Enerji

“Eğer evrenin sırlarını öğrenmek istiyorsanız; enerji, frekans ve titreşim kavramlarıyla düşünün.”

(Nikola Tesla)

Tesla’nın önerdiği yöntem ve ulaştığı anlamıyla da bakılırsa görülecektir ki, enerji, insana ve yeteneklerine bir hat çiziyor; ‘haydi ulaş’ diyor. İnsan için sınır, benliğiyle vehmettiği alan, zihnin çarklarında ürettiği uzay ve bütün bunlar için gerekli enerji ile belirlenmiştir. Bu halde kâinatın bütünündeki toplam enerji hakikati haldeki durumu ifade eder: 0 (sıfır).

Enerji mekanik, potansiyel, elektrik, ısıl, manyetik, kimyasal, nükleer gibi değişik biçimler alabilir. Bunların tümünün toplamı, sistemin toplam enerjisini oluşturur. Kütleçekiminden kaynaklanan ve tüm pozitif enerji miktarına eş bir de “negatif enerji” miktarı vardır. Yani, evrende ne kadar pozitif enerji var ise bir o kadar da negatif enerji vardır ve bu ikisi birbirini dengeler. Sonuç olarak, evrenin toplam enerji dengesi sıfırdır.

Güneş sistemimiz, içinde Güneşimizden gelen enerji ile dolu… Bunun çok küçük bir kısmı dünya yüzeyine ulaşıyor. Bunun da neredeyse binde birini kullanabiliyoruz. Bir medeniyetin ulaşabileceği son sınırı aslında üzerine düşen enerjiyi kullanabilme yeteneği belirliyor. Bu da bir mühendislik ifade ediyor. İnsan için burada da bir limit var.

Güneş’teki sıcaklığın ve enerjinin kaynağı füzyondur. En önemli füzyon reaksiyonu, en hafif atom olan hidrojenden iki tanesinin bir araya gelerek, ikinci en hafif atom helyumu oluşturmalarıdır. Füzyon enerjisinde amaç; Güneş’in merkezindeki şartları oluşturabilecek enerji santralları kurarak, enerji üretmektir. Bu amaç doğrultusunda Dünya üzerinde yüzlerce araştırma boyutundaki reaktörler inşa edildi. Burada problem sıcaklıktan kaynaklanıyor. Yakıtı 100 milyon santigrat derece gibi çok yüksek sıcaklıklara kadar ısıtmamız gerekir. Yeryüzünde bunu muhafaza edebilecek kadar sağlam bir materyal yoktur. Bütün zorluklara rağmen, füzyon enerjisi elde etmek için büyük ilerlemeler kat edilmiştir.

Diğer taraftan, fotosentezi çözebilsek hiçbir enerji kaynağına ihtiyacımız kalmaz. Büyük  sanayi değişir müthiş bir devrim olur. Bunun için çok çalışıyoruz; laboratuvarda taklit edebiliyoruz ama bitkiler kadar başarılı olamıyoruz. Bediüzzaman’ın şu ifadesi ile enerjinin aslında kaynağı veriliyor:

“En güvendiğin salâbet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yı Musa (as) gibi ‘Fekulna’drib biasâke’l-hacer’ emrine imtisal ederek taşları şakk eder. Ve o sigara kâğıdı gibi ince nâzenin yapraklar, birer a’zâ-yı İbrahim (as) gibi ateş saçan hararete karşı ‘Yâ nâru kûnî berden ve selâmen’ âyetini okuyorlar.” (Sözler)

Madde enerjinin bir biçimi ise, enerji neyin bir biçimi… İrade mi kuvvet mi kanun mu çekim mi?

Yoksa emre amâde olmak ve kün emri ile yaratılan bir titreşim mi?

Kâinatın her anını ve yerini dolduran enerji maddenin, kuvvetin ve hareketin içine girerek; bazen biçimini kazanarak, bazen biçimini belirlerken ya da değiştirirken görmek mümkün. Bunu insan kendi hayatının her aşamasında bir sabit olarak kullanıyor.

İnsanın en büyük hem enerji yönetim ve tüketim merkezi beyindir.

Belirli bir işe odaklanıldığında beynin aktifliği azalan bölgelerinin dinlenme halindeyken aktif olduğu konsantrasyon gerektiren durumda ise yeniden aktifliğinin azaldığı düşünülüyordu. Araştırmacılar bu beyin alanlarını “negatif görev bölgesi” olarak adlandırdı. Negatif görev bölgelerinin etkileşimde oldukları ağ bütününü ifade etmek için kullanılan “varsayılan mod ağı” ifadesi beynimizin dinlenme esnasında ne tür aktivitelerde bulunduğu merak konusu oldu. Öte yandan varsayılan mod ağı sırasında beyinde gerçekleşen enerji tüketimi, bazı uyanıklık durumlarındaki enerji tüketimi ile benzer olduğu gibi için bu kavramla ilgili tartışmalar sonuca bağlanmış değil. Beynimizin hayal kurarken ya da dinlenirken bile tüm bunları gerçekleştirmek için yoğun bir şekilde çalıştığına dair bulgular bir yana, varsayılan mod ağı fikri, beynin belirli görevle meşgul olmadığında ne yaptığını anlamda konusundaki ilgiyi arttırdı.

Enerji sadece harekete değil; dinlenme, uyku, hayal, düşünce, susma gibi durumlar da enerjinin içine girmesi ile mümkündür. Yine başa dönersek beyin hareketle üretilen enerji dinlenme ile aslında tekrar tüketiliyor.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*