Dijital Kürsüler, Müsbet Örnekler

Hepimizin zihninde “medya” denildiğinde çağrışan bazı kelimeler vardır elbette: yazılı medya, görsel medya, ana akım medya… Fakat hiç şüphesiz bugün bunların arasında en popüler ve yaygın olanı “sosyal medya”dır. “Sosyal” ve “medya” kelimeleri ayrı ayrı ele alındığında farklı anlamlar taşır. Fakat iş “sosyal medya”ya geldiğinde, bu iki kelime birleşerek farklı bir anlam kazanır ve âdeta yeni bir dünyanın kapısını aralar.

Önce sosyal hayatı ve ana akım medyayı ele alalım. Günlük yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan sosyal hayatta insanlarla münasebetlerimiz; yazılı olmayan kurallar, görgü ve ahlak kaideleri çerçevesinde gerçekleşir. Bu münasebetler bazen zorunluluklardan, bazen de kendi tercihlerimizden doğar. Hatta kimi zaman içinde bulunmak istediğimiz ortamları bulamadığımız için farklı çevrelerde bulunmak durumunda kalabiliriz. Benzer bir durum ana akım medya için de geçerlidir. Gerçek ve ham bilgi, çoğu zaman birtakım süzgeçlerden geçtikten sonra bize sunulur. Medya kuruluşları da belirli dünya görüşlerine sahip çevrelerin, ekonomik yapıların veya güç odaklarının etkisi altında varlıklarını sürdürebilir.

Sosyal medyaya geldiğimizde ise mesele farklı bir boyut kazanır. İnsanlar gerçek veya müstear isimlerle kullanıcı profilleri oluşturabilir; istedikleri ortam ve gruplarda, görece daha az kısıtlamayla fikirlerini beyan edebilirler. Hatta sosyal hayatta söyleyemedikleri veya oluşturdukları insan profilini bozmak istemedikleri için dile getirmekten kaçındıkları düşüncelerini sosyal medyada daha açık şekilde ifade edebilirler. Meselenin medya yönüne baktığımızda ise ana akım medyanın dışında bağımsız kişi ve kurumların da dâhil olduğu yeni bir yayın ortamıyla karşılaşırız. İnsanlar burada kendilerine sunulanı zorunlu olarak tüketmek yerine, büyük ölçüde kendi tercihlerine göre kişi ve kuruluşları takip eder. Üstelik okuyucu ve izleyicilerin geri dönüşlerinin, eleştirilerinin ve yorumlarının çoğu zaman herkese açık olması, medya kuruluşlarını da sürekli bir denetime tabi tutar. Bu yönüyle gerçeğe ve doğruya daha yakın kalmaya çalışan bir medya anlayışı, hem yayıncılar hem de kullanıcılar açısından daha sürdürülebilir hâle gelebilir.

Ancak uzun vadede değişen politikalar, dünyada gerçekleşen olaylar ve güç odaklarının dağılımındaki değişimler karşısında kişi ve kurumsal kullanıcıların kendi çizgilerini muhafaza etmeleri zorlaşabilir. Bu tür savrulmalardan kaçınmanın en etkili yollarından biri, pek çok meselede olduğu gibi, ortak akıl ve meşveretle hareket etmektir. Özellikle temel ilkeleri ve doğruları bulunan, yayın çizgisini bu esaslar doğrultusunda devam ettiren kişi ve kurumların sosyal medyadaki varlıkları da daha tutarlı ve kalıcı olmaktadır. Doğruluk, adalet, ahlak ve erdem gibi temel kavramlar bunlara örnek verilebilir. Müslüman veya gayrimüslim fark etmeksizin, bu ilkeler doğrultusunda yayın yapan kullanıcılar kimi zaman farkında olmadan İslamîyet’in yüksek hakikatlerine de hizmet etmiş olurlar. Biz Müslümanlar olarak doğruluğu, adaleti ve ahlakı önceleyen; örnek bir gazetecilik ve medya anlayışı sergileyen kişi ve kurumları yorumlarımız ve paylaşımlarımızla desteklemeliyiz. Komedi alanında tanınmasına rağmen gazetecilik ve siyaset içeriklerinde de dikkat çekici çalışmalar ortaya koyan ve bana göre dünyaya örnek teşkil edebilecek isimlerden biri İngiliz içerik üreticisi Niko Omilana’dır. İslamî camia çerçevesinde düşündüğümüzde ise normal hayatta karşılaştığımız durumların sosyal medyada da kendisine yer bulması kaçınılmazdır.

Çeşitli ihtilafların, farklı görüşlerin ve farklı hizmet metotlarının bulunması gayet tabiidir. Böyle durumlarda örnek bir Müslüman ve Nur Talebesi olarak İhlas Risalesi’ndeki düsturlar doğrultusunda hareket etmemiz herkesin faydasına olacaktır. Gerektiğinde öneri ve eleştirilerimizi açıktan dile getirmek uygun olabileceği gibi, bazı meseleleri doğrudan ilgili kişilere iletmek çok daha faydalı olabilir. Zira: “Her dediğin doğru olmalı; fakat her doğruyu her yerde söylemek doğru değildir.” Dijital yayıncılık alanında 7’den 70’e bütün yaş gruplarına ve farklı dünya görüşlerine “doğru ve düzgün” İslamîyet’i anlatmak ve onu güzel bir şekilde temsil etmek, her Müslümanın kendisine vazife edinmesi gereken meselelerden biri olmalıdır.

Çocuklar için tarihî olayları konu alan animasyonlar hazırlanabilir. Gençler için güncel olaylara İslamî bir bakış açısı sunan podcastler yapılabilir veya sorularını rahatça sorabilecekleri soru-cevap etkinlikleri düzenlenebilir. Sünnet-i Seniyye’deki uygulamaların insanın şahsî ve ahlâkî gelişimine katkıları ele alınabilir. Yetişkinler için aile hayatına yönelik programlar hazırlanabilir. Bunların yanında farklı yaş ve ilgi gruplarına hitap edecek daha pek çok içerik üretilebilir. Bütün bu içerikleri tek başına üreten veya hepsini bünyesinde barındıran bir mecra bulmak elbette zor olabilir. Fakat iki milyarı aşan Müslüman nüfus içerisinde bunları yapabilecek kabiliyette insanların bulunduğuna şüphe yoktur. Belki de yapılması gereken ilk şey, bu ihtiyacın farkına varmak; ardından kabiliyetleri, imkânları ve tecrübeleri bir araya getirerek çözüm yolları aramaktır. FreeQuranEducation, çeşitli animasyonlarla özellikle çocuklara ve gençlere hitap eden başarılı YouTube kanallarından biridir. DKT Yapım ise Nurculuk tarihini belgeler ve kısa filmler üzerinden anlatan çalışmalarıyla bu alanda dikkat çeken örneklerden biridir.

İlk yorumu siz yazın

Bir yorum yazın

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*