Nimet nikmet olur mu?

Hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olabilir. Hoşlandığınız bir şey de sizin için kötü olabilir. Gerçeği Allah bilir, siz bilemezsiniz. (Bakara: 216.)

Yakın zamandaki şehir değişikliğimin serencamını tefekkür ederken, “Nasıl yapacağım, alışabilecek miyim?” gibi endişeler içindeydim, aslında nasıl alıştığımın bile farkına varmadığımı görüp hayret ettim. Meğer Cenab-ı Hakk’ın insana vermiş olduğu, onu rahata ulaştıran en kıymetli nimetlerden biri ülfetmiş.

Zamanla korkular emniyete dönüşüyor, başlangıçta hoşlanmadığımız şeyler ise nimetimiz ve hayrımız oluveriyor. Sizin de fark etmiş olacağınız gibi ülfet, insanı zorluklara alıştırdığı gibi kolaylıklara da alıştırıyor. İnsan tabiatı her şarta uyum sağlıyor, ünsiyet ediyor. Bu hâl başlı başına şükredilmesi gereken büyük bir nimet. Fakat asıl soru şu: Zorluklara alışabildiğimiz kadar kolaylıklara da alışabiliyor muyuz? Konfor ve rahat, hiçbir nefsin kolayca “hayır” diyemeyeceği bir durum olsa gerek. Lakin zorluk zamanında nasıl O’nun kuluysak, kolaylık zamanında da O’nun kuluyuz.

Nefis, zor zamanlarda ne hikmetse Rabbine daha çok yönelip ibadete sarılırken, sühuletli ve rahat dönemlerde aynı hassasiyeti göstermekte zorlanıyor. Sanırım asıl imtihan da burada başlıyor: Rahata, kolaya, konfora ülfet etmekte… Elbette musibetler ve zorluklar istenilmez; fakat musibeti sadece ağır ve zor şartlar olarak da düşünmemek gerekir. Mesela dershanede kardeşlerle cemaat ruhu ile yaptığımız okumalar, tesbihatlar kolektif enerji ile hiç zor gelmezken, bugün evdeki bireysel konforun ağırlığıyla aynı sebatla alışkanlıkları devam ettirmek zor gelebiliyor.

Tam da anlatmak istediğim nokta bu: Konfor alanı, alıştığımız her yerdir. Nefsin hoşuna gitmese de vicdanımızla yaptığımız mülahaza ve muhasebeler insanı daha teyakkuzda tutar. İnsan olmanın bir gereği olarak fıtratımızda hem şer tohumları hem de tuba tohumları filizlenmeye son derece müsaittir; hangisini beslersek o yeşerir. Bahçe işleriyle ilgilenenler iyi bilir. Toprağınızı ekim zamanı çapalayarak tohum ekmezseniz, ayrık otları siz hiçbir şey yapmasanız bile kendiliğinden bitiverir. Hayrı hayatımıza yerleştirmez, tubalarımızı her şartta beslemezsek, şer tohumları hiçbir çabaya gerek kalmadan büyümeye hazırdır. Velhasıl, ülfet gibi büyük bir nimeti kendimiz için nikmete dönüştürmemeyi ve nefsimizle olan bu mücadeleyi bir ömür şiar edinebilmeyi Rabbimden niyaz ediyorum.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*