1926’dan 2026’ya sürgünün yüzyılı…

Bediüzzaman Said Nursî, bir garip insan… Hayatı çilelerle, sürgünlerle geçmiş bir müceddid-i âhirzaman! Sürgün edilişinin tam yüzüncü yılındayız. Vesîkalarla yüzüncü yılında Bediüzzaman’ı anlamak ve sürgün hayatını takip etmek istiyoruz. Onu anlamak ve bir nebze olsun nesl-i âtîye aktarmak gayemiz. İşte başlıyoruz…

  1. Bediüzzaman’ın Ankara’dan
    Gebze’ye seyahati…

Bediüzzaman “Dâüssıla tabir edilen iştiyak-ı vatan hissi beni vatanıma sevk etti. Madem öleceğim, vatanımda öleyim diye Van’a gittim”1 ifadesiyle Ankara’dan sonra Van’a gitmek arzusunu böyle ifade ediyor. Böylece sekiz yıl sonra tekrar Van’a gitmek için Ankara’dan Gebze’ye tren ile yola çıkar. Vesîkaları takip edelim.

Bediüzzaman 312 Nisan 1339 / 17 Nisan 1923 günlerinde, Anadolu-Bağdat Demiryolları’na âit trenle Gebze üzerinden İstanbul’a döner.

Bediüzzaman’ı Eski Said’den Yeni Said’e götüren tren bileti.3

Bediüzzaman’ın Van’a gitmek üzere Ankara’dan Gebze’ye kadar trenle gitmek için aldığı biletin üzerindeki tarih 17 Nisan 1923’tür. Bediüzzaman Temmuz 1924 senesine kadar İstanbul’da kalmıştır. Bu süre yaklaşık 1 yıl 3 ay kadardır. “Bediüzzaman Zeylü’l-Hubâb (1341), Zühre (1341), Zührenin Zeyli (1923), Şu‘le (1342) gibi eserlerini İstanbul’da bulunduğu bu (yaklaşık) 15 aylık süre içerisinde neşretmiş olması çok kuvvetli ihtimâldir.”4

  1. Bediüzzaman’ın İstanbul’dan ayrılışı: (Temmuz 1924’ün son çeyreği
    (24-25 Temmuz olabilir))

İstanbul’dan ayrılışını Vilâyet’in 293/400 numaralı 29 Temmuz 1340/1924 târihli şifre ile İstanbul Vâlisi Mehmed Râşid yetkili makámlara bildirmiştir.5 Şifrede Bediüzzaman’ın “Karadeniz vapuru ile ve Trabzon yoluyla Burhaneddin ile beraber Van’a gideceğini ve bunların Kürdistan’daki aşiret reisleri ile temas ederek bazı maceralar peşinde olmalarının muhtemel bulunduğunu ihbâr eylemiştir.”6

İstanbul Vâlisi’nin 31 Temmuz 1924 târihli yazısı. (Kaynak: ABIBSNİŞ-2, s. 492)

  1. Bediüzzaman Trabzon’da:
    (28 Temmuz 1924)

Bediüzzaman Hazretleri İstanbul’da uzun bir süre kaldıktan sonra (15 ay kadar) İstanbul’dan Karadeniz vapuruna binerek 28 Temmuz 1340/1924 târihinde Trabzon’a ulaşmıştır.7 Trabzon Vâlisi Cemal Efendi Bediüzzaman hakkında dâhiliye vekâletine olumsuz bir yazı yazmış ve Bediüzzaman’ın memleketine dönüşünün tehlikeli olacağını Bakanlığa bildirmiştir.8 Bediüzzaman Trabzon’da halkla temas kurmuş ve çok sıcak görüşmeler sağlamıştır.

Trabzon Vâlisinin yazısı. (Kaynak: ABIBSNİŞ-2, s.495)

  1. Bediüzzaman Erzincan’a hareket ediyor:

Türkiye Cumhuriyeti Trabzon Vilâyeti polis müdüriyeti 2 Ağustos 1340 tarihli ve 191 nolu emirnâme-i Vilâyetpenâhîyleri cevap olarak 6 Ağustos 1340/1924 tarihinde Bediüzzaman’ın memleketlerine gitmek üzere Erzincanlı Nuri Efendi’nin kamyonuna râkiben buradan ayrıldığını bildirmiştir. 3 Ağustos 1340-1924. Polis müdürü vekili.9 Yazılan cevapta Bediüzzaman’ın Trabzon’da ikamet eyledikleri müddet zarfında ulemâ ve ahaliden bazıları ile temas etmiş ise de, mevzûu sırf mesâil-i diniye ve ahlâkiyeden ibâret olup hükümet-i hâzıra aleyhinde ifsâdât ve tahrîkatta bulunduğuna dâir bir delâile destres olunmadığı ve binâenaleyhi tavır ve vaziyet ve hareketleri dâî-i şüphe bulunduğu icrâ ettirilen tarassudât ve tahkîkatdan anlaşılmadığı maruzdur” ifadelerine yer verilmiştir.10 Bu vesîka ile de Trabzon’da hiçbir menfî hâdise vukû’ bulmadığı resmî makamlarca da teyid edilmiştir.

Trabzon Vâlisinin Bediüzzaman hakkında müsbet yazısı. (Kaynak: ABIBSNİŞ-2, s.493)

  1. Trabzon Vâlisi Cemal Bey’in
    müsbet beyanı

Bunun üzerine Trabzon Vâlisi Cemal Bey’in yazdığı yazı da manidardır. Dâhiliye Vekâletine 7 Ağustos 1340/1924. C. 6 Ağustos 1340/ 2285 şifreye; “Said-i Kürdî üç gün evvel Erzurum’a hareket etmiştir. Burada bulunduğu müddetçe her sınıf halk ile temas etmiş; fakat kat’iyyen seyâhatten bahsetmemiştir. Umumdan gördüğü hürmet şayan-ı hayrettir.”11 ifadelerini kullanmıştır.

  1. Bediüzzaman Erzurum’da:
    (5 Ağustos 1924)

Bediüzzaman Hazretleri 28 Temmuz 1924 – 4 Ağustos 1924 tarihleri arasında Trabzon’da kaldıktan ve oradaki ulemâ ve ahali ile sohbetler yaptıktan sonra 5 Ağustos 1924 tarihinde Erzurum’a gelmiştir. Konuyla alâkalı Erzurum Vâlisi Zihni Bey’in Dâhiliye vekâletine 14.8.1340/1924’te yazdığı yazısı aynen şöyledir: “Said-i Kürdî ile Burhaneddin 5 Ağustos 1340’ta Erzurum’a gelmiştir. Burhaneddin Kelkit’e gitmek üzere müteveffâ Halit Bey’in mahdumu ile beraber bugün buradan gitmişlerdir. Keyfiyet Genç Vilâyetine yazılmıştır. Said-i Kürdî burada aşâir reisi Hâlid Bey ile Hüseyin Hakkı ve diğer bazı zevât ile seyrek temas etmektedir. Şimdilik ahvâl ve harekâtında bir fevkaladelik olmadığı ma’rûzdur. Vâli Zühtü.”12

Erzurum Vâlisinin Bediüzzaman’ın vilayetten ayrılışını bildiren yazısı. (Kaynak: ABIBSNİŞ-2, s.496);

  1. Bediüzzaman Erzurum’dan ayrılıyor:

Erzurum Vâlisinin Bediüzzaman’ın seyâhati ile alakalı resmî yazılar yazdığı görülüyor. 19 Ağustos 1340/1924 ve 36 numaralı şifreden Said-i Kürdî’yi de tüccardan Vanlı Hacı Mustafa Efendi ile beraber Bitlis tarikiyle Van’a gitmek üzere mukârî ile bugün Erzurum’dan hareket etmişlerdir. Mûmâileyhin ahvâl ve vaziyetinde arz-ı sâbıktan fazla bir şey görülmediği ve keyfiyet-i hareketinin bu bâbtaki iş’ar-i âlilerinden bahisle Van, Bitlis ve Muş Vilâyetlerine yazıldığı maruzdur. Bu duruma göre Bediüzzaman’ın Van, Bitlis ve Muş Vilâyetlerine takibi için yazı yazıldı görülmektedir.13 Ayrıca yollarda nerelerde kaldığını da ihbâr etmekten geri durulmamıştır.

Erzurum Vâlisi Zühdü Beyin yazısı. (Kaynak: ABIBSNİŞ-2, s.452)

  1. Bediüzzaman Bulanık’ta (Muş):
    (25 Ağustos 1924)

27 Ağustos 1340/1924 tarihinde Erzurum Vâliliği ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nden gelen talimatlar ve şifreler üzerine Bediüzzaman Muş Vâliliğince de takibata alınmıştır. Onun Bulanık kazasına uğrayıp alay zabıtı Halit Bey ile Van’daki medrese planlarını konuşması hemen istihbârat raporlarına girmiştir. Şöyle: “Said-i Kürdî’nin Bulanık’tan geçerken Alay Zâbitândan Halit Bey ile görüştüğü, tedris ile iştigal etmek üzere Van’da medrese açacağını söylediği şayan-ı dikkat, başka beyanatta bulunmadığı berây-i mâ’lûmât arz olunur. Vâli vekili Sakıp.”14

Benzeri yazıları Genç Vilâyetinin de yazdığını belgelerden anlıyoruz. Şöyle: “28.8.1340/1924 şifreye lâhikadır. “Burhaneddin, Said-i Kürdî’nin talimatı üzerine Muş’tan geçerek Bitlis-Muş arasında ve karyelerinde Hacı Musa ile görüşerek mazbatamsı evrak mühürletmiş olduğu ve Bitlis meb’ûs-i sabıkı Ziya’nın da Kürdlük programını takviye etmek azmiyle üç dört gün evvel Hacı Musa ve biraderi Nuh’un nezdlerine gelerek Erzurum-Trabzon tarikiyle İstanbul’dan gitmek niyetini bulunduğu anlaşılmış ve Muş-Erzurum Vilâyetlerine yazılmıştır.”15

Genç Vâli vekilinin resmî yazısı. (Kaynak: ABIBSNİŞ-2, s.496)

  1. Bediüzzaman Tatvan/Bitlis’te:
    (26 Ağustos 1924)

Bediüzzaman Hazretleri Erzurum’dan sonra Hınıs ve Bulanık yollarını takip ederek nihayet 26.8.1340/1924 tarihinde Bitlis’e ulaşır. Bunun ayrıntılarını ise Bitlis Vâli vekili Kâzım Bey bir rapor yazarak Dâhiliye Vekâletine bildirmiştir.16

Bitlis Vâlisinin yazısı. (Kaynak: ABIBSNİŞ-2, s.498)

  1. Bediüzzaman Van’da: (6 Eylül 1924)

Bediüzzaman’ın Van’da tarassut altında tutulması için Dâhiliye Vekâletinin ve Van Vâliliğinin faaliyetleri vardır. Van’a gelişi hükümet ve Vilâyet nezdinde tam bir olay olmuştur. Evvela Dâhiliye Vekâleti Van Vilâyetine yazılar yazmış ve sonra da Van Vâlisi karşılıklar vermiştir. Şöyle: “2 Eylül 1340/1924. Zeyil: 19 Ağustos 1340/1924 ve 4177 – 171114 şifreye: “Said-i Kürdî’nin Van’a azîmetle orada bir medrese açacağı ve Kavar Nahiyesine doğru hareket ettiği Bitlis Vilâyetinin iş’arından anlaşılmıştır. Vürudunda iş’âr-ı sâbık veçhiyle tarassudat icrâsıyla harekâtı hakkında istihsal olunacak ma’lumatın peyderpey inbası. Dâhiliye Vekâleti vekili.”17

Dâhiliye Vekâletinin Van Vilâyetine Yazdığı Yazıdır. (Kaynak: ABIBSNİŞ-2, s.502)

 

VAN-BARLA SÜRGÜN HAYATI

  1. Bediüzzaman’ın Erek Dağı’ndan alınması

13 Şubat-31 Mayıs 1925 tarihleri arasında meydana gelen Şeyh Said hâdisesinin devam ettiği sırada, Başbakan İsmet İnönü döneminde 4 Mart 1925 senesinde Takrir-i Sükûn Kánunu çıkarıldı. Bundan başka Şark Islahat planı doğu ve güneydoğudan binlerce ailenin batı illerine sürgün edilmesi için basamak yapılmıştır. 10 Aralık 1925 tarih ve 675 sayılı Mahallî İskânlarını İzinsiz Terk Eyleyen Muhacir ve Mültecilerle Aşiretler Hakkındaki Kánun bütün zâlimliğiyle tatbik edilir. 31 Mayıs 1926 tarih ve 885 sayılı İskân Kánunu 10 Haziran 1927 târih ve 1097 sayılı Bazı Eşhasın Şark Mıntıkalarından Garb Vilayetlerine Nakline Dâir Kánun ve 13 Haziran 1934 yılında çıkarılan 2510 sayılı Mecburi İskân Kánunu bütün bu zulümlerin hukukî kılıflarıdır.18 Bu kánun çıktıktan sonra birçok kişi için yeni bir hayat safhası başlamıştır. Bunlardan birisi de Bediüzzaman Hazretleri idi. Bediüzzaman’ın 1926 yılında sürgün edildiği kesindir. Mesele Şark Islâhat Planına ve Takrîr-i Sükûn Kánununa dayandırılmıştır. Bediüzzaman Erek Dağı’nda iken “Dağda, mağarada tek bir hizmetçiyle otururken, gelip beni aldılar”19 diye ifade buyuruyor. Talebe ve ahalinin müdahale taleplerine ise “Ben kendi arzumla gidiyorum. Hem bu gördüğünüz askerler de benim talebelerim hükmündedir. Merak edilecek bir durum yoktur. Evlerinize dağılınız”20 der. Böylece Bediüzzaman Erek Dağı’ndan alınarak Van il merkezine getirilir.

  1. Bediüzzaman’ın Van’dan sürgünü:

Bediüzzaman’ın Van’dan Sürgünü Arşiv Belgelerinde 1 Mart 192621 olarak tespit edilmiştir. Bediüzzaman Hazretleri kendisi, Van sürgününün Şeyh Said hâdisesinden sonra olduğunu yazıyor. Şöyle: “Meselâ, bu bîçâre Said, Van’da ders-i hakáik-ı Kur’âniye ile meşgul olduğum miktârca, Şeyh Said hâdisâtı zamanında vesveseli hükûmet, hiçbir cihette bana ilişmedi ve ilişemedi. Vaktâ ki, neme lâzım dedim, kendi nefsimi düşündüm, âhiretimi kurtarmak içün Erek Dağı’nda harâbe mağara gibi bir yere çekildim. O vakit sebepsiz beni aldılar, nefyettiler; (…).”22 Sürgün şâhitlerinden Vanlı Cemâl Taylan, Üstad’ın Van’dan ayrılışını 10 Şubat 1926 olarak zikrediyor.23 Kendisi de bir sürgün olan ve Bediüzzaman’la aynı kafilede bulunan Kinyas Kartal, Van’dan ayrılışlarını “1926 yılı Mart ayı başları” olarak veriyor.24 Şeyh Şâmil’in torunu Said Şâmil; 1926’da Trabzon’dan gemiye binen sürgün kâfilesi içinde Bediüzzaman’ın da bulunduğunu belirtiyor.25 Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Bediüzzaman’ın sürgün târîhini; Van Vilâyet Müftüsü Şeyh Ma’sûm Efendi ile ilgili belgelerden (berâber sürgün edildiklerine binâen) 1 Mart 1926 olarak tesbit etmektedir.26 Bediüzzaman’ın Van’da bir ortaokulda 15-20 gün başka insanlarla birlikte tutulduktan sonra 1 Mart 1926’da Van’dan sürgün hayatı başlamıştır.

  1. Bediüzzaman Erciş’te…

Bediüzzaman Van’dan çıkan sürgün káfilesi ile birlikte Erciş’e götürüldü. Erciş’te bir köyde akşamleyin kalındı. Sabah olunca káfile yine yola devam etti. Yolculuk boyunca akşamları köylerde kalınıyordu. Yol boyunca Bediüzzaman insanlara, hatta hayvanlara bile merhamet gösteriyordu. Çünkü yolculuk ağır kış şartlarında yapılıyordu.27

  1. Bediüzzaman Patnos’ta…

Kör Hüseyin Paşa’nın oğlu Haydar Süphandağlı’nın verdiği bilgiye göre sürgün káfilesi, geldiği Patnos’ta dinlenmek için üç-dört gün kalır.28

  1. Bediüzzaman Hamur’da…

Bediüzzaman sürgün káfilesi ile birlikte bir gece Ağrı’nın Hamur kazasında konaklarlar. Geceyi orada geçirirler.29

  1. Bediüzzaman Ağrı’da…

Sürgün káfilesi bir gece de Ağrı’da kaldıktan sonra Erzurum’a gitmek için yola devam eder.30

  1. Bediüzzaman Korucuk’ta

Sürgün káfilesi ağır kış şartlarında zorlu bir yolculukla yoluna devam ediyordu. Bir gün Erzurum ile Pasinler (Hasankale) ilçesine bağlı Korucuk köyünde mola verildi. İnsanlar ve hayvanlar yorulmuştu. Burada iki-üç gün dinlenme ihtiyacı hissedildi. Sürgün káfilesinde olanlar köyün ileri gelenleri tarafından misafir edildi.31

  1. Bediüzzaman Erzurum’da…

Káfile Korucuk’tan sonra Erzurum’a ulaştı. Bir hafta kadar Erzurum’da kaldılar. Daha sonra Trabzon’a doğru yola çıkan káfile Zigana Geçidi yakınlarında mola verdi. Ramazan Bayramı’na burada kavuşmuşlardı. İstanbul’a gemiyle gönderilmek için káfile Trabzon’a geldi.32

  1. Bediüzzaman Trabzon’da…

Bediüzzaman Trabzon’da İskenderpaşa Camii’nde misafir olarak kalır. Cami imamı Yakup Gürsoy: “Bediüzzaman’ın yatsı namazını kıldıktan sonra camide kaldığını söyler. Müezzin dışarı çıkmasını beklerken Bediüzzaman ‘Kardeşim sen caminin kapısını kilitle, git’ demiş. Müezzin kapıyı kilitler, evine gider. Daha sonra yaptığı hatanın farkına varır, çok üzülür. Sabah namazına her zamankinden önce gelir. Caminin kapısını açınca Bediüzzaman’ın akşam oturduğu gibi aynı şekilde oturduğunu görür.33 Sürgün káfilesi Trabzon’da yirmi gün kaldıktan sonra gemiyle İstanbul’a yola çıkar. Kör Hüseyin Paşa’nın torunu Ahmet Alpaslan anlatıyor: “Bediüzzaman’ı Sirkeci’de bir camiye bıraktılar. Ben yine ara sıra hizmetine giderdim. Yaşım küçük olduğu için Bediüzzaman’ın yanına girip çıkmama kimse bir şey demiyordu”34 der.

  1. Bediüzzaman İstanbul’da…

Bediüzzaman’ın içinde bulunduğu gemi İstanbul’a gelir. İlk önce Sirkeci’de bir camide kalır. Yine Arpacı Camii ve Hidayet Camii’nde kaldığı da bilinmektedir. Bir ara talebesi Tevfik Demiroğlu’nun evinde misafir olur.35 Daha sonra Süleymaniye’de Şeyhülislâmlık binasına yakın bir yerde kalır. On beş günlük bir tahkîkat ve incelemeden sonra Bediüzzaman’ın bu isyanla (Şeyh Said hâdisesi) hiçbir alâkasının olmadığı görülür. Yapılan inceleme ve araştırmalarda ne Van’da ne de başka bir yerlerde bu isyana teşvik ettiğine dair hiçbir bulgunun olmadığı görülür. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde suçsuz olduğu tespit edilerek serbest bırakılır. Serbest bırakılmasına rağmen Ankara özel bir emir ile Burdur’a zorunlu ikametini ister. Bediüzzaman, Antalya’ya giden bir gemiye bindirilir.36

Bediüzzaman 1926’da meydana gelen Meşîhat yangını günlerinde İstanbul’dadır.

Bediüzzaman, sürgün yolculuğu sırasında bir süre İstanbul’da tutulur. O günlerde Meşîhat Dâiresi yangını meydana gelir. 30 Nisan 1926 günkü Cumhuriyet, Vakit, İkdam gibi gazeteler bu yangını sayfalarında haber olarak geçerler.

  1. Bediüzzaman İzmir’de…

Bediüzzaman’ı getiren gemi ilk önce İzmir’e uğrar. Van’dan birlikte sürgün edilen Kinyas Kartal’da aynı gemidedir. Kinyas Kartal: “Seyda ile yolculuğumuz İzmir’e kadar devam etti. Başında bir kefi (sarık) vardı. Alırlar, hakaret ederler diye düşünüyordum. İzmir’de Mezarlıkbaşı semtinde bir otelde, zannediyorum Abdulkadir Paşa Oteli’nde iki gece kaldık. Sonra bizi Manisa’nın Muradiye kazasına verdiler, Bediüzzaman’ı da Burdur’a götürdüler”37 diye bilgi verir.

  1. Bediüzzaman Antalya’da…

Gemi ile Antalya’ya getirilen Bediüzzaman Kaleiçi Semtinde Tekeli Mehmet Paşa Camii’nde birkaç gün kalır.38

  1. Bediüzzaman’ın Burdur’a getirilmesi…

Bediüzzaman’ın İstanbul’dan sonra İzmir ve Antalya üzerinden Burdur’a getirilmesi tahminen Mayıs 1926 sonlarına doğru olduğu şahitlerin hatıralarından anlaşılıyor:39 A. Hamdi Kasapoğlu da Burdur’a getirilişini 1926 olarak veriyor.  Hacı İdris Olgaç’ın Burdur’da iken yazdırdığı C. Kebîr üzerindeki târih: 11 Teşrînisânî, sene 1926.40 Burdurlu Abdurrahmân Cerrâhoğlu Üstad’ı Burdur’da gördüğü ile ilgili hâtırasına şöyle başlıyor: “1926 senesi ilk aylarında …”41 Burdur’a gelişi 1926 yılı yaz başları olarak veren kaynaklar da var.42 Bütün bu tespitler ve kaynaklar gösteriyorlar ki; Bediüzzaman’ın Van’dan Burdur’a sürgünü 1926 yılının kış sonları ile yaz başları arasında yaklaşık üç aylık bir sürede gerçekleşmiştir.43

  1. Isparta’ya sürülmesi:
    Tahminen 25 Ocak 1927.

Bediüzzaman’ın kendi ifadelerinde şöyle bir tespit görüyoruz: “Orada [Burdur’da] yine hizmet-i Kur’âniyede bulunduğum mikdarca -o vakit menfîlere çok dikkat ediliyordu- her akşam isbât-ı vücud etmekle mükellef oldukları hâlde ben ve hâlis talebelerim müstesnâ kaldık. Ben hiçbir vakit isbât-ı vücûda gitmedim, hükûmeti tanımadım. Oranın vâlîsi, oraya gelen Fevzi Paşa’ya şikâyet etmiş. Fevzi Paşa demiş, ‘Ona ilişmeyiniz, hürmet ediniz.’ Bu sözü ona söylettiren, hizmet-i Kur’âniyenin kudsiyetidir. Ne vakit nefsimi kurtarmak, yalnız âhiretimi düşünmek fikri bana galebe etti, hizmet-i Kur’âniyede muvakkat fütur geldi; aks-i maksadımla tokat yedim. Yânî bir menfâdan diğerine, Isparta’ya gönderildim.”44

  1. Barla’ya nefyi: 1 Mart 1927.

Bu konuda da yine Bediüzzaman’ı dinleyelim: “Isparta’da yine hizmet başına geçtim. Yirmi gün geçtikten sonra bazı korkak insanların ihtarlarıyla, ‘Belki bu vaziyeti hükûmet hoş görmeyecek. Bir parça teennî etsen daha iyi olur’ dediler. Bende, tekrar yalnız kendimi düşünmek hâtırası kuvvet buldu. ‘Aman, halklar gelmesin’ dedim. Yine o menfâdan dahi üçüncü nefiy olarak Barla’ya verildim.”45 Bediüzzaman, zamanın İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın üst makamlara arz ettiği rapora göre, 1 Mart 1927 tarih ve 81 numaralı tahrîrâtla Barla’da ikamete mecbur edilmiştir.46

Netice olarak:

Bediüzzaman Said Nursî’nin Van’dan Barla’ya sürgünü, hayatındaki en mühim dönüm noktalarından biridir. Kısaca yazacak olursak: 1925’te, Şeyh Said hâdisesinden sonra, Doğu’daki nüfuzu ve ilmî şahsiyeti sebebiyle tehlikeli görülerek önce Van’dan alınmış, ardından Batı Anadolu’ya sevk edilmiştir. Uzun ve meşakkatli bir yolculuktan sonra Isparta’nın Barla köyüne gönderilmiştir. Barla, hem coğrafî olarak kuş uçmaz, kervan geçmez kabilinden bir yer, hem de sıkı gözetim altında tutulan bir sürgün yeridir; dış dünya ile irtibatı neredeyse kesilmiştir. Bu sürgün, görünürde bir tecrit ve cezalandırma iken; fiiliyatta Risale-i Nur Külliyatı’nın telif zamanının başladığı bereketli bir dönem olmuştur. Bediüzzaman, Barla’da “Yeni Said” dönemine fiilen girmiş, iman esaslarını esas alan eserlerini burada kaleme almıştır. Devletin susturmak için yaptığı sürgün, kaderin konuşturduğu bir hizmet merkezine dönüşmüştür. Bu noktada Bediüzzaman “Bize işkence edenler bilmeyerek, kader-i İlâhînin sırlarına, derin tecellîlerine akıl erdiremeyerek, bizim davamıza, hakikat-i imaniyenin inkişafına hizmet ettiler.” tespitini aktarır. “Yalnız tahattur edersiniz ki, Risale-i Kader’de ispat etmişiz ki: ‘Başa gelen zulümlerde iki cihet var ve iki hüküm vardır: Biri insanın, biri kader-i İlâhînin. Aynı hâdisede insan zulmeder, fakat kader âdildir, adalet eder. Bu meselemizde, insanın zulmünden ziyade, kaderin adaleti ve hikmet-i İlâhiyenin sırrını düşünmeliyiz.”

………………………………………..

Dipnotlar:

Lem’alar, s. 377 (2017)

Nisan ayı 31 çekmediğine göre bilet üzerinde sehven yazılmış olması muhtemeldir. Ya 21 Nisan olabilir, ya da 1 Mayıs. Muhtemelen bileti yazan memur hata olarak 31 Nisan yazmış olmalı.

Bediüzzaman Said Nursî; Târihçe-i Hayâtı, Eserleri, Meslek ve Meşrebi, Doğuş Ltd. Şirketi Matbaası, Ankara, 1958, s.98.

Bilâl Tunç (www.risaletashih.net)

BCA, No:12512-23-1/133

BCA, No:12512-23-1

Ahmed Akgündüz, Prof. Dr.; ABIBSNİŞ-2, s.493, 494.

BCA, No: 12512-23-1; ABIBSNİŞ-2, s.493

BCA, No: 12512-23-1; ABIBSNİŞ-2, s.493

Ahmed Akgündüz, Prof. Dr.; ABIBSNİŞ-2, s.494.

BCA, No: 12512-23-1; ABIBSNİŞ-2, s.494.

BCA, No: 12512-23-1; ABIBSNİŞ-2, s.495

BCA, No: 12512-23-1; ABIBSNİŞ-2, s.495

BCA, No: 12512-23-1; ABIBSNİŞ-2, s.496

BCA, No: 12512-23-1; ABIBSNİŞ-2, s.498

Ahmed Akgündüz, Prof. Dr.; ABIBSNİŞ-2, s.498

BCA, No: 12512-23-1; ABIBSNİŞ-2, s.502,503

Diyanet İşleri Başkanlığı Sicil Arşivi, No:23-152, Masum Arvas; bkn. ABIBSNİŞ-2, s.594

Osmanlıca Lem’alar, s.780

Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursî, s.229

Ahmed Akgündüz, Prof. Dr., ABIBSNİŞ-2, s.596.

Bediüzzaman Said Nursî; Lem’alar, Y.A.N., 2005, s.158.

Abdülkadir Badıllı; Bediüzzaman Said Nursî, Mufassal Târihçe-i Hayâtı, İttihad Yayıncılık-1998, s.704.

Abdülkadir Badıllı; age, s.705.

Abdülkadir Badıllı; age, s.712.

Ahmed Akgündüz, Prof. Dr.; Arşiv Belgeleri Işığında Bediüzzaman Said Nursî ve İlmî Şahsiyeti – İkinci Kitap, Osmanlı Araştırmaları Vakfı, 2014, s.596.

Mahmut Askeri Küçükkaya, Bediüzzaman Said Nursî Seyâhatnamesi, s.200

Son Şahitler-I, s.96

Mahmut Askeri Küçükkaya, Bediüzzaman Said Nursî Seyâhatnamesi, s.202

Age, s.203

Age, s.203

Age, s.204

Badıllı, Abdülkadir, Mufassal Târihçe-i Hayat-1, s.577,78

Şahiner, Necmettin, Nurs Yolu, s.134

Şahiner, Necmettin, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursî, s.230

Mahmut Askeri Küçükkaya, Bediüzzaman Said Nursî Seyâhatnamesi, s.207

Şahiner, Necmettin, Son Şahitler-II, s.20

Şahiner, Necmettin, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursî, s.232

Abdülkadir Badıllı; Bediüzzaman Said Nursî, Mufassal Târihçe-i Hayâtı, İttihad Yayıncılık-1998, s.726.

Abdülkadir Badıllı; age, s.733-34.

Abdülkadir Badıllı; age, s.737.

Cemâlettin Canlı-Yusuf Kenan Beysülen; Zaman İçinde Bediüzzaman, İletişim Yayıncılık, s.329.

Bilâl Tunç (www.risaletashih.net)

Bediüzzaman Said Nursî; Lem’alar, Y.A.N., 2005, s.159.

Bediüzzaman Said Nursî; age, s.159

http://www.yeniasya.com.tr/gundem/cankaya-ya-gonderilen-said-nursi-raporlari_102324

Tarihçe-i Hayat, s.703 (2017)

Lem’alar, s.443 (2017)

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*