Yavaşça hızlan

Ne Amerikan tavukları kadar gereksiz bilgiler, ne de hayatınızı kurtaracak kadar gerekli bilgiler…

Latince’de bir deyim vardır. “Festina lente”. Yavaşça hızlan, yavaşça acele et, anlamına geliyor. Saatin içinde akrebin yaptığı tam da budur. Akrebin kökeni “yaklaşmak”tan geliyor zaten. Neye yaklaştırıyorsa artık… Zihinlerinize havale ederek Amerikan tavuklarımızı sunuyoruz efendim.

Alasmaldık!

Büyüklerimiz öğretmişti çocukken: Kalan “güle güle” der, giden “alasmaldık”… Babalar evden çıkarken böyle söylüyordu hep.

Hadi “güle güle”yi anladık; gidene “gülerek git” diyoruz. Zaten, kalanın ne gidenin ne diyeceğini karıştırmamak için tek güvenilir veri bu: Giden gülecek.

Peki ya “alasmaldık”? “Alasmalmak” diye bir fiil mi var? Yazılışı ne bunun? Derken, okuma-yazmayı sökünce kelimenin “Allah’a ısmarladık” olduğunu öğrendik çok şükür. “Ha tamam” dedik, “Allah’a ısmarladık” demek istiyormuşuz meğer…

Tam anladığımıza sevinecekken, ‘Bir dakika, e iyi de… Ne ısmarladık Allah’a? Niye ısmarladık?’

“Allaha ısmarladık”taki “Allah” bildiğiniz üzere Arapça. Türkçe “ısmarlamak” fiilinin içinde ise Farsça “sipar” kökü var. “Sipariş” kelimesinin de kaynağı olan bu kök, “emanet, teslim” etmeyi anlatıyor. Zaten “ısmarlamak” fiili eski Türkçe’de ve halk ağzında “emanet etme” anlamında da kullanılmış.

Özetle, veda ederken kalana “Allahaısmarladık” dediğimizde, “seni Allah’a emanet ettik” gibi, dua niteliğinde bir söz söylemiş oluyoruz.

Dilimize oturmuş ne güzel bir kalıptır ki bu, ateist geçinen insanlar bile kullanmaktan alıkoyamıyorlar kendilerini!

Hadi alasmaldık… 🙂

Alma piyango biletini, çıkar âheste âheste!

Piyango kelimesiyle Risale-i Nur’da karşılaştığımda çok şaşırmıştım, Bediüzzaman Hazretleri neden bunu kullandı acaba?

Sonra bir araştırma yaptım. İnsanların çoğunluğunun gündemini meşgul eden bir kavramı kullanmış meğer. Ülkemizde insanların yüzde 67’si şans oyunlarından birini oynuyormuş. Biraz daha araştırmamı derinleştirdim ve ikramiye çıkanların hayatlarına baktım.

Hayatına bir anda yüklü miktarda maddî kazanç giren insanların %50’si mahkeme salonlarında bir ömür sürmüş, %10’u da hapishaneye düşmüş. Ayrıca Türkiye’de üstüne kuş pisleyen insanların %90’ı kesinlikle şans oyunu oynuyormuş.

Yine yapılan bir araştırmada; dünyadaki loto, piyango talihlilerinin %50’sinin hayatının son yıllarını sefalet içerisinde tamamladığı görülmüş.

Bir örnek verecek olursak: Evli ve 3 çocuk babası olan Nusrettin Çınar’a piyangodan 6 milyar lira çıktı. Önce yurt dışına giden Çınar, otobüs alarak şehirlerarası otobüs şirketi kurdu. İşleri iyi gitmeyen Çınar, 1995 yılında iflas etti.

Çınar, yaşadığı olayları şöyle anlatıyor: “Sefa kısa sürdü. 70 milyon kişinin verdiği biletlerden bir iki kişi yararlanırsa böyle olur. Hepsinin âhı var üstünde, hayrı olmaz. Sonradan araştırdım, kimseye hayır getirmemiş.” Şimdi işsiz olan ve emekliliğinin planlarını yapan Çınar, artık milli piyango bileti satın almıyor.

Çok doğru demiş, değil mi? Bu yine iyi, birçok piyango vak’ası intiharla bitiyor. Kazandığı piyango bileti, hem dünyasını hem ahiretini mahvediyor. Ve buna sebep olan piyango, ülkemizde “millî”. Çok şükür ki bu yıl kimseye çıkmadı, bir hayat daha kararmadı.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*