Bitmeyen Çatışma ve Nadir Madenler: Kongo Krizi

2025 yılı başında Ruanda destekli M23 örgütünün Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusundaki Goma şehrini işgal edip 2000 kişiyi öldürmesiyle, 1990’lardan beri durulmayan ve tarihin en kanlı çatışmalarına ev sahipliği yapan Kongo’da tansiyon tekrar yükseldi. Yıllar süren karışıklıklar sonucu Kongo’da zaten 8 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kalmıştı. Ocak 2025’ten itibaren ise bu sayı 500.000 daha arttı. Özellikle Goma çevresinde yerinden edilmiş kişilerin barındığı bu kamplarda yaşam koşulları mevcut çatışmalardan önce dahi yeterince kötüydü. Yıllar geçtikçe kamplar daha da kalabalıklaştı ve barınma, yiyecek, su, hijyen ve sağlık hizmetlerine erişim ciddi ölçüde kısıtlandı. Kalabalık, savaş ve hijyen ile sağlık hizmetlerine erişimdeki zorluk bulaşıcı hastalıkları salgın ölçeğine taşıdı. Bölgede görülen kolera, kızamık ve maymun çiçeği salgınları binlerce kişinin ölümüne yol açtı. Bölgede kaydedilen cinsel saldırılar ise korkunç boyutlarda. Sınır Tanımayan Doktorlar sadece 2023 yılında 22.000’den fazla cinsel şiddet mağdurunu tedavi ettiğini açıkladı. Ki bu sayı yalnızca yardım alan mağdurları temsil ediyor, damgalanma endişesi ve yardıma erişimdeki zorluk düşünüldüğünde gerçek sayıların çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Verimli tarımsal topraklarına rağmen Kongo, 23,4 milyon gıda güvencesiz vatandaşıyla dünyada gıda güvencesizliğinden en çok etkilenen ülke. Bölgedeki uluslararası insanî yardım ise hızla tırmanan kriz karşısında çok yavaş ve inanılmaz ölçüde yetersiz1.

Uluslararası politik müdahaleler ve barışa yönelik girişimler ise M23’ün ihlalleri sebebiyle sonuçsuz kalıyor. Kasım ayında Kongo ve M23, Katar’ın arabulucuğuyla barış anlaşması imzalamış, 4 Aralık’ta ise Kongo ve Ruanda başkanları Washington’da barış üzerine mutabakata varmışlardı. Bundan yalnızca bir hafta sonra, 10 Aralık’ta M23, Doğu Kongo’nun stratejik şehirlerinden Uvira’yı ele geçirdi. M23’ün bu son atağı 84.000 Kongolunun Burundi’ye sığınmasıyla sonuçlanarak yerel kaynakları zorlayan ve acil küresel destek gerektiren bir insanî krize yol açtı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Burundi sınırlarına ulaşan sığınmacıların bitkin ve ağır travma geçirmiş halde, korkunç şiddetin fiziksel ve psikolojik izlerini taşıyarak geldiklerini bildirdi. ABD sözcüsünün “başkana verilen sözlerin tutulmasını sağlamak için harekete geçmekten çekinilmeyeceğini” söylemesinin ardından M23 Uvira’dan çekileceğini açıkladı ancak Kongo, M23’ün anlaşma-bozan tarihine işaret ederek yine sözünde durmayacağını savunuyor.2 Bozulan anlaşmaların bedelini ise her zamanki gibi yine siviller ödüyor.

Geçmişi 1996’ya dayanan çatışmalar sonucu bölgede 6 milyonu aşkın insanın öldüğü tahmin ediliyor. Kriz temelde Ruanda ve Kongo arasında gözükse de bölge, yerel ve global diğer aktörlerin de müdahil olduğu iki büyük savaş geçirdi. Ruanda, saldırılarını 1994 Ruanda soykırımının3 failleri olan Hutu radikallerin Kongo’da örgütlenerek tehdit oluşturduğu iddiasıyla meşrulaştırmaya çalışıyor. Ruanda’nın saldırılarıyla başlayıp Uganda ve Burundi’nin desteğiyle genişleyen Birinci Kongo Savaşı, Kongo’da 30 yıldır ülkeyi yöneten diktatör hükümetin devrilip Tutsi-destekli yeni bir hükümet kurulmasıyla sonuçlanmıştı. İki yıl süren savaşta hem saldırılar hem de açlık ve hastalıklar sonucu binlerce militan ve sivil hayatını kaybetmiş, özellikle Tutsi örgütlerinin ve Ruanda ordusunun kullandığı savaş yöntemlerinin acımasızlığı kaydedilmişti. Kongo’daki yeni hükümetin, yönetimi Ruanda etkisinden ve Doğu Kongo’yu Ruanda işgalinden kurtarma girişimleri üzerine 1998’de İkinci Kongo Savaşı patlak verdi. Büyük Afrika Savaşı olarak da anılan savaş 2002’de nihayete erene kadar 3 milyonu aşkın insan hayatını kaybetti. Savaş sonrası çatışmalar, hastalık ve açlık, 2008’e gelene kadar bu rakamı 5,5 milyona yükseltti. Bölgedeki istikrarsızlık pek çok etnik örgütlenmeye ortam sağladı.4 Bu atmosferde Tutsi haklarını koruma iddiasıyla 2012’de kurulan M23, kısa sürede Doğu Kongo’da egemen bir güç haline gelerek Goma’yı insan hakları ihlalleriyle anılan saldırılarla işgal etti. BM destekli Kongo ordusu tarafından 2013’te silah bırakmaya zorlanan M23, 2021’de tekrar silahlandı. Süregelen çatışmalar her ne kadar etnisite savaşları gibi lanse edilse de aslında bitmeyen bu savaşın arkasındaki sebep ekonomik. Kongo, dünyadaki en büyük metal ve nadir element rezervlerine sahip. Akıllı telefonlardan elektrikli arabalara yüksek teknoloji araçların üretimi için elzem olan koltanın yanında; Kongo bakır, kobalt, altın ve elmas da çıkarıyor. Bölgede hakimiyet kurmak işte bu sebeple çok önemli. BM ve Kongo Ruanda’yı, çatışmaları madenleri kendi sınırlarına aktarma yolu olarak kullanmakla suçluyor. BM uzmanlarının hazırladığı rapora göre her ay Kongo’dan Ruanda’ya 120 ton koltan yasadışı yollarla geçiriliyor.5

Fakat Kongo’nun topraklarındaki zengin mineral madenleri sadece çatışmalara sebebiyet vermiyor, Kongoluları güvencesiz şekilde ve yetersiz ücrete, son derece tehlikeli şartlarda madencilik yapmaya da mecbur ediyor. Madencilerin kazma ve küreklerle kazdıkları tünellerde göçük altında kalmaları işten bile değil. Henüz daha bir ay önce, yağış sonrası tehlikeli koşullarda çalışmaya zorlanan madenciler çöken bakır madeninin altında kaldı, 32 madenci hayatını kaybetti.6 Yetersiz altyapı, denetim ve güvenlik sebebiyle, Kongo’da maden kazaları çok yaygın. Ayrıca çok toksik bir element olan kobalt, koruma ekipmanı olmayan madenciler tarafından çıkarılıyor, havaya ve suya karışarak maden çevresine yerleşen tüm aileleriyle beraber madencileri zehirliyor. Üstelik maden tespit edilen köyler buldozerlerle dümdüz edilip, köylüler yerlerinden edildiğinde ve madende hakimiyet kuran silahlı grupların baskısı altında, Kongolular için madencilik bir seçim değil, mecburiyet.7

Bu şekilde yüksek teknoloji medeniyeti, Kongolu milyonların yaşamları üzerinde olanca ihtişamıyla yükseliyor. Tedarik zincirinin en başında, çocuk işçileri ve iş cinayetleriyle, çatışmaları ve cinsel şiddet mağdurlarıyla Kongo, “modern tüketicinin” elektronik ihtiyacını “modern köleleriyle” temin ediyor.

 

Dipnotlar:

https://www.doctorswithoutborders.org/latest/conflict-dr-congo-whats-happening-how-help

https://www.aljazeera.com/news/2025/12/16/m23-says-it-will-exit-drcs-uvira-as-us-brokered-ceasefire-stutters

Ruanda’da popülasyonun %85’I oluşturan Hutuların (soykırım öncesi) popülasyonun %8.4’ünü oluşturan ve Belçikalı kolonyal otoriteler tarafından sosyoekonomik imtiyazlarla elitleştirilip ayrışan Tutsilere uyguladığı soykırım. Soykırım süresince 1 milyonu aşkın Tutsi ve ılıman Hutu öldürülmüş, katliamlar Uganda-tabanlı Tutsi örgütünün Ruanda Hutu hükümetini devirmesiyle sonuçlanmıştır. Ruanda hala Tutsi hükümeti tarafından yönetilmekte.

https://www.cfr.org/global-conflict-tracker/conflict/violence-democratic-republic-congo#Background-0

https://www.bbc.com/news/articles/cgly1yrd9j3o

https://www.aa.com.tr/en/africa/at-least-32-dead-in-dr-congo-after-bridge-at-copper-mine-collapses/3745512

https://www.npr.org/sections/goatsandsoda/2023/02/01/1152893248/red-cobalt-congo-drc-mining-siddharth-kara

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*