Yapay zekâ yavaş kaldı

Yapay zekânın insanlığın sonunu getireceğine dair ürkütücü senaryolarıyla tanınan eski OpenAI çalışanı Daniel Kokotajlo, dünyanın geleceğine dair yaptığı karamsar tahminlerini güncelledi. Bir dönem teknoloji dünyasında büyük yankı uyandıran ve 2027 yılını bir dönüm noktası olarak işaret eden Kokotajlo, yapay zekânın gelişim hızının ilk tahminlerinden “biraz daha yavaş” ilerlediğini itiraf ederek insanlık için kritik takvimi ileri bir tarihe çekti.

Kokotajlo’nun geçtiğimiz Nisan 2024’te yayımladığı ve “AI 2027” adını verdiği senaryo, kontrolsüz bir gelişimin ardından dünya liderlerini alt eden ve nihayetinde insanlığı yok eden bir süper zekânın doğuşunu öngörüyordu. Ancak gerçek dünyanın karmaşıklığı ve yapay zekânın otonom kod yazma becerilerindeki ilerleyişin beklenen ivmeyi tam olarak yakalayamaması, bu karanlık kehanetin revize edilmesine neden oldu. Yeni öngörülere göre, yapay zekânın kendi kendini geliştirerek süper zekâya dönüşmesi artık 2027 değil, 2030’lu yılların başı olarak tahmin ediliyor.

Uzmanlar, yapay zekânın satranç oynamak gibi dar alanlarda sergilediği başarının, gerçek dünyanın devasa ataleti ve karmaşık yapısı karşısında aynı hızla ilerleyemediğine dikkat çekiyor. Bir zamanlar bilime yakın duran “yapay genel zekâ” kavramı, bugün birçok araştırmacı için yavaş yavaş bir bilim kurgu anlatısına dönüşmeye başladı. OpenAI CEO’su Sam Altman’ın bile kendi şirketinin hedeflerine dair “tamamen başarısız olabiliriz” şeklindeki temkinli açıklamaları, teknoloji dünyasındaki bu devasa dönüşümün sanıldığı kadar pürüzsüz olmayacağını kanıtlar nitelikte. Sonuç olarak, yapay zekânın dünyayı bir güneş paneli tarlasına çevirmek için insanlığı tasfiye edeceği o korkutucu ihtimal, şimdilik modern dünyanın bürokrasisine ve teknik engellerine takılmış görünüyor.

İmkânsız bir hızda dönen göktaşı

Fizik kanunlarına göre çoktan parçalanıp toz bulutuna dönüşmesi gereken dev bir göktaşı, imkânsız bir hızla dönerken keşfedildi.

Gökbilim dünyası, kâinatın işleyişine dair bildiklerimizi temelinden sarsacak kadar sıra dışı bir keşfe sahitlik ediyor. Vera C. Rubin Gözlemevi, henüz asıl görevine tam kapasiteyle başlamadan aylar önce, asteroidler hakkında on yıllardır süregelen kabulleri altüst etmeyi başardı. Mars ve Jüpiter arasındaki Ana Kuşak’ta tespit edilen “2025 MN45” adlı dev göktaşı, bilim insanlarını şaşkına çeviren bir hızla dönüyor.

Yaklaşık 710 metre genişliğindeki bu dev kütle, kendi ekseni etrafındaki bir tam turu sadece 1.88 dakika gibi akılalmaz bir sürede tamamlıyor. Bu durumun neden bu kadar sarsıcı olduğunu anlamak için göktaşlarının yapılarına bakmak gerekiyor. Astronomlar uzun süredir büyük asteroidlerin çoğunun, kütleçekimiyle bir arada duran toz ve kaya yığınlarından ibaret “moloz yığınları” olduğunu düşünüyordu. Fizik yasalarına göre, 150 metreden büyük bir göktaşının 2.2 saatten daha hızlı dönmesi, merkezkaç kuvvetinin kütleçekimine galip gelerek taşı bir toz bulutu gibi dağıtması anlamına geliyordu. Ancak 2025 MN45, bu teorik sınırı adeta paramparça ederek fizik kurallarına meydan okuyor.

Araştırmayı yürüten Sarah Greenstreet ve ekibi, sadece bu rekor kırıcıyı değil, aynı zamanda “imkânsız” hızlarda dönen 18 farklı göktaşını daha gün yüzüne çıkardı. Bu bulgular, sandığımızın aksine asteroidlerin sadece gevşek birer moloz yığını olmadığını, aksine bazılarının kaya kadar sert ve inanılmaz derecede dayanıklı bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.

Bu keşif, kâinatın erken dönemlerine dair saklı kalan bir günlüğü okumak gibi. Rubin Gözlemevi’nin topladığı bu zengin veri seti, Güneş Sistemi’nin şiddet dolu geçmişini yeniden düşünmemizi sağlıyor. Görünen o ki, uzayın derinliklerinde hâlâ keşfedilmeyi bekleyen ve tüm ezberlerimizi bozacak çok daha fazla “hızlı ve öfkeli” yolcu bulunuyor.

Büyüleyici yeni görüntü

Gök bilimciler, Samanyolu Galaksisi’nin bugüne kadar oluşturulmuş en ayrıntılı düşük frekanslı radyo renkli görüntüsünü yayımladı. Uluslararası Radyo Astronomi Araştırma Merkezi (ICRAR) tarafından paylaşılan yeni görüntü, Samanyolu galaksimizin güney gökyüzünü daha önce hiç görülmemiş bir derinlik ve ölçekte gözler önüne seriyor. Görüntünün montajlanması, Curtin Üniversitesi bünyesindeki doktora öğrencisi Silvia Mantovanini liderliğinde 18 ay sürdü. İki büyük radyo araştırmasından elde edilen verileri işlemek ve birleştirmek için Pawsey Süper Bilgisayar Araştırma Merkezi’nde yaklaşık 1 milyon CPU saati harcandı.

Veriler, Batı Avustralya’da bulunan Murchison Geniş Alan Dizisi (MWA) teleskobu kullanılarak toplandı. GLEAM ve GLEAM-X adı verilen bu araştırmalar için 2013 ile 2020 yılları arasında toplam 141 gece gözlem yapıldı.

Yeni görüntü, 2019’da yayımlanan önceki versiyona göre iki kat daha yüksek çözünürlük, on kat daha fazla hassasiyet ve iki kat daha geniş bir gökyüzü kapsama alanı sunuyor. Bu teknolojik ilerleme, gök bilimcilerin yıldızların yaşam döngülerini detaylı bir şekilde incelemesine imkân tanıyor.

ICRAR ekibinden Doçent Natasha Hurley-Walker, bu çalışmanın güney galaktik düzleminin tamamını kapsayan ilk düşük frekanslı radyo görüntüsü olduğunu belirterek, bunun astronomi için heyecan verici bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

Bu görüntünün çözünürlük ve hassasiyetini, ancak önümüzdeki on yıl içinde tamamlanması planlanan dünyanın en büyük radyo teleskop projesi SKA-Low’un geçebileceği belirtiliyor.

“Sen fakirsin, fakir kal” sistemi sürüyor

Dünya Bankası’nın yayımladığı rapora göre, gelişmekte olan ülkelerin dörtte biri, Covid-19 salgını öncesi olan 2019 yılına kıyasla bugün daha yoksul durumda. Merkezi Washington’da bulunan Dünya Bankası, özellikle Sahra Altı Afrika’daki birçok düşük gelirli ülkenin, geçen altı yıl içinde ciddi bir ekonomik şok yaşadığını belirtti.

Raporda, küresel ekonomik büyümenin pandemi sonrası dönemde ‘aşağı vitese geçtiği’, mevcut büyüme hızının ise aşırı yoksulluğu azaltmak ve ihtiyaç duyulan alanlarda istihdam meydana getirmek için yetersiz kaldığı belirtildi.

Gelişmekte olan ve yükselen piyasa ekonomilerinde büyümenin, geçen yılki yüzde 4,2 seviyesinden gelecek yıl yüzde 4’e gerilemesinin beklendiği kaydedildi.

Dünya Bankası, küresel ekonominin özellikle ABD ekonomisinin geçen yıl beklenenden iyi performans göstermesi sayesinde öngörülenden daha dirençli olduğunu ancak 2026 yılında ilerlemenin sınırlı kalacağını belirtti. Rapora göre hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomiler büyümeyi hızlandırmakta zorlanıyor.

ABD ekonomisinin 2025’te yüzde 2,1, 2026’da ise yüzde 2,2 büyümesi bekleniyor. Bu oranlar, Banka’nın haziran ayındaki tahminlerine kıyasla yukarı yönlü revizyon anlamına geliyor. Buna karşın Euro Bölgesi, yüzde 0,9 (2025) ve yüzde 1,2 (2026) ile büyümede geride kalan bölge olarak öne çıkıyor.

Raporda, kişi başına düşen gelirin hâlâ 2019 seviyesinin altında kaldığı gelişmekte olan ülkelerin önemli bir bölümünün savaşlar ve kıtlıklar yaşadığı, bunun da salgın sonrası toparlanmayı geciktirdiği vurgulandı. Son dönemdeki büyümenin, önceki ekonomik daralmayı telafi etmeye yetmediği belirtildi.

Dünya Bankası Baş ekonomisti Indermit Gill, bu tablonun yalnızca talihsizliklerle açıklanamayacağını belirterek, “Gelişmekte olan ülkelerin çok büyük bir kısmında bu sonuçlar, önlenebilir politika hatalarının yansımasıdır” dedi.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*