Evet, bugünkü seyahatimizin bahadır evlatları Emir Timur’un “Kuch adolatda” yani “Güç adalette” sözüyle karşılar sizi coğrafyalarında. İnsan içinden geçiriyor, acaba Emir Timur ile Yıldırım Bayezid Han savaşmasaydı da beraber ittifak etseydi, bugünkü dünyevi ve siyasi ahval nasıl şekillenirdi. Elbette çok farklı olurdu… Kader-i ilahi böyle tecelli etmiş deyip yolumuza bakıyoruz. Seyahatimizi Taşkent’ten başlatıyoruz. Hazret-i İmam Külliyesi’nde Cuma namazı kıldığınızda Türkiye’de gibi hissediyorsunuz. Fatiha sonrası sessiz “amin” denişi, farz akabinde sesli tesbihat, namaz sonunda imamı müteakip ikinci selamı verirken tüm cemaatle göz göze gelmeyişimiz gibi. Tabi bütün bunlar Hanefi mezhebine mensup olunmasından kaynaklı. Diğer İslam coğfayfalarına kıyasen daha Türkiye’ye yakın bir atmosfer.
Namaz sonrası Hz. Osman’dan günümüze kadar tevarüs edebilmiş en eski mushaf-ı şeriflerinden birini ziyaret etme fırsatı da bulabilirsiniz. Bu Külliyede 500 yıllık Barakhan Medresesi ve Ebubekir Keffal Şaşi türbesini ziyaret edebilirsiniz. Taşkent, geniş caddeleri ve düzenli mimarisiyle sakin ve yaşanılabilir bir şehir imajı uyandırıyor. Chorsu Bozorı ile meşhur Taşkent’te burayı görmezden gelirsek çarşı pazar karışır. Chor su yani Farsça dört anlamına gelen çar ve Türkçe su kelimelerinden oluşmuş bu kelime dört suyun kesiştiği yer , meydan gibi anlamlara sahip. Burası Özbekistan’daki en uygun fiyatlı çarşılardan biri. Baharatlar, kıyafetler, şarküteri ve Türkiye’de bulamayacağınız ucuzlukta ve tazelikte kuruyemişler. Hoja Ahrar Veli Cami ve Kökeldash Medresesini de ziyaret ederek nihayetinde Özbek mutfağına kendinizi teslim edebilirsiniz.
Osh (plov) hayvan iç yağı ve kuyruk yağında pişen Özbek Pilavı, samsa, şaşlık ve Özbek Mantısı damak lezzetimize fazlasıyla uygun. İkinci durağımız imparatorluk payitahtı Semerkand. Bu şehir ashab-ı kiramdan Efendimizin amca oğlu ve Efendimiz aleyhisselatu vesselamı kabre koyan ve dünya gözüyle onu gören son şahit Kusem bin Abbas’ın (ra.) ebedî istirahatgahına ev sahipliği yapma şerefine nail. Büyük bir makberistan ve Türk mavisiyle ince ince dokunulmuş muazzam bir mimari eser kompleksi. Bu zatı muhtereme “Şah-ı zinde” yaşayan, hayatta olan şah deniliyor. Semerkand tam bir evliyalar şehri. İtikatta imamımız İmam Maturidi’yi, Sahih-i Buhari müellifi İmam Buhariyi, Nakşıbendiye pirlerinden Hoca Ahrar Veli’yi ziyaret edebilirsiniz. Bunun yanında ölmeden görülmesi gereken dillere destan Registan Meydanı da burada. Registan Meydanı üç adet medresenin ortasında kalır. Altın ve çini işlemeleriyle göz kamaştıran 17. yüzyıldan kalma Tilla Kari; yine 400 yıllık Farsça Aslan Kapılı Medrese anlamına gelen Şir-dor ve içlerindeki en eski Medrese olan 600 yıllık Uluğ Bey Medresesi. Şir-dor medresesi Uluğ Bey medresesinin tam karşısında ve simetriği olarak yıllar sonra imar edilmiş. Registan Meydanında tarihle , sanatla ve mimariyle büyülendikten sonra Emir Timur’un makberasını, eşi Bibi Hanım adına yaptırdığı Orta Asya’nın zamane en büyük Camiisini, Orta Asya’nın ilk camilerinden Hz. Hızır Camiini ve son olarak da Timur’un torunlarından vevlet reisi ve aynı zamanda büyük Türk bilgini olan Mirza Uluğ Bey’in rasathanesini ziyaret edebilirsiniz. Özbekistan’da son durağımız ise Nakşıbendiye pirlerine ev sahipliği yapan Buhara.
Anadolu erenleri işte bu mübarek topraklardan gelmişler. Silsile-i Nakşıbendiye’nin büyüklerinden 1100’lü yıllarda yaşayan Yusuf Hamedani hazretlerinin meşhur iki talebesinden Abdulhalık Gujdevani ve Hoca Ahmed Yesevi (k.s.) Türkistan coğrafyasına nur ve feyiz vesilesi olmuşlardır. Gujdevani ve sırasıyla selefleri; Ârif Rîvegerî, Mahmûd Encîrfağnevî, Ali Râmîtenî, Muhammed Bâbâ Semmâsî, Seyyid Emîr Külâl ve Bahâeddin Şâh-ı Nakşibend (k.s.) Buhara’da medfun olup “yetti pirler” olarak ziyaret edilmektedir. Türkiye’deki neredeyse tüm tarikat ve tasavvuf kolları bu silsileye dayanmaktadır. Buhara denince diğer bir akla gelen eserlerden birisi de 1100 yıldır ayakta duran İsmail Samani’nin makberasıdır. Moğol istilasından geriye kalan birkaç eserden biridir. Tıpkı Orta Asya’nın en büyük minarelerinden olan Karahanlılardan kalma 900 yıllık Kolan Minaresi ve Camii gibi. Minare, o kadar sanatlı , nakışlı ve ihtişamlı ki Cengiz Han gibi bir zalim bile etraftaki tüm yapıları yok ettirtmiş olup adamlarına bu minareyi ellememelerini emretmiş. Şehirde Şeybanilerden kalma Mir Arab ve Timurlardan kalma Ulug Bey Medreseleri diğer görülmeye değer yerlerden.
İşin özeti; Özbekistan, özellikle de Sovyet döneminde her ne kadar İslam’dan koparılmak için uğraşılmış olsa da Türk-Müslüman-Hanefi-Maturidi çizgisini kaybetmemiş. Halk şeair-i İslamiye’ye tam olması gerektiği kadar sahip çıkamasa da (politik sebepleren ötürü) özlerinde olan iman şuuru ve İslam’ın getirdiği ahlak sayesinde kimliklerini muhafaza etmişler. Anadolu’daki soydaş ve dindaşlarından siyasi ve politik çizgilerle bilinçli olarak ayırılmış olmalarına rağmen aynı samimiyet, aynı din anlayışı ve aynı kültür orada devam etmekte. Türkiye’de son zamanlarda gündeme getirilmeye çalışılan İslamsız Türkçülük yok efendim Tengricilik, Şamanizm vs. Orta Asya’da ancak şamar vurup geçilecek bir garabettir. Göktürk alfabesinde (Türük) olarak sembolize edilen Türk kelimesini hiç görmezsiniz mesela. İnsanlar oraya buraya dövme yaptırmazlar bu kelimeyi. Soyca ve kanca Anadolu Türklerinden daha mı az Türk’tür bu insanlar? Madem Türkçülük damarınız var, o zaman gidip Türkistan’ı, Maveraünnehir’i, Kırgızistan’daki köyleri bir gezin dolaşın bakalım. Alınları aynı Anadolu’daki Müslümanlar gibi secdeye gitmiyor mu, Ramazan’da iftar vakti hep beraber ellerini açıp dua etmiyorlar mı, ezan-ı Muhammedi aynı Türkiye’deki gibi yankılanmıyor mu kendiniz müşahede edin. İslamsız Türkçülük safsatadır. Türklerin tüm mefahirleri İslam’la var olmuştur. Biz teşekkür ederken bile onlar “rahmet” derler. Kelimeler ise dilin, düşüncenin ve kültürün yansımasıdır. Rahmet nedir ki? Rahmet ancak Rahim’i hatıra getiren bir kavram değil midir? Hülasa, Özbekistan coğrafyası ve tarihi deneyimlenmesi gereken bir yerdir. Bahadır evlatlar sizlerin ziyaretini bekliyor. Vesselam.

değerli bilgiler ve yalın anlatımın için teşekkür ederim kardeşim Allah razı olsun
çok teşekkürler elinize kaleminize sağlık inşaallah o diyarları ziyaret bizede nasib olsun