ADALET ALGISINDAKİ EROZYONUN ÇOCUK SUÇLARINA ETKİSİ

Çocuk… Akla geldiği an masumiyet, saflık, sevimlilik kavramlarının insan zihninde canlandığı küçükler… Ancak son zamanlarda çocuk denilince bu kavramlar değil olumsuz kavramlar canlanır oldu. Zira toplumda son zamanlarda işlenen suçlarda adlarını sıkça duyar olduk. Cinayet, yaralama, hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçların faillerinin henüz 18 yaşını doldurmayan çocuklar olması, bu suçların çocuklar tarafından pervasızca işlenebiliyor oluşu bizi de derin düşüncelere sevk etmekte, suç işleyen çocukların suç işleme nedenlerini ve bunların çözüm yollarını sorgulamaya itmektedir. Bu sorgulamaların şimdi yapılmadığı takdirde gelecekte daha büyük bireysel ve toplumsal problemlere yol açacağı kuşkusuzdur.

Çocukluk ve gençlik çağları, akıldan ziyade hissiyatın ön plana çıktığı dönemlerdir. Bu dönemde kişinin karakteri, hayat görüşü şekillenmeye başlar. Yine bu dönem müsbet davranışların teşvik edilmesi gereken bir dönemdir. Aksi takdirde menfi cereyanlara kapılmaya müsait genç ve çocuklar toplumun huzuru için büyük bir tehdit haline gelecektir.

Günümüzde ise maalesef sosyal medya ve arkadaş çevresinin etkisiyle çocuk ve gençlerin suç işlemesi ve suça erişimi kolaylaşmıştır.  Anne babaların çocuklarını ihmal etmesi neticesinde çocuk sosyal medyada, dışarıda arkadaş çevresiyle daha çok vakit geçirmekte, anne babanın sebep olduğu boşluğu da sosyal medya ve arkadaş çevresi doldurmaktadır. Böylece çocuk yönlendirmelere açık hale gelmektedir.

Son yıllarda artan çete faaliyetleri de çocuk suçlarının artmasında başka bir etken. Sosyal medyada örgütlenen çeteler kimlik arayışında olan çocukları yasa dışı faaliyetlerinde kullanmakta. Zira çocuklar çeteler için yönlendirmeye en müsait toplum tabakası. Çocuk, yasa dışı topluluğa aidiyet duygusuyla suç işliyor. Bunu da bir başarı, çete içinde bir statü elde etme olarak görüyor. Kanunda suça sürüklenen çocuklar hakkında ceza indirimi öngörülmesi de bu çetelerin tabir-i caiz ise işine gelmekte.

Kanunda suça sürüklenen çocuklar için öngörülen ceza çocuk olmayan kişilere göre daha az. Verilen cezanın da önemli bir kısmı İnfaz Kanunu’ndaki düzenlemeler sebebiyle hapis cezası olarak infaz edilmiyor. Kanunlardaki bu düzenlemeler de çocuk suçlarıyla mücadelede yetersiz kalıyor. Caydırıcılığın olmadığı, eğitimin kalitesizleştiği, dinî eğitimin önemsenmediği, toplumun yozlaştığı, ekonominin kötüleştiği, adaletin erozyona uğradığı bir ortamda çocuk suçlarının daha da artması kaçınılmaz.

Başka bir çocuğu öldürecek, lise arkadaşını komaya sokacak kadar yaralayacak, başkasının malını izinsiz olarak alacak, kredi kartlarını boşaltacak kadar cesaretli bir çocuğun, işlediği suçun sonucu olarak bir yetişkin gibi hapiste kalmak zorunda olacağı bilincinde de olması; bunun sağlanması adına yasal değişikliklerin de bir an önce yapılması gerekmektedir. Aksi takdirde gençler daha da azılı hale gelecek ve toplumun huzurunu kaçıracak; suç işleyenin işlediği suçun yanına kâr kaldığını düşünen toplum da adalete güven duygusunu tamamen kaybedecektir.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*