Gelişen teknolojik imkânlar sebebiyle günah işleme otomasyonları günümüzde o kadar ileri seviyeye ulaştı ki, şeytan neredeyse işsiz kalacak. İşsizlik demişken, iş meselesine nereden bakıldığı da önemli tabii. Bazı istatistik kurumlarına göre çalışmıyor olmak işsiz olduğunuz anlamına gelmez. Fizik biliminde ise bir kuvvetin iş yapıyor sayılabilmesi için etki ettiği cisme mesafe kazandırması gerekir. Akşama kadar bilgisayar başında çalışıp klavye tuşlarına basan bir insan tuşlara uyguladığı basınç kuvvetinin tuşların milimetrik mesafede kat ettiği yol ile çarpılması kadar fiziksel iş yapmıştır sadece.
Eski zamanlarda günah işlemek için birtakım mekânlara gitmek, alışverişler yapmak, başka insanlarla bir araya gelmek gibi fiziksel çaba gerektiren aktiviteler gerekirdi. Şimdi bırakın dışarı çıkmayı, insanlar oturduğu yere günahları kendine davet edebilir veya yerinden bile kalkmadan günah ortamlarına dahil olabilir.
Yine eskiden, suç ve günahlar gizli işlenir, etkileri sınırlı kalırdı. Sesli ve görüntülü haberleşme imkânları ile şu anda dünyanın diğer bir ucunda cereyan eden her şey anında önümüze düşüyor. Sıkça maruz kalınan kötülük haberleri maalesef artık kötülüklerin toplumsal kabul görüp sıradanlaşmasına sebep oluyor. Kendi halinde kalsa aklına kötülük fikri gelemeyecek kişilere de kötü örnek oluyor. Yan yana dizilen domino taşları gibi; birini sadece dengesini kaybedecek kadar itmek düşmesi için yeterli. Biri düşünce hemen yanı başındakini de deviriyor ve zincir binlerce domino taşından da oluşsa sonuçta hepsi yeri boyluyor. Üstelik taşların devrilmesi için aynı boy ve genişlikte olması gerekmiyor bile. 2 inç uzunluğunda (yaklaşık beş santimetre) ve 1 inç genişliğinde bir domino taşının, yanı başında bulunan ve kendisinin bir buçuk katı kadar büyük bir taşı devirecek kadar bir enerji aktarımı yapabildiği Hollanda’daki Leiden Üniversitesi fizikçilerinin yaptığı deneylerle ispatlandı. Sürtünme kuvveti ve rüzgâr gibi farklı dış etkilerin olmadığı ortamlarda bu katsayı 1,67’ye bile çıkabiliyor. Yani üstel olarak artan bu etki ile, 5 santimetrelik bir domino taşı ile başlayan ve on iki adet taştan oluşan bir zincirin sonundaki taş, ilk taşın neredeyse 470 katı büyüklüğüne denk geliyor.
Şeytanla ilgili şöyle bir hikâye anlatılır:
Günlerden bir gün, şeytanın yolu bir köye düşmüş. Keyfi yerinde olan şeytan, sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineği sağan genç bir kadını uzaktan izlemeye başlamış.
Şeytan, kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş. Buzağı bu, az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış. Buzağı yerinde debelendikçe boynundaki ip biraz daha gevşemiş ve sonunda yular tamamen çözülmüş. Koşarak annesini emmeye giden buzağı, süt kovasına çarpmış ve bütün sütler yere dökülmüş.
Sağdığı sütün ziyan olduğunu görünce siniri tepesine çıkan genç kadın, eline geçirdiği odunla buzağının kafasına vurmaya başlamış. Darbeleri yiyen yavru, kanlar içinde yere yığılmış. Yavrusuna saldırılmasına kayıtsız kalmayan anne inek, bir tekmede kadını yere serip öldürmüş.
Uzaktan geçmekte olan kadının kayınpederi, ineğin gelinini öldürdüğünü görüp, elindeki tüfekle ateş ederek ineği öldürmüş. Silah sesini duyan gelinin kocası koşup olay yerine gelmiş. Karısını yerde cansız yatar, babasını da elinde tüfekle görünce, belinden silahını çekip tek atışta babasını öldürmüş.
Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen genç adam bu kadar acıya dayanamayacağını düşünüp, bir kurşun da kendi kafasına sıkarak canına kıymış.
Bütün bu olayları bir kenardan izleyen şeytan, “Şimdi bu felaketi de bana yüklerler. Buzağının ipini gevşetmekten başka, ben ne yaptım ki?” demiş.
Şeytanın bütün işi, tahribat nevinden olduğundan, kandırdığı kişinin ilk adımı atmasını sağladıktan sonra köşeye çekilir ve zevkle olan biteni seyreder. Şeytana uyarak ilk domino taşını düşüren kişi, serideki bütün taşlar yere serildikten sonra pişmanlık gösterse ve şeytanı suçlasa da şeytan sadece kendi fikrini beyan ettiğini, taşı düşürme işini kişinin kendisinin yaptığını söyler ve hemen akabinde Allah’tan korktuğu için böyle bir işe girişmeyeceğini bile ifade edebilir. Haddizatında dediği de doğrudur, imtihan dünyasında her bir fert, kendi yapıp ettiklerinden kendi sorumludur. İnsanlara fiilen ortak olsa şeytanın sorumlulukta da ortak olması gerekirdi. Böylece bütün suçluluk duygusunu tek başına yaşayan insan, kendinin kötü olduğuna inanmaya başlar. Geri dönülemez bir yola girdiğini düşünüp umutsuzluğa kapılır.
Şeytanın görevi kıyamete kadar sürecek ve insanları saptırmaya çalışacaktır. Ona kanarak ilk taşı devirince bütün işlerin sarpa sardığını düşünüp rehavete ve kötümserliğe kapılmak yerine henüz düşmemiş olan taşlardan birini destekleyip düşmesini önlemek, geri kalan bütün taşların sağlamca ayakta kalmasına vesile olacaktır. Basınca dayanamayacağını ve taşın düşmesini engelleyemeyeceğini düşünenler bir taşı bulunduğu yerden almak suretiyle de düşme zincirini durdurabilir. Unutmayalım ki, zincirin başında taşlar çok küçüktür ve zincirin sonlarına doğru taşların büyüklüğü geometrik olarak arttığından durdurmak gittikçe zorlaşır. Hataya kapıldığımızı anlayıp nedamet getirdiğimiz dakikada harekete geçersek, en az zararla tahribatı durdurabiliriz. Şeytanın işi kolaysa da onu sevindirmemek de çok zor değil.

İlk yorumu siz yazın