Yalnız kalmamak uğruna evlenmeli mi?

“Sadece yalnız kalmamak için” yapılan evlilikler, kısa vadede yalnızlık hissini azaltabilse de ilişki kalitesi düşükse, zamanla kişiyi daha yalnız, daha sıkışmış ve daha mutsuz hissettirebiliyor. Bu konuyla ilgili yapılan gözlemlerin yanı sıra birçok araştırma mevcut. Bu araştırmalarda evli insanların ortalama yalnızlık düzeyi, bekârlara göre genelde daha düşük bulunuyor. Ancak bu farkın büyük kısmı “sağlıklı evliliklerde” görülüyor. Kötü veya duygusal olarak uzak evliliklerde yalnızlık devam ediyor, hatta bazen artıyor. Özellikle “yalnız kalma korkusuyla” yapılan ilişkilerde bağımlılık, tahammül uğruna susma, tehlike işaretlerini görmezden gelme ve sonradan pişmanlık daha sık görülüyor. Araştırmalar, yalnızlığın sadece “yanında biri olmaması” olmadığını söylüyor. İnsan, evliyken de yalnız hissedebiliyor. Çünkü yalnızlık çoğu zaman “anlaşılmama, görülmeme, duygusal bağ kuramama” hissiyle ilgilidir. Ülkemizdeki evli çiftler üzerinde yapılan bir çalışmada, evlilik uyumu arttıkça yalnızlık hissinin azaldığı görülmüş. Yani “evli olmak” tek başına yeterli değil; önemli olan ilişkinin niteliği.1 Bir başka çalışmada ise insanların evliliğe yüklediği anlamın çok önemli olduğu bulunmuş. Evliliği “kaçış”, “yalnızlıktan kurtulma”, “toplumsal baskıdan kurtulma” gibi görenlerde umutsuzluk ve yalnızlık duygusu daha yüksek çıkabiliyor. Yani şöyle ifade edebiliriz; yalnızlıktan kaçmak için evlenmek, susuzluğu gidermek için deniz suyu içmeye benzer. Çünkü sağlıklı bir evlilik yalnızlığı azaltabilir, ama korkudan yapılan evlilik; yalnızlık + pişmanlık + sıkışmışlık hissi doğurabilir.

Bunun yanında araştırmalar şunu da söylüyor: İnsanların en mutlu olduğu ilişkiler genelde şu temeller üzerine kuruluyor: •güven, •arkadaşlık hissi, •duygusal uyum, •birbirini gerçekten isteme, •yalnız kalma korkusundan değil, paylaşma isteğinden gelen bağ, •ortak değerlerde buluşmak. Ben bu konuda sıkışmış hisseden, geç kaldığını düşünen, treni kaçırmış hisseden danışanlarıma şunu söylüyorum; sonsuza kadar yaşayacağın kişiyi ömrünün sonuna kadar arayabilirsin. Yalnız kalmamak uğruna kırmızı çizgilerini ihlâl etmek zorunda değilsin, değerlerinden taviz vermek zorunda değilsin. Sonsuzdan 5 çıkarsan da sonsuzdur, 5 eklesen de sonsuzdur. Kayıp gibi gördüğün 5-10 yıl, sonsuzun karşısında pek bir anlam ifade etmiyor…

Yine de en kısa zamanda gönlün ve aklına uygun birini bulmanı cân u gönülden isterim… Ama ortak değerlerin ve kriterlerin uyup, ufak tefek konulara takılıp adayları reddediyorsan, evliliği tercih etmeni öneririm, çünkü evlenmek ve bir çocuğa rehberlik etmek fıtratımıza konulmuş duygulardır. Bunlara karşı gelmek ileriki hayatı daha zor kılabilir… Burada nasip kavramı da devreye girdiği için, nasibe irade ile yardım edip hayırlı bir evlilik olana kadar sabretmek, duâ etmek, vazgeçmemek lazım. Kimilerinin imtihanı aramaktan ibarettir belki, bir imtihana yenilmemek ve hayatını inşâya devam etmektir. Rabbini öyle râzı edecektir, kim bilir…

 

Dipnot:

  1. Demir, A., & Fişiloğlu, H. (1999). Türk Çiftlerin Yalnızlığı ve Evlilik Uyumu. Psikoloji

Dergisi, 133 (2), 230–240

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*