Filistin’i gördü, Müslüman oldu

İsrail’in hak ihlâllerine yönelik sert eleştirileriyle bilinen aktivist gazeteci Robert Martin, gerçekleri görmek için Filistin’e gittikten sonra Müslüman olmaya karar verdiğini anlatarak “Yıllarca İslâm hakkında yanlış bilgilendirildim” demiş.

Avustralyalı gazeteci ve Filistin yanlısı aktivist Robert Martin, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla Müslüman olduğunu duyurdu. İsrail’in Filistin’deki insan hakları ihlâllerine ilişkin sert eleştirileriyle tanınan Martin’in paylaşımı kısa sürede milyonlara ulaştı. 7 Aralık’ta X hesabından açıklama yapan Martin, uzun süredir sosyal medyada dolaşan “Müslüman oldu” iddialarını doğrulayarak, “Söylentiler doğru, Müslüman olmaya karar verdim. Bu kararımdan dolayı içim çok huzurlu” ifadelerini kullandı. Paylaşım, 1,7 milyon görüntülenmeye ulaştı.

İlgili haberlere göre Martin’in İslâm’a yönelişi, 2014 ve 2018 yıllarında yaptığı Filistin ziyaretleriyle başladı. Gazeteci, o dönem Batı medyasında duyduklarının aksine sahada bambaşka bir gerçeklikle karşılaştığını söyledi. Dönüşüm sürecini, “Gerçeği kendi gözlerimle görmek için Filistin’e gittim. Şahit olduklarım derinden sarsıcıydı” sözleriyle özetledi. Filistin’e yönelik dezenformasyon ve önyargılarla büyüdüğünü belirten Martin, bölgeyi gezerken tanıştığı hiçbir Filistinlinin “terörist” olmadığını, aksine özgürlükleri için mücadele eden insanlar olduğunu aktardı. Sahada buldozerlerle yıkılan evlerin, saldırıya uğrayan sivillerin, radikal yerleşimcilerin baskılarının görüntülerini kaydeden Martin, İsrail askerleri tarafından defalarca tehdit edilmesine rağmen çekim yapmaya devam etti.

9 Aralık 2025’te paylaştığı başka bir gönderide Martin, Filistin’le tanışmasının ardından İslâm hakkında da yanlış bilgilendirildiğini fark ettiğini belirterek, “Geriye dönüp bakınca, yıllarca taşıdığım cehaletten dolayı üzgün ve mahcup hissediyorum” demiş. İslâm’ı anlamak için sistemli bir şekilde çalıştığını belirten Martin, dinin “yüzeysel okunarak anlaşılmayacağını” vurgulamış.

Bakınız, yine ‘doğru Müslüman’larla karşılaşıp İslama teslim olan biri daha…

 

İklim değişikliği bulaşıcı hastalıkları etkileyebilir

Küresel çapta yapılan araştırmada iklim değişikliğinin, hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıkları etkileyebileceği tespit edildi.

Londra Doğa Tarihi Müzesi tarafından yürütülen ve sonuçları kurumun internet sitesinde paylaşılan araştırmada Dünya 1,5 derecelik küresel ısınmaya doğru ilerlerken iklim değişikliğinin, “zoonotik” adı verilen, hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıkların riskini nasıl yeniden şekillendirebileceği değerlendirildi.

Yüzlerce bilimsel çalışmayı inceleyen araştırmacılar, 53 zoonotik hastalık için ayrıntılı iklim-hastalık verilerini topladı, 816 zoonotik hastalıktan yaklaşık yüzde 6’sında iklim değişikliğinin etkilerinin bilimsel açıdan incelendiğini belirledi.

Sivrisinek, kene ve pire gibi canlılar tarafından yayılan hastalıkların oluşturduğu riske dikkat çekilen araştırmanın bulgularında sıcaklık, yağış ve nemden etkilenmeleri sebebiyle iklim değişikliğinin bu hayvanlardan bulaşan hastalıklar üzerinde tesirli olabileceği, daha sıcak Dünya’nın hava koşullarını değiştirerek habitatları da dönüştürebileceği tespit edildi.

Yüksek sıcaklıkların, özellikle sivrisinekler tarafından yayılan zoonotik enfeksiyonların hastalık riskini neredeyse iki kat artırabileceği, sıcaklık artışının sivrisineklerin gelişimini hızlandırarak veya kemirgen popülasyonlarını çoğaltarak hastalık riskini çoğaltabileceği belirtildi.

Araştırmanın sonuçları, “Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS)” dergisinde yayımlandı.

 

Mars’ta zaman daha hızlı akıyor

ilim insanları Mars’ta zamanın Dünya’dan daha hızlı aktığını keşfetti; bu fark, Mars’ın daha zayıf kütle çekimine sahip olması nedeniyle günde ortalama 477 mikrosaniyeyi buluyor. Bu kesin zaman farkını bilmek, gelecekte Mars’a gidecek astronotların ve gezegenler arası iletişim sistemlerinin senkronizasyonunu sağlamak için kritik önem taşıyor.

Bu zaman farkı, uydumuz Ay’daki farktan bile kat kat fazla; bu durum, gelecekteki insanlı Mars görevleri ve gezegenler arası iletişim için yeni zorluklar ortaya çıkarıyor.

Albert Einstein’ın Genel Görelilik Teorisi, zamanın bir bölgedeki akış hızının o bölgedeki kütle çekim gücüne bağlı olduğunu gösterir. Kütle çekimi güçlü olan yerlerde saatler daha yavaş, daha zayıf olan yerlerde ise daha hızlı işler. Bu yüzden dağların tepesinde yaşayanlar, deniz seviyesinde yaşayanlara göre çok küçük bir kesirle daha hızlı yaşlanır.

Mars’ta zamanın hızlanmasının iki ana nedeni var:

Daha Zayıf Kütle Çekimi: Mars’ın yüzey kütle çekimi, Dünya’nın deniz seviyesindeki kütle çekiminden beş kat daha azdır. Bu durum, Mars’taki saatlerin hızlanmasına yol açan en büyük etkendir.

Yörünge Hızı: Bir gezegenin yörünge hızı arttıkça zamanın akışı hızlanır. Mars’ın yörünge hızı Dünya’dan daha yavaş olsa da, zayıf kütle çekiminin hızlandırıcı etkisi bu yavaşlamayı büyük ölçüde bastırır.

Araştırmacılar, elde edilen bu bulguların, gelecekte Güneş Sistemi genelinde standart bir saat oluşturulmasına ve gezegenler arası bir “internet” için hızlı iletişim kanallarının kurulmasına yardımcı olacağını belirtiyor.

 

Bir futbolcunun ‘bataklık’tan kurtuluşu…

Eski millî futbolcu, futbol yorumcusu ve teknik direktör Abdülkerim Durmaz’ın alkol ve benzeri kötülüklerden kurtulmasını anlattığı hayat hikâyesi sosyal medyada büyük ilgi gördü.

Eski futbolcu Durmaz’ın, Serdar Tuncer’in sunduğu ‘Hâsılı Kelâm’ programındaki konuşmasının özeti şöyle:

“Biz evlendiğimizde benim hanım başörtülü değildi… Bir akşam dedi ki ‘Ben karar aldım. Başörtüsü takacağım ve beş vakit namaz kılacağım.’ Ben tabii aynı hayatıma devam ediyorum. Günler böyle geçiyor, ben her gün içiyorum. Hanım da her gün namaz kılıyor beş vakit.

“Sonra birimiz hata yapıyoruz diyorum. Yani ya ben hata yapıyorum, ya da o. İkimizin birden doğru yolda olma ihtimali yok. Sonra dedim ki, ya sen de namaz kıl. Namaza başladım ben. Ama benim namazım çok enteresan. Üç vakit kılıyorum. Çünkü yatsı namazında meyhanede olmam lazım, yatsıyı kılamam. E sabaha kadar da içtiğim için sabah namazını da kılamam. Uyanıyorum, öğle namazına yetişiyorum. Hemen sonra ikindiyi kılıyorum. En son akşamı kılıp 100 metre ötedeki Karagümrük’teki meyhaneye geçiyorum. İki ay, üç ay böyle devam etti.

“Bir müddet sonra hanıma dedim, dolapta içki şişesi var, onu bana ver. Oturdum, bir duble koydum. Kapağı kapadım. Sonra açtım camı, rakı şişesiyle konuşuyorum; sarhoşuz ya. ‘Ulan diyorum, hayatımı bu genç yaşta kaydırdın. Bundan sonra ne benim ağzımdan içeri gireceksin, ne de evimden içeri gireceksin.’ Dolu şişeyi attım beşinci kattan aşağıya. Sonra öğlen vakti kalktım. Yıkandım. Doğru, Karagümrük’teki camiye gittim. Cemaatle öğle namazını kıldık. Cemaat dağıldı. Ben özellikle çıkmadım. Kimse kalmadı camide, bir tek ben kaldım. Oturdum orada, ellerimi açtım. Dedim ki, ben bugüne kadar bunları yaptım. Şimdi dedim, bundan sonra söz veriyorum, hepsini terk ediyorum. Yapmayacağım dedim. Beş vakit namaz kılacağım. Bir daha da bu işleri yapmayacağım. İçkidir, kumardır, gece hayatıdır filan. Bu yaptıklarıma son veriyorum. Tövbe ediyorum dedim, çıktım. Çıkış, o çıkış. O günden sonra içki içmiyorum. Evime de içki sokmuyorum. Beş vakit namazımı kılıyorum.” (youtube’daki videodan ilgili bölümün deşifresi, 2 Aralık 2026)

Sebat ve sabrın ne güzel kapılar açtığına bir delil değil mi? İnşaallah benzer güzel haberleri, hikâyeleri her zaman duyarız…

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*