Herkese merhaba! Bu köşede evliliği dar teorik kalıplara sıkıştırmamak için farklı fıtratlarda, farklı koşullarda kurulmuş ailelerin deneyimlerine yer vermek istedik ve mikrofonu evli genç çiftlere uzattık. İlk iki sayfada hanımların cevaplarını, peşinden gelen iki sayfada aynı sorulara erkeklerin verdiği cevapları okuyabilirsiniz. Köşemize katkı sağlayan çiftlerimize (YX & KX, Beyza Nur G. & Mehmet G., Nurseda & Veli Can Ç, ve B & N çifti) teşekkür ederiz! Keyifli okumalar!
- Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
YX: Ben Y, 27 yaşındayım. Öğretmenim. Yaklaşık 1 yıldır evliyiz.
Beyza Nur G: Beyza Nur, 28 yaşındayım. Fen Bilimleri öğretmeniyim. İstanbul’da yaşıyoruz. Evliliğimiz bu ay tam bir yıl oluyor.
Nurseda Ç: Ben Nurseda, 27 yaşındayım. Doktorum, 2 yıldır İstanbul’da çalışıyordum. Üniversiteyi Tokat’ta okudum. Altı yıl boyunca medresede kaldım. Son iki yıldır İstanbul’da çalışan medresesinde kalıyordum. Evlenince Ankara’ya taşındım. Genel olarak sosyal, konuşmayı seven, her şehirde arkadaşı olan bir insanım. Hizmetlerde aktif olmak, derslere katılmak önemsediğim ve çabaladığım bir konudur. Son olarak 3 aylık evliyim.
Eşim Veli Can. Ankara’da hekim olarak görev yapmakta. 29 yaşında. Veli Bey de üniversite zamanlarında medresede kalmış.
- Eşinizle nasıl tanıştınız?
Beyza Nur G: Eşimle birkaç kişi vesilesi ile tamamen görücü usulü tanıştık.
Nurseda Ç: Eşimle tanışmam cemaatten bir ablanın vesilesiyle oldu. Eniştemin eşimi tanıyor olması, Risale-i Nur okuma programlarında beraber vakit geçirmiş olmaları ve eşim hakkında olumlu düşüncelerinin olması ilk görüşmeye soru işaretlerimin bir kısmına cevap bulmuş şekilde gitmeme vesile oldu. Evleneceğiniz kişiyi üniversitede kaldığı ev arkadaşlarına ve abilerine, tanıyan birilerine sormak bence çok önemli. Çünkü bütün bir ömür beraber geçireceğiniz kişiyi seçiyorsunuz. Karşı tarafın da sizin için aynı şeyleri yapması önemli bir adım olacaktır. Biz de o şekilde yaptık ve tanışmış olduk.
- Evlilikle ilgili en çok merak edilenlerden biri ilk görüşme. Sizin için ilk görüşme nasıl geçti? Neler sordunuz, neler konuşuldu? Görüşmeye gitmeden aklınızda belli kriterler ya da kırmızı çizgiler var mıydı?
YX: Benim ilk görüşmeye dair en büyük korkum, karşımdakinin bana uygun bir insan olup olmadığını anlayamamaktı. Ama işler pek de o şekilde gelişmiyormuş 🙂 Nasıl okul, iş ortamında karşılaştığımız insanlara dair, bir defa da görsek az çok bir fikrimiz oluyorsa ilk görüşme de benim için aynen öyle geçti. Söylemlerinden ziyade davranışlarından birçok ipucu toplamıştım. Aslında ilk görüşmeden önce soru listem hazırdı ancak daha önce duyduğum bir cümleyi esas aldım ve evliliğe dair sorular sormaktan kaçındım, birbirimizden önceki hayatımızı anlamaya yönelik sohbet ettik. Ailelerle ilişkilerden, okul yıllarından, meslek seçimlerimizden ve daha birçok şeyden konuştuk. Esasım, “İlk görüşme, masadan kaçıp gitmek mi yoksa sohbete devam etmek mi istiyorsun meselesidir.’’ cümlesiydi. Gün sonunda yakın bir arkadaşımla buluşup uzunca sohbet etmişiz gibi hissetmiştim, bence bu eş seçiminde önemli bir nokta.
Beyza Nur G: İlk olarak kendimizden kısaca bahsettikten sonra eşim kırmızı çizgilerinden (aile ve hizmet) bahsetti, bir eşten neler beklediğini anlattı. Nasıl bir aile duruşu sergilemek istediğinden, ailedeki sınırlardan, hayatta değişebilecek koşullardan ama değişmez ilkelerden bahsetti. Konuşmayı yöneten, toparlayan, yönlendiren daha ziyada kendisiydi. Ben daha çok onaylıyor ya da düşüncemi açıklıyordum. Görüşmeden önce neler soracağımı belirlemiştim ama zaten çoğunun cevabını almıştım. Bazen tek bir cevap, içinde çok farklı soruların cevaplarını da barındırabiliyor.
Nurseda Ç: İlk olarak öncelediğim şey muhabbetinin hoşuma gidip gitmemesi oldu. Espri anlayışımız benziyor mu, sohbet edebiliyor muyuz görüşme sırasında anlamaya çalıştım. Soracağım soruları da yazmıştım. Birkaçından bahsetmek isterim. Namaz kılıyor olması zaten ilk görüşmeyi kabul etme sebeplerimden biriydi 🙂 5 vakit namaz kıldığını bilerek gelmiştim. Ancak benim merak ettiğim husus namazlarını kaçırmadaki endişesi ve hassasiyetiydi. Bunu sormuştum. Evleneceğim kişinin özgüveni, cömertliği benim için önemliydi. Risale-i Nur’a ve cemaatlere bakışına, parayı nereye harcadığına, annesi ve babasının ev işlerindeki paylaşımının nasıl olduğuna, ileriye yönelik hedeflerine, en çok sinirlendiği şeye dair sorular sordum. Açık uçlu sorular sormaya çalıştım. “Evlenirsek ne gibi sıkıntılar yaşarız sence?” gibi onun kendini eksik gördüğü, benim kendimi eksik gördüğüm konulardan bahsettik. Meşru dairemin genişliğinden bahsettim. Onun meşru dairesi ne kadar geniş onu anlamaya çalıştım. Çünkü eşlerin denkliği noktasında bunun da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Meşru dairedeki isteklerinizin anormal karşılanmaması da anlamlı bir denklik bence. (Araba yarışı yapmak istemek, koşu yarışı yapmak istemek gibi :))
- Görüşmelerden sonraki karar verme süreci nasıldı? “İşte bu, ben bu kişiyle evlenirim” dediğiniz bir an oldu mu?
YX: Genelde çevremden “Doğru kişiyi görünce anlıyorsun’’ gibi ifadeler duyduğum için derin ve yüksek duygular hissetmeye yönelik beklentilerim vardı. İlk görüşme sonrasında bu şekilde hissetmediğim için “Herhalde olmayacak’’ diye düşünmüştüm. Ama bu duygu iki kişi arasında günden güne gelişen ve güçlenen bir bağ aslında. İlk görüşmeden sonraki birkaç görüşmede evliliğe dair neredeyse pek çok konuyu açıkça sormuş ve cevaplamıştık. “İnsanlar evlendiklerinde istemsiz, anne-babalarını taklit edebiliyorlar. Sence anne babanın eleştirdiğin hangi özelliklerini taşıyor olabilirsin?’’ konusunu dahi konuşmuştuk. Olumsuz olarak gördüğümüz birçok şeyi de bu süreçte, henüz duygusal bağ kurulmamışken konuşmayı çok kıymetli buluyorum. Çünkü eğer duygusal olarak bağlanmış olsaydım cevabı karşı tarafı memnun etmeyecek bazı soruları cevaplamaktan kaçınabilirdim.
Dördüncü görüşmenin sonunda hâlâ çok yüksek duygular hissetmiyordum ancak fikren ters düştüğümüz noktalarda bile düşüncesini çekinmeden açıkça beyan etmesi bende güçlü bir güven duygusu inşa etmişti. Eşimin bu dürüstlüğü ve netliği sebebiyle onunla evlenmeye karar vermiştim.
Beyza Nur G: Bence bu iki tarafın birbirini yeteri kadar iyi ifade edip anlamasıyla da orantılı ama çoğu insanda “Evet ben bu kişiyle evlenirim” denildiği bir an oluyor. İkimiz de belli etmesek de aslında ilk görüşmede olumlu karar vermiştik. Sonraki süreçte bu dönemi çok uzatmadan birkaç haftada aileleri sürece dahil edip ilişkiyi yeni bir boyuta taşıma yolunda ilerledik.
Nurseda Ç: Aslında ben “İlk görüşmede olacağını anlamazsınız ama olmayacağını anlarsınız.” düşüncesini mantıklı bulanlardanım. Sizin içinizi huzursuz edebilecek cümleler kurmadıysa, referanslarınız sağlamsa, konuşurken kalbiniz sakinleştiyse bence devam edebilecek, tekrar görüşebilecek şartlar sağlanmış oluyor. Yoksa insan küçük ayrıntılarda ve sorularda boğulabiliyor.
- Biraz da evlilik sonrasından konuşalım. Evliliğe dair beklentileriniz evlenmeden önce neydi, evlendikten sonra nasıl değişti? Evliliğin zor ve güzel yanları sizce neler? Evlilik hayatınızda neleri değiştirdi ya da neleri güzelleştirdi?
YX: Ben evlenmeden önce de yaşadığım evde sorumluluk aldığım için ev işleri ile ilgilenmenin benim için çok kolay olacağını düşünüyordum. Ancak evlilikte bu durum sadece ev işlerini bilmekten ibaret değilmiş. Artık bir ekip arkadaşın var ve kendinle beraber onun da iyilik halini gözetiyorsun. O da aynı şekilde seni gözetiyor, düşünüyor. Evlilik her şeyi iki kişilik düşünmek, artık “Bu benim meselem zaten çok da önemli değil’’ yok, “Tek başına düşünme, çözümü yoksa da birlikte dertlenelim” var. Bu bence evliliğin hem zor hem de güzel yanı. Bireysellikten çıkıp çift olmayı öğrenebilmek de bilinçli bir çaba istiyor. İnsan alışkanlıklarını kolay kolay bırakamıyor. Bir de, insan evlenince hayatında gördüğü ilk aileyi yani annesi ve babasını rol model alıp farkında olmadan kendisi olmaktan uzaklaşabiliyor. Yolun başında olduğunu unutup her şeyi mükemmel yapma gayretine girip bir de bunu erkenden fark edemeyince tükenebiliyor. Sık sık kendine evlenmeden önceki kişiliğini ve evlenme gayeni hatırlatmakta fayda var 🙂
Beyza Nur G: Evliliğe dair evlenmeden önce beklentim eşimle en iyi arkadaş olabilmek ve her şeyi paylaşabilmekti. Çünkü kendinizi sadece eş olarak hayal ediyorsunuz. Fakat evlendikten sonra “aile” olmanın çok daha ciddi ve çeşitli rolleri barındıran bir yapıda olduğunu anladım. Evliliğin zor yanı bence değişmek zorunda kalmak ve bu ister istemez sancılı oluyor. Bir de sorumluluk kısmı. Bu ev işi sorumluluğundan ziyade bir insana, bir aileye karşı sorumlu olmak. Güzel yanıysa kendimizi ve ailemizi inşa etmede ikinci bir şansımızın olması. Evlilik, hayata bakış açımı genişletti. Bana esnek olmayı kazandırdı.
Nurseda Ç: “Beklentisiz bir hayat beklentisi” içindeydim ☺ Ama tabi ki de olmuyor ve bence insanın bu hayatta en çok eşinden beklentileri oluyor. Yüklerimi indirdiğim, yanında huzur bulabileceğim bir eş beklentisi içindeydim. Evlenmeden önce eşimden beklediğim şeyleri evlendikten sonra yaşıyor olmak bir “Elhamdülillah” hak ediyor bence. Evliliğin güzel yanı olarak bundan bahsedebilirim. En yakın arkadaşınızı eşiniz olarak düşünürseniz ve gerçekten böyle hissediyorsanız hayatın en güzel anlarını da zor anlarını da beraber yaşamak, karşı karşıya değil yan yana olduğunuz bir evlilik bence refika-i hayat olma yolunu ütopiklikten kurtarıyor.
- Evlilikte iş bölümünüz nasıl?
YX: Eşimle görüşmeden önce, evlilikte iş bölümünün kesinleşmiş sınırlara sahip olması, her iki kişinin de üstleneceği sorumlulukların belirlenmesi gerektiğini düşünüyordum. Ancak böyle bir paylaştırmanın işleri kolaylaştırmadığına aksine zorlaştırdığına kanaat getirdiğimizden dolayı böyle bir paylaşım yapmadık. Bu konuda esas örneğimiz Peygamber Efendimizin (sav) aile hayatı. İş ayırt etmiyoruz. Ancak eşim çalıştığı, ben çalışmadığım için genelde ev işleri bende. Tabi zaman zaman benim yapacak enerjim olmuyor, çoğuyla eşim ilgileniyor, bazı zamanlar eşimin enerjisi olmuyor hiç destek olamıyor, ben ilgileniyorum. Bazen oluyor ki ikimizin de hiç keyfi olmuyor. Bu zaman zaman değişiyor, bir şekilde birbirimizi dengelemeye gayret ediyoruz. Misafir geleceği zaman veya büyük temizlik olacağı zaman ise genelde bütün işleri birlikte yaparız.
Beyza Nur G: Normal zamanlarda eşim çalışırken, ev işlerini ben üstleniyorum ama yoğun olduğum durumlarda mutlaka desteği oluyor sağ olsun 🙂 Bence iş bölümü yaparken mesele yardım ettiği işlerin büyüklüğünden ziyade “Senin iş yükünün farkındayım ve elimden geldiğinde sana yardım ediyorum” u hissettirmesi.
Nurseda Ç: Benim overthink saatlerimde yaptığım “bazen temizlik yapmanın temizlik yapmakla alakası yoktur” temalı saatler dışında bir gün belirleyip beraber temizlik yapıyoruz ve sonra tertemiz evde kahve içme keyfini yaşıyoruz. Yemekleri de ya beraber yapıyoruz ya da yapmıyoruz. ☺
- Son olarak, evlenmek isteyenlere/evlenme yolunda olanlara ne tavsiye edersiniz?
YX: Mükemmel insanı ve ruh eşini aramamak. Her insan hayatta kusurlarıyla var. Mühim olan karşındakinin güzelliklerden konuşabildiğin, sorunları birlikte çözebildiğin biri olması. Ve bizim için tam anlamıyla doğru insanı arayıp bulma gücümüz de yok. Aslolan aczimize sığınıp “Allah’ım Sen bilirsin, ben bilmem. Hayır nerede ise onu nasip et ve gönlümü ona yönelt.” diyebilmek. Gelecekteki eşinizle ilgili istediğiniz ne varsa her detayıyla dua etmek ve Furkan Sûresi 74. ayeti sık sık okumak 🙂
Beyza Nur G: Bence en önemlisi kendi zihin süzgecimizle belli profil oluştururken bunu hakikat nazarıyla da mihenge vurmak. Evlenmeden önce niyetimizi halis tutmak, süreç içinde de istişareyle hareket etmek. Bir de duanın önemi de çok kıymetli. Ve “Nasıl bir eş istiyorum”dan ziyade, “Nasıl bir aile olmak isterim?” sorusuna cevap aramak.
Nurseda Ç: Evlenmek istemek çok fıtrî bir istek. Bunu dile getirmekten asla utanmayın. Çevrenizdeki güvendiğiniz abla veya abilerinize evlenmek isteğinizi söyleyin bu süreçte de kriterlerinizi belirleyin ve kendinizi tanımaya çalışın. Eğer kendinizi tanıyamazsanız ve ne istediğinizi bilmeden bu işlere atılırsanız karşı tarafı da tam olarak tanıyamazsınız. Bir süreçte iseniz kesinlikle aile başta olmak üzere her daim güvendiğiniz insanlarla istişare içinde olmalısınız. Bir annenin “içime sinmedi” demesi bile çok büyük önem arz edebilir. Evli olanların da bekârların evlenmesi yönünde yardımcı olması gerekiyor bence, çevrenizdeki bekârları evlendirmeye çalışın.
- Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
KX: Ben K, 28 yaşındayım. Mühendisim.
Mehmet G: Aslen Osmaniyeliyim. 29 yaşındayım, Bursa’da 9 yıl yaşadım ve burada Mühendislik Fakültesi’nden mezun oldum. Yaklaşık bir yıldır evliyim ve şu anda İstanbul’da yaşıyoruz.
B: Merhaba değerli Genç Yorum okuyucuları. Ben B. 32 yaşındayım ve İstanbul’da ikamet ediyorum. 8 senelik evliyim. Allah bana iki kere ikiz erkek çocuk babası olmayı nasip etti. Yani dört çocuk babasıyım (ellerinizden öperler).
- Eşinizle nasıl tanıştınız?
KX: Yakın arkadaşlarımız olan bir çift vesile oldu. Görücü usulü de denilebilir, tabi modern hali.
B: Eşimle kız kardeşim vasıtasıyla tanıştık. O sıra aynı öğrenci evinde kalıyorlardı ve bana arkadaşından bahsetti. Haberler uçuruldu ve ilk buluşma için Şirinevler’deki bir pastanede buluşma ayarlandı. O gün aksi gibi bir basın toplantısında görevliydim ve işim uzadığı için görüşmeye biraz gecikmeli varabildim. İlk buluşma için ne talihsizlikti ama! Neyse ki müstakbel eşim anlayışlı çıktı, ben bol miktarda özür diledim ve gönlünü almayı başardım.
- Evlilikle ilgili en çok merak edilenlerden biri ilk görüşme. Sizin için ilk görüşme nasıl geçti? Neler sordunuz, neler konuşuldu? Görüşmeye gitmeden aklınızda belli kriterler ya da kırmızı çizgiler var mıydı?
KX: İlk görüşme hâliyle belirsizlikler barındırdığı için heyecanlı bir hazırlık süreci ile başlıyor. İnsanın kendini çok detaylı sorguladığı nadir zamanlardan olabilir hatta. Nelerden hoşlanıyorum, nelerden rahatsızlık duyuyorum, eksiklerim neler, iyi yaptığım şeyler neler vb. sorular ile zihin meşgul oluyor. Tabi bunun neticesinde bir liste oluşuyor. Bence bu noktada odaklanılması gereken şeylerden biri şu: Karşımdaki kişi ne yaparsa bu benim için kabul edilmez olur? Yani aslında en çok neye kızarım veya neye katlanamam. Herkesin belli bir düzeyde birbiriyle anlaşabileceğini düşünürüm ama anlaşmazlık ve çatışma zamanlarında da uyum sağlanabiliyorsa yani bir insanla “güzel” tartışabiliyorsanız o kişiyle bir hayat geçirebilirsiniz. İlk görüşmede olabildiğince nötr bir tavır takınarak konuştum. Belirli sorulardan ziyade akan konuşmadan cevaplarımı toplamayı tercih ettim ama arka planda uzunca bir kriter listem vardı.
Mehmet G: Kesinlikle ilk görüşme çok kritik. Ancak şunu fark ettim: Kriterler ve kırmızı çizgiler elbette önemli ama bunlardan önce insanın kendini tanıması gerekiyor. Ne istediğini bilen ve bunu karşı tarafa açık, net bir şekilde ifade edebilen biri için süreç çok daha şeffaf ilerliyor. Bizim ilk görüşmemiz daha çok birbirimizi nasıl bir hayat içinde gördüğümüz, kendimizi ve evliliği nasıl tasavvur ettiğimiz üzerineydi. Yaşama gayemizle evlenme gayemizin mümkün olduğunca örtüşmesi üzerinde durduk. Bu ortak zemin sağlandığında, diğer konuların daha sağlıklı şekilde konuşulabildiğini gördüm.
B: İlk buluşmada sebepsiz bir coşku hali hakimdi bana. Çenem resmen düşmüştü, durmadan konuşuyor, kendimden ve işimden bahsediyordum. Karşı taraf muhtemelen soramaz ama merak eder diye ailemin maddi durumunu da olanca şeffaflığıyla aktardım. Böyle yapılmasını da yeni çift adaylarımıza öneriyorum açıkçası. Ben bol fındıklı sütlaç ve çay söylemiştim. O da bitki çayı içti. Havadan sudan konuştuktan sonra vakit hızlıca geçti ve ilk buluşma nihayete erdi. Ben hal ve hareketlerinden kesinlikle çok etkilenmiştim ve “İşte bu, aradığım insan” dediğimi hatırlıyorum. Tabii ben o sıra acaba olumlu mu olumsuz mu geçti diye merak içerisindeydim. Usuldendir önce benim bu cevabı vermem gerekiyormuş. Çok olumlu geçti deyince karşı tarafın da aynı cevabı verdiğini öğrendim ve Fatih, Zeyrek’teki İstanbul Kitapçısında ikinci buluşmamızı gerçekleştirdik. Dinî inancımızın gereklerini yerine getirme noktasında benden daha iyi olmasını arzu ediyordum. En kötü bana denk olabilirdi. Kırmızı çizgim sanırım buydu. Bir de çok alışveriş delisi, savurgan birisi olması sanırım beni üzerdi. Neyse ki korktuğum başıma gelmedi. Bu görüşme de olumlu geçince aileler tanıştı, biz hanımın memleketine gittik ve kız isteme merasimi gerçekleşti. Sağ olsun eşim hiçbir zaman “İlle bu da olsun” demedi. Kervan biraz da yolda düzüldü açıkçası. Bence böyle olması da gerekiyor. Neticede ebeveynlerimizin “Biz evlendiğimizde çekyatımız bile yoktu” hikâyeleriyle büyüdük.
- Görüşmelerden sonraki karar verme süreci nasıldı? “İşte bu, ben bu kişiyle evlenirim” dediğiniz bir an oldu mu?
KX: Benim için bir an değil bir süreçti aslında. Zamanla daha da kuvvetli şekilde hissettiğim bir karar süreciydi. Sanırım üçüncü görüşme bu hissin en belirgin hale geldiği görüşmeydi. Tabii ki burada sayının bir önemi yok. Belki kimi için beşinci kimi için onuncu görüşmede bu netlik hasıl olur. Buradaki referansım Y’yi hayat arkadaşım olarak tanımlayabilmekti. Görüşmelerimizde edindiğim bilgilerin, hislerin bir yığın olarak birikip bana bunu düşündürebilmesiydi.
Mehmet G: Açık konuşmak gerekirse, aşırı duygusallığa kapılmadan yaklaşıldığında evleneceğin kişiyi bir noktada hissediyorsun. Bizde de bu süreç böyle ilerledi. Görüşmeler ilerledikçe karşı tarafın fikirlerine, hayata bakışına ve yaşam tarzına daha yakından muhatap oluyorsun. Coğrafî olarak farklı dünyalardan geliyor olsak da bakış açılarımız, düşüncelerimiz ve duygularımızın birbirine yakın olduğunu gördükçe her şeyin daha kolay yürüyeceğini hissettim. O noktada da “Evet, bundan sonra yol arkadaşım bu kişi” diyebiliyorsun.
- Evlilik beraberinde pek çok masraf da getiriyor kuşkusuz. Düğün, yeni bir ev kurmak gibi maddî yükümlülükler sebebiyle evlilik gözünüzü korkutuyor muydu?
KX: Buradaki esas, talep ve beklentilerin makul bir noktada buluşabilmesidir. Düğün, nişan süreçlerinde ya da ev kurarken problemler yaşayan çiftleri duyuyoruz. Sanırım buna sebep olan, her şeyin önceden konuşulmaması. Bir problem çıkacaksa bile önceden konuşulmuş olması sorunların kolayca çözülmesini sağlıyor. Bence özellikle maddi konular mutlaka önden konuşulması gereken konulardır. Bazen eş adayları için önemli olmayan ama aileler için önemli olan maddi konular da süreç içerisinde can sıkıcı durumlara sebep olabilir. Bu yüzden kişi sadece kendi beklenti ve taleplerini değil, ailelerin varsa beklenti ve taleplerini de iyi tartmalı ve hesap etmeli. Yuvanın geçim güvencesinin ne olduğu da konuşulmalı. Kimi ailesinden alacağı destekle kimi biraz da zamanla birikim edinebilir. Her halükârda eşler beklentileri makul seviyede tutup kavli ve fiili duanın arkasına tevekkülü takarsa bu maddi yükler ne göz korkutur ne de bel ağrıtır 🙂
Mehmet G: Bu, evliliğin mutlaka düşünülmesi gereken önemli meselelerinden biri. Beni düşündürdü ama açıkçası korkutmadı. Ailem bu süreçte destek oldu fakat asıl rahatlatan, birlikte bir hayat kurma hayalini paylaştığım eşimin yaklaşımıydı. Her şey abartıya kaçmadan, olması gerektiği ölçüde ilerledi. Kazandığımız para da yaptığımız borç da bize aitti, sorumluluğu birlikte üstlendik. Niyet temiz olup insan elinden geleni yaptıktan sonra teslim olunca Allah’ın kapıları açtığını da bizzat gördüm.
Veli Can Ç: Bu süreçler elbette maddi olarak da düşünülmesi ve planlanması gereken süreçler. Biz eşimle beraber en başından oturup konuştuk. Bu aşamada yapılması gereken, yapılması gerektiği düşünülen, gelenek-görenek olarak benimsenip normalleştirilen şeyler Sünnet-i Seniyye’ye uygun mu değil mi? Bizi ve inancımızı tam olarak yansıtıyor mu yansıtmıyor mu? İnancımıza uygun olmadığını düşündüğümüz şeyleri yapmama kararı aldık. Aynı zamanda müsriflikten de elimizden geldiğince kaçındık. Ama bunları yaparken de meşru daire keyfe kâfi olduğu için meşru daireyi harama girmeden sonuna kadar kullandık:) Nişandan düğüne, düğünden ev düzmeye kadar maddi durumumuzun müsaade ettiği kadarıyla elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Ailelerimiz de bu konuda bize çok yardımcı oldular. Benim evlenecek gençlere tavsiyem diğer evlenen kişilerin düğünlerine bakarak mukayese yapmamaları. Nasıl yaparsanız yapın bilin ki en güzel düğün sizin için sizinki olacak. Yeter ki sizi saadet-i dâreyne ulaştıracak bu ailenin temelleri atılırken geriye dönüp baktığınızda harama ve günahlara bulaşmış olmaktan doğan pişmanlıklar ve iletişim eksikliğinden doğan kırgınlıklar olmasın.
B: Maddi yönüyle evlilik beni hiçbir zaman ürkütmedi. Neticede varsa var, yoksa yok. Gerekiyorsa bir kuru ekmeği ve soğanı bölüşebilmeliydik. Eşim de bu düşüncede olunca işimiz zorlaşmadı. Hoş evlendiğimizde eksiğimiz yoktu ama olsa da bu sorun olmayacaktı.
- Biraz da evlilik sonrasından konuşalım. Evliliğe dair beklentileriniz evlenmeden önce neydi, evlendikten sonra nasıl değişti? Evliliğin zor ve güzel yanları sizce neler? Evlilik hayatınızda neleri değiştirdi ya da neleri güzelleştirdi?
KX: Bu sürece girmiş veya bu süreçten geçmiş herkesin duyduğu standart bir “Evde sıcak yemeğin olsun.” cümlesi vardır. Henüz buna maruz kalmamış arkadaşlara önden söyleyeyim evin yemeğinin sıcaklığı doğalgazdan gelmiyor, muhabbetten geliyor 🙂 Normalde bir evin yönetimi ve sorumlulukları birçok insana zor gelir fakat eğer daha önce dershanelerde kalmış biriyseniz çok daha kolay bir hâl alıyor. Bu kez dershane arkadaşınız eşiniz oluyor. Daha önce istişare/meşveret sistemiyle hemhal olunmuşsa ve evlilikte de bu sürdürülürse aşılamayacak zorluk yoktur diye zannediyorum. E tabi evliliğin güzel yanları saymakla tükenmez. Tüm bu zorlukların üstesinden birlikte gelmek, içimden geçirdiğim hislerin aklımdan geçen düşüncelerin eşimde makes bulması, hayatın hesaplarını tek başına yapmak zorunda kalmamak, iyi-kötü her anını paylaşabildiğin birinin olması, diye bu liste uzar gider.
Mehmet G: Bu soruya şöyle başlamak isterim: Risale-i Nur, evliliğe çok sağlam bir bakış açısı kazandırıyor. Bir evliliği neye bina ederseniz, o evlilik o kadar güçlü olur. Sadece maddi imkânlara ya da geçici beklentilere dayanan bir birliktelik, şartlar değiştiğinde zorlanır. Evlilik yalnızca mutlu olmak değildir; zahmete talip olmaktır. Tahammül etmeyi, değişmeyi ve birlikte yoğrulmayı kabul etmektir. Bu yüzden evlilik bir dönüşüm sürecidir. Elbette zor yanları var; sonuçta iki farklı dünya aynı çatı altında buluşuyor. Küçük alışkanlık farkları bile buna örnek olabiliyor (mesela patates kızartmasının airfryer mı tavada mı yapılacağı gibi :)) Güzel yanı ise şu: Bu farklılıklar, anlayış ve muhabbetle birleştiğinde insanı olgunlaştırıyor. Evlilik, hayatı paylaşmayı ve birlikte daha iyi bir insan olmayı öğretiyor.
B: Çocuklar olduktan sonra evlilikte öncelikler değişiyor, hele ki bizim gibi iki tane ikiziniz oluyorsa beraber vakit geçirme ihtimaliniz daha da düşüyor. Çocuklar akşam 9-10 gibi yattığında ancak nefes alabiliyorsunuz ve uykunuz çok bastırmazsa çay koyup muhabbet edebiliyorsunuz. Zaman zaman sinirler geriliyor ve çocuğun altını kimin değişeceği veya kimin dışarı çıkarması gerektiğine dair hararetli tartışmalar yaşanabiliyor. Bazen sesler yükseliyor ancak günün sonunda aslında eşinize değil, içinde bulunduğunuz duruma kızdığınızı iki taraf da bildiği için gönül alarak yastığa başınızı yine huzurla koyabiliyorsunuz. En azından bizde böyle.
- Evlilikte iş bölümünüz nasıl?
Mehmet G: Bunu anlatmak için aklıma bir benzetme geliyor. İnşaatta “sıva altı” ve “sıva üstü” diye bir ayrım vardır. Sıva altı, binanın temelini ve taşıyıcı kısmını; sıva üstü ise evi yaşanır ve güzel hâle getiren detayları ifade eder. Bizim evliliğimizde ben daha çok sıva altı tarafındayım, eşim ise evliliğin sıva üstünü yapıyor. Yani rollerimiz farklı ama birbirini tamamlıyor; asıl denge de burada oluşuyor.
B: İkizlerimiz olduğu için benim evde eşime yardım etmeme gibi bir lüksüm yok. En büyük lüksüm zaten gece deliksiz uyuyabiliyor olmam. Zavallı eşim hala sık sık uyanıyor ve bebekleri uyutmaya çalışıyor. Ben de gün içinde bulaşık yıkayarak, yemek yaparak, çocukları dışarı çıkararak ona alan açmaya çalışıyorum. Tabii bunda ne kadar muvaffak olduğum tartışılır. Daha iyisini yapıyor olmam gerektiğini biliyorum. “Ana gibi yar olmaz” sözünün ve “Cennet annelerin ayakları altındadır” Hadis-i Şerif’inin anlamını ise eşime baktıkça daha iyi anlıyorum. Gerçekten annelerin hakkını ödeyebilmemiz mümkün değil.
- Son olarak, evlenmek isteyenlere/evlenme yolunda olanlara ne tavsiye edersiniz?
KX: Hayat; kolaylık-zorluk, mutluluk-üzüntü gibi bütün zıtlıklara içkin. Evlilik bunları değiştirmiyor. Fakat bir eksiğin tamamlanması gibi hayatın tüm bu halleri daha anlamlı hale geliyor. Her şeyden önce Rabb’in rızasına birlikte çalışacak eşler olmaya dua etmek gerek.
Mehmet G: Öncelikle insanın kendini iyi tanıması çok önemli. Ne istediğini bilen biri, kendine uygun eş adayını da daha sağlıklı seçiyor. Evlilik aceleyle değil, bilinçle atılması gereken bir adım. Allah herkese istikamet üzere yürüyebileceği, birbirini destekleyen hayırlı bir yol arkadaşı nasip etsin.
B: Toparlayacak olursak evlenmek isteyen gençlere şunu söylemek istiyorum: Evlenseniz de pişman olacaksınız, evlenmeseniz de. O yüzden evlenip pişman olun. Şakası bir yana, dinini tamamlamak isteyen her genç bir an önce evlenmeli. Kervan yolda düzelir, bırakın her şeyiniz tam olmasın. Evliliğe giden yol biraz sancılı olabilir, aileler ve görenek belası devreye gireceği için. Saçma sapan sebeplerden birbirinizi kırmayın. Kendinize iyi bakın.

İlk yorumu siz yazın