İSTANBUL UYANIYOR

Sabah sislerin içinden

Başını uzatır İstanbul

Okunur kulelerinden,

minarelerinden

Satır satır İstanbul.

Martıların cümbüşü sahilde

Dalgalarda taptaze heyecan

Güneşin merhabası camlarda

İzi gemilerin köpük köpük

uzayan.

Uyanır, İstanbul uyanır

Boğaza, gemilere, martılara

boyanır.

Çamlıca’sıyla, Emirgan’ıyla,

lodosuyla

Dayanır kapılarıma dayanır.

Hafiften bir mavilik camlarda

Perdelerde uçarı bir mevsim

İstanbul gözümü kapayınca

İçimde büyüyen resim.

Orhan Veli’siyle, Yahya

Kemâl’iyle…

Kim varsa İstanbul’u sevmiş

Ziya Osman’ı, Necip Fazıl’ı

İstanbul ermiş, erdirmiş.

Tren istasyonlarından,

iskelelerden

Canhıraş düdükler yayılsa

Ayrılıklar, kavuşmalar,

gözyaşları

İstanbul sevdiğine kavuşsa…

Uyansa İstanbul, uyansa

Ezanlara, martılara, dalgalara…

Bir yağmur yağsa…İstanbulca

İstanbul koksak mevsimler

boyunca

CENNET VE CEHENNEM

Tezatlar olmasaydı,

Solmasaydı gül;

Kim görürdü baharı?!

Ümitsizlik olmasaydı;

Açılır mıydı ümidin kapısı?!

“Oh” olur muydu “ah”

olmadan?!

Yokluk olmasaydı;

Varlık güler miydi gözlerimize?!

Hiç ol ey hiçlik!

Gözlerin olmasaydı;

Kime parlardı aynalar?!

Şükür; aynalarla konuşmak var.

Cennet varlığın sonsuz

tebessümü…

Cehennem bile varlık

müjdesi…

Yok (olsun) yokluk.

İNSANLIK DURAĞI

Terk-i enaniyet diyorsun.

Hazz-ı nefisten azade…

Hey be!

Gitme diyorsun uzaklara.

İnsanlık en yakın durak…

Şu kalpsizliği bırak!

Çözmüş işi diyorsun Yunus:

“Bana rahmet yerden yağar;

Benim yüzüm yerde gerek…”

UYANMAK IŞIĞI

Işığa giden yoldaydım.

Gözüm gönlüm ışıklarla

doluydu.

İçimiz kararmıştı nicedir.

Nicedir unutmuştuk gülmeyi.

Işık gülücük demekti.

Karanlıktan ümide davetti.

Sen orda mısın hâlâ?

Gafletin görünmez diyarında…

Hey, kalk bir mum yak!

Ah, geç kalan şu uyanmak!

KOMŞU

Bağ komşusu; cennetmiş…

Ev komşuluğu hâcât için…

Dükkân komşu haset olmasın!

Sonuncusunu “ipleme…”

Arada hediye falan…

Tebessümü eksik etme!

Çay kahve her gördüğünde…

Arada ziyaret alışveriş…

Bir derviş sükûnetinde…

O da şaşırsın bu ne diye.

Dünyayı yeniden tanısın.

Hele seni de…

Komşu, Huu; gel gölgeye.

Bir fincan tuz versene!

Gönderdiğim müşteriye ikram

eyle!

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*