İlim şehrine girmek isteyenlerin Bâb-ı Âlî’si Sırrı kendi içinde: Celcelutiye

Her kelimesi, her cümlesi, her bendi derinlikli ve katmanlı bir mânâ içeren Celcelutiye, imtihanlara tabi tutulmuş ümmetin sığınağı, zorluklarla başa çıkamayanların refiki, İlahî yardım ve inayetin çağrısı, marifetullahın icazkâr bir parolasıdır. Bazı dua ve ayetlerin ‘sürekli ihtiyaca binaen’ devamlı surette okunması gerekliliği, bilinen bir teamüldür. Celcelutiye de tekraren okundukça lezzetini artıran, gafleti dağıtan, kalbi diri, şuuru merkezde tutan, imanı takviye eden tefekkürî bir virddir. Okudukça açılan, gönle yerleşen ve imanın kuvvetine göre hadisatın tazyikatından ve musibetlerden kurtaran bir siperdir. Cevşen[1] nasıl bir zırh ise, Celcelutiye de manevî bir kalkandır. Öyle olmasa içinde “Savaş, korkma, dört yanın kuşatılmış dahi olsa hiçbir kralın gücünden korkma!” diye telkin verilir miydi? Şah-ı Velayet, Şah-ı Merdan, Sahib-i Zülfikar, Mü’minlerin Emiri, Haydar-ı Kerrar lakaplı Hz. Ali (ra)’den[2] günümüze miras olan Celcelutiye Kasîdesi, gönül bağı kurulan duaların başında gelir.

Mesnevî gibi[3] , Risale-i Nur gibi, sırlı B harfi[4] ile, Besmele ile başlar ve şöyle der: “Bede’tu bi bismillahi rûhî bihih tedet. İlâ keşfi esrârin bi bâtınihin tavet” (Sırların hazinesi olan Bismillah ile başlarım. Onunla o hazineyi keşfederim.”) ve şöyle sona erer: “Bu Hz. Muhammed’in (asm) amcasının oğlu Ali’nin (ra) sözleridir. Onda mahlukat için ilimlerin özü ve sırrı toplanmıştır.” ‘Mahlukat için’ denilmesi, ne derece şümullü bir mana içerdiğini ne kadar geniş bir kapsama hitap ettiğini gösterir. Bu kadim metin, bugün hâlâ alimler tarafından incelenmeye, keşfedilmeye ve şerh edilmeye devam etmektedir. Üzerine nice makaleler, kitaplar yazılmış; dost meclislerinde okunmuş, dinlenmiş, hakkında sohbetler edilmiştir. Yalnızca bir münacât olarak görülmemesi gereken eser, cifir ve ebced ilimleri deyince de akla ilk gelen kaynaklardan biridir.

Celcelutiye, insanı merkez alarak âlemleri anlamlandırmış, bir simya-dönüşüm kitabı olmuştur. İnsanlığın bilincini İlâhî bilince yöneltecek (miraç) bir burak ve geçiş kapısıdır.[5] Ledünnî sırlar gereği bazı Esma-i Şerifleri Süryanice olarak yer alan Celcelutiye duası[6] , ehli olanlara aktarılacak bir hikmet, hakikati arayanlara bir anahtar, sırları çözmek isteyenlere bir alâmettir. Hz. Ali (ra) de bu muhtevayı tanzim ederken eski peygamberlerin hatırasını yad etmek maksadıyla Süryanîce sözcükler kullanmış olabilir.[7] Gümüşhanevî’ye göre Celcelutiye, engin bir kapsama sahip sırları ihtiva eden ve İsm-i A’zam sırrını taşıyan bir kaside olup İbranîce ve Süryanîce konuşan birçok peygamber bu kasidenin aslî muhtevasıyla münacatta bulundukları için bazı Esma-i Şerif ve ifadeler orijinal dilinde yer almıştır.[8] Üzerine çeşitli çalışmalar yapılan geniş kabul görülen rivayete göre 120, başka bir rivayete göre 128 bentlik Celcelutiye, içinde bulundurduğu Huruf-u Mukattaa ve işaretleriyle havas ilmi ile ilgilenenlerin de müracaat ettikleri başucu eserlerdendir. Celcelutiye Kasidesi, Hz. Peygambere (asm) vahiy yoluyla gelen ve Hz. Ali’ye talim ettirdiği; Hz. Ali’nin de nazma çevirdiği, kulun doğrudan yaratıcı ile manevî bir köprü kurduğu sırlarla dolu bir bir münâcâttır ve Üstadın sıklıkla okuduğu bir duadır:[9] “Benim hususî kanaatım şudur ki: Celcelutiye, madem Risale-i Nur’u içine almış ve sînesine basıp manevî veled gibi kabul etmiş, elbette [O’nda, varlıkla ilgili bütün sır ve bilgiler toplanmıştır] fıkrası ile, kendi hazinesinin bir kısım pırlantalarını âhirzamanda neşreden Risale-i Nur’u şahid gösterip Celcelutiye’yi bir hazine-i ulûm ve bir define-i ilmiyedir diye bihakkın medh ü sena edebilir.”[10] “Ben, Celcelutiye’yi okuduğum vakit, sair münacatlara muhalif olarak, kendim bizzat hissiyatımla münacat ediyorum, diye hissederdim. Ve başkasının lisanıyla taklitkârâne olmuyordu. Benim için gayet fıtrî ve dertlerime alâkadar ve tefekkürât-ı ruhiyeme hoş bir zemin oluyordu.

Birkaç sene sonra kerametini ve Risale-i Nur ile münasebetini gördüm ve anladım ki o hâlet, bu münasebetten ileri gelmiş.”[11] İmam-ı Gazalî Hazretleri nakleder ki: Cebrail Aleyhisselam Peygamber Efendimize (asm) dedi ki: “Ya Muhammed! Rabb’in sana selam ediyor ve selamın en mükerremini sana tahsis buyuruyor. Sana bu hediyeyi ihsan buyurdu.” Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (asm): “Ey kardeşim Cebrail! Bu hediye nedir?” dedi.

Cebrail Aleyhisselam: “Bu hediye, içinde İsm-i A’zam ile en kapsamlı kasem bulunan büyük duadır.” diye cevap verdi. Peygamber Efendimiz (asm): “Ey kardeşim Cebrail! Bu duanın adı nedir? Keyfiyeti nasıldır?” diye sordu. Cebrail Aleyhisselam dedi ki: “Ya Muhammed! Bu duanın adı Bedi’dir (Celcelutiye). İçinde en yüksek kasem ve İsm-i A’zam vardır. O İsm-i A’zam ki:

  1. Arş-ı A’lâ’nın kenarına yazılmıştır. Eğer yazılmamış olmasaydı, Allah’ın arşını taşıyan melekler bu arşı kaldıramazlardı!
  2. Güneşin kalbine yazılmıştır. Eğer yazılmamış olmasaydı, güneşin ışığı ve nuru olmazdı! 3. Ay’ın kalbine yazılmıştır. Eğer yazılmamış olmasaydı, ay ışık veremezdi.
  3. Cebrail’in (as) kanadına yazılmıştır. Eğer yazılmamış olmasaydı, O, yeryüzüne inemez, semaya çıkamazdı!
  4. Mikâil’in (as) başına yazılmıştır. Eğer yazılmamış olmasaydı yağmurlar ve damlalar ona itaat etmezlerdi.
  5. İsrafil’in (as) alnına yazılmıştır.

Eğer yazılmamış olmasaydı sûru üfleyemezdi.

  1. Azrail’in (as) elinin üzerine yazılmıştır. Eğer yazılmamış olmasaydı, mahlukatın canlarını kabzedemezdi.
  2. Yedi kat göklere yazılmıştır. Eğer yazılmamış olmasaydı gökler yükselemezdi.
  3. Yedi kat yerlere yazılmıştır. Eğer yazılmamış olmasaydı, yedi kat yerler, şimdi olduğu gibi sabit olmazdı! Bu ismi Âdem (as) okumuştur! (İmam-ı Gazali, Celcelutiye, s. 561)”[12] Celcelutiye’ye günümüzde verilen önem ve ehemmiyette, Risale-i Nur’un etkisi çok büyüktür. Adeta Celcelutiye Risale-i Nur’u, Risale-i Nur da Celcelutiye’yi parlatmıştır diyebiliriz. Risale-i Nur’ların Hakîm, Rahîm, Nûr ve Bedî esmalarına mazhar olması ve kasidede yer alan pek çok beytin Külliyattan haber vermesi ve hatta Ayetü’l-Kübra risalesini şefaatçı yaparak eman dilemesi gibi hakikî, mecazî, işarî, imaî ve telvihî bir surette Risale-i Nur’ların adının geçmesi; Celcelutiye ile Risale-i Nur’lar arasındaki yüksek bağlantıyı aşikâr etmektedir. Keza Celcelutiye’deki müjdeler de, asrımızda Risale-i Nur ile zuhur etmektedir.

Hz. Ali (ra), Celcelutiye kasidesindeki fıkralarda; âhirzamanda Risale-i Nur’u Cenab-ı Hak’tan niyaz etmektedir. Ve Nur Risalelerinin tamamını medh ü sena ile göstererek Sözler, Mektubat ve Lem’alar’ı remzen haber vermektedir.[13] “Malum olsun ki, Celcelutiye’nin esası ve ruhu olan El-kasemü’l-câmiü ve’d-da’vetü’ş-şerîfetü ve’l-ismü’l-a’zam (geniş manalar ifade eden kasem, kıymetli dua ve İsm-i A’zam İmam-ı Ali’nin (ra) en mühim ve en müdakkik üveysi bir şakirdi ve İslamiyet’in en meşhur ve parlak bir hücceti olan Hüccetü’l-İslam İmam-ı Gazalî diyor ki: ‘Onlar vahiy ile Peygamber’e (asm) nazil olduğu vakit, İmam-ı Ali’ye (ra) emretti yaz, o da yazdı, sonra nazmetti.’” “Hem madem Celcelutiye’nin aslı vahiydir ve esrarlıdır ve gelecek zamana bakıyor ve gaybî umur-u istikbaliyeden haber veriyor. Ve madem Kur’an itibarıyla bu asır dehşetlidir ve Kur’an hesabıyla Risale-i Nur, bu karanlık asırda ehemmiyetli bir hadisedir. Ve madem sarahat derecesinde çok karine ve emarelerle Risale-i Nur, Celcelutiye’nin içine girmiş, en mühim yerinde yerleşmiş. Ve madem Risale-i Nur ve eczaları bu mevkiye lâyıktır ve Hazret-i İmam-ı Ali’nin (ra) nazar-ı takdirine ve tahsinine ve onlardan haber vermesine liyakatleri ve kıymetleri var.

Ve madem Hazret-i İmam-ı Ali (ra) Siracünnur’dan zâhir bir surette haber verdikten sonra, ikinci derecede perdeli bir tarzda Sözler’den, sonra Mektuplar’dan, sonra Lem’alar’dan (Risalelerdeki gibi aynı tertip, aynı makam, aynı numara tahtında) kuvvetli karinelerin sevkiyle kelam delalet ve Hazret-i İmam-ı Ali’nin (ra) işaret ettiğini ispat eylemiş…”[14] Bediüzzaman’ın, “İsm-i A’zam ya da İsm-i A’zam’ın Altı Nûru” unvanıyla 30. Lem’a’da açıkladığı ve Hz. Ali için birer İsm-i A’zam olduğunu beyan buyurduğu Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl ve Kuddûs isimlerinin Celcelûtiye’de geçen İsm-i A’zam’dan olduğunu 18. Lem’a’nın satır aralarından çıkarabiliyoruz.[15]Celcelutiye’den birkaç bentlik bir duanın okunuşu ve tercümesi ile birlikte yazımızı sonlandıralım: “Ve ehrisnî yâ žel celâli bi kâfi kun. E yâ câbiral qalbil kesîri minel habet” (Ey celal sahibi ve ey kırık gönülleri üzüntüden kurtarıp saran. Kün’ün Kef ’i hürmetine beni koru) “Ve sellim bi bahrin ve é’tinî hayra berrihâ. Fe ente melâžî vel kurûbu biken celet” (Tehlikeler deryasında beni güvende kıl ve hayırlı bir sahiline çıkmayı nasib eyle. Sensin benim sığınağım. Sıkıntılar ancak Seninle ortadan kalkar.) “Ve es’eluke yâ Mevlâye fî ismikelležî. Bihi ižâ duíye cem’úl umûri teyesserat” (Ey Mevlam! Kendisiyle çağrıldığında bütün işlerin kolaylaştığı isminle Sana yalvarıyorum.) “İlâhî fêrham đá’fî vâğfirlî zelletî. Bimâ qad deátkel enbiyâu ve tevesselet” (İlahi! Peygamberlerin Sana yaklaşmak için vesile ettikleri şeyler hürmetine zayıflığıma merhamet et. Günahlarımı bağışla.) “Ve veffiqnî lil hayri veś śıdqi vet tuqâ. Ve eskinnenîl firdevse meá firqatin álet.” (Beni hayır ihlas ve takvaya muvaffak kıl ve yüce toplulukla birlikte beni Firdevs Cennetine yerleştir.) Âmin.

[1] Cevşen, sözlükte “zırh, savaş elbisesi” veya “göğsü örten zırh” anlamına gelen Farsça kökenli bir kelimedir

[2] Hz. Ali (Kerremallahü Vechehü) Hayatı-Davası-Mücadelesi, M. Ali Kaya, Yeni Asya, 2013

[3] Mevlâna Celaleddin-i Rumî’nin Mesnevi’si, “Bişnev” (Dinle) kelimesi ile başlar

[4] Web Sitesi, Erişim : 07.04.2026, https://www.yeniasya.com. tr/akif-arslan/bismillah-taki-b-nin-esrari_333224, Akif Arslan

[5] Sufilerin Saklı Hazinesi Celcelutiye, Kubilay Aktaş, 2023, shf 35

[6] Kendini Bil, Hakan Demir, 2022, shf. 72

[7] Web Sitesi, Erişim: 04.04.2026, https://sorularlaislamiyet. com/celcelutiye-duasi-vahiy-midir-kaynaklari-nedir-buduanin-aslini-ve-anlamini-yazar-misiniz

[8] Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevî, Mecmuatu’l-Ahzab, Şazelî bölümü, s. 508-525

[9] Münacatü’l-Kur’an ve Celcelütiye, Yeni Asya, 2025

[10] Şualar, Risale-i Nur Külliyatı

[11] Şualar, Sekizinci Şua, Risale-i Nur Külliyatı

[12] Web Sitesi, Erişim: 04.04.2026, https://www.yeniasya. com.tr/suleyman-kosmene/vahyedilmis-bir-duacelcelutiye_310467, Süleyman Kösmene,

[13] Web Sitesi, Erişim : 07.04.2026, https://www.yeniasya.com. tr/seyma-turkan/risale-i-nur-da-defaatle-gecen-celcelutiyekasidesi-hakkinda_389059, Şeyma Türkan

[14] Mektubat, İşarat-ı Gaybiye Hakkında Bir Takriz, Yedinci Remiz

[15] Web Sitesi, Erişim: 04.04.2026, https://ahirzamanicinde. blogspot.com/2015/10/celcelutiye.html

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*