Rivayet edilir ki, şeytan her yeni güne başlarken yardımcılarını etrafına topladı ve onlara şu emri verdi: “Haydi gidin ve Âdemoğluna en büyük günahları işletin!”
Şeytanın askerleri yeryüzüne dağıldı, gün boyu insanlara vesvese verdi, onları türlü günahlara teşvik ettiler. Günün sonunda hepsi şeytanın huzuruna geri döndüler.
Şeytan, tek tek her birine sordu: “Ne yaptınız bugün?”
Kimi dedi ki: “Ben birine hırsızlık yaptırdım.”
Bir diğeri anlattı: “Ben birine yalan söylettim.”
Bir başkası: “Ben iki kişi arasında gıybet etmelerine sebep oldum.”
Şeytan hepsini dinledi ama pek de memnun olmadı. Ta ki yardımcılarından biri gelip şöyle diyene kadar. Bu şeytanın diğerlerinden farklı bir özelliği vardı: bir ayağı topaldı ve bu yüzden çok uzak mesafelere gidemezdi. Şeytan ona döndü ve sordu: “Sen ne yaptın bugün?”
Topal şeytan mahcup bir edayla cevap verdi: “Biliyorsunuz efendim, benim bir ayağım topal, çok uzağa gidemedim. Ama şu yakınlarda, uzun zamandır mutlu mesut yaşayan bir ailenin evine gittim. Orada bir karı kocanın arasına nifak soktum, onları birbirine düşürdüm.”
İşte o zaman şeytan keyiflendi, kocaman bir kahkaha attı: “Ohhh! İşte şimdi oldu! Benim en sevdiğim iş budur. Bir ailenin yıkılması, birliğin bozulması, işte bu benim en büyük zaferimdir!”
Bu ibretlik hikâye, şeytanın en büyük hedeflerinden birinin aile kurumunu yıkmak ve Müslümanlar arasındaki birliği bozmak olduğunu ne kadar da açık bir şekilde gözler önüne seriyor.
Günümüzde ise bu fitne, özellikle dijital medya platformları üzerinden farklı ve sinsi boyutlar kazanmış durumda. Sosyal medya mecralarında gözlemlenen evliliğe karşı olumsuz algı ve boşanmaya yönelik sempati, şeytanın kahkahalarının yankısı gibidir adeta. Evlilik zorlukları abartılırken, bekârlığın sahte özgürlüğü yüceltiliyor. Oysa aile, fıtratın gereği, toplumun temeli ve en kıymetli sığınağımızdır.
Dijital çağın sunduğu yalnızlık kültürü ve sanal ilişkiler, gerçek bağların zayıflamasına, sabırsızlığın artmasına ve evliliğin kutsiyetinin göz ardı edilmesine zemin hazırlıyor. Şeytanın topal ayağı bile, uzun süredir mutlu olan yuvalara nifak tohumları ekmek için yeterli geliyor.
Bu bağlamda, dijital dünyanın sunduğu imkânları kullanarak evliliğin ve aile olmanın güzelliklerini, dayanışmanın gücünü ve sevginin önemini vurgulayan pozitif içerikler üretmek ve yaygınlaştırmak büyük önem taşıyor. Özellikle gençlerin rol modelleri olarak gördüğü kişilerin, evlilik ve aile hayatına dair olumlu mesajlar vermesi, bu konudaki yanlış algıların kırılmasına yardımcı olabilir. Aynı zamanda, aile içi iletişimi güçlendirecek, sorun çözme becerilerini geliştirecek ve sevgi bağını pekiştirecek eğitim ve destek mekanizmalarının oluşturulması da evlilik kurumunun sağlıklı bir şekilde devamlılığı için hayatî öneme sahiptir. Unutmamalıyız ki, sağlam temeller üzerine kurulan ve sevgiyle beslenen aileler hem bireysel mutluluğun kaynağı hem de güçlü bir toplumun güvencesidir.
Unutmayalım ki, aile olmak Allah’ın emridir ve şeytanın en büyük arzusu bu emrin çiğnenmesidir. Dijital dünyanın fitnelerine karşı uyanık olmalı, ailemizin değerini bilmeli ve bu kutlu kurumu her türlü tehlikeye karşı korumalıyız. Zira şeytanın kahkahası, ancak yıkılan yuvaların enkazı üzerinde yankılanır.

İlk yorumu siz yazın