Kastamonu’da lise talebelerinden bir kısmı yanıma geldiler. “Bize Hâlık’ımızı tanıttır; muallimlerimiz Allah’tan bahsetmiyorlar” dediler.
Ben dedim:
“Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla, mütemadiyen Allah’tan bahsedip, Hâlık’ı tanıttırıyorlar. Muallimleri değil, onları dinleyiniz.”
Sözler, Y.A.N., Lugatçeli-2025, s. 181
* * *
Her şeyden Cenab-ı Hakka karşı pencereler hükmünde çok vecihler var. Bütün mevcudatın hakaikı, bütün kâinatın hakikati, esma-i İlâhiyeye istinad eder. Her bir şeyin hakikati, bir isme veyahut çok esmaya istinad eder. Eşyadaki sıfatlar, sanatlar dahi, her biri birer isme dayanıyor.
Hatta hakikî fenn-i hikmet, Hakîm ismine ve hakikatli fenn-i tıp Şâfi ismine ve fenn-i hendese Mukaddir ismine, ve hakeza, her bir fen bir isme dayandığı ve onda nihayet bulduğu gibi; bütün fünun ve kemâlât-ı beşeriye ve tabakàt-ı kümmelîn-i insaniyenin hakikatleri esma-i İlâhiyeye istinad eder.
Sözler, Y.A.N., Lugatçeli-2025, s. 704
* * *
İnsanın vazife-i fıtriyesi taallümle tekemmüldür, dua ile ubudiyettir. Yani, “Kimin merhametiyle böyle hakîmâne idare olunuyorum? Kimin keremiyle böyle müşfikane terbiye olunuyorum? Nasıl birisinin lütuflarıyla böyle nazeninâne besleniyorum ve idare ediliyorum?” bilmektir. Ve binden ancak birisine eli yetişemediği hâcâtına dair, Kàdiü’l-Hâcât’a lisan-ı acz ve fakr ile yalvarmaktır ve istemek ve dua etmektir. Yani, aczin ve fakrın cenahlarıyla makam-ı a’lâ-i ubudiyete uçmaktır.
Demek, insan bu âleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir. Mahiyet ve istidat itibarıyla her şey ilme bağlıdır. Ve bütün ulûm-u hakikiyenin esası ve madeni ve nuru ve ruhu, marifetullahtır. Ve onun üssü’l-esası da iman-ı billâhtır.
Sözler, Y.A.N., Lugatçeli-2025, s. 352
* * *
Vicdanın ziyâsı, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizâcıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.
ESDE, Y.A.N., Lugatçeli-2025, s. 214
* * *
Feyâ li’l-aceb! Köle efendisine ve hizmetkâr reisine ve velet pederine nasıl düşman ve muarız olabilir? Hâlbuki, İslâmiyet fünunun seyyidi ve mürşidi ve ulûm-u hakikiyenin reis ve pederidir.
Muhakemat, Y.A.N., Lugatçeli-2025, s. 23

İlk yorumu siz yazın