Duygu-düşünceleri dış etkenlerden korumak

Kimyada billurlaşma diye bir olay var, bir elementin veya bileşiğin sıvı halden veya çözeltiden kendine has geometrik şekilde katılaşması olayı. Kimyada çok önemli bir işlemdir. Bu işlem ile bir madde saflaştırılır veya bir karışım meydana getiren maddeler birbirinden ayrılır. Eğer, bazen böyle bir çözelti billurlaşmayı reddederse, bu çözeltiyi aynı veya benzer bir maddenin çok küçük bir kristal ile aşılama işlemi yapılır.

Durgunluk devam ettikçe kristal büyür. Sükûnet haftalar veya aylar sürerse laboratuvardan o muhteşem kristaller ortaya çıkar. (Billurlaşma veya billurlaştırma, mineroloji ilminde de çok önemli bir işlemdir. Minerallerin çoğu billurlaşma ile elde edilir.)

Ancak sıvıyı sürekli karıştırırsak, müdahale edersek kristal küçük ve cılız kalır. Psikolojide de durum aynıdır. Herhangi bir psikolojik durumumuzu bilinçli bir şekilde sürekli aklımızda tutalım. Benzer ruh halleri ve fikirler ilginç bir şekilde gelir yanı başına yerleşiverir. Uzun süre bu ruh hali devam ederse bilincimiz üzerinde baskı kuracak kadar etkili, istediğini yaptıracak kadar masif bir güç oluşur çevresinde. Eğer bu kristalleşme anlık sarsıntıya uğramazsa yavaşça muhteşem bir sağlamlığa ulaşır. Ekip sağlam, sessiz ve kalıcı olur.

Ama bu sessiz kristalizasyonu sükûnetle rahat bırakan insan çok azdır. Elimizdeki telefondaki kaydırma eylemimiz, zihnimizi dağıtan bir unsurdur. Bir düşünceyi başka bir düşünce takip eder, daha sonra da başka bir düşünce; çılgın gibi yirmi, otuz farklı duygu peş peşe gelir sarar.

Uzun süre böyle duruma maruz kalan insan kendine yabancılaşır. Bakışlarını dış dünyadan kendisine çevirmeyi beceremez. Daha doğrusu ilgisini dışarıda olan bitene o kadar çevirmiştir ki var oluşunu bulup keşfetmek için kendi içine inmeye cesaret edemez. Rüzgârda savrulan yaprak gibidirler. Tecrübelerinden koca bir hiç edinirler. Onca şeye bakarken aslında hiçbir yere bakmadığı anlaşılır.

Bediüzzaman Said Nursî bu konuda diyor:

“Tefekkür, gafleti izale eder. Dikkat, teemmül; evham zulümatını dağıtıyor. Lâkin nefsinde, bâtınında, hususî ahvalinde tefekkür ettiğin zaman derinden derine tafsilat ile tedkikat yap. Fakat âfâkî, haricî, umumî ahvalâta teemmül ettiğin vakit sathî, icmalî düşün, tafsilata geçme. Çünki icmalde, fezlekede olan kıymet ve güzellik, tafsilatında yoktur. Hem de âfâkî tefekkür, dipsiz denize benziyor, sahili yoktur. İçine dalma, boğulursun.”

Çalışma isteğimizi arttırmaya yönelik irademizi güçlendirmeye yarayacak olan amacımızı belirledikten sonra tüm duygu ve düşüncelerimizi dış etkenlerden kurtarmak ve korumak zorundayız. İçimizdeki güçler arasında amacımızla çelişenleri hiç dikkate almadan unutmamız lazım. Başarının sırrı amacımıza hizmet edecek güçleri bir araya toplamak ve hedefimiz için faydalı olan her şeyden istifade edebilmektir.

  • Zihinsel imgeleme

Bir fikre müdahale etmek, değiştirmek istediğimizde işe bazı hareketleri hayal etmekle, kafada tasarlamakla başlayabiliriz. Bunu sesli bir şekilde dile getirerek kaslarımıza hükmetmeyi kolaylaştırabiliriz. Zübeyir Gündüzalp’ten bazı anekdotları buraya alalım:

-Tembelliğe, basit ve manasız zevklerime müsaade etmeyeceğim.

-Gayrimeşru ve lüzumsuz arzularıma mukavemet ve muhalefet etmeliyim.

Zübeyir Gündüzalp’in Sabah Uyanışı:

  1. Uyanma saatinde; uyanır uyanmaz yorganı ayaklarla itip, sür’atle yataktan Eûzübesmele ile fırlayacağım. “Lâilahe illallahu vahdehu” ve “ve lâhavle” okuyacağım.
  2. Hemen abdest alacağım.
  3. Derin nefes alacağım.
  4. Bu cümleleri 19 defa yüksek sesle tekrarlayacağım:

-Ben hasta değilim.

-Ben müferrahım. (Ferah içindeyim)

-Ben münbasitim. (Geniş, ferah)

-Ben meserretliyim. (Sevinçli, sürurlu)

-Ben neşeli ve neşveliyim.

-Ben sıhhat ve afiyete mazharım.

-Ben bedenen, ruhen, kalben, aklen ve zihnen kuvvetliyim.

-Bende tehavün (umursamazlık) ve tenbellik yoktur.

  1. Derin nefes alma idmanı yapacağım. (Açık pencere önünde veya açık havada 19 defa.) Açık havada, (sabah namazının akabindeki dersten sonra) yarım saat yürüyüş yapacağım.
  2. O sabahki işleyeceğim ameli, program halinde yazacağım. Sonra o gün yapacağım işleri programa yazacağım.
  3. Kahvaltı yapacağım.
  4. Kahvaltıdan sonra 15 dakika sırtüstü yatacağım.
  • Nefsî davranışların ve iradî davranışların sonuçlarını yazmak:

Bazen amacımız ve irademiz kuvvetli olduğu halde eğlencelerimiz anlık galip gelir ve sonuçlarından pişman oluruz. Bu sürekli tekrarladığında ümitsizlik verebilir. Şöyle bir çizelge yapılabilir; 15 gün boyunca değerlendirmeye tabi tutarız kendimizi. Geçici heveslerimizi, anlık eğlencelerimizi, vakit harcadığımız şeyleri bir sütuna yazarız, diğer sütuna da bunların sebep olduğu sıkıntıları, ruh halimizi ve sonuçları yazarız. Yukarıdan baktığınızda sonuçları görünce çok şaşıracaksınız. Günlerin haftaların hatta ayların nasıl boşa gittiğini fark edecek, eğlendiğinizi sandığınız zamanın aslında can sıkıntıları ve pişmanlıkla dolu olduğunu göreceksiniz.

Tıpkı Risale-i Nur’un lezzetin içindeki elemi gösterdiği yöntem gibi biz de aslında iradeyi kırmak uğruna tercih ettiğimiz lezzet, sonucunda bize ne getirmiş ne vermiş, daha net görebileceğiz. Bu, nefsi iknada çok önemli bir yöntemdir.

İçimize gelen duyguları korumak için sonuçlarını hatırlatmak lazım, tembel yaşam tarzının kötülüğünü tekrar tekrar işlemek ve onu çiğnemek lazım. Bir karabiber tanesini yutarsanız hiçbir şey hissetmezsiniz. Ancak onu çiğnerseniz damakta acı bir tat bırakır ve dilinizi yakar, hapşırtır, öksürtür… Tembelliğin ve istenmeyen arzuların bizde tiksinti ve utanç uyandırması için bunların zararlarını adeta çiğneyip kendimize hatırlatmamız gerek.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Marifetname’de, iradenin az yemeye yönlendirilebilmesi için, çok yemenin zararları ve az yemenin faydaları üzerine düşünmenin öneminden bahsetmektedir. Mevlana’ya göre ise düşünmeye ek olarak iradeyi harekete geçiren güç, kişinin talep ettiği şeyi görmesidir, hayal etmesidir.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*