Bu bahar bir başka…

Bu sene diğer senelerden çok farklı bir sene oldu. Âdeta tevafuklar senesi diyebiliriz. Zîra yılbaşı ile mübarek üç ayların başlangıcı aynı güne tevâfuk ettiği gibi rahmet ve mağfiret ayı olan ve tabiri caizse biz mü’minlere mânevî baharları yaşatan on bir ayın sultanı Ramazan ayının ilk günü ile bahar mevsiminin başlangıcı da aynı güne tevâfuk etti.

Evet, bu tevâfukların olması bizim için makbuliyete işarettir. Cenâb-ı Hakkın bizlere aynı anda iki farklı baharı yaşatmasının pek çok hikmetleri olduğu ve ilerde çok güzel neticelere vesile olacağına inanıyorum. Kim bilir belki de fecr-i sâdıkın yaşanacağı yahut İslâm’ın dünyaya hâkim olup da nice baharlar yaşayacağımızın alâmetidir. Son yıllarda İslâm âleminde yaşananlar, bilhassa İslâm devletlerinin Gazze konusunda zalimlerin satranç oyunlarına sessiz kalınması, bu zamanın en büyük farz vazifesi olan İttihad-ı İslâm’ın sağlanamaması her ne kadar karamsar olmamıza neden olsa da her dâim ümitvar olmalıyız. Çünkü bizler biliyoruz ki “Şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sadâ İslâm’ın sadâsı olacaktır!”1

Mevsimler içinde baharın yeri bir başkadır. Çünkü bahar demek mutluluk demek, neşe demek, güzellik demek, yeni bir heyecan demek, yeryüzünün yeninden dirilişi demek ve nevruz demek. Böyle güzellikleri barındıran bir bahar, bu sefer Ramazan ayıyla bambaşka bir bahar olacak inşâallah. Bu ay bir nevi bahar kokulu Ramazan, Ramazan kokulu baharı yaşayacağız. Zira Ramazan ayı da manevî bir bahar. Ramazan demek, İslâm’ın beş şartından biri olan oruç demek, rahmet demek, huzur demek, duâ demek ve Allah’ın mağfiretinin deryalar gibi coşması demek. Kısaca mânevî çiçeklerin açması ve etrafa misk ü amber gibi ruhumuzu mest edecek kokuların yayılması demek. İşte bu yüzden bu bahar bir başka olacak.

Ramazan ayının en önemli husûsiyetlerinden biri Kur’ân-ı Kerim ayı olmasıdır. Her şeyin bir baharı olduğu gibi Kur’ân-ı Hakîmin baharı da Ramazan ayıdır. Evlerde günlük hatim cüzleri okunur, câmilerde mukabele takip edilir. Televizyonlar, radyolar kısaca hemen hemen her yer Kur’ân sesiyle dolar. Bahar ayında ise kuşlar ötmeye ve cıvıldamaya, diğer hayvanlar da kendilerine mahsus sesler çıkartmaya başlayarak baharı karşılar ve baharın gelişini bizlere bu güzel seslerle müjdeler. Bir yanda baharın nağmeli sesi, diğer yanda kâinatı okuyan Kur’ân’ın tesirli sesi. Ne güzel bir ahenk değil mi? Bu seslerin ahengiyle birlikte hem maddî hem mânevî iklimin güzelleşmesi ve biz mü’minlerin bu havayı teneffüs etmesi ne güzel bir nimet değil mi?

Evet, baharın gelişiyle toprak canlanır ve bitkiler yeşillenmeye başlar. Âdeta haşrin küçük bir numunesi tarzında ölü gibi görünen kurumuş ağaç dalları yeniden canlanmaya ve çiçekler açmaya başlar. Böylece bahar mevsimi bir hoşâmedi yapar gibi Ramazan ayını çiçeklerle karşılar. Ramazan ayı da Recep ayında ekilen, Şaban ayında filizlenen mânevî tohumların ve çekirdeklerin çiçeklenmeye başladığı bir ay. Gözümüze çiçekler açtıran bahar ve gönlümüze çiçekler açtıran Ramazan…

Evet, Ramazan ayında dünyevî işlerden ziyade uhrevî işlere daha fazla önem vermeye başlar, tuttuğumuz oruçla nefsimizi terbiye etmeye çalışırız. Kur’ân, evrâd, ezkâr ve duaya daha fazla önem verir, günlerimizi malâyâni şeylerle sarf etmemeye gayret ederiz. Lâkin tefekkür gibi önemli bir ibâdeti ihmal ettiğimizin farkında olmayız. Tefekkür de diğer ibâdetler kadar önem arz etmekte ve imanımıza kuvvet vermektedir. Peygamber Efendimiz (asm) “Bir saat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır.”2 buyurarak tefekkürün ne kadar önemli olduğunu ifade etmiştir.

İşte içinde bulunduğumuz şu bahar ayı bunun için çok büyük bir fırsat. Zîra tam tefekkürlük bir zaman. Baharın gelişiyle yeryüzündeki ağaçların, bitkilerin canlanması, tohumların neşv ü nema bulması bizi her an tefekküre dâvet ediyor. Âdeta lisân-ı hâlleriyle “Ey mü’minler! Bize bakınız ve üzerimizde sikke-i ehâdiyeti görünüz. Bizler öyle sizin sandığınız gibi başıboş değiliz. Kendi başımıza hareket etmiyoruz. Bizi idare eden, bize yeniden hayat veren Cenâb-ı Hakkın emri altında hareket ediyoruz. Bizler Cenâb-ı Hakkın isimlerinin birer âyinesiyiz. Geliniz ve üzerimize nakşolunan bu esmâları okuyunuz. Allah’a olan imanınızı kuvvetlendiriniz!” diyorlar. Bize de bu dâvete icabet etmek düşer değil mi?

Evet, tefekkür gafleti izale eder ve yapacağımız ibâdetlerin ihlâslı olmasına vesile olur. İhlâsla yapılan bir amel, ihlâssız yapılan binler amelden daha hayırlıdır. Bu sebeple ihlâsı kazanmaya mecbur ve mükellef olduğumuzu unutmamak gerekir.

Bizler bu dünyaya Cenâb-ı Hakkı tanımak ve Ona kulluk etmek için gönderildik. Bediüzzaman Said Nursî (ra) “Demek ki, insanın vazife-i fıtriyesi taallümle tekemmüldür, dua ile ubudiyettir. Yani ‘Kimin merhametiyle böyle hakîmâne idare olunuyorum? Kimin keremiyle böyle müşfikane terbiye olunuyorum? Nasıl birisinin lütuflarıyla böyle nazeninâne besleniyorum ve idare ediliyorum?’ bilmektir. Ve binden birisine eli yetişemediği hâcâtına dair, Kadiü’l-Hâcât’a lisân-ı acz ve fakr ile yalvarmaktır ve istemek ve dua etmektir.”3 buyurarak bizim bu dünyaya neden geldiğimizi güzel bir şekilde ifade etmiştir. Ramazan ayıyla birlikte baharın da vermiş olduğu coşkuyla bu fıtrî vazifemizi aşkla îfâ edeceğimize inanıyorum. Diğer aylarda ihmal ettiğimiz bu vazifenin kazasını da yapalım inşâallah.

Rabbim bizlere içinde bulunduğumuz bahar aylarının kıymetini bilen ve en güzel şekilde kulluk vazifesini yerine getiren kullarından eylesin. Âmin.

Dipnotlar:

  1. Tarihçe-i Hayat, Yeni Asya, s.145
  2. Suyutî, Camiu’s-Sağir, II/127
  3. Sözler, Yeni Asya, s.352

1 Yorum

  1. BENİM KÖYÜM
    Baharda şenlenir bağı, bahçesi
    Kokusu başkadır benim köyümün
    Unutturur adama gamı, kederi
    Havası başkadır benim köyümün

    Akşam olur herkes döner evine
    Can kurban inan ki benim köyüme
    Gülabi’nin torunları derler bizlere
    Özü başkadır benim köyümün

    Yeşil yeşil meşeleri var dağında
    Meyve ağaçları çiçek açar bağında
    Her çeşit otlar yeşerir toprağında
    Yeşili başkadır benim köyümün

    Köyümün kenarından akar çayı
    Kıvrım kıvrım dolanır sular tarlayı
    Unuttum sanma orda olmayı
    Dostluğu başkadır benim köyümün

    Yaz gelince çıkarlar yaylaya
    Gurbetçiler hasretle döner sılaya
    Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
    Sevgisi başkadır benim köyümün

    İBRAHİM SEVİNDİK

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*