Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu

“Morg neden tek heceli kelime o gün anladım. İki heceli olsa çıkmaz insanın ağzından …” diyor Şermin Yaşar. Bu yazımda sizlere  “Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu” adlı kitabı tanıtmak isterim. Hani derler ya, Allah ölümü dağlara vermiş, koca koca dağlar bu durum karşısında un ufak olmuş, sonra denizlere vermiş, ölünce bir deniz diğer denizde fırtına olmuş, kasırga olmuş, ölümü kaldıramamış. Sonra insanlara vermiş ve bakmış ki bir tarafta ölürken birisi diğer tarafta doğuyor bir yenisi!

En kolay alışan insan olmasına rağmen insanın da kabullenemediği, aşamadığı durumlar var. Kitapta “Berhudar Olayım Necmi Enişte” isimli öyküde on yıl önce eşi vefat eden Ferhunde halanın trajik komik yaşamından bahsediyor. Necmi enişte vefat ediyor ama Ferhunde hala yokluğunu kabul etmiyor, sanki hala o evde yaşıyor gibi davranıyor, konuşuyor. Tabi burada Şermin Yaşar’ın olayları hafif tiye alan üslûbu devreye giriyor ve korkunç olabilecek haller komediye dönüşüyor. Kitaba adını veren öyküye gelecek olursak bakanlıkta çalışan bir memurun görev açısından üstü olan Reyhan Hanım’a olan platonik aşkı anlatılıyor. Her gün yan yana olmalarına rağmen duygularını ifade edemeyen, ölünce ancak mezarında itiraf edebilen birinin yaşadıklarından oluşuyor. Reyhan Hanım’dan sonra bakanlıkta ölen herkesin cenazesine kahramanımız görevlendiriliyor. Bu misyonu sahiplenmekle kalmıyor vefat edenlerin resimlerinin de yer aldığı bir koleksiyon hazırlıyor. Aslında hepimizin zihninde de böyle bir koleksiyon yok mu? Günlük hayatın içinden eş dost herkesi içerisinde bulabileceğiniz bir öykü kitabı. Yer yer içimize oturan, yer yer gülümseten… Hikâyemizin kahramanı benim de yaşamaktan korktuğum durumu gözümüze sokuyor. Sevdiklerimize söylemek istediğimiz şeyleri söyleyemeden hayat ya son bulursa? Her şeyin sınırı kara toprağa kadar kalırsa? Ölüler yaşayanlardan daha çok çiçek alır, çünkü pişmanlık minnetten daha güçlü bir duygudur.

Annesi babası tarafından sevilmeyen, yengesi tarafından emzirilen, babaannesinin büyüttüğü Nurşen’in hikâyesi de beni derinden etkiledi. Bir bayram sabahı gittiği mezarlıkta taşın üzerinde adını, soyadını görünce anlıyor gerçeği Nurşen. Ablasının öldüğü gün dünyaya geldiğini, günah keçisi olduğunu. Annen yoksa kimse doyuramaz seni, annen yoksa kimse saramaz seni.

Kitapta on dokuz hikâye var. Hepsi ölümle kaybedişi anlatmıyor: Ayrılıklar, boşanmalar, vazgeçmeler. Nereden bakarsanız bakın hepsi göçüp gidenler. Beni en çok etkileyenlerden biri de Fehime halamı kaybedip tekrar bulduğumuz gün. Zorla kaçırılan Fehime’nin zorla bir eve kadın edilişi, bir adama mahkûm oluşu, bir yatalak hastaya hasta bakıcı edilişi anlatılıyor. Daha acısı ne biliyor musunuz? Ailesinin vazgeçmesi, yok sayması. Kitapta memleketimden insan manzaraları diyebileceğimiz birçok hikâye, birçok insan var. Yazarın dili gayet açık anlaşılır, insanı sıcacık saran bir yapıda.

Şermin Yaşar’ın öykücülüğünün kalitesi tescilli ancak bu kitap bir başka lezzette. Belki de bu kadar etkilemesinin sebebi eşinin de bu göçüp gidenler kervanına katılmış olması olabilir. Muhabbetle kalın vesselâm…

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*