O’NUNLA OLMAK

Gerçeği var ki buraya “yalan dünya” diyoruz.

ÖLMEK VE YAŞAMAK

Madem ki her ân ölebiliriz; o zaman her ân yaşayalım!

DÖNÜŞ

“Az mı düşünüyorum?” diye, düşündüm de baktım aklımda! Kalbim kuşlar gibi pır pır her ân uçabilir.

SINAV

“sınav”dakileri uyar;

Dönüyor dünya,

Geçiyor zaman…

Son dakikalar…

HÜRRİYET=HAYAT

Hürriyetin olmadığı yerde; sorular da cevaplar da göstermeliktir. Hürriyet samimiyettir, hayatın ta kendisidir.

VAKİTTİR

Vakti var aşkın. Ay seyrinin, gül koklamanın… Hayatın ve ölümün vakti var: Şimdi!

EZAN OKUMALARI

Ezanlarda bir tuhaf oluyorum. Zamanların nasıl da geçtiğini (nasıl da) anlıyorum. İşler mi; hangi iş? Dünya mı; kayıyor işte zamanlar. Her ezan, koca bir zamanı müjdelerken: “Elini çabuk tut!” diyor. Zamanlar alel acele bir yerden bir yere boşalıyor sanki. Dünlerdeki telaşın nerde? Nerde planların? Uykularını kaçıranlar? Sıyrıl haydi; sana nefeslerini unutturan şeylerden. Her şeyin sahibi seni çağırıyor. Bu davet sana, bana, hepimize… Teslim olmanın tam sırası. Yaralı berelisin, ihtiyaçlarının ardı arkası kesilmiyor; ona göre. Nazlanma; seni çok sevenin kapısını çal; O’nda her şey var; daha ne!

VEDANIN EYLÜLÜ

Bir eylül daha veda ediyor. Her yanım eylül kokuyor. Sanki sarı yaprakların hüznüyüm. Kendimi seyrediyorum bu veda aynasında. Ne kadar soru işareti gözlerim! Hayat nasıl da serpiştirilmiş mevsimlere. Kâh o benim koluma giriyor kâh ben onun… savrulup gidiyoruz.

HAYATIN ÖRGÜSÜ

“Atkısı ipek, çizgisi ipek…” bir hayat yaşadı gitti desinler. “Desinler…” diye yaşama yine de! Desinler/demesinler; kendini “kendin” bil.

HAYATLA BARIŞMAK

Küçülmezsin; mağlubiyeti kabul et! Galip gibi davranmak; ikinci bir mağlubiyettir. Hem ne var ki bunda; insan galip de olur mağlup da; ayıp değil ki… Gerçekleri kabul etmek öyle güzel ki… İnsan rahat eder, ha! Yoksa; sanal âlemden uyandığında; o acıya nasıl dayanacaksın? Doğrularla, hakikatle kavga edeceksen; sen bilirsin! Aynaların gösterdiğine razı olmak; hayatla barışmaktır. Yeter mi?

KELİMESİZLİK

Derdimizi anlatamıyoruz ki derman bulalım. Kem küm ederken nasıl anlaşacağız? Kelimesizlik cehenneminden çıkmanın okumaktan başka da yolu yok.

HASTA-LIK

“Hastalık yok; hasta var.” sözü her insanın ayrı olduğunu söyler. Gel gör ki bir ilaç milyonlarca insana yazılır. Netice? Gittikçe çoğalan hasta(lık)lar…

AKŞAM PERDESİ

İşte akşam ezanı… Bitti gün. Hangi iş, hangi okul, hangi alışveriş? Perdeyi çekti zaman; dolan, oyalan. Bir bak en son haline!

KALBE DÖNÜŞ

Kendini dinler misin arada? Gökyüzüne, bulutlara bakar mısın? Burnunun dibindeki çiçeklerin hatrını sorar mısın?

İFLAS

Ne olacak şimdi? Otobanlar, otomobiller bir yere götürmedi bizi. Apartmanlar; tel örgüler, duvarlar ardında… Okullar skolastik zamanlardan kalıntı… Soruların aman sende kalsın, ha! Bir cümle kurarken zorlanan diplomalılar. Had safhada kelimesizlik…

MUHATAP

O da herkes gibiydi; ben de ona herkes gibi davrandım; hadise böyle!

SANAT İHTİYACI

Şiir para etmiyor, diyorsun da… parayla ölçülür mü böyle şeyler! Bak; bir yerde sanat, edebiyat yoksa orada sen de yoksun. Var olmak; farkında olmanın öteki adıdır. Yatıp kalkıp parayı bulmamızı istedi yakınlarımız. Çok zaman yazdıkları para etmese de… kendini tanısa şair; o yeter işte! Hem kolay mı kelimelerle kol kola, gönül gönüle olmak! İnsan olmak; yorulmak ister.

YAŞAMAK YAKINLIĞI

İşini azalt ki yaşamak çoğalsın.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*