2024 Kasım- Kısa Yorum

HİÇ SORULUR MU?

 Aşkı için yanan bu kalp hiç durulmaz,

Hak için kızsan dahi kırılmaz,

Gece yüzsuyu döker uyku tutmaz,

Zikir ile kalbi doyana hiç sorulur mu?

 

Havz-ı kevseri dünyada çok içmiş,

Halil İbrahim sofrasına diz çökmüş.,

Kuldan kula deli gibi hep sormuş,

Mecnun’a “aşk” hiç sorulur mu?

 

Diyar diyar dolaştım arzı, hep karış karış,

Rabbi soranı çok gördüm onadır varış,

Meyve sineğinin gözünde hakkı görene,

“Men Rabbüke” diye hiç sorulur mu?

 

Kula kulluk edenler diyarından göçtüm,

İki dünya arasında sıkıştım kaldım,

Arzın köşesinde, çadır kurmuş garibe,

“Fe eyne?” diye hiç sorulur mu?

 

Sanatkârın sergisine dönüp bakmayan,

Tıksırana kadar yiyip usta sormayan,

İmanı gitse bile umursamayana,

“Hak ve hukuk”  hiç sorulur mu?

 

Altın değerinde geçti binler saat,

Artık geldi zamanı bekleriz büyük vaat,

Biz Hak’tan hiç dönmedik, tam itaat,

Bir nefeste sıratı geçene,

“Cennet nere?” diye sorulur mu?

Mesut Fırat

 

BEYAZ KEFENİN ALTINDA

Kaybedilen yine bir candı,

Umursanmadan çekip ayrıldı,

Bir tabutun içinde toprağı saklı,

Beyaz kefeni veremle kaplı.

 

Acı çekerdi mazisi kanlı,

Bıraktığı sapanlı kayaydı,

O mahzun mahzun bakardı,

Her öksürüğü kan revandı.

 

Bir gülüşü vardı görene şahandı,

Bir duruşu vardı anlayana endamdı,

Bir tutuşu vardı sevene haramdı,

Bir ölüşü vardı görene mezardı.

 

Kaybedilen yine bir candı,

Umursanmadan yalnız kaldı,

Tabutun içinde toprağı saklı,

Beyaz kefeni veremiyle kaplı.

Tuba Türkan

turkantuba34@gmail.com

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*