FISILTILARA SATILIK FITRAT

FISILTILARA SATILIK FITRAT

Bu ayki dergimizin kapak konusu olan yozlaşma kelimesi, olması gerekenden uzaklaşma, doğru olandan sapma, orijinali bozma manalarına gelir. Ben de naçizane bugün bu manaları ile çoğu insanın sürekli kendi fıtratını ister istemez yozlaştırıyor olmasına dikkat çekmeye çalışacağım.

Hiçbiri birbirine benzemeyen insanların yaratılışlarında Allah’ın koyduğu, onları eşsiz kılan fıtratları var. Bu fıtratlar ona sahip olan insanı anlatan, kişi büyüyüp geliştikçe sonsuz kriterler ile dolu yeni yeni sayfaları keşfedilen bir kitap gibidir. Aynı zamanda Allah’ın, yarattığı hiçbir şeye benzememesinin yani “muhâlefetün li’l-havâdis” sıfatının insanlar üzerindeki cüz’î bir tecellisidir. Her insan birbirinden farklı birer motor gibidir. Hepsinin yakıtı birbirinden farklıdır. Kişi başka birinde çok güzel çalışan bir yakıtı alıp kendininkine uyarlamaya çalışırsa o motor mahvolur ve artık hem tamiri çok zor hem de doğru çalışamayan bir hâl alır.

İşte her insanın fıtratı böyle farklı olduğu için aynı zamanda herkesin ulaşmak istediği nokta, başarmak istediği şey de farklı. Ve birçok insan bu hedeflere ulaşabilmek adına maalesef nasıl, ne şekilde yaptıkları fark etmeksizin bu hedeflere ulaşmış kişileri kendilerine örnek alıp sorgulamadan, incelemeden bu insanların her yaptığını doğru kabul ediyor. Nasıl ki dinimiz dahi bizi sorgulamaya yönlendiriyor, sorgulamadan körü körüne inanmak doğru Müslümanlık olarak kabul görmüyorsa, öyle de insan Allah’ın bize en büyük nimetlerinden biri olan doğrudan bizi yaratmasının, bizi biz, beni ben, seni sen olarak var etmesinin değerini bilip bu fıtrata zarar verebilecek tüm eylem ve hatta düşüncelere bir filtre çekerek, onları sorgulayarak, onların benliğimize büyük ve geri dönüşü zor hasarlara yol açmaması için önlem almalıyız.

Fıtratın korunmasının ne kadar önemli olduğunu buraya kadar açıklamaya çalıştım. Yanlış örneklerin fıtratta kötü değişimlere yol açabileceğinden bahsetmeye çalıştım. Ama akıllara şöyle bir soru da gelebilir elbet: Fıtratta iyi değişiklikler olamaz mı? Şimdi bu gerçekten çok önemli ama aynı zamanda tuzak bir soru bence. Öncelikle fıtratı tam olarak anlamalıyız. Yazının başında da bahsettiğim ve ana fikir olarak ele aldığım gibi fıtrat yozlaşabilir, orijinalliğini kaybedebilir, doğrudan yanlışa kayabilir. Yani insan fıtratı özünden temizdir, doğrudur zaten. Allah kimseyi günahkâr yaratmaz. Kimse günahlarına bahane olarak “Benim fıtratımda günah işlemek var” diyemez. İnsanın imtihanı da zaten bir nevi budur, fıtratını olabildiğince Allah’ın yarattığı ölçüde korumak. Mesela hilekâr, namert ama başarılı biri sadece başarısına bakılarak her yönüyle örnek alınılırsa hilekârlık, namertlik gibi değerler fıtratta yer almadığı için o fıtratı bozar. Ancak başarılı ve dürüst biri örnek alınılırsa zaten fıtratta yer alan dürüstlük hâli bozulmadan fıtrattaki yerini sağlamlaştırır ve insan bir nevi imtihanlarından birini, bu fıtratı koruma, sağlamlaştırma vazifesini de yerine getirmiş olur. Yani fıtrat Allah’ın mükemmel bir şekilde kötü yanı olmadan yarattığı bir nimetidir ve yazının başında da dediğim gibi her insanın fıtratı başkadır, yani başka güzeldir. Kimisinin özünde dürüstlüğü ön plana çıkar, kimisinin yardımseverliği, kimininse şefkati. İşte bu değerlere sahip çıkabilmek için olabildiğince dış etkenlere karşı önlem almak, sorgulayıp incelemeden her şeyi güzel veya doğru kabul etmemek gerekir.

Ama öyle ya da böyle maalesef bazen insan yine insanlığını yapar, özenir, aldanır. Başka birine özenip onun gibi olmak için kimliğinden, onu o yapan benliğinden, yani doğrudan kendisinden ödün veren o insana şunları sormak gerekir:

Bugün başkalarını memnun etmek, seni sen olmayan biri olarak gösterebilmek ve başkalarına bana bakın diyebilmek için taktığın bu maskeyi yarın çıkarman gerektiğinde altından çıkan yüzü artık sevebilecek misin, yoksa ondan korkar hale mi geleceksin?

Uğruna kendi iç güneşini yok ettiğin toplumun alkışları sustuğunda, yapay ışıklar söndüğünde ve kendi iç karanlığında tek başına kaldığında ne cevap vereceksin yankılanan ben kimim sorularına?

Dön bir bak, acaba bu namert yolda şu koskoca fıtrat çınarının hangi dallarını, hangi boş hevesler uğruna budadın?

Böyle daha binlerce cevapsız kalacak soruya karşı kendimizi savunabilmek ve bu durumlara düşmemek için bize bu fıtratı en temiz hali ile teslim eden Allah’a sığınıp, Onun merhametine nail olabilenlerden olalım inşaallah. Âmin. Ecmain.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*