MARS’DAN HABER VAR MI?

ABD’nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Mars yörüngesinde 11 yılı aşkın süre atmosfer araştırmaları yapan uzay aracı Maven’in misyonunun sonlandırıldığını duyurdu. NASA’nın internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, NASA’nın Mars atmosferini gözlemlemek için ilk kez oluşturulmuş MAVEN (Mars Atmosferi ve Uçucu Madde Evrimi) misyonu sona erdi. Açıklamada, Mars yörüngesinde 11 yılı aşkın süre faaliyet gösteren Maven uzay aracından beklenmedik sinyal kaybı sonucu en son 6 Aralık 2025’te haber alındığı kaydedildi. NASA’nın aracı kurtarma çalışmalarını değerlendirmek ve muhtemel durumunu belirlemek amacıyla arıza inceleme kurulu topladığı belirtilen açıklamada, kurulun uzay aracının kurtarılamayacağına ve artık bilimsel araştırma ile veri aktarım görevini yerine getiremeyeceğine karar verdiği bilgisi paylaşıldı. NASA’nın Derin Uzay Ağının (DSN), Mars’ın arkasından çıktığında uzay aracının yörüngesinde bozulma olduğunu tespit ettiği aktarılan açıklamada, kurulun bu nedenle Maven’in kurtarılamaz durumda olduğu sonucuna vardığı ifade edildi. Misyonun tüm veri setini arşivlemek üzere standart prosedürlerin izlendiği belirtilen açıklamada, MAVEN misyonunun resmi olarak sonlandırma sürecinin başlatıldığı bildirildi. 2013’te fırlatılan Maven, 2014’te Mars’a ulaşarak gezegenin üst atmosferini ve Güneş rüzgarlarıyla etkileşimini incelemeye başlamıştı. Maven, bilimsel görevinin yanı sıra NASA’nın Mars’taki iki keşif aracı Curiosity ve Perseverance için de iletişim aktarma uydusu olarak görev yapıyordu.

İKLIM KRIZI “HALK SAĞLIĞI ACIL DURUMU” OLARAK ELE ALINMALI

Birleşmiş Milletler (BM) İyi Niyet Elçisi Aliza Ayaz, iklim değişikliğinin artık yalnızca bilimsel bir tartışma konusu olmaktan çıktığına işaret ederek “Belki de iklim krizini bir halk sağlığı acil durumu olarak yeniden tanımlamamız gerekiyor.” dedi.

İklim aktivizmine yönelmesinin ardındaki kişisel hikâyeyi paylaşan Ayaz, küçük yaşlardan itibaren kendisine kazandırılan farkındalığın bu süreçte belirleyici olduğunu ve ailesinin düşünce dünyasının şekillenmesinde önemli rol oynadığını söyledi. Ayaz, ailesinin kendisine sofradaki yemeğin ve aldığı yeni kıyafetlerin nereden geldiğini, bunlara erişemeyen insanların da olduğunu düşünmeyi öğrettiğini belirterek bu yaklaşımın zamanla sosyal etki isteğini güçlendirdiğini ifade etti. İklim aktivizminin bilinçli bir kariyer planından ziyade hayatın karşısına çıkardığı olayların bir sonucu olduğunu aktaran Ayaz, “Ailem hep ‘bunun nereden geldiğini ve kimlerin buna sahip olmadığını bir düşün’ derdi. Bu yüzden iklim kriziyle mücadele ve iklim değişikliği dünyasına adım atmam bir tercih değil” ifadelerini kullandı. Ayaz, iklim değişikliği alanında harekete geçmesinde 2022’de Pakistan’da meydana gelen sel felaketinin de etkili olduğunu vurgulayarak, “Seller yaklaşık 33 milyon insanın evini yıktı, 33 milyon insanı yerinden etti, bu her yedi kişiden biri anlamına geliyor ve bu istatistik şok ediciydi.” dedi. Evinden birkaç kilometre uzaklıkta yaşayan kişilerin sıcak hava dalgaları ve ekstrem hava koşulları nedeniyle büyük sıkıntılar yaşadığına tanıklık ettiğini belirten Ayaz, yaşananların ardından erken uyarı sistemleri ve sel dirençli konut projeleri gibi çalışmaların yapılmasının kendisinin de bu konuda bir değişiklik yapabileceğine dair umut verdiğini söyledi. 2050’ye kadar iklim krizinin psikolojik etkileriyle mücadele için yaklaşık 205 milyar dolarlık bir kaynağa ihtiyaç duyulacağının öngörüldüğünü aktaran Ayaz, iklim değişikliği konusunda harekete geçilmesi gerektiği çağrısında bulundu.

GENÇLER, TÜTÜN ŞIRKETLERININ HEDEFINDE

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), tütün kullanımının her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne neden olduğunu bildirerek, hükümetlere “gençleri tütün ve nikotin ürünlerine bağımlılıktan koruma” çağrısında bulundu.

“Dünya genelinde 13-15 yaş aralığındaki en az 40 milyon çocuk, tütün ürünleri kullanıyor. Gençlerin elektronik sigara ve nikotin poşeti kullanımı artmaya devam ediyor” ifadelerinin kullanıldığı raporda, dünya genelindeki hükümetlere “yeni nesli tütün ve nikotin ürünlerine bağımlı olmaktan koruma” çağrısı yapıldı. Tütün ve nikotin şirketlerinin, özellikle ergenler ve genç yetişkinler için ürünlerini daha çekici, kullanımı daha kolay ve bırakılması daha zor hale getirmek üzere kasıtlı olarak tasarladıklarına işaret edilen raporda, nikotinin beyinleri hala gelişmekte olan çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler için son derece bağımlılık yapıcı ve zararlı olduğu vurgulandı. Raporda, “Hükümetler, aromalı ürünleri yasaklayarak, reklam, tanıtım ve sponsorluk faaliyetlerini engelleyerek, kapalı kamusal alanları tamamen sigara ve elektronik sigaradan arındırarak ve denetimi artırarak insanları koruyabilir” değerlendirmesi yapıldı. Kısa süre önce piyasadaki en hızlı büyüyen nikotin ürünlerinden biri olan nikotin poşetlerine ilişkin sosyal medya fenomenlerinin de desteğiyle yoğun bir tanıtım kampanyası yapıldığına işaret edilen raporda, DSÖ’nün nikotin poşetlerine ilişkin raporunun, dünya genelinde hızla artan satışlara rağmen yaklaşık 160 ülkede nikotin poşetleri için özel bir düzenleme bulunmadığını ve milyonlarca insanın korunmasız kaldığını ortaya koyduğu hatırlatıldı. Dünyada 1 milyardan fazla tütün, elektronik sigara ve nikotin poşeti kullanıcısı olduğu belirtilen raporda, bu kişilere bağımlılıktan kurtulmak adına çağrı yapıldı. Raporda görüşlerine yer verilen DSÖ Sağlık Belirleyicileri, Tanıtım ve Önleme Departmanı Direktörü Dr. Etienne Krug, tütünün milyonlarca insanı öldürmeye devam ettiğine dikkati çekti.

MEYVELERDE “BEREKET” YILI

Tarımda bu yıl hava sıcaklıkları ve yağışların beklentilere uygun gerçekleşmesiyle rekor beklentisi artarken geçen yıl dondan etkilenen meyveler başta olmak üzere çeşitli ürünlerde bolluğun yaz döneminde marketlere ve manav tezgahlarına yansıması öngörülüyor.

Geçen yıl yaşanan zirai don ve kuraklığın etkisi üretim verilerine de yansıdı. Tahıllar, meyve ve sebze üretiminde 2025’te azalma yaşandı. Bitkisel üretim tahmini verileri kapsamında, geçen yıl bir önceki yıla kıyasla tahıl ve diğer bitkisel ürünlerin üretimi yüzde 10,4 azalışla 67 milyon 60 bin 312 ton, sebze üretimi yüzde 0,8 düşüşle 33 milyon 315 bin 678 ton; meyve, içecek ve baharat bitkileri üretimi de yüzde 30,4 azalışla 19 milyon 767 bin 12 ton olarak gerçekleşti. Tahıl ürünlerinde üretim de bir önceki yıla göre yüzde 12,3 düşerek yaklaşık 34,2 milyon ton oldu. Geçen yıl dondan en çok etkilenen ürünler arasında yer alan meyveler grubunda ise elmada yıllık yüzde 93,6, çilekte yüzde 1,4, şeftalide yüzde 88,6, nektarinde yüzde 107,7, kirazda yüzde 255,7, üzümde yüzde 53 üretim artışı bekleniyor. Turunçgillerden mandalinada yüzde 46,3, portakalda yüzde 63,9, limonda yüzde 63,8 üretim artışı hesaplandı. Sert kabuklu meyvelerden fındıkta yüzde 62,2, cevizde yüzde 95,1 ve Antep fıstığında yüzde 113,6 üretim artışı tahmininde bulunuldu. Böylece söz konusu olumlu süreçle birlikte, üretimde güçlü ve bereketli bir yıl olması bekleniyor. Tarım ve gıdada üretim kapsamında sorun öngörülmezken bu doğrultuda ihracatta da rekor bekleniyor. Üretimdeki artış öngörüsüyle iç piyasada bolluk oluşacağı, tüketicilerin de meyveler başta olmak üzere gıdaya erişiminin kolaylaşacağı belirtiliyor.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*