Şeftali Bahçeleri hikâyesinin yakın okuması

“Şeftali Bahçeleri”, Türk edebiyatında mekânın insan üzerindeki etkisini en net şekilde gösteren hikâyelerden biri olarak görülür. Hatta öykü boyunca mekân metne katkıda bulunmaktan da öteye geçip kurguyu ele geçirmiş durumda bile denebilir ki zaten ilk paragrafta karakterimizden önce şeftali bahçelerinin gerçekçi bir betimlenişiyle öyküye başlıyoruz. Buradan hareketle, olay örgüsü kısaca Agâh Bey karakteri ve mekânın çatışması, ardından Agâh Bey’in mekâna yenilmesi şeklinde özetlenebilir. Hikâye özünde dünyadan kopuk Anadolu halkı ve halkından kopuk bürokrat tipinin kısır döngüye dönüşen ilişkisi(zliği)ni anlatıyor.

Öykü, Akdeniz yakınlarında ismi verilmeyen ve muhtemelen hayal ürünü olan bir kasabada geçiyor. Agâh Bey kasaba halkı özelinde millete hizmet etmek düşüncesiyle geldiği bu yerde kasabayı kendisine hizmet ettiren memurlar arasına katılıp herkesleşiyor. Anlatıcı bile ırmakta yıkandığı andan son kısımda dönüşümünü özetleyene kadarki kısımda Agâh Bey’den sadece ismi ile bahsetmeye başlıyor, adeta sudan çıktığında “Bey” ünvanını da orada bırakmış gibi.

Şeftali bahçelerinin cazip havasının dışında bu memurların neden buraya atandığı hakkında ise çok az şey biliyoruz. Neden devrin hoş görmediği devlet adamları bu kadar güzel bir mekâna “atılıyor”? “Aslında çoğu, devrin hoş görmediği, başından savdığı kimselerdi. Yükselme ümidinde olmadıklarından resmî işlere önem vermezler, zevklerine bakarlardı.” kısmında bu insanların devlet kademelerinde yükselme ümitlerinin kalmadığı anlaşılıyor. Ana karakteri tanıtan şu kesit karakterin geleceği hakkında olacakları sezdirirken geçmişiyle ilgili bir takım ipuçları vermekten öteye gitmiyor: “Agâh Bey dünya gidişinden habersiz, kuramsal görüşlerle büyümüş dik başlı, kuru zevkli bir adamdı. Mülkiyeden çıktıktan sonra Avrupa’ya kaçmış, fakat nüfuzlulardan birinin aracılığıyla İstanbul’a dönmüştü. Tam dört ay Zaptiye Nezareti tutukevinde sebepsiz alıkonulduktan sonra buraya Yazıişleri Müdürlüğüyle atılmıştı.”  Agâh Bey devrin hoş görmediği ve yakınlarında görmek istemediği adamlardan olsa da hikâyenin devamında anlaşılacağı üzere ortadan kaldırmaya değecek kadar büyük bir tehlike de teşkil etmiyor. Zaten kendisinin idealistliğinin sahici bir yerden değil de gidip gördüğü Avrupa’dan özendiği bir özellik olduğu anlaşılıyor.

Bütün bunların yanında, hikâye boyunca aslında bir ifrat-tefrit çatışmasına şahit oluyoruz. Agâh Bey ya anlatıcının deyimiyle “dik başlı ve kuru zevkli” çekilmez bir görev adamı olup yalnız kalıyor ya da tamamen zevk ve sefaya düşüp faydasız birisine dönüşüyor. Üstelik bu dönüşüm esnasında sadece davranışları değişmiyor; dünya görüşü de değişiyor. Avrupa’ya gittiğinde oranın makbul kişisi olan “görev adamı” kişiliğine bürünürken kasabaya geldiğinde ise bu mekânın makbul kişisi oluyor. Dikkat çekici detaylardan bir diğeri ise hayatının her iki döneminde de halkla ilişkisi tamamen kopuk. Ya hükümet binasına kapanıp orada projeleriyle uğraşıyor ya da kendini tamamen üst-sınıf memurlarla dolu sefa dolu bir eğlence hayatının içine atıyor; asla halktan biriyle konuşup dertlerini dinleme gibi bir sahne görmüyoruz. Böyle bir şeyin iması bile yok.

Sonuç olarak, Refik Halit Karay’ın “Şeftali Bahçeleri” öyküsünde mekânın kurguya ne kadar büyük bir etkisi olabileceğini açık şekilde görüyoruz. Aslında cennet gibi güzel bir meyve bahçesinin insan nefsinin zayıflıklarını yakaladığında nasıl bir canavara dönüşüp bütün kasabayı yutabileceğini anlıyoruz. Başka bir taraftan da millet için çalışmaya and içmiş bir memurun bunu halktan kopuk şekilde yapmaya çalıştığında nasıl duvara tosladığını da müşahede ediyoruz.

Kaynaklar:

Karay, Refik Halit. “Şeftali Bahçeleri”, s. 39-48

 

Altını Çizdiklerim

 

“Zevk, safa bu adamları bir deniz gibi, gırtlaklarına kadar sarmıştı, içinde rahat, sakin bir balık hayatı geçiriyorlar, dünya ile meşgul olmuyorlardı.”

“Şimdi geçen günlerdeki hizmet, imar ıslahatı gibi fikirlerini hatırladıkça nargilesini gürleterek gülüyor, arkadaşlarına kendini mazur göstermek için:
-Toyluk, ne yaparsın?… diyordu…”

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*