Günümüz dünyasında her tüketimimizin küresel etkileri var. Kullandığımız teknolojik aletlerin olmazsa olmazı kobalt ve koltan, şiddetli çatışmaların ve insan hakları ihlallerinin gölgesinde, Kongo’da çıkartılıyor.
Teknoloji devlerinin büyük bir kısmı, çoktan kana bulanmış üretimlerini ucuza gelmesi için Çin’de tamamlıyor, bu da işkencelerle çalışma kamplarında tutulan Uygurların bedava emeğinden faydalanmak anlamına geliyor. Veya aldığımız “Türk malı” gofrette kullanılan palm yağı Endonezya’nın Sumatra ve Borneo adalarındaki yağmur ormanlarının -içlerindeki biyoçeşitlilikle beraber- yok edilmesinin bir numaralı müsebbibiyken kakaonun bedeli, Batı Afrika’da ormansızlaşma ve sıfır güvenceyle çalışan çocuk işçiler oluyor. Dolayısıyla dünyanın dört bir yanına ekonomik ve politik ağlarla bağlıyız ve yaptığımız seçimlerle bu döngüye boyun eğmeme ve kırmak için mücadele etme imkanına sahibiz.
Fakat bunun için yerel ve küresel bağlarımızdan haberdar olmamız gerekiyor. Böylece bu sistemin kazanının kim olduğunu, tüm bu hak ihlallerine rağmen düzenin nasıl hala devam ettiğini ve neokolonyalizmin1 hayatımızı nasıl şekillendirdiğini kavrayabiliriz. Zira çarkları arasında dezavantajlı kesimleri öğüten bu sistemin bilinçsizce parçası olarak nasıl elinden ve dilinden emin olunan Müslümanlar olabiliriz? Yerel ve ulusal siyaseti takip etmek ise yönetimlerin mazlumları kollayıp kollamadıkları, zalimlerin karşısında durup durmadıklarını irdelemek ve gerektiğinde demokratik haklarımızı kullanarak ve seçmen baskısı kurarak politikacıları doğru olanı yapmaya zorlamak için gerekli. Peki nasıl bir medya takibi? Müslümanca gündem takibinde belki de en önemli nokta amacımızı unutmamak. Bizi “Müslüman olarak ben ne yapabilirim? Benim nasıl bir rolüm ya da görevim var? Herhangi bir şekilde müdahil miyim?” sorgulamalarına yöneltmediğini ve harekete geçmeye itmediğini hissettiğimiz yerde durmak ve sırf “haberdar olmak”, “güncel kalmak” amacıyla gündemde boğulmamak gerek. Gündemde kaybolmak, bir nihai düşman belleyerek o düşmanın karşısındaki diğer zalimleri aklama, onlardan taraf olma tehlikesi taşıdığı gibi, zulüm ve kötü haberlere çok maruz kalmak da bizi hissizleştirebilir veya ümitsizliğe sürükleyebilir. Küresel bağlarımızdan haberdar olmamız önemli evet, fakat sınırlarımızın farkında olarak, etkili mücadele biçimini ve önceliklerimizi doğru belirleyerek. Sorunlardan sadece haberdar olmak bireyler olarak problemler karşısındaki güçsüzlüğümüzü öne çıkarıp bizi ümitsizliğe düşürebilir. Halbuki bu sistemsel sorunlar örgütlü, sabırlı ve istikrarlı bir mücadeleyi gerektiriyor. Bunun yanında küresel meselelerin takibi bizi küçük halkamızdan ve buradaki meselelerden koparmamalı. Hak mücadelesinde sorunun büyüklüğü kadar, hatta belki daha da önemli olan, sorunu çözmedeki etki alanımız. Bu sebeple küresel meselelere kayıtsız kalmamalı ama aynı zamanda etki alanımızın daha çok olduğu yerel problemleri ihmal etmemeli. Medya takibinde bir diğer önemli nokta ayette de emredildiği gibi2 haberin kaynağını kontrol etmek. Zira internette yalan haberler, doğru olanlara kıyasla daha hızlı yayılıyor3 ve insanları galeyana getirip öfke ve nefreti körükleyebiliyor. Bunun yanında haberin sadece ne olduğu değil, nasıl aktarıldığı belki de haberin kendisi kadar anlam içeriyor. Haber başlıkları, failin ve kurbanın kimliklerine göre şekil alıyor ve güçlü olan taraf anlatıyı belirliyor. Mesela mültecilerin işledikleri suçlarda mülteci olduklarının altı defaatle çizilirken mültecilere karşı işlenen suçlar gündeme getirilmiyor ve hasıraltı ediliyor. İsrail’in Filistin’deki soykırımı ve etnik temizliği habercilikte anlatının önemini aşikâr eden ve köklü yayın organlarının taraflılığını ortaya çıkaran bir turnusol görevi gördü. Zira Uluslararası Adalet Divanı’nca dahi soykırım olarak tanımlanan İsrail’in Gazze saldırıları pek çok köklü yayın organınca uzun süre “İsrail-Filistin Çatışması” olarak lanse edildi ve ölen İsraillilerin anlatıldığı haberlerde fail vurgulanırken Filistin’e karşı yapılan saldırılarda fail belirtilmedi4 . Medyayı kontrol eden bilgiyi, o da kitleleri ve dünyayı kontrol ediyor. Dolayısıyla Müslüman medya tüketicisi olarak objektif ve hakkaniyetli haberciliği kovalamak, anlatının farkında olmak ve bu farkındalıkla gündem takibini eleştirel bir gözle yapmak gerekiyor. Yani gündemi Müslümanca takip etmek, amacın, kaynağın ve perspektifin İslamî filtreden geçmesi ve bunların istikametten çıkıp çıkmadığının düzenli kontrolü anlamına geliyor.
Dipnotlar:
- Neokolonyalizm, egemen ülkelerin diğer ülkeler üzerindeki sömürü faaliyetlerini askerî yollar yerine dolaylı şekilde, ekonomik, kültürel ve siyasî yollardan devam ettirmesidir.
- Hucurat Suresi, 6.

İlk yorumu siz yazın