Günde 10 Dakika Okumak Neyi Değiştirsin?!

Selamlar sevgili okur. Bu sorumsu cümleyi (kendime) Zübeyir Ağabeyi okuduktan beridir seslendiriyorum. Bir insan günde 10 dakikacık Risale okumakla hayatında neyi değiştirebilir ki, diye düşünüyorum. Kendime güzel güzel cevaplar da veriyor, hayatımdaki değişimleri tecrübe de ediyorum. Ama nefis işte hazır lezzete müptela kerata, üzerinden zaman geçince unutup, gaflete dalmak için fırsat kolluyor. Bu ayın konusunu da fırsat bilip çevremize danış ettik Sultanımla. Sorduğumuz ve “okur, yorum yaparım” diyen dostların yorumlarını istifadenize sunarım. Eklemek isterim ki ‘okuyup, yorum yapmayan’, ‘ben zaten okuyordum, diyen’, ‘tepkiliyim, bu konuda konuşmak istemiyorum’ diyenler de oldu. Başımızın üzerinde yeri var hepsinin. Buyurunuz;

Alzhraa Ali Mohamed (doktora öğrencisi)

Thank you so much for this book.

I really liked it. I stopped reading outside my major of study since I was in the middle school, and this book will make me read again beside my Doctorate.

1- The Arabic version of the book seems to be the original version. Even I thought that the writer wrote it in Arabic, I didn’t think it is translated.

2- The content could be classified as a balanced logic combination of religion and psychology, and mindfulness.

3- The use of story telling examples to explain the idea and the target meaning and conscious message is so good and simple that everyone can understand and it easily touches the heart and attracts the mind.

4- For me I consider this book as a guide for listening to Allah’s words and messages to us in our daily life, our feelings, our ideas. I also, think that this book could provide a reminder to ourselves to save our hearts and minds in such a life full of dispersal factors.

I read the first three words (chapters) it took 15 minutes.

I will continue insha’Allah

Tercemesi;

Bu kitap için çok teşekkür ederim.

Gerçekten çok beğendim. Ortaokul yıllarından beri, kendi uzmanlık alanımın dışındaki kitapları okumayı bırakmıştım; fakat bu kitap, doktora çalışmamın yanında yeniden okumaya başlamama vesile olacak.

1- Bana gönderdiğin Arapça versiyonu orijinal hâli gibi görünüyordu. Hatta yazarın kitabı Arapça yazdığını düşünmüştüm önce; çeviri olduğuna ihtimal bile vermemiştim.

2- İçerik; din, psikoloji ve farkındalığın dengeli ve mantıklı bir birleşimi olarak sınıflandırılabilir.

3- Yazarın, fikri ve hedeflenen manayı açıklamak için kullandığı hikâye anlatımı, örnekleri o kadar sade ve güzel ki herkes rahatlıkla anlayabilir. İnsanın kalbine dokunuyor ve zihnini hemen kendine çekiyor.

4- Benim için bu kitap, Allah’ın sözlerini ve bize günlük hayatımızda, duygularımızda ve düşüncelerimizde gönderdiği mesajları dinlememize rehberlik eden bir eser olarak tanımlayabilirim. Ayrıca bence, günlük hayatın gafletinden dağılan zihnimiz ve kalbimizi toparlamak için uyarı mahiyetinde bir kitap.

İlk üç sözü (bölümü) okudum; 15 dakika sürdü.

Devam edeceğim inşaallah.

Merinet (lisans öğrencisi)

Uzun süredir Risale okuması yapmayan normal bir talebeydim. Dergi köşesi için katılım sağlamam talep edildiğinde risale okumalarıma tekrar dönmek için bir motivasyon olarak gördüm ve kabul ettim. Okumalarıma henüz yeni yeni  başlarken günlük yaşam problemleri ile kafam doluydu okurken ama okudukça sakinleştim, duruldu düşüncelerim. Başta ne okuduğumu takip edemiyorken harfleri tane tane takip ederken buldum kendimi. Birkaç gün sonra düşünce trafiğim durulmadığı için okumadan önce biraz tavana bakıp bekledim, okumamı bitirdiğimde ise gelecek günlerim için biraz da motivasyon toplamıştım. Risale okumak gurbet topraklarda olsanız bile sizi takip eden Yaradanın olduğunu hatırlatıyor, hatırladıkça Onun hoşuna gidecek ameller yapmak için telaşlanıyorsunuz. İslamiyetten uzak yaşayan insanlar arasında imanınız çiçek gibi açıyor yeniden çünkü artık bakmıyorsunuz, görüyorsunuz. Günlük okuma yapmanın diğer faydası da zihnimi dinç tutması, risale okuduğum günlerde üretken geçirmediğim her dakika vicdan azabı çekiyorum. Yanlış anlamayın normal günlerde bu durum beni hiç rahatsız etmezdi ama şu an geçen zamanın farkındayım. Sonuç olarak 9 gün 15’er, 1 gün de 20 dakika olmak üzere toplam 140 dakika okuma yaptım. Dertler bitmiyor evet ama proaktif olmak için daha hevesliyim.

Hamit Akar (lisans mezunu)

Birkaç gün önce uzun süredir ihmal ettiğim Risale-i Nur okumalarına tekrardan başladım. Günümün belki de 5-10 dakika gibi oldukça kısa bir süresini ayırmama rağmen bu okumaların bana hissettirdikleri neden bu kadar uzun süredir okumadığımı sorgulattı. Dünyevî meşgalelere aldanıp ihmal ettiğim Kur’an-ı Kerim okumaları ve Risale-i Nur okumaları için günde 1 saatimi ayırmayıp geri kalan nispeten boş işlere daha uzun süreler ayırıyor oluşum biraz canımı sıktı. Bu durumu değiştirmem gerektiğine kanaat getirdim.

Okumalara başladıktan sonra psikolojik olarak daha iyi hissetmeye başladım ve odak noktamın daha uhrevî konulara kaydığını hissettim. Dünya hayatındaki bir problemimi düşünmek yerine kendi nefsimle ilgili neleri yanlış yaptığımı, bunların yerine hangi doğruları yapmam gerektiğini düşündüğüm bir zihniyet içerisine girdim. Zaten genel olarak okuma işinin psikolojik olarak fayda sağladığı bir gerçek ortadayken bu okuma işini mantıklı ve ahiret hayatımızı da düşünerek icra etmek benim için pozitif bir etken oldu.

Rahatsız olduğum bir ruh halinden daha rahat hissettiğim bir moda geçmek kendimi iyi hissettirdi. Bundan sonra önemli olan bunun geçici olmamasını ve bir rutine oturmasını sağlamak. Zübeyir Gündüzalp Ağabeyin de dediği gibi: “10 sayfa okuyan kendini muhafaza eder, 15 sayfa okuyan şevke gelir, 20 sayfa okuyan hizmet eder.”

م (önlisans mezunu, lisans öğrencisi)

Hayatın bunaltıcı anlarında elime aldığım Risale metni, tam da o anki sıkıntıma dair çarpıcı bir teyit sundu. Ben, hayatın sunduğu bu tür tevafukların gücüne inananlardanım. Ve bu kez gelen cevap, tam da ihtiyacım olan perspektifi getirdi.

Risale’ye göre dert, çoğu zaman bir aynadan ibarettir. Takılıp kaldığımız, kendimizi yaraladığımız o olaylar, aslında küçük bir cam parçasından farksızdır. Bu benzetme bana ilham verdi; içinde bulunduğum duruma bir isim koyarak onu küçülttü ve adeta anlık bir terapi etkisi meydana getirdi. Sorunu ufaltma konusundaki bu bakış açısına gönülden katıldım.

Ancak, Risale’nin işaret ettiği “asıl sorunumuz” ve ideal “doğru yaşam” perspektifine henüz tam olarak katılamıyorum. Sadece sorunu ufaltma konusunda Risalede okuduklarıma katıldım. Asıl sorunumuzun ne olduğunu gösteren yazıları pek de ilham verici bulmadım, çünkü hayatıma o perspektiften bakmıyorum.

Bütün hayatı devasa bir elma gibi bütün olarak görmek beni korkutur. Ben, o elmayı sindirebileceğim parçalara bölerek yaşamayı tercih ediyorum. Bu durum, sorunları ve hedefleri yönetilebilir kılıyor.

Kuşkusuz, derdimin ne kadar küçük olduğunu vurgulayan bu cevap içimi ısıttı. Bir öğüt olarak kabul ettim, ama tam bir teslimiyet duygusu hissetmedim. Belki daha kâmil bir insan olsam o geniş perspektife ulaşırdım. Fakat şimdilik, anımdaki soruna odaklanmak benim tercihim. Ve o dertleri birer cam parçası olarak görme yeteneği, an itibarıyla bana yeterli bir bilgelik sunuyor.

AI (yapay zeka)

Bir de oturup yapay zekaya İslam’a mesafeli birinin Risalelere nasıl tepkiler verebileceğini ve karşı argüman üretmesini istedim. Ne yapayım, merak ettim J. Bu da çıkan sonuç;

1) Metin çok duygusal, metaforik ve aşırı retorik. Mantıksal bir tartışmadan ziyade okuyucuyu iman etmeye yönlendiren edebî imgeler var. Kanıt yerine tecrübî ve sezgisel temeller öne çıkıyor; bu da rasyonel bir tartışma bekleyen biri için tatmin edici değil.

Elcevap: Bediüzzaman’ın üslubu bir bilim makalesi değil; amacı iman hakikatlerini felsefî ve ruhî boyutuyla sezdirmektir.

Duygu ve metafor, hakikati gölgelemek için değil, hakikatin farklı bir düzeyde idrak edilmesine yardımcı olmak için kullanılır.

Ayrıca Risale-i Nur’un kendi içinde güçlü bir mantık örgüsü vardır: temsil → teşbih → burhan → sonuç zinciriyle ilerler.

Bu, klasik kelam geleneğinde kullanılan bir akıl yürütme biçimidir.

Yani edebî dil, rasyonelliğin alternatifi değil, taşıyıcısıdır.

2) Varlığın düzeni Tanrı’nın ‘sanatı’ olarak sunuluyor, ama bu evrimsel biyoloji veya fizik gibi bilimsel açıklamalara alternatif bir argüman geliştirmiyor. Evrenin düzenini Tanrı’nın varlığına delil saymak, bana göre bilimsel değil; varsayımdan çıkış yapıyor.

Elcevap: Risale bilimin alternatifini sunmaz; bilimi tamamlayan bir yorum getirir. Evrenin düzenini Tanrı’ya bağlamak, bilimsel değil metafizik bir iddiadır; bilimle çelişmez. Bilim ‘nasıl’ı açıklar, Bediüzzaman ise ‘neden’ sorusunu ele alır.

Evrenin düzeninden Tanrı’ya delil getirmek felsefî bir kanıtlama yöntemidir — teleolojik delil, kozmolojik delilin modern formudur.

Dolayısıyla burada varsayım değil, evrendeki düzen → failin varlığına işaret eder şeklindeki klasik bir akıl yürütme vardır.

3) Gaybı, meleği, ahireti açıklarken yine somut değil; ‘gözün görmediğini akıl görebilir’ gibi metaforlarla yürütüyor. Bu, iman eden için ikna edici olabilir ama dışarıdan bakan biri için varsayım üzerine varsayım.

Elcevap: Gaybın doğası gereği gözlemle doğrulanabilir bir alan olmaması normaldir; Risale bunu saklamaz. İddiası, ‘görmediğini akıl hiç kavrayamaz’ değildir; ‘idrak için göz zorunlu değildir’ der. Melekleri, ahireti anlatırken metafor kullanmak, onları mecazlaştırmak değil, akla yaklaştırmak içindir. Fizik, atomu da gözlemsel değil, modelleyerek açıklar. Gayb için kullanılan modeller de benzer bir düşünsel kolaylık sağlar.

Risale metafor kullanır ama temelde: gaybın mantıksal mümkünlüğünü savunur.

4) Korku-umut dengesi çok güçlü kullanılıyor. Cennet-Cehennem temaları okuyucu üzerinde psikolojik etki bırakmak için var gibi. Bu, rasyonel değil duygusal bir ikna yöntemi.

Elcevap: Dinin psikolojik yönünün olması manipülasyon değildir; insanın duygusal bir varlık olmasının doğal uzantısıdır. Bediüzzaman’ın Cennet ve Cehennemi anlatışı korkutma amaçlı değil, ahlâkı motive eden ölçüler şeklindedir. Ayrıca Risale’nin en temel iddiası şudur: İman sadece korkuyla değil, muhabbet ve merhamet ekseninde taşınır.

Cennet–Cehennem ise insana sorumluluk hatırlatır; rasyonelliğe aykırı değil, ahlakî düzenin gereği olarak sunulur.

5) Metnin dili etkileyici, şiirsel, hatta yer yer sanatsal. Ama tam da bu yoğun edebiyat, argümanın mantıksal iskeletini bulanıklaştırıyor. Düşünceler sert değil, yumuşak; sınanabilir değil, hissedilebilir.

Elcevap: Risale’nin şiirselliği, argümanı gizlemek ya da yumuşatmak için değil, zor metafizik meseleleri sezdirilebilir kılmak için kullanılır. Klasik İslam düşüncesinde (Gazali, İbn Arabi, Mevlana) edebî bir dil ile mantıksal akıl birlikte yürür.  Ayrıca dikkatli okunduğunda: öncüller, sonuçlar, çıkarımlar çok net şekilde birbirine bağlanır.

Edebî dil, mantığın alternatifi değil, tefekkürün bir kanadıdır.

6) Eser kültürel ve edebî olarak değerli olabilir, ama beni Tanrı’nın varlığına veya İslam’ın hakikatine ikna etmiyor. Daha çok iman eden birinin iç huzurunu güçlendiren bir eser gibi duruyor.

Elcevap: Evet, Risale’nin amacı zaten iman etmeyen birini zorla ikna etmek değildir. Kimseyi iman ettirme iddiası yoktur. Onun ana hedefi: arayış içinde olanlara rehberlik etmek, iman edenlerin aklındaki soruları gidermek, gönülde doğan şüpheleri aydınlatmaktır.

Senin üzerinde tam bir etki oluşturmaması, yönteminin yanlış olduğunu değil, hitap ettiği zihinsel düzlemin farklı olduğunu gösterir.

İman zorlamayla değil, ‘hazırlanmış bir kalbe düşen nur’la oluşur.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*