MODERN ÇAĞIN İLLÜZYONU: KALABALIKLAR VE DİJİTAL YALNIZLIK

Bağ kurmak; iki veya daha fazla şey arasında ilişki, bağlantı veya ilgi oluşturmak demektir. Biz bu kavramla henüz anne karnındayken göbek bağı adını verdiğimiz bir bağla karşılaşırız. Göbek bağı öylesine önemli bir bağdır ki bebek için hayati öneme sahiptir. Bebeğin anne karnında ihtiyaç duyduğu oksijeni ve besin maddelerini taşıyarak bebeği besler. Bu bağ bebeğin gelişimi için önemli bir yaşam köprüsüdür. Anne karnında göbek bağı ile başlayan bağlanmamız yaşam boyunca karşımıza çıkar. Doğumdan sonra göbek bağı kesilir ancak bağ kurmamız çok yönlü şekilde devam eder. Anne ile kurulan ilk bağ bireyin dünyaya olan bakış açısını oluşturur ve bireyi besler. Bu bağ ile yaşama bağlanır. Anne ile kurulan bu bağ bireyin yetişkinlikte de kullanacağı bağlanma biçimini oluşturur. Güvenli bağ kurabilen bireyin değerlilik ve güven duygusu gelişir. Doyurucu ilişkiler kurar ve stresle daha sağlıklı baş etmesini sağlar.

Ancak bireyin güvenli bağ kurma ihtiyacı karşılanmadığında ya bağımlılık ya da yalnızlık yaşar. Bu konuda yapılan çalışmalarda nörobilimsel bulgular güvenli kurulan ilişkilerin beynin ödül merkezini aktive ederek stresi azaltan parasempatik sistemi düzenlediğini gösteriyor. Yine fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) çalışmalarında güvenli bağlanan bireylerin hem yakınlık hem de bireysel karar verme süreçlerinde prefrontal korteks aktivitesinin daha dengeli olduğu görülüyor.

Yani sağlıklı bağlar özdenetimi ve duygusal regülasyonu güçlendirip bireyin problem çözme becerilerini geliştiriyor. Bağ kurmak önemli bir fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçtır. Bireyler için bağ kurmak hem hayatta kalmak hem de ruhsal denge için vazgeçilmezdir. Psikolojide pek çok kuramcı bağ kurmanın öneminden bahsetmiştir. Abraham Maslow İhtiyaçlar Hiyerarşisi Piramidi’nde 3. Basamağına sevgi ve ait olma ihtiyacını eklemiş. William Glasser yaşam boyu karşılanması gereken 5 temel ihtiyaçtan bir tanesinin sevgi ve ait olma ihtiyacı olduğunu söylemiştir. Her ihtiyacımızda olduğu gibi bağ kurma ihtiyacımızı karşılayabilmek için de Allah Teala bize kabiliyetler vermiştir. Öyle ki canlı hatta cansız varlıklarla bile bağ kurma kabiliyeti vardır insanın. Bu konuyla ilgili Bediüzzaman Said Nursî Risale-i Nur Külliyatı’nın Lem’alar adlı eserinde şöyle demiştir: “İnsan, mahiyet-i câmiiyeti itibarıyla mevcudatın hemen ekserisiyle alâkadardır. Hem insanın mahiyet-i câmiasında hadsiz bir istidad-ı muhabbet dercedilmiştir. Onun için insan da umum mevcudata karşı bir muhabbet besliyor. Koca dünyayı bir hanesi gibi seviyor. Ebedî Cennete bahçesi gibi muhabbet ediyor. Halbuki muhabbet ettiği mevcudat durmuyorlar, gidiyorlar. Firaktan daima azap çekiyor. Onun o hadsiz muhabbeti, hadsiz bir manevî azaba medar oluyor. O azabı çekmekte kabahat, kusur ona aittir. Çünkü kalbindeki hadsiz istidad-ı muhabbet, hadsiz bir cemal-i bâkiye mâlik bir zata tevcih etmek için verilmiş. O insan sû-i istimal ederek o muhabbeti fâni mevcudata sarf ettiği cihetle kusur ediyor; kusurunun cezasını, firakın azabıyla çekiyor.” Günümüze baktığımızda geçmişe nazaran iletişim araçları çok daha gelişme gösterdi ve çeşitliliği bir hayli arttı. Aslında insanların bağ kurabilmeleri için pek çok cihaz ve uygulama üretildi. Fakat durum böyle olmadı. Bağlantılar artarken bağlar koptu. Yalnızlığın olması gereken olduğu, insanların yalnızken daha mutlu olacakları çeşitli şekillerde topluma empoze edilmeye çalışıldı. Çünkü yalnız kalan insan daha kolay kandırılabilir, yönlendirilebilir, mutsuz olur, ruhsal problemler yaşar ve para harcar. Peki yalnızlık olumsuz bir durumsa neden insanlar tercih ediyor? Olumsuz kavramın yanına olumlu bir kavram ekleyerek: “özgürlük”. Evet herkesin istediği bir kavram özgürlük. “Ancak yalnız olursan özgür olabilirsin” inancı insanların yalnızlığı seçmelerine neden oldu. Geldiğimiz noktada şehirler kalabalıklaştı ancak bu kalabalık içinde insan yalnızlaştı.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi güvenli bağlanmayan insanlar yalnızlaşabiliyorlardı. Ancak bağ kurmak da temel ihtiyaçlarımız arasında. Peki yalnız kalan insan bu ihtiyacını nasıl karşılar? Cevap ise yine teknolojik gelişmelerden. Yapay bağların kurulduğu sosyal medya ile. Sosyal medyada etkileşim almak yapay bir bağ kurmak demek. Ancak insanın ihtiyacını karşılamayan aksine kendisine bağımlı yapan bir dünya. Ayrıca bu dünyanın yeni bir üyesi de var. Yapay zekâlar. Yapay zekâyı tasarlayan mühendisler insan fıtratı hakkında epey araştırma yapmış olacaklar ki insanın bağ kurma ihtiyacına karşılık gelecek sahte yakınlık kurması için komutlar eklemiş. Yapay zekâ ile sohbet eden insanlar, derdini ona anlatan insanlar var. Çünkü gerçek bağ kurmaktan uzaklaşmış bu ihtiyacını yapay yollarla gidermek istiyor. Peki başarılı olabiliyor mu? Hayır. Sosyal medyanın parıltılı dünyası insan için cazip hale getiriliyor. Ancak insanlar oradan değil gerçek hayattan, gerçek insanlarla kurduğu bağ ile ihtiyaçlarını karşılar, iyileşir.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*