O Allah ki, yarattığı her şeyi en güzel bir şekilde yarattı; insanı yaratmaya da çamurdan başladı. (Secde 7)
Allah her şeyi güzel yarattıysa şeytan niye şer veya kötü olsun?
Bir şeyin yaratılması ayrıdır, benim o şey ile kurduğum ilişki ayrıdır. Benim kurduğum ilişki problemli olunca aslında hayır için yaratılan şeyler benim için şer olabilir, bana zarar verebilir. Benim ilişkim açısından şer olabilir ama bu onun yaratılmasının şer olduğunu göstermez. İnsanlar kullanırken yansınlar diye ateş, ellerini kessinler diye bıçak yaratılmaz.
Çiçekteki dikenin eline batması ve elinin acıması, “Dikkat et, dikeni eline batırma.” haberidir. Bir ayrılık karşısında duyduğumuz üzüntü, “Dünyanın faniliğine takılıp kalma, sen ve her şey geçidir, baki olan ahiret yurdudur.” haberidir. Dikeni eline batırdın diye diken kötü olmaz, ayrılıktan acı çektin diye ayrılık şer olmaz. Dikkat et, iyi bak. Diken de ayrılık da sana haber getirmek için, fenayı ve bekayı hatırlatmak için var.
Yaratıcım hastalığı, çürümeyi, ölümü bana sevdirmemiş. Onun için bunlardan kaçacağım. Bunları istemeyeceğim. Ama hastalığın, faniliğin, ölümün haberlerine de kulak kesileceğim. Bunlarla bana gelen mesajları dinleyerek hayatı anlamlandıracağım. Bunların tesadüfen geldiğini düşünüp hayatı kendime zehir etmeyeceğim.
Yaratıcım her şeyi mutlak hayır ile yaratır. Şeytanı bile! Ben yaratıklarla olan ilişkimde onu kendime şer de yapabilirim hayır da. Allah şeytana fiilî bir durum, bir zorlama, yaratma gücü vermemiştir. Şeytan ancak teklifte bulunur. Şeytanın ve nefsin (ki ikisi de aynı işlevi gördükleri için bir gibidirler) teklifine uyarsak şeytan bizim için kötü olur, bizi Cehenneme yuvarlandırır.
Ama şeytanın tekliflerine hayır der, hayrı tercih edersek şeytan bizi Cennete götüren bir binek olur. Şeytan sana binerse şer, sen ona binersen hayır olur. Deveye biner uzun yollar gidersin ama deveyle yatmazsın.
Elim kesildiğinde de hastalandığımda da ayrılık acısında da musibet olarak gördüğümüz her şeyde bana acı veren yaratıcımdır. Bana diyor “Bak bu acıyı anlamlandıramadığın zaman kendini sefalete ve cehenneme de atarsın. Veya bu acı bineği ile hayatı, varlığı, yaratılışı, kendini anlamlandırarak cennete de kanat açabilirsin.” Ona göre kendini eğit, merdane musibetlerin, şeytanın karşısına çık. Ondan öğren. Onu kendine binek yap.
Yaratıcımız her şeyi hayır olsun diye yaratır. Kendine o şeyi şer yapanı da acı ile, mutsuzlukla uyarır. Ne güzel yaratılış. Rabbimiz hayır tercihlerimize mutluluk vererek bizi mükâfatlandırıyor. “Evet, evet, güzel tercihte bulundun, devam et.” diyor. Şer tercihlerimizde de bizi kendi halimizde çamurun içinde bırakmayıp acı ve üzüntü ile uyarıyor. “Bak, şer bir tercih yaptın. Onun için bu sıkıntı, stresi sana gönderiyorum, bunlar sana bir uyarı, tercihlerini değiştir, yanlış yapıyorsun.” diyor. Elhamdülillah, Rabbimiz bizi bize, bizi şeytanın ellerine bırakmıyor.
Kimse sevmez imtihan olmayı. Ama imtihan olmasa nasıl bir şeyler öğrenebilir, üst sınıflara geçebiliriz? Şeytanı sevmeyelim ama şeytan bizim için eğitim, öğrenme, terakkî vesilesidir. Şeytana kızmayalım. Onun fısıltılarına hayır diyerek Cennete gidiyoruz. Benim Cennete gitmeme vesile olana kızılmaz. Sadece şerrine karşı uyanık olunur.
Son olarak şeytan dediğimiz şeyi o kadar büyütmeyelim. Çünkü o kadar akıllı bir varlık da değil zannedersem. Allah’ı biliyor. Ona ortak da koşmuyor. Yani şeytanın kendisi müşrik değil. Kâfir değil. Sadece enaniyetinden Rabbinin emrine hayır diyor ve Cenneti, Cehennemi bildiği halde Cehenneme yuvarlanıyor. Buna ben aptallığın dibi derim.
Rabbim bana dese ki “Levent şunu yap”, aklıma hiçbir şekilde yatmasa da onu yaparım. Madem ki O Rabbimdir, her şeyi benden iyi bilir. Hz. İbrahim’e dedi, “Hayattaki tek güvencin olan tek bir oğlunu benim için kurban et.” Hz. İbrahim akıllıydı. “Belâ (evet)” dedi, “Sen benim de İsmail’in de Rabbimizsin. Senin her isteğin bize emirdir, anlasak da anlamasak da işitir ve itaat ederiz.”
Aptal şeytan Rabbiyle muhatap olduğu, müşrik veya kâfir olmadığı halde sırf enaniyetinden Cehennemi boyladı. Bize güzel bir ders oldu.
Yaratılışta şer yoktur. Hayır vardır. Bana zarar verdiği için ben ona, şeytana şer diyorum. Ama bu zarar, acı, üzüntü şer değil, hayırdır. Yoksa ben yanlışın yanlış, kötünün kötü olduğunu nasıl öğrenebilirdim? Kendimi nasıl düzeltebilirdim?
İrade-i cüz’iye alternatif ile çalışır. Alternatifsiz irade olmaz. Şeytan bize alternatifler sunar. Biz de ona “Gördüm seni şeytan” der ve cennet-i a’lâya yürüyüşümüze huzur ve mutlulukla devam ederiz. Şeytanın en büyük hilesi kendisini inkâr ettirmektir. Şeytanı gördük mü ortada şeytan diye bir şey kalmaz.

İlk yorumu siz yazın