Allahın selam ve esenliği üzerine olsun kahraman kardeşim, Seni öncelikle tebrik ediyorum. Yazmak hem zor, hem de fedakârlık isteyen bir iş. İman, Kur’an hakikatlerini bu zamanda neşretmek fevkalade kıymetli bir hizmet. Allah kaleminize kuvvet, aklınıza istikamet, gönlünüze hizmet aşkı versin. Haddim olmayarak benden tavsiye istiyorsun. Yazmanın yolu çok okumaktan geçiyor sanırım. Çünkü okumak özgürleşmektir. Özgürleşmek ise, kimseden takdir beklemeden ‘kendi özünü gürleştirmek’tir. İlk etapta aklıma gelenleri birlikte değerlendirelim mi? -Yazı yazarken maksadımızı, muhatabımızı, üslubumuzu, mesajımızı her daim göz önünde bulundurmak gerek diye düşünüyorum. Ne dersin? Yazmanın sorumluluğunu anlamak, ihlas ve samimiyet başta geliyor. Yazmak kör kuyuya seslenmek veya karanlığa kurşun sıkmak gibidir. Ancak okuyucudan aksi seda gelince tesiri anlaşılır. Tıpta “Önce, hastaya zarar verme!” diye bir kural var. Bunu konumuza “Önce okuyucuya zarar verme!” şeklinde uyarlayabiliriz, değil mi? Yazı yazarken şu soruları hiç unutmayalım: -Bu asırda, ahizamanın bu dehşetli diliminde yaşayan insana, özelde de bir gence Kur’an ne mesajlar veriyor, vermeli? Günümüze dair mesajlarını -tabir yerinde ise- nasıl “güncelleyebiliriz?” -Risale-i Nur külliyatını ve Hz. Üstadın ‘eski, yeni ve üçüncü Said’ diye tasnif ettiği hayatını bir bütün olarak görmek çok önemli. İmanî ve ictimaî bölümleri birlikte değerlendirelim. -Risale üslubuna benzer kelimeler kullanıyorsun. Bu bir açıdan güzel olabilir; ancak genç okuyucu kitlesinin seviyesini de nazara almak lazım.
Anladıklarını kendi kelimelerinle kaleme almak daha önemli. Diğer bir husus; mümkün olduğunca alıntıların kısa tutulması tercih edilmeli. Yazılarda alıntılanan bölümün kaynağı, kitap ve sayfa numarası gösterilmesi iyi olur. -Noktalama işaretlerine dikkat etmek yayın şansını arttırır, editörün işini kolaylaştırır. YAZININ DEMLENMESİ -Yazdıktan sonra biraz bekle. Yazı demlensin. Senin zihnin de dinlensin. -Sen o halet-i ruhiyeden çıktıktan sonra, yazıyı bir kaç kez daha oku. Eksik ve fazlaları düzelt. -Konu bütünlüğü, akıcılık, gramer kaidelerine uygunluk, muhatabın seviyesi vs. değişik açılardan bir daha oku, değerlendir. ŞİİRİ SORUYORSUN… Şiir saf hakikattir. Şiir ile ruhumuz demlenir ve mecrasını bulur. Duygu yoğunluğunun şekillenerek yüreklerden akan bengisu pınarıdır şiir. Senin de takdir edeceğin üzere; Şiir kötü değil, kötüye kullanılması kötü. Şairlerin sefih yaşantısı kötü. Unutmayalım, belâgat ve şiir revaçta olduğu için Kur’an şiir gibi fakat daha üstün vasıflarla nazil olmuş. Belâgatlı, fakat kafiye değil, hakikat ön planda tutulmuş. Sen de yazı ve şiirlerinde bu dengeyi gözetmelisin. Aziz kardeşim son olarak; yayınlanmadı diye asla vazgeçme. “Yazarların, yazdıklarından çok yırtıp çöpe attıkları var” diye meşhur bir söz var. -Taze Bismillah diyerek yeniden kaleme sarılma zamanı şimdi. Dilediğin zaman mektup yazmaktan çekinme. Emanet ol Allah’a.

İlk yorumu siz yazın