AMA’sız özrü Hz. Yunus’tan (as) öğrenelim

Hiç ‘ama’sız özür dilediğiniz oldu mu? Kendinizi temize çıkarmaya çalışmadan (nefis bazen buna; ‘kendini ifade etmek’ der), hatanızın tüm pişmanlığıyla özür dilediğiniz oldu mu? Çok zor, ama mutlaka öğrenmek gerekli. Ben bunu Hz. Yunus’ta (as) gördüm yani okudum. Onunkini öğrenmeden önce bizim özürlerimiz genelde şöyle oluyor: • “Ya, çok özür dilerim ama ben onu kastetmedim. Şunun için yaptım; …”

  • “Çok üzgünüm kırılacağını bilemedim, ama sen de bana şöyle demiştin, ben de böyle yapıverdim…”
  • “Hakkını helal et ama ben onu şu amaçla yaptım, kötü düşünmedim yani…” Bunlar ne kadar yeterli bir özür cümlesi gibi gözükse de öyle değil. Kendini savunma odaklı, pişmanlık hissi baskın değil; kendini temize çıkarma çabası, hatayı küçültmeye meyilli… Bu cümleler karşı tarafın gönlünü almaz; sadece gönlü alınmış gibi olmuş olur, “mış gibi” … Samimiyet gider. Samimi özür nasıl olur biliyor musunuz?
  • İlk önce karşı tarafın sözü kesilmeden dinlenir,
  • Anlamadığımız (olay ânında fark edemediğimiz) detaylar sorulur, o esnâda içimizden kendimizi savunmak için ifadeler yakalamaya çalışan nefsimiz susturulur,
  • Sonra tertemiz bir özür dilenir.
  • Özrün akabinde biraz beklenir, pişmanlık içinde kalınır. O zorlayıcı duyguya alan açılır. Belki karşı tarafa temas eder, pişmanlığımızı ifade ederiz hâl ve kâl diliyle.
  • Akabinde kendimizi ve niyetimizi (temize çıkma maksadı olmadan, hatayı küçültmeden) açıklarız; “Ben onu fark etmedim, fark etsem hemen geri alırdım/ Kötü bir niyetim yoktu/ O niyetle dememiştim, o an ne dediğimin farkına varmamışım, tekrar özür dilerim”…
  • Ve konuşma biter. Bu, gönle dokunan samimi bir özür biçimidir. Karşı taraf yine affetmezse yine onu anlamaya çalışır ve yeniden deneriz. Niyeti hiç affetmek değil hesap sormaksa o iş bizden çıkmıştır; elimizden geleni yaptık. O, görmeyi ve samimiyeti duymayı tercih etmedi; inşaallah bir gün tercih eder. Bu özrü ve pişmanlığı Hz. Yunus’tan (as) nasıl öğrendim? Kavminin helak edileceği Hz. Yunus’a (as) iletilmişti. Ama daha hicret emri gelmemişti. Helak emareleri başlayınca kavmine kızarak terketmişti de gemiye binince fırtına çıkmıştı.

 

“Efendisinden kaçmış bir köle mi var aramızda, deniz çok kızgın” denilince Hz. Yunus anlamıştı meseleyi. Balığın karnına girince, vücudu da mahvolmuş vaziyette, elini açıp duâ etti. Ben kıssayı burada durduruyorum ve size de sormak istiyorum, siz olsanız ne derdiniz Allah’a o an? Nasıl yalvarır veya nasıl yorumlardınız vaziyetinizi? Ben çok düşündüm, üzülerek söylüyorum ki zihnime şunlar geldi: “Allah’ım Sen bilirsin Ya Rabbenâ ama ben elimden geleni yaptım Sen gördün. Yıllardır tebliğ ettim sadece iki kişi iman etti. Helak emri de gelmişti. Kavmim yine benimle alay etti. Fırtına da başlamıştı, sadece bir gün evvelden çıktım kavmimden, neden böyle oldu? Affet Allah’ım.

Bilemedim böyle olacağını, çok kızmıştım, çok üzülmüştüm Senin emrini dinlemiyorlar diye, beni buradan kurtar Allah’ım…” Aşağı yukarı bunlar geçerdi içimden, hadsizliğimi güya gizlemeye çalışan ifadelerle… Sitem içerikli, neredeyse şuna varacak cümlelerim; “(hâşâ) bir gün erken çıktık diye böyle mi yapılır, hemen ceza mı verilir!” Cümlelerimin utancıyla Hz. Yunus’un (as) duâsına dönüyorum, bakalım o ne demiş; “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’zzâlimîn” Yani; “Senden başka ilah yoktur. Sen bütün noksan sıfatlardan uzaksın. Şüphesiz ben kendine zulmedenlerden oldum” (Enbiyâ: 87) Bu duâsı sayesinde ona rahmet ediliyor ve karaya çıkartılıp iyileştiriliyor. Hatta kavmi de helaktan kurtuluyor. Duâ ne kadar farkındalık ve samimiyet dolu fark ettiniz mi, kendi hatasının farkında ve onu ‘ama’sız kabul edecek kadar samimi.

Ben bile 2 dakikada bir sürü ‘ama’ saymıştım oysaki. Yunus Peygamberin (as) hiç aması olmadı. Safî özür, safî pişmanlık. Onu kurtaran da buydu. Kendini temize çıkarmadı, niyetinin iyiliğini vurgulamadı, Allah’ı (hâşâ) orantısız ceza vermekle suçlamadı… Kendi hatasını küçültmedi… Siz sayın daha çıkarımlarınızı… Ben hakiki özrü Hz. Yunus’tan (as) öğrendim, amasız özrü ondan duydum ve hayrân oldum. Rabbim uygulamayı ve örnek olabilmeyi nasib etsin…

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*