Benim hakaik-ı imaniyede hususî üstadım, İmam-ı Ali’dir (ra)

Risale-i Nur’un üstadı ve Risale-i Nur’a Celcelûtiye kasidesinde rumuzlu işaretiyle pek çok alâkadarlık gösteren ve benim hakaik-ı imaniyede hususi üstadım, İmam-ı Ali’dir (ra). Ve قُلْ لَّا اَسْئَلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِلَّا الْمَوَدَّةَ فِى الْقُرْبٰى $^{[1]}$ ayetinin nassıyla, Âl-i Beyt’in muhabbeti, Risale-i Nur’da ve mesleğimizde bir esastır ve Vehhabîlik damarı, hiçbir cihette Nur’un hakikî şakirdlerinde olmamak lâzım geliyor.

Emirdağ Lahikası, 151. mektup, s. 239

 

Ehl-i Sünnet, Hazret-i Ali’yi (ra) tenkis etmedikleri gibi, ciddî severler. Fakat hadisçe tehlikeli sayılan ifrat-ı muhabbetten çekiniyorlar. Hadisçe Hazret-i Ali’nin (ra) şiası hakkındaki sena-i Nebevî, Ehl-i Sünnete aittir. Çünkü istikametli muhabbetle Hazret-i Ali’nin (ra) şiaları, ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemaattir. Hazret-i İsa Aleyhisselâm hakkındaki ifrat-ı muhabbet Nasarâ için tehlikeli olduğu gibi, Hazret-i Ali (ra) hakkında da o tarzda ifrat-ı muhabbet, hadis-i sahihte tehlikeli olduğu tasrih edilmiş.

Lem’alar, 4. Lem’a, 4. Nükte

 

Muhabbet iki kısımdır: Biri:

Mana-i harfiyle, yani Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hesabına, Cenab-ı Hak namına Hazret-i Ali ile Hasan ve Hüseyin ve Âl-i Beyti sevmektir. Şu muhabbet, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın muhabbetini ziyadeleştirir, Cenab-ı Hakkın muhabbetine vesile olur. Şu muhabbet meşrudur, ifratı zarar vermez, tecavüz etmez, başkalarının zemmini ve adavetini iktiza etmez. İkincisi: Mana-i ismiyle muhabbettir. Yani bizzat onları sever. Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmı düşünmeden, Hazret-i Ali’nin kahramanlıklarını ve kemâlini ve Hazret-i Hasan ve Hüseyin’in yüksek faziletlerini düşünüp sever. Hatta Allah’ı bilmese de, Peygamberi tanımasa da yine onları sever.

 

 

Bu sevmek, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın muhabbetine ve Cenab-ı Hakkın muhabbetine sebebiyet vermez. Hem ifrat olsa, başkaların zemmini ve adavetini iktiza eder. İşte işaret-i Nebeviye ile, Hazret-i Ali hakkında ziyade muhabbetlerinden, Hazret-i Ebu Bekri’s-Sıddık ile Hazret-i Ömer’den teberrî ettiklerinden, hasarete düşmüşler. Ve o menfî muhabbet, sebeb-i hasarettir.

Mektubat, 19. Mektub, 6. Nükteli İşaret

 

Madem Risale-i Nur Şakirdlerinin en büyük üstadı, Peygamberden (asm) sonra Celcelutiye’nin şehadetiyle İmam-ı Ali’dir (radıyallahü anh); onun muhabbetini dava eden Şiîler, Alevîler, Risale-i Nur’un derslerini Sünnîlerden ziyade dinlemeseler, Âl-i Beyte muhabbet davaları yanlış olur.

Emirdağ Lahikası, 44. mektup, s. 109

 

 

[1] De ki: Vazifem karşılığında sizden bir ücret istemiyorum; sizden istediğim, ancak akrabaya sevgi ve Ehl-i Beyt’ime muhabbettir. (Şûrâ Suresi: 23.)

Avatar fotoğrafı
Bediüzzaman Said Nursî hakkında 131 makale
Kur’an’ı çağa tefsir ederek, “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, bu dünyadaki vazifem nedir?” sorularına cevaplar sunan, “iman-ı tahkiki”, “ahlâk” ve “istikamet” rehberi Risale-i Nur Külliyatı’nın müellifi.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*