muhasebe vaktinde hatıra getirilecek ve işlediği her fiilleri, yazıldığını bildirmek için bir küçük senet istinsah edip, yazıp, aklının eline verecek bir Sâni-i Hakîm’in san’atı olabilir.

Sözler, Yeni Asya Neşriyat, 2017, s. 761

Zaman Olur Ki Adem-i Nimet, Nimettir

Hâfıza bir nimettir. Fakat ahlâksız bir adamda, musibet zamanında, nisyan ona râcihtir.

Nisyan da bir nimettir. Yalnız her günün âlâmını çektirir, müterakim olmuş âlâmı unutturur.

Sözler, Lemaat, Yeni Asya Neşriyat, 2017, s. 809

“Haram nazar, unutkanlık verir”

Risale-i Nur Talebelerinden bir genç hafız pek çok adamların dedikleri gibi dedi: “Bende unutkanlık hastalığı tezayüd ediyor, ne yapayım?”

Ben de dedim: “Mümkün oldukça namahreme nazar etme. Çünkü rivayet var. İmam-ı Şafiî’nin (ra) dediği gibi ‘Haram nazar, nisyan verir.’”

Evet, ehl-i İslâmda nazar-ı haram ziyadeleştikçe hevesat-ı nefsaniye heyecana gelip vücudunda sû-i istimalât ile israfa girer. Haftada birkaç defa gusle mecbur olur. Ondan, tıbben kuvve-i hâfızasına zaaf gelir.

Evet, bu asırda açık saçıklık yüzünden, hususan bu memâlik-i harrede o sû-i nazardan sû-i istimalât, umumî bir unutkanlık hastalığını netice vermeye başlıyor. Herkes, cüz’î küllî o şekvadadır. İşte bu umumî hastalığın tezayüdüyle, hadis-i şerifin verdiği müthiş bir haberin tevili ucunda görünüyor. Ferman etmiş ki: “Âhirzamanda, hafızların göğsünden Kur’ân nez’ ediliyor, çıkıyor, unutuluyor.” Demek bu hastalık dehşetlenecek, hıfz-ı Kur’ân’a bu sû-i nazarla set çekilecek; o hadisin tevilini gösterecek. “Lâ ya’lemü’l-gaybe illallah.”

Kastamonu Lahikası, Yeni Asya Neşriyat, 2017, s. 139

 

LUGATÇE:

adem-i nimet: nimetin olmaması.

âlâm: elemler, acılar.

elvah-ı mahfuza: korunan levhalar.

hafıza-i kübra: en büyük hafıza, en büyük kayıt yeri.

haram nazar: haram bakış, haram şekilde bakmak; harama bakmak.

ihsas etmek: hissettirmek.

kanun-u hafîziyet: Allah’ın bütün kâinatta geçerli olan muhafaza edicilik, kaydedicilik kanunu.

kuvve-i hafıza: hafıza gücü.

Levh-i Mahfuz: Allah’ın ezelî ilmiyle kâinatta olmuş ve olacak her şeyi değişmez olarak yazmış olduğu büyük manevî levha; Kader defteri.

memâlik-i harre: sıcak memleketler.

müterakim: birikmiş.

râcih: üstün.

telâfif-i dimağiye: beyinde bulunan kıvrımlar.

tezayüd etmek: artmak.

Bediüzzaman Said Nursî
Bediüzzaman Said Nursî hakkında 44 makale
Kur’an’ı çağa tefsir ederek, “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, bu dünyadaki vazifem nedir?” sorularına cevaplar sunan, “iman-ı tahkiki”, “ahlâk” ve “istikamet” rehberi Risale-i Nur Külliyatı’nın müellifi.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*