Ve Urfa… Peygamberler şehri1 ne hoş geldik! Bu benim Urfa’ya üçüncü gelişim. Bediüzzaman Külliyesi’nde misafirlere ayrılmış katta eşim ve kızımla birlikte kalabiliyoruz. Bir önceki gelişimizden daha geniş bir vaktimiz var. Bu sefer Urfa’yla daha iyi tanışıp, onu daha güzel geziyoruz. Yıllar önce Urfalı bir arkadaşla medresede kaldığımızda, memleketinden ilk defa ayrılan arkadaşım, Urfa’nın fırınlarını, açık ekmeğini çok özlediğini defaatle dile getirmişti.
Her şehrin kendine has âdetleri olduğu malumunuz. Burada da hemen her mahallede küçük fırınlar var. İstanbul’da da fırın var diyebilirsiniz, fakat Urfa’da fırınlar hayatın tam merkezinde. Sabah kahvaltı için fırına balcan-isot (patlıcan, biber) atılır. Közlenen patlıcan ve biberlerle birlikte fırından açık ekmek alınır. Fırıncı ekseriyetle patlıcan ve biber közlemekten para almaz. Urfa kahvaltısı budur; balcan-isot, açık ekmek, Urfa peyniri… Öğle ya da akşam yemekleri de ekseriyetle evde tepsilerde hazırlanır, fırına gönderilir. Pişme saati geldiğinde tepsinizle birlikte ekmeğinizi alır gelirsiniz. Her gidişimizde akşam yemeği için kaç eve davet edildik, hiçbir seferinde de sulu tencere yemeği yemedik. Urfalılar kebap insanı 🙂 Her ne ise.
Ben bu kültüre yabancıyım. Eşim ise altı buçuk yıl Urfa’da okumuş, aslen de Urfalı. Dershanede kaldığımız süre zarfında yemekler ondan ve biraz da fırıncı abidendi diyebiliriz. Yemeklerin benim gözümde pek bir ehemmiyeti yok gerçi. Urfa deyince Halillürrahman Dergâhı ve Üstadımın ilk defnedildiği mekân gönlümün tahtına kurulmuş. Onun ve talebelerinin yürüdüğü mekânlarda yürümek, soluduğu havayı teneffüs etmek çok hoş. Burada bulunduğumuz ilk günü dergâhı ziyaretle geçiriyoruz. İkinci gün Harran’dayız. Kaldığımız medresedeki kitapları karıştırırken bir bilgi öğreniyorum; Harran, Hz. İbrahim’in kardeşinin adıymış.2 Daha önce “Harran ne demektir?” diye merak etmemişim bile. Bence ayıp… Gitmeden önce Talha Uğurluel’in gezi videolarını izleyerek Harran’ın tarihine dair fikir ediniyoruz. İlk durağımız Şeyh Hayat el-Harrânî Hz.lerinin türbesi. “…gayet meşhur, Mâruf-u Kerhî denilen bir kutb-u âzam ve Şeyh Hayâtü’l-Harrânî denilen bir kutb-u azîm, Hazret-i Gavs’tan sonra mematları hayatları gibidir. Beyne’l-evliya meşhur olmuştur.”3 Risale-i Nur’da adı geçen, vefat ettiği halde hayattaymış gibi tasarrufu devam eden meşhur evliyalardanmış kendisi. Gözümüzde dünyevî makam ve şöhret sahipleri ne kadar yüksek mevkilerde. Kim olduklarını, neyle meşgul olduklarını ne kadar iyi biliyoruz. Halbuki maneviyat aleminin sultanları, öyle sultanlar ki ölüm onları öldürememiş, belki çoklarının adlarını da bilemiyoruz… Ben normalde böyle mekanlardaki maneviyatı pek hissedemem. Ama Hayat el-Harrânî Hz.lerinin makberindeki huzur çok hoştu. Fatihalar ihdâ ettikten sonra Harran Höyük’e yollandık.
Höyük; yani üst üste yığılmış medeniyetler tepesi. Tarih boyunca o kadar ehemmiyetli bir ticaret merkezi olmuş ki burası, şimdiki köyden hallice vaziyete nasıl geldiğine hayret etmemek elde değil. Tepeyi aşıp aşağı doğru ilerlediğimizde Harran Ulu Camii’ni görüyoruz. Yahut ondan geriye kalanları diyelim. Minare hâlâ ayakta, fakat belki de asırlardır ezan okunmuyor; yıkılmış duvarlar arasında cemaat saf tutmuyor. Eşim etrafı kolaçan edip hemen taş zemin üzerinde bir tahiyyetü’l-mescid namazı kılıyor. Tarihe minik bir selam vermek gibi. Şimdi geri dönebiliriz. Harran’ın meşhur kubbeli evlerini görüp ikinci durağımıza varıyoruz; İmam Bâkır Mahalle Camii.
“Halife Hz. Ömer zamanında (miladi 639’da) Urfa ve Harran’ın fethi savaşına katılan Ebu Ca’fer İmam Muhammet’in kopan bir parmağının buraya gömülerek üzerine türbenin yapıldığı ve köye ‘İmam Bâkır’ adı verildiği rivayet edilir”4 miş. Bir parmağa gösterilen hürmet tebessüm ettiriyor 🙂 Baba tarafından Hz. Hüseyin’in, anne tarafından Hz. Hasan’ın torunu olan İmam Bâkır’ın lakabı, “bâkırü’l-ilm” tamlamasının kısaltılmış şekli olarak “ilmi yarıp derinliklerine ulaşan, geniş ilim sahibi” anlamına geliyormuş.5 Yine hediyeler ihdâ ederek eve dönüyoruz. Urfa mübareklerine selâm olsun! Bir sonraki gün hedefimizde Göbekli Tepe var…
Dipnotlar:
- Farklı rivayetler olmakla birlikte Urfa’da 7 peygamberin yaşamış olduğuna inanılmaktaymış. Bu peygamberler; Hz. İbrahim, Hz. Eyüp, Hz. Şuayb, Hz. Elyesa, Hz. Lut ve Hz. Musa.
- “Tevrat’ta da ‘Haran’ olarak geçen yerin burası olduğu söylenir. İslâm tarihçileri kentin kuruluşunu Nuh Peygamberin torunlarından Kaynan’a veya İbrahim Peygamber’in kardeşi Aran’a (Haran) bağlarlar.” (www.sanliurfa.gov.tr)
- Barla Lâhikası
- www.sanliurfa.bel.tr/icerik/233/71/imam-bakir-hz-camii-ve-turbesi
- TDV İslam Ansiklopedisi

İlk yorumu siz yazın