Ocak ayında FBI, havsalamızın almadığı kötülükte bir suç ağının 3 milyondan fazla belge içeren dosyasını kamuoyuna açtı. Suçları tarif etmeye, bu diskuru tekrar tekrar üretmeye gerek yok. Ayrıntıları öğrenip, fazla maruz kalıp hissizleşmemek, maruz kalmamış safi zihinleri de idlâl etmemek gerek. Ama her zamanki gibi, tüm bu açığa çıkanlar bizim hayatımıza nasıl dokunuyor, nasıl aksediyor, işte bunu konuşmalıyız. Ki Genç Gündem’in yazılma amacı başından beri bu zaten.
Paylaşılan dosyalar, maalesef, kurbanlar arasında çok sayıda küçük çocuğun olduğu iddiasını yeniden doğruladı. Çocuklar, yetişkinlere oranla şiddet ve istismar karşısında çok daha savunmasız olduğu için, yetişkinler olarak çocukları koruma ve güvenliklerini sağlamakla mükellefiz. Yetim çocuklar ise onları koruyacak ailelerden mahrum olmaları sebebiyle daha da savunmasızlar. Nitekim, Avrupa Parlamentosu Araştırma Genel Müdürlüğü, 2021-23 yılları arasında Avrupa’da en az 51.433 refakatçisi olmayan mülteci çocuğun kaybolduğunu açıkladı.2 Bu, neredeyse her gün 47 çocuğun kaybolduğu anlamına geliyor. Tüm bu korkunç suç ağının ifşası, Kur’ân’ın neden yetimi himaye etmeyi, yetim hakkını korumayı ısrarla vurguladığını daha iyi anlamamızı sağladı. Kur’an, infak etmekten, zekâttan, salih kulların özelliklerinden bahsederken yetimleri hassaten zikreder. Mesela Bakara Suresi 177. ayette İslam iyiliği şu şekilde tarif eder: “Asıl iyilik; Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere inanan; malını sevdiği halde akrabasına, yetimlere, yoksullara, yolda kalan gariplere, dilenenlere, hürriyetine kavuşmak isteyen köle ve esirlere veren; namazı dosdoğru kılıp zekâtı ödeyen; antlaşma yaptığında sözünde duran; sıkıntı, darlık, hastalık ve şiddetli savaş zamanlarında sabredenlerin yaptığıdır. Kulluklarında samimi ve dürüst olanlar işte bunlardır; gerçek takva sahipleri de yine bunlardır.” Bakara 215’te de Allah yolunda ne harcayacaklarını soran mü’minlere, mallarını akrabaya, yetime ve yoksula vermeleri emredilmiştir. Yetimlerin akrabadan hemen sonra zikredilmesi, yetime yardımın önemini gösterir. Kur’an’ın yetimlere verdiği değer o kadar büyüktür ki Allah’tan ikram görmek, yetime iyilik yapmayla ilişkilendirilir: “Hayır! Doğrusu siz, Allah’tan ikram bekliyorsunuz ama kendiniz yetime değer vermiyor, ona ikram etmiyorsunuz.”3 Farklı farklı surelerde pek çok ayette yetimlerin hakkını korumak, yetimleri ezmemek, yetimlere iyilikten bahsedilir. Kendisi de bir yetim olan Allah Resûlü de yetime şefkati çokça vurgular ve yetimi himaye edeni Cennetle müjdeler:
Sehl İbni Sa’d’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:
“Ben ve yetimi himâye eden kimse Cennette şöylece beraber bulunacağız.” ve işaret parmağıyla orta parmağını, aralarını biraz aralayarak, gösterdi.
Enes’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (asm) vefatı sırasında bile yetimleri zikretmiş ve buyurmuş: “Emriniz altındaki insanlar hakkında Allah’tan korkun, iki zayıf hakkında Allah’tan korkun: Dul kadın ve yetim çocuk. Namaz hususunda Allah’tan korkun!”
Tüm dehşetiyle gözlerimizin önüne serilen bu suç ağı, Kur’an’ın ve Allah Resulünün önemli noktalara değinmedeki isabetliliğiyle hayret uyandırırken bizi de çocukları ve bilhassa yetim çocukları iyi koruyup koruyamadığımızla ilgili iç hesaplaşmaya davet ediyor.
Peki ne yapabiliriz? Öncelikle en yakınımızdan, erişebileceğimiz en küçük halkadan mükellefiz. Bu da ailemizde ya da yakın çevremizdeki yetimleri himaye etmek, güvenliklerinden ve iyilik hallerinden emin olmak anlamına geliyor. İslam evlat edinmeyi hükümsüz kılıyor ancak yetim çocukları kendi soyuna geçirmeden, İslamî şartlara riayet ederek evinde himaye etmenin, onlara koruyucu aile olmanın önünde bir beis yok. Bunun yanında pek çok güvenilir yardım örgütünün hem yurt içi hem yurt dışı yetim sponsorlukları var. Tek seferlik bağışta bulunabileceğiniz gibi, düzenli bağış yaparak her ay bir yetimin ihtiyaçlarını giderebilirsiniz. Benzer şekilde yardım kuruluşlarının yetimhane iyileştirme projelerine dahil olabilir, yetimlere hizmet eden bu kurumlara destek olabilirsiniz. Ülkemizde yetim çocuklar 18 yaşına kadar devlet koruması altında olsa da 18 yaşını geçtiklerinde devlet koruması ve sponsorluğu kalkıyor. Dolayısıyla artık “çocuk” kabul edilmeyen bu çocukların, belki eskisinden bile çok desteğe ihtiyacı oluyor. Bu çocuklara mentorluk ve danışmanlık desteğinde ya da finansal destekte bulunabilirsiniz. Ancak yetime destek ve yardım ne kadar önemliyse doğru şekilde yapılması da bir o kadar önemli. Zira zaten sağlıklı bağlanma tecrübesi olmamış, terk edilme travması taşıyan bu çocuklara tek seferlik ziyaretler, devamı gelmeyecek sevgi gösterileri ve hediyeler, yarardan çok zarar verme tehlikesi taşıyor. Düzenliliği olmayan bu ziyaretlerde çocuklar kendilerini tekrar tekrar terk edilmiş hissedebiliyor. Bu yüzden bu alandaki gönüllülük anlık duyguların etkisiyle değil, uzmanlarla planlanmış, düzenliliği olan bir şekilde yapılmalı.
Allah çocuklarımızı muhafaza etsin, bizlere de üzerimize düşeni yapma gayreti versin. Âmin.
…………………………
Dipnotlar:
Hadis-i Şerif, (Heysemî, VIII, 163).
https://epthinktank.eu/2025/05/22/disappearance-of-migrant-children-in-the-eu-2/
Fecr Suresi, 17.

İlk yorumu siz yazın