Sıfır atık nedir, ne değildir?

Birkaç sayı önce günlük yaşamdaki “çöp” algısının nasıl atıklarımızı görünmez kılan bir illüzyon oluşturduğuyla ilgili yazmış, modern hayatın tüketim sisteminin çıkardığımız atık miktarını nasıl katladığından ve hem sistemi afişe etmenin öneminden hem de çıkardığımız atığın farkında olmamızın gerekliliğinden bahsetmiştik. Sıradaki adım bu hızlı ve sorumsuz tüketim kültürünü nasıl dönüştürebileceğimizi, nasıl bir alternatif geliştirebileceğimizi konuşmak. Tam bu noktada plastik market poşetlerinin üzerine dahi basılarak anlamından ironik şekilde kopartılan “sıfır atık” konseptini ele almanın iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum. Haydi başlayalım.

Sıfır atık fikriyle ilgili en yaygın yanılgı, onun sadece “çöplüklere giden atığı sıfıra indirme”ye yönelik bir hareket olduğunun düşünülmesi. Halbuki sıfır atık, ürünlerin üretilmesinden, tüketimine ve tüketim sonrası kaderine tüm tüketim döngüsünü dönüştürmeyi amaçlar. Sanıldığının aksine geri dönüşümü artırarak konfor merkezli yaşam stilimizi telafi edemeyiz. Zira pek çok ürünü geri dönüştürmek ya mümkün değil ya da çok maliyetli ve yüksek teknoloji gerektirdiğinden astarı yüzünü geçiyor ve tercih edilmiyor. Ayrıca geri dönüşebilenler için bile girdi miktarının yaklaşık yarısı “geri dönüşüm atığı”, yani “atığın da atığı” oluyor ve çoğu zaman çevreye zehir saçarak yakılıyor. Dolayısıyla geri dönüşüm sıfır atık hareketinin içinde yer alsa da asla ilk tercih kabul edilmiyor. Aksine sıfır atık, günümüz üretim anlayışında kaçınılmaz görünen “atık” kavramını ortadan kaldırmayı hedefliyor. Bunun için doğadaki mükemmel döngüyü örnek alıyor. Doğada hiçbir şeyin mutlak şekilde “atık” olmadığının, bir organizmanın çıktısının bir başkasının ihtiyacı olduğunun idrakiyle, insanın kâinatla uyumlu olması gerekliliğini savunuyor. Sıfır atık oluşumunun atıfta bulunduğu bu düzen aslında, ism-i Adl ve Kuddûs’ün tecellisi olan İlahî mizanın ta kendisi. Yani doğadaki “ism-i Adl ve Âdilin bir cilvesi olan fiil-i tevzin ve mizan ile ism-i Kuddûsün bir mazharı ve bir cilvesi olan fiil-i tanzif ve tathir1”i fark etmemiz ve yeryüzünün halifeleri olarak bu isimleri tezahür ettirmemiz gerekli. Nitekim gittikçe daha sık yaşamaya başladığımız çevre felaketleriyle Esmâ’nın mükemmel tezahürü olan bu düzeni bozmanın maliyetini bizzat deneyimlemeye başladık.

Fakat sıfır atık, yalnızca bireysel davranışları değiştirmekten de daha fazlasını, tüm tüketim sistemini ele alarak kaynak çıkarımı, tüketimi ve atık yönetimi döngüsünü yeniden tasarlayarak, süreç boyunca hiçbir adımda kaynakların israf edilmemesini sağlamayı kapsar. Bu yönüyle de sıfır atık, İslam’ın israf ve iktisat öğretileriyle paralellik taşır. Bu amaca ulaşabilmek için bu harekete bireysel vatandaşların yanında endüstriyel tasarımcıların, üreticilerin, hükümet politikalarının da dahil olması gerek.

Peki “tüketim kültürünün değişmesi” pratik hayatta ne anlama geliyor? Sıfır atık hareketi temelde kısa vadeli üret-kullan-at-yeniden üret döngüsüne karşı çıkıyor ve duyarlı bir tüketim modeli sunuyor. 5R (refuse (reddet), reduce (daha az tüket), reuse (değerlendir), recycle (geri dönüştür) ve rot (kompost yap)) şeklinde formüllenen bu model, ihtiyacımız olmayanı reddetmekle başlıyor. Günümüz standartlaşan aşırı tüketim (hyperconsumerism) kültüründe neyin ihtiyaç olduğu neyin olmadığı o kadar kayganlaştı ki neye ihtiyacımız olmadığını fark etmek ve ihtiyacımız olmayanı reddetmek göründüğünden çok daha zor olabiliyor. İkinci adım, daha az tüketmek. Sıfır atık, kapitalizmin dört bir koldan dayattığı “daha çok tüket” propagandalarının karşısında durabilmeyi gerektiriyor. Bu adımın ihtiyacımız olmayanı reddetmekten farkı, ihtiyacımız olanı da olabildiğince uzun süreli kullanmayı, bakım yaparak ve tamir ederek eskiyen eşyaları tekrar kullanıma kazandırmayı içeriyor olması. Üçüncü aşama, değerlendir, ürünleri satın alma amacının dışında da kullanmak veya artık kullanmadığımız ürünleri kullanabilecek insanlara ulaştırmak anlamına geliyor. Yoğurt kaplarını saksı olarak kullanmak, turşu kavanozlarına reçel koymak gibi örnekler verebileceğimiz bu pratik aslında önceki jenerasyonların (ve bence hâlâ birçoğumuzun) normaliydi. Bunun yanında artık kullanmadığımız kıyafetleri, kitapları ve diğer eşyaları dağıtmak ya da satmak, yine ihtiyacımız olan eşyaları ikinci el satın almak, ödünç almak ya da kiralamak da tüketim algımızı ve alışkanlıklarımızı dönüştürecek pratikler. Dördüncü adım, geri dönüşüm. Seri üretimle birlikte artık her ürün paketiyle beraber elimize ulaşıyor. Dolayısıyla daha kullanıma başlamadan dahi atık çıkarabiliyoruz. Eğer paketsiz alma imkânımız yoksa, geri dönüşüm adımı devreye giriyor. Beşinci adımsa organik atıkları kompost yaparak atık olmaktan kurtarıp, toprağı zenginleştiren gübreye çevirmeyi içeriyor. Böylece topraktan alınan tekrar toprağa veriliyor ve döngü, kaynakların zehirlenmesiyle değil beslenmesiyle tamamlanıyor.

Atıksız yaşam yolculuğu kulağa kolay gelmiyor olabilir. Ama zaten sünnet bize kendimize yüklenip kısa zamanda mükemmele ulaşmayı değil, az ve istikrarlı olmayı öğütlüyor. Ve biliyoruz ki İbrahim (asm)’a su taşıyan karınca misali, O’nu razı etme, emanetine sahip çıkma, hakikate hizmet etme yolunda atılan en küçük adım dahi değerli. Gelin günlük hayata entegre edilebilecek küçük adımlara göz atalım.

 

  1. Plastik poşet kullanmamak

-Alternatif: çantalarımız, bez poşet, file, pazar arabası.

  1. Plastik su şişesi kullanmamak

-Alternatif: cam şişe, suluk, matara.

  1. Tek kullanımlıkları reddetmek (plastik pipet, ıslak mendil, kâğıt bardak)

-Alternatif: Pipetsiz içmek, ellerimizi yıkamak, kahveyi/çayı kupada tercih etmek

  1. Paketsiz ürünler tercih etmek

-Nasıl? Kuruyemişi, bakliyatı, kahveyi açık satan dükkânlardan tercih edip, kendi kabımızı götürerek.

 

 

Geri Dönüşüm Rehberi

Maalesef geri dönüşeceğini düşündüğümüz pek çok plastik ürün aslında geri dönüşmüyor. Mesela tek kullanımlık kâğıt bardaklar, süt ve meyve suyu kutuları ve plastik market poşetleri. Kâğıt, cam ve metaller daha kolaylıkla geri dönüşebilirken, ülkemizde kolaylıkla geri dönüştürülebilen iki plastik tipi var: PET (1) ve HDPE (2). Geri dönüşüm kutusuna atmadan önce paketlerinizi kontrol ederek geri dönüşüp dönüşmediğini anlayabilirsiniz.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*