<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Genç Yorum</title>
	<atom:link href="https://www.gencyorumdergisi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.gencyorumdergisi.com</link>
	<description>Aylık Aktüel Gençlik Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 12 Jul 2026 16:57:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>KÜRESEL ISINMANIN TÜKETİM ANLAYIŞI VE KAPİTALİZM İLE BAĞLANTISI</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/kuresel-isinmanin-tuketim-anlayisi-ve-kapitalizm-ile-baglantisi/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/kuresel-isinmanin-tuketim-anlayisi-ve-kapitalizm-ile-baglantisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep SALİHOĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 16:57:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KAPAK YAZILARI]]></category>
		<category><![CDATA[kapak yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20899</guid>

					<description><![CDATA[K&#252;resel &#305;s&#305;nma, g&#252;n&#252;m&#252;z&#252;n en &#246;nemli &#231;evre meselelerinden biridir. Ancak bu mesele yaln&#305;zca s&#305;cakl&#305;klar&#305;n artmas&#305;ndan ibaret de&#287;ildir. Asl&#305;nda iklim krizi; &#252;retim bi&#231;imlerimizden t&#252;ketim al&#305;&#351;kanl&#305;klar&#305;m&#305;za, ekonomik sistemlerden k&#226;inatla kurdu&#287;umuz ili&#351;kiye kadar uzanan daha geni&#351; bir tablonun par&#231;as&#305;d&#305;r. <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/kuresel-isinmanin-tuketim-anlayisi-ve-kapitalizm-ile-baglantisi/" title="KÜRESEL ISINMANIN TÜKETİM ANLAYIŞI VE KAPİTALİZM İLE BAĞLANTISI">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20899 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=K%C3%9CRESEL ISINMANIN T%C3%9CKET%C4%B0M ANLAYI%C5%9EI VE KAP%C4%B0TAL%C4%B0ZM %C4%B0LE BA%C4%9ELANTISI&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/kuresel-isinmanin-tuketim-anlayisi-ve-kapitalizm-ile-baglantisi/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/kuresel-isinmanin-tuketim-anlayisi-ve-kapitalizm-ile-baglantisi/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=K%C3%9CRESEL ISINMANIN T%C3%9CKET%C4%B0M ANLAYI%C5%9EI VE KAP%C4%B0TAL%C4%B0ZM %C4%B0LE BA%C4%9ELANTISI&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/kuresel-isinmanin-tuketim-anlayisi-ve-kapitalizm-ile-baglantisi/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fkuresel-isinmanin-tuketim-anlayisi-ve-kapitalizm-ile-baglantisi%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fkuresel-isinmanin-tuketim-anlayisi-ve-kapitalizm-ile-baglantisi%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/kuresel-isinmanin-tuketim-anlayisi-ve-kapitalizm-ile-baglantisi/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Küresel ısınma, günümüzün en önemli çevre meselelerinden biridir. Ancak bu mesele yalnızca sıcaklıkların artmasından ibaret değildir. Aslında iklim krizi; üretim biçimlerimizden tüketim alışkanlıklarımıza, ekonomik sistemlerden kâinatla kurduğumuz ilişkiye kadar uzanan daha geniş bir tablonun parçasıdır. Bu sebeple küresel ısınmayı anlamak için yalnızca çevre politikalarına değil, hayat tarzımıza ve değerlerimize de bakmak gerekir. Sanayi Devrimi ile birlikte insanlık, üretim gücünde daha önce görülmemiş bir sıçrama yaşamıştır. Fosil yakıtların yaygın şekilde kullanılmaya başlanması kısa vadede refah ve büyüme imkânları sağlamış; ancak bu büyüme, kâinatta tecelli eden ilâhî mizan ve denge yeterince dikkate alınmadan gerçekleşmiştir. Bugün gelinen noktada Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) raporlarında sıkça vurgulanan 1,5°C sınırı, insanlığın karşı karşıya bulunduğu kritik eşiği göstermektedir. Bilim insanları, küresel sıcaklık artışının bu seviyeyi aşmasının iklim sistemi üzerinde ciddi ve geri dönüşü zor etkiler doğurabileceğine dikkat çekmektedir. Bu eşik yalnızca bir sıcaklık değeri değil, aynı zamanda insanın emanet bilincinden uzaklaşmasının ortaya çıkardığı neticeleri hatırlatan önemli bir ikazdır. Ancak meseleyi sadece üretim teknolojileriyle açıklamak yeterli değildir. Küresel ısınmayı derinleştiren önemli sebeplerden biri de modern tüketim anlayışıdır. Günümüzde ekonomik sistem, insanı sürekli daha fazlasını tüketmeye teşvik etmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İhtiyaçlarla arzular arasındaki sınır giderek belirsizleşmiş; tüketim, hayatın doğal bir parçası olmaktan çıkıp bir kimlik göstergesine dönüşmüştür. Reklamlar, medya ve dijital kültür de insanı sürekli daha fazlasını istemeye yönelten bir zemin oluşturmaktadır. Bu durum, kapitalist üretim modelinin işleyişiyle yakından ilişkilidir. Birçok düşünürün dikkat çektiği gibi kapitalist sistem, sürekli büyüme ve genişleme ihtiyacı üzerine kuruludur. Karl Marx da sermayenin doğası gereği kendisini büyütme eğiliminde olduğunu ifade eder. Bu büyüme ise daha fazla üretim, daha fazla enerji tüketimi ve yaratılış nimetlerine daha fazla tahakküm edilmesi manasına gelir. Oysa kâinat sınırsız değildir; her şey bir ölçü, bir hikmet ve bir denge üzere yaratılmıştır. Bu durum, günümüzde yaşanan ekolojik problemlerin önemli sebeplerinden biri olarak değerlendirilmektedir.</p>
<p>Bu açıdan bakıldığında küresel ısınma, yalnızca yanlış enerji tercihlerinin değil, aynı zamanda küresel üretim ve tüketim düzeninin de bir neticesidir. Bir ürünün hammaddeden tüketiciye ulaşmasına kadar geçen süreçte maden çıkarımı, sanayi üretimi, taşımacılık ve enerji kullanımı gibi birçok aşama bulunmaktadır. Bu süreçlerin tamamı ciddi miktarda karbon salımına yol açmaktadır. Dolayısıyla mesele yalnızca bireysel tercihlerden ibaret değildir; daha büyük ölçekte işleyen bir sistemle de ilgilidir. Sorun, sadece ne tükettiğimiz değil, aynı zamanda nasıl bir tüketim düzeni içinde yaşamaya yönlendirildiğimizdir. Son yıllarda bu kriz karşısında geliştirilen “yeşil dönüşüm” politikaları önemli bir tartışma alanı oluşturmuştur. Yenilenebilir enerji yatırımları, karbon azaltım hedefleri ve sürdürülebilir kalkınma çalışmaları ilk bakışta umut verici görünmektedir. Ancak bazı araştırmacılar, bu dönüşümün küresel güç ilişkilerinden bağımsız düşünülmemesi gerektiğini belirtmektedir. Literatürde yer alan “yeşil kapitalizm” ve “yeşil emperyalizm” gibi kavramlar, çevre politikalarının zaman zaman ekonomik ve jeopolitik hedeflerle iç içe geçebileceğine dikkat çekmektedir. Bu nedenle çevreyi koruma çabalarının adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Buna karşılık ekososyalist yaklaşımlar, insan ile kâinat arasındaki ilişkinin yalnızca piyasa mantığı üzerinden kurulamayacağını savunmaktadır.</p>
<p>Bu görüşe göre ekonomik faaliyetlerin ekolojik sınırlar gözetilerek yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Elbette bu yaklaşımların uygulanabilirliği ve tarihî tecrübelerle ilişkisi ayrı bir tartışma konusudur. Ancak bu fikirler, mevcut sistemin tek seçenek olmadığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Burada daha derin bir soru ortaya çıkmaktadır: İnsan, kâinatı sadece faydalanılacak bir nesne olarak mı görmelidir; yoksa onun içinde emanet taşıyan bir varlık olarak mı yaşamalıdır? Modern ekonomik anlayış büyük ölçüde ilk yaklaşımı benimsemiş; yaratılışı kontrol edilmesi ve dönüştürülmesi gereken bir alan olarak değerlendirmiştir. Ancak bu anlayışın bugün ilâhî mizanla ciddi bir gerilim içinde olduğu görülmektedir. İslam düşünce geleneğinde yer alan “mizan” yani denge ilkesi ile Risale-i Nur’da vurgulanan “iktisat” ve “kanaat” kavramları bu noktada farklı bir bakış açısı sunmaktadır. Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin yaklaşımında israf, yalnızca bireysel bir hata değil; aynı zamanda kâinattaki dengeyi bozan bir ihlâl olarak değerlendirilir. Bu çerçevede insan, kâinatın sahibi değil emanetçisidir. Böyle bir anlayış, modern tüketim kültürünün sınırsızlık iddiasına karşı ölçü, sorumluluk ve kanaat eksenli bir hayat teklif etmektedir. Bu açıdan küresel ısınma yalnızca bir çevre meselesi değil, aynı zamanda bir değerler krizidir. İnsanlığın ilerleme, refah ve gelişme kavramlarına yüklediği mana, doğrudan doğruya kâinatla kurduğu ilişkiyi de belirlemektedir.</p>
<p>Sürekli büyüme fikri, ilâhî ölçüler ve ekolojik gerçekliklerle çatıştıkça sürdürülebilirlik iddiası da zayıflamaktadır. Netice olarak küresel ısınma, modern uygarlığın kendi içinde yaşadığı önemli bir çelişkinin yansımasıdır. Bu çelişki, yalnızca üretim biçimleriyle değil, tüketim kültürü ve ekonomik sistemle de doğrudan ilişkilidir. İnsanlık bu ilişkiyi yeniden düşünmediği sürece teknolojik gelişmeler ne kadar ilerlerse ilerlesin, kâinattaki dengenin korunması zorlaşacaktır. Dolayısıyla asıl soru şudur: Daha fazla üretim ve sınırsız tüketim uğruna kâinatın dengesini zorlamaya devam mı edeceğiz, yoksa küresel ısınmayı yalnızca bir netice olarak değil, insanlığın yönünü sorgulatan bir ikaz olarak görüp hayatımızı yeniden ölçü, denge ve sorumluluk ekseninde kurmaya çalışacak mıyız?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/kuresel-isinmanin-tuketim-anlayisi-ve-kapitalizm-ile-baglantisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyaz Dostlarımız Neden Küçülüyor?</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/beyaz-dostlarimiz-neden-kuculuyor/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/beyaz-dostlarimiz-neden-kuculuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Şevki Adem]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 16:54:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KAPAK YAZILARI]]></category>
		<category><![CDATA[kapak yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20896</guid>

					<description><![CDATA[D&#252;nya&#8217;n&#305;n uzak bir k&#246;&#351;esinde, kimsenin duymad&#305;&#287;&#305; bir &#231;atlama sesi y&#252;kselir. Binlerce y&#305;lda olu&#351;mu&#351; dev bir buzuldan b&#252;y&#252;k bir par&#231;a kopar ve okyanusa d&#252;&#351;er. Peki bu olay ger&#231;ekten sadece kutuplarda ya&#351;anan uzak bir do&#287;a olay&#305; m&#305;d&#305;r? <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/beyaz-dostlarimiz-neden-kuculuyor/" title="Beyaz Dostlarımız Neden Küçülüyor?">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20896 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=Beyaz Dostlar%C4%B1m%C4%B1z Neden K%C3%BC%C3%A7%C3%BCl%C3%BCyor%3F&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/beyaz-dostlarimiz-neden-kuculuyor/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/beyaz-dostlarimiz-neden-kuculuyor/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=Beyaz Dostlar%C4%B1m%C4%B1z Neden K%C3%BC%C3%A7%C3%BCl%C3%BCyor%3F&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/beyaz-dostlarimiz-neden-kuculuyor/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fbeyaz-dostlarimiz-neden-kuculuyor%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fbeyaz-dostlarimiz-neden-kuculuyor%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/beyaz-dostlarimiz-neden-kuculuyor/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Dünya’nın uzak bir köşesinde, kimsenin duymadığı bir çatlama sesi yükselir. Binlerce yılda oluşmuş dev bir buzuldan büyük bir parça kopar ve okyanusa düşer. Peki bu olay gerçekten sadece kutuplarda yaşanan uzak bir doğa olayı mıdır? Bu kırılmada bizim yaşam biçimimizin, tüketim alışkanlıklarımızın ve atmosfere saldığımız gazların payı olabilir mi? O dev buz kütlesinin okyanusa düşerken kaldırdığı dalgalar belki kıyılarımıza kadar ulaşmaz; fakat doğanın kelebek etkisinde, uzak bir buz çatlağı bile deniz seviyesinde, iklim dengesinde ve canlı yaşamında yankısını bulabilir. Buzullar, karaların üzerinde biriken karların uzun yıllar boyunca erimeden kalması ve üst üste yığılarak sıkışmasıyla oluşur. Zamanla alttaki kar tabakalarının içindeki hava boşlukları azalır; kar, yoğun ve sert bir buz kütlesine dönüşür. Bu süreç çoğu zaman yüzyıllar alır. Oluşan büyük buz kütlesi, kendi ağırlığı ve yerçekiminin etkisiyle çok yavaş hareket etmeye başlar. Buzulların yaşı birkaç yüz yıldan binlerce yıla kadar değişebilir; günümüzdeki birçok buzul ise 10.000 yıldan daha önce sona eren son Buzul Çağı’ndan kalan büyük buz tabakalarının izlerini taşır. Bu nedenle buzullar, sadece donmuş su kütleleri değil; geçmiş iklimlerin izlerini taşıyan, yavaşça akan dev buz sistemleridir. Durağan gibi görünseler de aslında sürekli hareket hâlindedirler; bu yüzden bazen “akan buz nehirleri” olarak da tanımlanırlar.</p>
<p>Dünya’daki büyük buz kütleleri başlıca kutup bölgelerinde ve yüksek dağlık alanlarda bulunur. Bu buzların bir kısmı kara üzerinde, bir kısmı ise deniz yüzeyinde yer alır. Bu ayrım, buzulları doğru anlamak için oldukça önemlidir. Dünya’nın en büyük kara buz örtüsü, Güney Kutbu’ndaki Antarktika kıtasını kaplar. Antarktika bir okyanus değil, buzla örtülü büyük bir kara parçasıdır. Buradaki buzlar kara üzerinde birikmiş, zamanla sıkışarak kalın bir buz örtüsüne dönüşmüştür. Kalınlığı yer yer kilometreleri bulan bu buz örtüsü, Dünya’daki en büyük buz kütlesidir. Kuzey Yarım Küre’deki en büyük kara buz örtüsü ise Grönland’da bulunur. Grönland da Antarktika gibi kara üzerinde yer alan kalın bir buz tabakasıyla kaplıdır. Bu nedenle Antarktika ve Grönland buzları, deniz üzerinde yüzen buzlardan farklı olarak karasal buz kütleleridir. Buna karşılık Kuzey Kutbu çevresindeki buzların önemli bir bölümü Arktik Okyanusu üzerinde oluşan deniz buzlarıdır. Bu buzlar kara üzerinde değil, okyanus yüzeyinde meydana gelir ve mevsimlere göre genişleyip daralır. Kutup bölgeleri dışında da Himalayalar, Alpler, And Dağları, Alaska ve Kanada gibi yüksek dağlık alanlarda dağ buzulları bulunur. Buzullar, yalnızca soğuk bölgelerde bulunan büyük buz kütleleri değildir; Dünya’nın iklim sistemi, su döngüsü ve canlı yaşamı üzerinde önemli görevleri olan doğal yapılardır. Öncelikle, gezegenimizin en büyük tatlı su depolarından biridirler. Karaların üzerinde biriken ve uzun yıllar boyunca sıkışarak oluşan bu buz kütleleri, büyük miktarda suyu donmuş hâlde tutar. Buzullar aynı zamanda Dünya’nın sıcaklık dengesine katkı sağlar.</p>
<p>Beyaz ve parlak yüzeyleri sayesinde Güneş’ten gelen ışığın bir bölümünü uzaya geri yansıtırlar. Böylece yeryüzünün daha fazla ısınmasını engelleyen doğal bir yansıtıcı yüzey gibi davranırlar. Dağ buzulları ise sıcak mevsimlerde yavaş yavaş eriyerek akarsuları besler; tarım, içme suyu ve ekosistemler için önemli bir kaynak oluşturur. Ayrıca buzullar, geçmiş iklim şartlarının izlerini taşıyan doğal arşivler gibidir. Buz tabakalarının içinde hapsolmuş hava kabarcıkları, toz parçacıkları ve kimyasal izler sayesinde bilim insanları binlerce yıl öncesinin atmosfer koşulları hakkında bilgi elde edebilir. Kısacası buzullar; tatlı su depolayan, gezegenin sıcaklık dengesine katkı sağlayan, su kaynaklarını besleyen ve geçmiş iklimlerin izlerini saklayan çok yönlü doğal sistemlerdir. Fakat Dünya için hayati öneme sahip bu beyaz dostlarımız, artık eski sessizlikleri içinde değildir; her yıl biraz daha incelmekte, küçülmekte ve geri çekilmektedir. Arktik deniz buzlarının yaz sonundaki en düşük alanı, 1981–2010 ortalamasına göre her on yılda yaklaşık %12,2 azalmaktadır. Geleceğe dair tahminler de bu sessiz kaybın sürebileceğini göstermektedir. Küresel ısınma 1,5 °C ile sınırlandırılsa bile, Grönland ve Antarktika dışındaki dağ buzullarının yaklaşık yarısının 2100 yılına kadar yok olabileceği öngörülmektedir. Bu tablo, buzulların yalnızca uzak coğrafyaların beyaz manzaraları değil, hızla değişen bir dünyanın en hassas göstergelerinden biri olduğunu ortaya koymaktadır. Buzulların erimesini anlamak için önce Dünya’nın neden ısındığını anlamak gerekir. Dünya, Güneş’ten enerji alır ve aldığı bu enerjinin bir kısmını tekrar uzaya gönderir. Ancak atmosferde bulunan karbondioksit, metan ve diazot monoksit gibi sera gazları, yeryüzünden yayılan ısının bir bölümünü tutar. Bu doğal sera etkisi, aslında Dünya’da yaşam için gereklidir; fakat insan faaliyetleriyle sera gazlarının miktarı arttığında atmosfer daha fazla ısı tutmaya başlar.</p>
<p>Böylece Dünya’nın ortalama hava sıcaklığı yükselir. Bu sıcaklık artışının başlıca nedeni, kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların kullanılmasıdır. Enerji üretimi, sanayi, ulaşım, şehirleşme, yoğun tüketim alışkanlıkları, tarımsal faaliyetler ve ormanların azalması da bu süreci hızlandırır. Ormanlar normalde atmosferdeki karbondioksitin bir kısmını tutarak doğal dengeye katkı sağlar; fakat ormansızlaşma bu dengeyi zayıflatır. Sonuçta atmosferde daha fazla sera gazı birikir, Dünya’dan uzaya kaçması gereken ısının bir kısmı atmosferde tutulur ve bu durum özellikle kutuplar ile yüksek dağlık bölgelerdeki buzullar üzerinde güçlü bir baskı oluşturur. Buzulların erimesi yalnızca havanın ısınmasıyla açıklanamaz; bu süreçte birbiriyle bağlantılı birçok etken birlikte rol oynar. Bunların başında hava sıcaklığının artması gelir. Sıcaklık yükseldikçe buzul yüzeyindeki kar ve buz daha uzun süre erimeye açık hâle gelir. Özellikle yaz aylarında erime artar. Bir buzulun varlığını sürdürebilmesi için kışın biriken karın, yazın eriyen buz miktarını karşılaması gerekir. Ancak küresel ısınma bu hassas dengeyi bozduğunda, yani erime birikimden fazla olduğunda buzul her yıl biraz daha kütle kaybeder ve geri çekilmeye başlar. İkinci önemli sistem okyanusların ısınmasıdır. Özellikle denize uzanan buzulların alt kısımları, daha sıcak okyanus sularıyla temas ettiğinde alttan erime başlar. Bu durum buz kütlesini inceltir, zayıflatır ve büyük parçaların kopmasını kolaylaştırır. Bazı buzullar adeta iki yönden baskı altındadır: Üstten ısınan hava buzul yüzeyini eritirken, alttan ısınan okyanus suları buzulu tabanından aşındırır. Bu nedenle Antarktika ve Grönland çevresindeki bazı buzullarda erime, yalnızca yüzeyden değil, aynı zamanda alttan gerçekleşen gizli bir süreç olarak da ilerler. Bir diğer etkili mekanizma ise albedo etkisidir. Temiz ve beyaz kar yüzeyi Güneş ışığının büyük bölümünü geri yansıtır. Ancak buz yüzeyi erimeyle koyulaştığında, üzerine toz, kurum veya kirletici parçacıklar biriktiğinde daha fazla güneş enerjisi emer. Ayrıca buzullar geri çekildikçe altlarında kalan koyu renkli kaya, toprak ve kara parçaları ortaya çıkar.</p>
<p>Bu yeni yüzeyler, beyaz buz örtüsüne göre Güneş ışığını daha az yansıtır ve daha fazla ısı tutar. Böylece buzun erimesi, daha fazla koyu yüzeyin açığa çıkmasına; koyu yüzeylerin ısınması da erimenin daha da hızlanmasına yol açabilir. Bu durum, kendi kendini güçlendiren bir döngü oluşturur. Buzulların erimesinde dikkat çekici bir başka süreç de buzul yüzeylerinde oluşan erime gölleri ve su kanallarıdır. Özellikle yaz aylarında buzul yüzeyinde eriyen kar ve buz suları, bazı çukur alanlarda birikerek parlak mavi renkli göller oluşturabilir. Bu göller ilk bakışta etkileyici manzaralar gibi görünse de, buzul sistemi için önemli bir işarettir. Çünkü bu sular bazen çatlaklardan aşağı süzülerek buzulun iç kısımlarına ve tabanına kadar ulaşabilir. Böylece buzul yalnızca yüzeyden erimez; içinde ve tabanında oluşan su yollarıyla da zayıflayabilir. Buzul yüzeyindeki koyu renkli su birikintileri, beyaz buz yüzeyine göre daha fazla Güneş enerjisi emdiği için erimeyi artırabilir.</p>
<p>Belki de buzulların bize söylediği en önemli şey şudur: Dünya’daki hiçbir değişim gerçekten uzak değildir. Kutuplarda eriyen bir buz, dağ başında küçülen bir buzul ya da beyazlığını kaybeden bir yüzey, gezegenin ortak dengesinde yeni bir iz bırakır. Buzullar geri çekildikçe yalnızca soğuk coğrafyalar değişmez; suyun, havanın, denizin ve hayatın dengesi de değişir. Bu yüzden buzullara bakmak, aslında geleceğe bakmaktır. Onların sessiz eriyişi, Dünya’nın bize yüksek sesle sorduğu bir soruya dönüşmektedir: Bize emanet edilen bu hassas dengeyi koruyabilecek miyiz?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/beyaz-dostlarimiz-neden-kuculuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MARS’DAN HABER VAR MI?</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/marsdan-haber-var-mi/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/marsdan-haber-var-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Şenöz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 16:52:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HABER YORUM]]></category>
		<category><![CDATA[haber yorum]]></category>
		<category><![CDATA[mars]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20890</guid>

					<description><![CDATA[ABD&#8217;nin Ulusal Havac&#305;l&#305;k ve Uzay Dairesi (NASA), Mars y&#246;r&#252;ngesinde 11 y&#305;l&#305; a&#351;k&#305;n s&#252;re atmosfer ara&#351;t&#305;rmalar&#305; yapan uzay arac&#305; Maven&#8217;in misyonunun sonland&#305;r&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305; duyurdu. NASA&#8217;n&#305;n internet sitesinden yap&#305;lan a&#231;&#305;klamaya g&#246;re, NASA&#8217;n&#305;n Mars atmosferini g&#246;zlemlemek i&#231;in ilk kez <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/marsdan-haber-var-mi/" title="MARS’DAN HABER VAR MI?">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20890 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=MARS%E2%80%99DAN HABER VAR MI%3F&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/marsdan-haber-var-mi/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/marsdan-haber-var-mi/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=MARS%E2%80%99DAN HABER VAR MI%3F&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/marsdan-haber-var-mi/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fmarsdan-haber-var-mi%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fmarsdan-haber-var-mi%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/marsdan-haber-var-mi/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>ABD’nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Mars yörüngesinde 11 yılı aşkın süre atmosfer araştırmaları yapan uzay aracı Maven’in misyonunun sonlandırıldığını duyurdu. NASA’nın internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, NASA’nın Mars atmosferini gözlemlemek için ilk kez oluşturulmuş MAVEN (Mars Atmosferi ve Uçucu Madde Evrimi) misyonu sona erdi. Açıklamada, Mars yörüngesinde 11 yılı aşkın süre faaliyet gösteren Maven uzay aracından beklenmedik sinyal kaybı sonucu en son 6 Aralık 2025’te haber alındığı kaydedildi. NASA’nın aracı kurtarma çalışmalarını değerlendirmek ve muhtemel durumunu belirlemek amacıyla arıza inceleme kurulu topladığı belirtilen açıklamada, kurulun uzay aracının kurtarılamayacağına ve artık bilimsel araştırma ile veri aktarım görevini yerine getiremeyeceğine karar verdiği bilgisi paylaşıldı. NASA’nın Derin Uzay Ağının (DSN), Mars’ın arkasından çıktığında uzay aracının yörüngesinde bozulma olduğunu tespit ettiği aktarılan açıklamada, kurulun bu nedenle Maven’in kurtarılamaz durumda olduğu sonucuna vardığı ifade edildi. Misyonun tüm veri setini arşivlemek üzere standart prosedürlerin izlendiği belirtilen açıklamada, MAVEN misyonunun resmi olarak sonlandırma sürecinin başlatıldığı bildirildi. 2013’te fırlatılan Maven, 2014’te Mars’a ulaşarak gezegenin üst atmosferini ve Güneş rüzgarlarıyla etkileşimini incelemeye başlamıştı. Maven, bilimsel görevinin yanı sıra NASA’nın Mars’taki iki keşif aracı Curiosity ve Perseverance için de iletişim aktarma uydusu olarak görev yapıyordu.</p>
<p><strong>İKLIM KRIZI “HALK SAĞLIĞI ACIL DURUMU” OLARAK ELE ALINMALI</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler (BM) İyi Niyet Elçisi Aliza Ayaz, iklim değişikliğinin artık yalnızca bilimsel bir tartışma konusu olmaktan çıktığına işaret ederek “Belki de iklim krizini bir halk sağlığı acil durumu olarak yeniden tanımlamamız gerekiyor.” dedi.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-20892 aligncenter" src="https://www.gencyorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/07/gorsel2.jpg" alt="" width="678" height="438" /></p>
<p>İklim aktivizmine yönelmesinin ardındaki kişisel hikâyeyi paylaşan Ayaz, küçük yaşlardan itibaren kendisine kazandırılan farkındalığın bu süreçte belirleyici olduğunu ve ailesinin düşünce dünyasının şekillenmesinde önemli rol oynadığını söyledi. Ayaz, ailesinin kendisine sofradaki yemeğin ve aldığı yeni kıyafetlerin nereden geldiğini, bunlara erişemeyen insanların da olduğunu düşünmeyi öğrettiğini belirterek bu yaklaşımın zamanla sosyal etki isteğini güçlendirdiğini ifade etti. İklim aktivizminin bilinçli bir kariyer planından ziyade hayatın karşısına çıkardığı olayların bir sonucu olduğunu aktaran Ayaz, “Ailem hep ‘bunun nereden geldiğini ve kimlerin buna sahip olmadığını bir düşün’ derdi. Bu yüzden iklim kriziyle mücadele ve iklim değişikliği dünyasına adım atmam bir tercih değil” ifadelerini kullandı. Ayaz, iklim değişikliği alanında harekete geçmesinde 2022’de Pakistan’da meydana gelen sel felaketinin de etkili olduğunu vurgulayarak, “Seller yaklaşık 33 milyon insanın evini yıktı, 33 milyon insanı yerinden etti, bu her yedi kişiden biri anlamına geliyor ve bu istatistik şok ediciydi.” dedi. Evinden birkaç kilometre uzaklıkta yaşayan kişilerin sıcak hava dalgaları ve ekstrem hava koşulları nedeniyle büyük sıkıntılar yaşadığına tanıklık ettiğini belirten Ayaz, yaşananların ardından erken uyarı sistemleri ve sel dirençli konut projeleri gibi çalışmaların yapılmasının kendisinin de bu konuda bir değişiklik yapabileceğine dair umut verdiğini söyledi. 2050’ye kadar iklim krizinin psikolojik etkileriyle mücadele için yaklaşık 205 milyar dolarlık bir kaynağa ihtiyaç duyulacağının öngörüldüğünü aktaran Ayaz, iklim değişikliği konusunda harekete geçilmesi gerektiği çağrısında bulundu.</p>
<p><strong>GENÇLER, TÜTÜN ŞIRKETLERININ HEDEFINDE</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), tütün kullanımının her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne neden olduğunu bildirerek, hükümetlere “gençleri tütün ve nikotin ürünlerine bağımlılıktan koruma” çağrısında bulundu.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-20893 aligncenter" src="https://www.gencyorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/07/gorsel3.jpg" alt="" width="678" height="438" /></p>
<p>“Dünya genelinde 13-15 yaş aralığındaki en az 40 milyon çocuk, tütün ürünleri kullanıyor. Gençlerin elektronik sigara ve nikotin poşeti kullanımı artmaya devam ediyor” ifadelerinin kullanıldığı raporda, dünya genelindeki hükümetlere “yeni nesli tütün ve nikotin ürünlerine bağımlı olmaktan koruma” çağrısı yapıldı. Tütün ve nikotin şirketlerinin, özellikle ergenler ve genç yetişkinler için ürünlerini daha çekici, kullanımı daha kolay ve bırakılması daha zor hale getirmek üzere kasıtlı olarak tasarladıklarına işaret edilen raporda, nikotinin beyinleri hala gelişmekte olan çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler için son derece bağımlılık yapıcı ve zararlı olduğu vurgulandı. Raporda, “Hükümetler, aromalı ürünleri yasaklayarak, reklam, tanıtım ve sponsorluk faaliyetlerini engelleyerek, kapalı kamusal alanları tamamen sigara ve elektronik sigaradan arındırarak ve denetimi artırarak insanları koruyabilir” değerlendirmesi yapıldı. Kısa süre önce piyasadaki en hızlı büyüyen nikotin ürünlerinden biri olan nikotin poşetlerine ilişkin sosyal medya fenomenlerinin de desteğiyle yoğun bir tanıtım kampanyası yapıldığına işaret edilen raporda, DSÖ’nün nikotin poşetlerine ilişkin raporunun, dünya genelinde hızla artan satışlara rağmen yaklaşık 160 ülkede nikotin poşetleri için özel bir düzenleme bulunmadığını ve milyonlarca insanın korunmasız kaldığını ortaya koyduğu hatırlatıldı. Dünyada 1 milyardan fazla tütün, elektronik sigara ve nikotin poşeti kullanıcısı olduğu belirtilen raporda, bu kişilere bağımlılıktan kurtulmak adına çağrı yapıldı. Raporda görüşlerine yer verilen DSÖ Sağlık Belirleyicileri, Tanıtım ve Önleme Departmanı Direktörü Dr. Etienne Krug, tütünün milyonlarca insanı öldürmeye devam ettiğine dikkati çekti.</p>
<p><strong>MEYVELERDE “BEREKET” YILI</strong></p>
<p>Tarımda bu yıl hava sıcaklıkları ve yağışların beklentilere uygun gerçekleşmesiyle rekor beklentisi artarken geçen yıl dondan etkilenen meyveler başta olmak üzere çeşitli ürünlerde bolluğun yaz döneminde marketlere ve manav tezgahlarına yansıması öngörülüyor.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-20894 aligncenter" src="https://www.gencyorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/07/gorsel4.jpg" alt="" width="678" height="438" /></p>
<p>Geçen yıl yaşanan zirai don ve kuraklığın etkisi üretim verilerine de yansıdı. Tahıllar, meyve ve sebze üretiminde 2025’te azalma yaşandı. Bitkisel üretim tahmini verileri kapsamında, geçen yıl bir önceki yıla kıyasla tahıl ve diğer bitkisel ürünlerin üretimi yüzde 10,4 azalışla 67 milyon 60 bin 312 ton, sebze üretimi yüzde 0,8 düşüşle 33 milyon 315 bin 678 ton; meyve, içecek ve baharat bitkileri üretimi de yüzde 30,4 azalışla 19 milyon 767 bin 12 ton olarak gerçekleşti. Tahıl ürünlerinde üretim de bir önceki yıla göre yüzde 12,3 düşerek yaklaşık 34,2 milyon ton oldu. Geçen yıl dondan en çok etkilenen ürünler arasında yer alan meyveler grubunda ise elmada yıllık yüzde 93,6, çilekte yüzde 1,4, şeftalide yüzde 88,6, nektarinde yüzde 107,7, kirazda yüzde 255,7, üzümde yüzde 53 üretim artışı bekleniyor. Turunçgillerden mandalinada yüzde 46,3, portakalda yüzde 63,9, limonda yüzde 63,8 üretim artışı hesaplandı. Sert kabuklu meyvelerden fındıkta yüzde 62,2, cevizde yüzde 95,1 ve Antep fıstığında yüzde 113,6 üretim artışı tahmininde bulunuldu. Böylece söz konusu olumlu süreçle birlikte, üretimde güçlü ve bereketli bir yıl olması bekleniyor. Tarım ve gıdada üretim kapsamında sorun öngörülmezken bu doğrultuda ihracatta da rekor bekleniyor. Üretimdeki artış öngörüsüyle iç piyasada bolluk oluşacağı, tüketicilerin de meyveler başta olmak üzere gıdaya erişiminin kolaylaşacağı belirtiliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/marsdan-haber-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Filistin için “OYUNU DURDURUN” çağrısı</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/filistin-icin-oyunu-durdurun-cagrisi/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/filistin-icin-oyunu-durdurun-cagrisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Sabri İNCESU]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 16:47:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANLAMLI YORUM]]></category>
		<category><![CDATA[anlamlı yorum]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20887</guid>

					<description><![CDATA[&#304;srail&#8217;in Filistin&#8217;e zulm&#252; d&#252;nya genelinde s&#305;kl&#305;kla tepkilere yol a&#231;arken spor kamuoyunda da konuyla ilgili protestolar s&#252;r&#252;yor. 28 May&#305;s tarihinde &#304;rlanda&#8217;n&#305;n ba&#351;kenti Dublin&#8217;deki Aviva Stadyumu&#8217;nda oynanan &#304;rlanda-Katar haz&#305;rl&#305;k ma&#231;&#305;nda &#304;rlandal&#305; futbolseverler ma&#231; devam ederken sahaya tenis <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/filistin-icin-oyunu-durdurun-cagrisi/" title="Filistin için “OYUNU DURDURUN” çağrısı">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20887 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=Filistin i%C3%A7in %E2%80%9COYUNU DURDURUN%E2%80%9D %C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/filistin-icin-oyunu-durdurun-cagrisi/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/filistin-icin-oyunu-durdurun-cagrisi/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=Filistin i%C3%A7in %E2%80%9COYUNU DURDURUN%E2%80%9D %C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/filistin-icin-oyunu-durdurun-cagrisi/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Ffilistin-icin-oyunu-durdurun-cagrisi%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Ffilistin-icin-oyunu-durdurun-cagrisi%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/filistin-icin-oyunu-durdurun-cagrisi/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>İsrail’in Filistin’e zulmü dünya genelinde sıklıkla tepkilere yol açarken spor kamuoyunda da konuyla ilgili protestolar sürüyor. 28 Mayıs tarihinde İrlanda’nın başkenti Dublin’deki Aviva Stadyumu’nda oynanan İrlanda-Katar hazırlık maçında İrlandalı futbolseverler maç devam ederken sahaya tenis topları fırlatıp maçın kısa süreli durmasını sağlayarak ülkelerinin Eylül ve Ekim ayında UEFA Uluslar Ligi’nde İsrail ile oynayacağı maçları protesto etti. Tribünlerde Filistin bayrakları görülürken ‘Oyunu durdurun’ yazılı pankart açılarak İsrail ile yapılacak maçların iptal edilmesi gerektiği vurgulandı. Konuyla ilgili açıklama yapan İrlandalı futbolcu Jamie McGrath, protestoların ileriki aylarda daha da artacağını ve oyuncular olarak protestocuları dinlemeleri gerektiğini -barışcıl bir şekilde devam ettiği sürece- ifade etti. Futbolcular olarak bu tarz bir durumun içerisinde olmalarından memnun olmadıklarına dikkat çeken McGrath, yetkililerin toplumun yararı için en iyi çözümü bulacaklarını umduklarını ifade etti. İrlanda Milli Takımı’nın İzlandalı teknik direktörü Heimir Halgrimsson, Katar ile yapılan hazırlık maçının ardından yaptığı açıklamada ‘’Eğer Rusya men ediliyorsa, İsrail’in men edilmemesi için bir sebep göremiyorum.</p>
<p>Fakat benim işin futbol tarafıyla ilgili konuşmam gerekiyor. Benim fikrime göre maçları boykot etmemeliyiz. Boykot ettiğimiz senaryoda büyük ihtimalle küme düşeceğiz ve daha da önemlisi İsrail’e 6 puan hediye etmiş olacağız. Yüksek ihtimalle bizden aldıkları puanlarla tur atlayacaklar. Bu sayede de İrlanda’da oynanacak olan EURO 2028 için büyük şansları olacak. Ben bunları sadece işin futbol tarafını düşünerek söylüyorum. İrlanda halkının düşüncelerini anlıyor ve saygı duyuyoruz. Eğer yukarıdan boykot kararı alınırsa buna da saygı duymalıyız. Fakat bu tarz kararları futbolcular ve teknik direktörler değil, politikacılar almalı.’’ ifadelerini kullandı. İrlanda kaptanı Nathan Collins de konuyla ilgili yaptığı açıklamada futbolcular arasından bireysel olarak tepki göstermek isteyen olursa takım olarak buna engel olmayacaklarını söyledi.</p>
<p>Eski İrlanda Milli Takım teknik direktörü Brian Kerr, eski milli futbolcu James McClean, İrlanda takımı Shamrock Rovers’ın kaptanı Roberto Lopes gibi İrlanda futbolundan birçok yüksek profilli isim İsrail ile yapılacak olan maçların boykot edilmesi yönünde açıklamalarda bulundu. Yeşil Burun Adaları formasıyla ülkesini Dünya Kupası’nda temsil etmeye hazırlanan Roberto Lopes konuyla ilgili yaptığı açıklamada ‘’Oyunu durdurmalıyız. Oyuncular ve taraftarlar olarak önceliğimiz sahaya çıkıp mücadele etmek, fakat bu durumda durup büyük resme odaklanmalıyız. Filistin’deki insanî felaketi görmezden gelemeyiz. İrlanda’nın bu konuda öncü olup diğerlerinin yapmayacağı şeyi yapma fırsatı var. Lütfen oyunu durdurun.’’ ifadelerini kullandı. İrlanda Futbol Federasyonu maçların boykot edilmesi durumunda karşılaşacakları yaptırımlardan dolayı şimdilik bir boykot planlamıyor. Fakat buna rağmen birçok İrlandalı vatandaşın ve yüksek profilli ismin bu zulüm karşısında sessiz kalmaması ve yetkilileri bu konu konu hakkında harekete geçmeye teşvik etmesi takdire şayan bir hareket olsa gerek.</p>
<p>Kaynak: Aljazeera, The Irish Times, BBC</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/filistin-icin-oyunu-durdurun-cagrisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nesini Sorarsın</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/nesini-sorarsin/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/nesini-sorarsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Köseoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 16:45:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ŞİİR]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20883</guid>

					<description><![CDATA[Nesini sorars&#305;n d&#226;r-&#305; d&#252;nyan&#305;n Elemi, kederi, &#231;ilesini mi? Ah, biri bin para olmu&#351; riyan&#305;n Yalan&#305; dolan&#305;, hilesini mi? Pek muteber olmu&#351; hatr&#305; &#351;erlerin &#304;smi an&#305;lm&#305;yor ger&#231;ek erlerin &#199;ift kanatl&#305; b&#252;y&#252;k m&#252;nevverlerin S&#246;nmeye y&#252;z tutmu&#351; h&#226;lesini <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/nesini-sorarsin/" title="Nesini Sorarsın">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20883 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=Nesini Sorars%C4%B1n&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/nesini-sorarsin/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/nesini-sorarsin/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=Nesini Sorars%C4%B1n&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/nesini-sorarsin/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fnesini-sorarsin%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fnesini-sorarsin%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/nesini-sorarsin/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Nesini sorarsın dâr-ı dünyanın</p>
<p>Elemi, kederi, çilesini mi?</p>
<p>Ah, biri bin para olmuş riyanın</p>
<p>Yalanı dolanı, hilesini mi?</p>
<p>Pek muteber olmuş hatrı şerlerin</p>
<p>İsmi anılmıyor gerçek erlerin</p>
<p>Çift kanatlı büyük münevverlerin</p>
<p>Sönmeye yüz tutmuş hâlesini mi?</p>
<p>Adalete bir yol bulduramazken</p>
<p>Yoksul, tabağını dolduramazken</p>
<p>Zalimin lütfunu kaldıramazken</p>
<p>Sineye çekelim sillesini mi?</p>
<p>Fıtratın kaybetmiş oğullar, kızlar</p>
<p>Ahvali gördükçe yüreğim sızlar</p>
<p>Tükürdüğün yalar omurgasızlar</p>
<p>Fırıldağa dönmüş hüllesini mi?</p>
<p>Bir rüzgar başladı hışmını vuran</p>
<p>Bir rüzgar… Bâtılı, hakkı savuran</p>
<p>Dünyanın düşmanca yakıp kavuran</p>
<p>İçime oturmuş güllesini mi?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/nesini-sorarsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanın eliyle gelen musibet</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/insanin-eliyle-gelen-musibet/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/insanin-eliyle-gelen-musibet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehtap YÜKSELTEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 16:41:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KAPAK YAZILARI]]></category>
		<category><![CDATA[kapak yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20880</guid>

					<description><![CDATA[Bedi&#252;zzaman Said Nurs&#238; Hazretleri, bundan yakla&#351;&#305;k bir as&#305;r &#246;nce insan&#305;n tabiatla kurdu&#287;u ili&#351;kinin ahl&#226;k&#238; ve manev&#238; boyutuna dikkat &#231;ekmi&#351;ti. Risale-i Nur&#8217;da k&#226;inat&#305;n ba&#351;&#305;bo&#351; ve sahipsiz olmad&#305;&#287;&#305;, her &#351;eyin &#304;l&#226;h&#238; bir denge ve hikmetle yarat&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305; vurgulam&#305;&#351;t&#305;r. <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/insanin-eliyle-gelen-musibet/" title="İnsanın eliyle gelen musibet">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20880 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=%C4%B0nsan%C4%B1n eliyle gelen musibet&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/insanin-eliyle-gelen-musibet/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/insanin-eliyle-gelen-musibet/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=%C4%B0nsan%C4%B1n eliyle gelen musibet&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/insanin-eliyle-gelen-musibet/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Finsanin-eliyle-gelen-musibet%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Finsanin-eliyle-gelen-musibet%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/insanin-eliyle-gelen-musibet/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, bundan yaklaşık bir asır önce insanın tabiatla kurduğu ilişkinin ahlâkî ve manevî boyutuna dikkat çekmişti. Risale-i Nur’da kâinatın başıboş ve sahipsiz olmadığı, her şeyin İlâhî bir denge ve hikmetle yaratıldığını vurgulamıştır. İnsan ise bu büyük düzen içerisinde bir emanetçi konumundadır. Bugün iklim krizi olarak adlandırılan süreç, aşırı tüketim, israf, tabiî kaynakların hoyratça kullanılması ve çevrenin kirletilmesi gibi insan kaynaklı müdahalelerin neticesi olarak karşımıza çıkıyor. “İnsanın bulaşık eli karışmazsa..” Bediüzzaman Said Nursî, bu meseleye ışık tutan çarpıcı bir tesbitte bulunur: “Beşerin bulaşık eli karışmamak şartıyla, hiçbir şeyde hakikî nezafetsizlik ve çirkinlik görünmüyor.” (Lem’alar, s.602.) Kâinat; adalet, mizan, iktisat ve nezafet kanunlarıyla idare edilmektedir. Tabiatta israf yoktur; her şey hassas bir ölçü ve denge içinde yaratılmıştır. Bozulma ise çoğu zaman insanın ölçüsüz müdahalesiyle ortaya çıkmaktadır. Risale-i Nur’da geçen “bulaşık el” ifadesi yalnız maddî kirlenmeyi değil; israfı, zulmü, ölçüsüz tüketimi ve dengeyi bozan her türlü yanlış tasarrufu da içine alan geniş bir mana taşıyor.</p>
<p>Nitekim Bediüzzaman Hazretleri aynı bahiste insanlığa şu ikazı yapar: “Ey israflı, iktisadsız; ey zulümlü, adaletsiz; ey kirli, nezafetsiz, bedbaht insan!” Bugün uzmanların iklim krizinin sebepleri arasında saydığı birçok unsurun, Risale-i Nur’da “iktisatsızlık”, “mizansızlık” ve “nezafetsizlik” kavramlarıyla ifade edilmesi dikkat çekicidir. Çünkü kâinattaki dengeyi bozan müdahaleler, sonunda dönüp insanın kendi hayatını, sağlığını ve geleceğini tehdit ediyor. Risale-i Nur’un ifadesiyle mesele, aslında “kâinatın düstur-u hareketi olan iktisat, adalet ve nezafete muhalefet” meselesidir. Allah’ın kanunlarına muhalefet etmenin cezası da, elbette iklim krizleri, salgın hastalıklar, orman yangınları gibi faturalarla yine insana dönmektedir. İsraf bereketi kaldırıyor Bediüzzaman Hazretlerinin hayatında iktisat ve çevre hassasiyeti ile ilgili sayısız misal vardır. Ekmek kırıntılarının dahi zayi edilmesine razı olmadığı, suyu ve nimeti son derece dikkatli kullandığı, yumurta kabuklarını, kullanılmış ampulleri kırdırmadığı, yamulan kaşığını atmayıp tamir ettirdiği gibi haller görülür. Onun meşhur tesbiti şöyledir: “iktisad eden, maişetçe aile zahmet ve meşakkatini çok çekmez.” İsraf yalnızca ferdî bir kusur değil, nimetlere karşı hürmetsizliktir.</p>
<p>Günümüzde çevre krizlerini ölçüsüz tüketim ve israf kültürünün büyük ölçüde etkilediği bilinmektedir. İklim krizine çare ne? Çevre ve iklim meseleleri, yalnızca teknik tedbirler ve teknolojik çözümlerle giderilebilecek arızalar değildir. Elbette bilimsel imkânlar ve mühendislik çalışmaları önemlidir fakat meselenin kökünde insanın kâinatla kurduğu ilişki biçimi vardır.Bediüzzaman Said Nursî’nin Risale-i Nur’da ortaya koyduğu bakış açısına göre kâinat, başıboş ve sahipsiz bir madde yığını değil, her şeyiyle İlâhî isimlerin tecellî ettiği bir “kitab-ı kebîr” ve “mânidar bir saray-ı âlem”dir. Bu sebeple insan, bu sarayda keyfî tasarruf eden bir sahip değil, emaneti taşıyan bir misafirdir. Misafir ise ev sahibinin kuralları dışına çıkamaz. Bu anlayıştan hareketle iklim krizinin temel sebeplerinden biri, insanın kendisini “mutlak tasarruf sahibi” zannetmesi ve emanet şuurunu zayıflatmasıdır. Bu noktada çözüm yalnızca karbon salımını azaltmak, enerji dönüşümü sağlamak veya teknolojik tedbirler almakla sınırlı değildir. Bunların yanında daha köklü bir dönüşüm gereklidir. İsrafın terk edilmesi, iktisadın benimsenmesi, nimetin kıymetinin bilinmesi ve insanın hayatını şükür ve kanaat ölçüsü üzerine kurması zarurîdir. Netice itibarıyla en mühim çözüm imanî ve ahlâkîdir. Kâinatı sahipsiz görmekten vazgeçmek, onu Allah’ın mülkü olarak tanımak ve emanet bilinciyle yaşamak, çevre ahlâkının temelidir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/insanin-eliyle-gelen-musibet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İMTİHAN, İMTİHAN, İMTİHAN!</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/imtihan-imtihan-imtihan/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/imtihan-imtihan-imtihan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Tayyip ERCAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 16:37:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FARKLI YORUM]]></category>
		<category><![CDATA[farklı yorum]]></category>
		<category><![CDATA[imtihan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20877</guid>

					<description><![CDATA[&#304;nsano&#287;lu bu d&#252;nyaya imtihan i&#231;in gelmi&#351;tir; vakti doldu&#287;unda da her canl&#305; gibi bu d&#252;nyadan g&#246;&#231; edecektir. Ba&#351;l&#305;&#287;&#305; neden &#252;&#231; defa &#8220;imtihan&#8221; diye yazd&#305;&#287;&#305;ma gelince&#8230; &#199;&#252;nk&#252; &#231;o&#287;u zaman bir imtihan d&#252;nyas&#305;nda oldu&#287;umuzu unutuyor, sanki hi&#231; &#246;lmeyecekmi&#351; <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/imtihan-imtihan-imtihan/" title="İMTİHAN, İMTİHAN, İMTİHAN!">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20877 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=%C4%B0MT%C4%B0HAN%2C %C4%B0MT%C4%B0HAN%2C %C4%B0MT%C4%B0HAN%21&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/imtihan-imtihan-imtihan/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/imtihan-imtihan-imtihan/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=%C4%B0MT%C4%B0HAN%2C %C4%B0MT%C4%B0HAN%2C %C4%B0MT%C4%B0HAN%21&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/imtihan-imtihan-imtihan/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fimtihan-imtihan-imtihan%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fimtihan-imtihan-imtihan%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/imtihan-imtihan-imtihan/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>İnsanoğlu bu dünyaya imtihan için gelmiştir; vakti dolduğunda da her canlı gibi bu dünyadan göç edecektir. Başlığı neden üç defa “imtihan” diye yazdığıma gelince&#8230; Çünkü çoğu zaman bir imtihan dünyasında olduğumuzu unutuyor, sanki hiç ölmeyecekmiş gibi hayatımızı sürdürüyoruz. Kaleme alacağım bu satırlar, öncelikle kendi nefsime, sonrasında ise istifade etmek isteyen tüm derttaşlarıma birer hatırlatma olsun. Bazen derttaş olmak, başkalarının dertleriyle dertlenmek lazım gelir. Kendimizi bir kenara bırakıp onların problemlerine çözümler aramak; hiç olmazsa hem iyi hem de kötü günde yanlarında olduğumuzu hissettirmek gerekir. Zaten müminin uyması gereken ölçü de bu değil midir? Fakat bu derttaşlıkta bile bir imtihan sırrı gizlidir. Kimi insan kendisini yarı yolda bırakan arkadaşlarıyla imtihan olur; kimi evladıyla, kimi eşiyle&#8230; Kiminin imtihanı fakirliktir, kimininki zenginlik&#8230; Bazıları yalnızlıkla imtihan edilir, bazıları ise kalabalıklar içinde sınanır. Kimi bir engellilik durumuyla sabra davet edilirken, kimi de sapasağlam bir vücuda sahip olmanın şükrüyle mükelleftir. Hatta imtihanımız sadece insanlarla da sınırlı değildir; bugün küresel bir iklim kriziyle can çekişen şu fani dünyadaki duruşumuz, canlı ve cansız mahlukata karşı takındığımız tavır da bizim en büyük imtihanımızdır. Havayı, suyu, toprağı birer emanet bilip şefkatle korumak yerine, onları acımasızca tüketmek ve diğer canlıların yaşam hakkını gasp etmek de bu imtihanın birer parçasıdır. Bu örnekleri saymakla bitiremeyiz. Çünkü hayatımızda olmayan şeyler de bizim imtihanımız olabilir, var olup da şükretmediğimiz nimetler —ve hor kullandığımız şu dünya mülkü— de&#8230; Neticede her yol, dönüp dolaşıp o tek kelimeye çıkar derttaşlar: “İmtihan.” Bazen nefsaniyetimize yenik düşüp sabretmek istemez, isyana meylederiz. “Neden böyle? Neden bunlar hep benim başıma geldi?” gibi, haşa kadere adeta itiraz eden çirkin tavırlar sergileriz. Halbuki kadere iman, bir Müslümanın sarsılmaz bir rüknü ve kabul etmesi gereken en temel hakikat değil midir? Kader programında ne yazılmışsa, bizler o çizgide hayatımızı sürdürürüz. Rabbimiz bizi yaratmakta ve çeşitli imtihanlarla sınamaktadır. Bizlere düşen vazife ise sabretmek ve asıl ebedî imtihanı kazanmaya odaklanmaktır. Zira İlâhî kelamda buyurulduğu gibi; “Allah sabredenlerle beraberdir.” Gelin; zorluklara, içinden çıkamadığımız sorunlara ve içinde boğulduğumuzu hissettiğimiz dertlerimize karşı sabır silahıyla kuşanalım. Çünkü bu dünya bir imtihan meydanıdır; fani dünya kime kaldı ki bize kalsın? Biliyorum, herkesin kendine göre dertleri, sıkıntıları ve baş etmekte zorlandığı pek çok problemi var; insana ağır geliyor. İşte tam bu noktada, hayata bakış açımızı şekillendirecek şu mottomuz her daim hatırda kalmalı: “Sıkıntı yoksa, sıkıntı vardır!”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/imtihan-imtihan-imtihan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genç bir yazara mektup</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/genc-bir-yazara-mektup/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/genc-bir-yazara-mektup/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[M. Said Zeki]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 16:08:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EDEBÎ YORUM]]></category>
		<category><![CDATA[edebi yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20875</guid>

					<description><![CDATA[Allah&#305;n selam ve esenli&#287;i &#252;zerine olsun kahraman karde&#351;im, Seni &#246;ncelikle tebrik ediyorum. Yazmak hem zor, hem de fedak&#226;rl&#305;k isteyen bir i&#351;. &#304;man, Kur&#8217;an hakikatlerini bu zamanda ne&#351;retmek fevkalade k&#305;ymetli bir hizmet. Allah kaleminize kuvvet, akl&#305;n&#305;za <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/genc-bir-yazara-mektup/" title="Genç bir yazara mektup">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20875 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=Gen%C3%A7 bir yazara mektup&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/genc-bir-yazara-mektup/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/genc-bir-yazara-mektup/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=Gen%C3%A7 bir yazara mektup&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/genc-bir-yazara-mektup/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fgenc-bir-yazara-mektup%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fgenc-bir-yazara-mektup%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/genc-bir-yazara-mektup/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Allahın selam ve esenliği üzerine olsun kahraman kardeşim, Seni öncelikle tebrik ediyorum. Yazmak hem zor, hem de fedakârlık isteyen bir iş. İman, Kur’an hakikatlerini bu zamanda neşretmek fevkalade kıymetli bir hizmet. Allah kaleminize kuvvet, aklınıza istikamet, gönlünüze hizmet aşkı versin. Haddim olmayarak benden tavsiye istiyorsun. Yazmanın yolu çok okumaktan geçiyor sanırım. Çünkü okumak özgürleşmektir. Özgürleşmek ise, kimseden takdir beklemeden ‘kendi özünü gürleştirmek’tir. İlk etapta aklıma gelenleri birlikte değerlendirelim mi? -Yazı yazarken maksadımızı, muhatabımızı, üslubumuzu, mesajımızı her daim göz önünde bulundurmak gerek diye düşünüyorum. Ne dersin? Yazmanın sorumluluğunu anlamak, ihlas ve samimiyet başta geliyor. Yazmak kör kuyuya seslenmek veya karanlığa kurşun sıkmak gibidir. Ancak okuyucudan aksi seda gelince tesiri anlaşılır. Tıpta “Önce, hastaya zarar verme!” diye bir kural var. Bunu konumuza “Önce okuyucuya zarar verme!” şeklinde uyarlayabiliriz, değil mi? Yazı yazarken şu soruları hiç unutmayalım: -Bu asırda, ahizamanın bu dehşetli diliminde yaşayan insana, özelde de bir gence Kur’an ne mesajlar veriyor, vermeli? Günümüze dair mesajlarını -tabir yerinde ise- nasıl “güncelleyebiliriz?” -Risale-i Nur külliyatını ve Hz. Üstadın ‘eski, yeni ve üçüncü Said’ diye tasnif ettiği hayatını bir bütün olarak görmek çok önemli. İmanî ve ictimaî bölümleri birlikte değerlendirelim. -Risale üslubuna benzer kelimeler kullanıyorsun. Bu bir açıdan güzel olabilir; ancak genç okuyucu kitlesinin seviyesini de nazara almak lazım.</p>
<p>Anladıklarını kendi kelimelerinle kaleme almak daha önemli. Diğer bir husus; mümkün olduğunca alıntıların kısa tutulması tercih edilmeli. Yazılarda alıntılanan bölümün kaynağı, kitap ve sayfa numarası gösterilmesi iyi olur. -Noktalama işaretlerine dikkat etmek yayın şansını arttırır, editörün işini kolaylaştırır. YAZININ DEMLENMESİ -Yazdıktan sonra biraz bekle. Yazı demlensin. Senin zihnin de dinlensin. -Sen o halet-i ruhiyeden çıktıktan sonra, yazıyı bir kaç kez daha oku. Eksik ve fazlaları düzelt. -Konu bütünlüğü, akıcılık, gramer kaidelerine uygunluk, muhatabın seviyesi vs. değişik açılardan bir daha oku, değerlendir. ŞİİRİ SORUYORSUN&#8230; Şiir saf hakikattir. Şiir ile ruhumuz demlenir ve mecrasını bulur. Duygu yoğunluğunun şekillenerek yüreklerden akan bengisu pınarıdır şiir. Senin de takdir edeceğin üzere; Şiir kötü değil, kötüye kullanılması kötü. Şairlerin sefih yaşantısı kötü. Unutmayalım, belâgat ve şiir revaçta olduğu için Kur’an şiir gibi fakat daha üstün vasıflarla nazil olmuş. Belâgatlı, fakat kafiye değil, hakikat ön planda tutulmuş. Sen de yazı ve şiirlerinde bu dengeyi gözetmelisin. Aziz kardeşim son olarak; yayınlanmadı diye asla vazgeçme. “Yazarların, yazdıklarından çok yırtıp çöpe attıkları var” diye meşhur bir söz var. -Taze Bismillah diyerek yeniden kaleme sarılma zamanı şimdi. Dilediğin zaman mektup yazmaktan çekinme. Emanet ol Allah’a.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/genc-bir-yazara-mektup/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Krizi ve Emanet Ahlâkı</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/iklim-krizi-ve-emanet-ahlaki/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/iklim-krizi-ve-emanet-ahlaki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan Güneş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 16:05:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KAPAK YAZILARI]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kapak yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20872</guid>

					<description><![CDATA[Yerk&#252;re, &#252;zerinde ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m&#305;z s&#305;radan bir toprak par&#231;as&#305; de&#287;il; milyarlarca galaksi ve y&#305;ld&#305;zlar i&#231;inde insana mesken k&#305;l&#305;nm&#305;&#351; m&#252;stesna bir &#226;lemdir. &#194;lemlerin Rabbi, Hazret-i &#194;dem ve Hazret-i Havva&#8217;y&#305; say&#305;s&#305;z y&#305;ld&#305;zlar ve sistemler aras&#305;ndan se&#231;ilen bu d&#252;nya misafirhanesine <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/iklim-krizi-ve-emanet-ahlaki/" title="İklim Krizi ve Emanet Ahlâkı">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20872 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=%C4%B0klim Krizi ve Emanet Ahl%C3%A2k%C4%B1&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/iklim-krizi-ve-emanet-ahlaki/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/iklim-krizi-ve-emanet-ahlaki/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=%C4%B0klim Krizi ve Emanet Ahl%C3%A2k%C4%B1&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/iklim-krizi-ve-emanet-ahlaki/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fiklim-krizi-ve-emanet-ahlaki%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fiklim-krizi-ve-emanet-ahlaki%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/iklim-krizi-ve-emanet-ahlaki/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Yerküre, üzerinde yaşadığımız sıradan bir toprak parçası değil; milyarlarca galaksi ve yıldızlar içinde insana mesken kılınmış müstesna bir âlemdir. Âlemlerin Rabbi, Hazret-i Âdem ve Hazret-i Havva’yı sayısız yıldızlar ve sistemler arasından seçilen bu dünya misafirhanesine göndermiştir. Güneşiyle, havasıyla, suyuyla, toprağıyla, bitkileriyle ve hayvanlarıyla adeta cennet gibi hazırlanmış bu yerküre, insan için hem büyük bir nimet hem de büyük bir emanettir. Bugün iklim krizi dediğimiz mesele, yalnız sıcaklıkların artması yahut mevsimlerin değişmesi değildir. Bu mesele, yeryüzündeki hassas dengenin bozulması, emanet şuurunun zedelenmesi ve insanın tabiata karşı vazifesini unutmasıdır. Çünkü kâinat başıboş ve sahipsiz bir madde yığını değil; hikmetle işleyen, ölçüyle dönen, nizamla ayakta duran büyük bir varlık âlemidir. Adeta her bir noktası diğerleri ile irtibatlı ve dengede olan kusursuz bir fabrika gibidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yeryüzü Mescidi ve Kâinatın Dengesi Risale-i Nur’da kâinata bakış, insanı derin bir tefekküre davet eder. Yeryüzü bazen büyük bir mescid gibi tasvir edilir. Bu mescidde canlı cansız her varlık, kendi lisan-ı hâliyle zikreder, diğerleriyle bir yardımlaşma ve dayanışma halinde vazifesini yerine getirir, yaratılış gayesine uygun hareket eder. Ağaçlar meyveleriyle, kuşlar nağmeleriyle, nehirler akışlarıyla, bulutlar yağmurlarıyla bu büyük ibadet halkasının içinde yer alırlar. İnsan ise bu mescidin şuurlu bir ferdi olarak yalnız tüketmekle değil; anlamakla, korumakla ve varlıkların hukukuna riayet etmekle mükelleftir. Bu noktadan bakıldığında çevreyi kirletmek veya tabiatı tahrip etmek, yalnız maddî bir zarar vermek değildir. Aynı zamanda varlıkların vazifelerine ve ibadetlerine engel olmak mânâsını da taşır. Bir nehrin kirletilmesi, onun hayat taşıyan akışına müdahaledir. Bir ormanın yok edilmesi, sadece ağaçların kesilmesi değil; kuşların, böceklerin, toprağın, havanın ve sayısız canlının hayat dairesinin tahribidir. Hâlbuki her varlık kendi hâlince vazifesini yaparken, insanın vazifesi de bu nizama zarar vermemek, bilakis onu muhafaza etmektir. Yerküreyi bir canlı organizma gibi düşündüğümüzde bu hakikat daha iyi anlaşılır. Ormanlar dünyanın akciğerleri, nehirler kan damarları, okyanuslar ise büyük bir hayat havuzu gibidir. Güneş ışınları, denizlerden yükselen buhar, bulutların teşekkülü, yağmurun toprağa inişi, nehirlerin tekrar denizlere kavuşması; bütün bunlar muazzam bir çevrim ve denge içinde cereyan eder. Bu çevrimdeki her unsur bir diğerini tamamlar. Ormanların tahribi, nehirlerin kirletilmesi, toprağın zehirlenmesi ve havanın bozulması yalnız mahallî bir problem meydana getirmez; bütün bedenin rahatsızlanması gibi yerkürenin tamamını etkileyen bir netice doğurur. 2. Fesadın Zehri ve İklim Krizi Kur’ân’ın “fesad” kavramı bu noktada dikkat çekicidir. İnsan eliyle karada ve denizde bozulmanın ortaya çıkması, yalnız ahlâkî bir çöküşe değil, aynı zamanda tabiattaki tahribata da işaret eder. Bediüzzaman Said Nursî, İşârâtü’l-İ’câz adlı eserinde son derece derin bir tespit ortaya koyar: İnsanın güzel fiilleriyle yerküreyi ihya ettiği gibi, fesadı ve kötü amelleriyle de yerin derinliklerine kadar arzı zehirlediğini ifade eder. Bu ifade, bugünün çevre felaketleri karşısında daha da düşündürücü bir mânâ kazanmaktadır. Çünkü insanın eliyle ortaya çıkan kirlilik artık yalnız şehirlerin havasında değil; toprağın altında, suların derinliklerinde, okyanusların dibinde ve atmosferin dengesinde kendini göstermektedir. Bugün fosil yakıtların ölçüsüz kullanımı, enerji ve gıda israfı, plastik atıklar, kirlenen sular, kesilen ormanlar ve zehirlenen topraklar bu fesadın görünür şekilleridir. İnsan, kendisine emanet edilen arzı ihya etmek yerine istismar ettiğinde, netice sadece çevre kirliliği olmaz; aynı zamanda bir medeniyet krizi ortaya çıkar. İlim dünyasının ortaya koyduğu veriler de bu dengenin ciddi biçimde sarsıldığını göstermektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Okyanus sıcaklıklarının artması, buzulların erimesi, deniz seviyelerinin yükselmesi, aşırı yağışların ve kuraklıkların çoğalması, büyük orman yangınlarının sıklaşması artık münferit hadiseler değildir. Bir tarafta susuzluk ve çölleşme, diğer tarafta sel felaketleri; bir bölgede kavurucu sıcaklar, başka bir bölgede fırtınalar ve taşkınlar görülmektedir. Bütün bunlar, yeryüzü bedeninde meydana gelen bir rahatsızlığın farklı alâmetleri gibidir. Çünkü mesele yalnız teknik değildir; ahlâkîdir. İklim krizi, insanın “ben merkezli” tüketim anlayışının bir neticesidir. Daha “İnsan yeryüzünün mutlak sahibi değil, emanetçisidir. Emanetçi ise kendisine teslim edileni tahrip edemez, kirletemez, israf edemez.” çok üretmek, daha çok tüketmek, daha çok kazanmak uğruna tabiatın hukukunu çiğneyen bir medeniyet tasavvuru, sonunda insanın kendi hayat şartlarını da tehdit eder hâle gelmiştir. Hâlbuki kâinat insana sınırsızca harcansın diye değil, hikmetle kullanılsın diye verilmiştir. Nimetin kıymetini bilmek, onu israf etmemek ve gelecek nesillerin hakkını gözetmek imanî ve insanî bir mesuliyettir. 3. Hürriyet, Demokrasi ve Emanet Ahlâkı İklim ve çevre meselesinde ülkelerin yönetim anlayışları da belirleyici bir rol oynamaktadır. Demokrasinin güçlü olduğu, sivil toplumun sesini daha rahat duyurabildiği, basının ve ilmî çevrelerin serbestçe konuşabildiği ülkelerde çevre meselelerine karşı daha yüksek bir hassasiyet gelişebilmektedir. Bu gibi toplumlarda vatandaşlar, çevreyi kirleten şirketlere, yanlış şehirleşme politikalarına veya tabiata zarar veren projelere karşı daha etkili itiraz mekanizmaları kurabilmektedir. Kanunların uygulanması, kamuoyunun denetimi ve şeffaflık, çevreyi koruma noktasında mühim bir imkân hâline gelmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Buna karşılık demokrasinin zayıf olduğu, hukukun ve denetimin yeterince işlemediği ülkelerde çevre meselesi çoğu zaman ikinci plana itilmektedir. Kısa vadeli ekonomik menfaatler, uzun vadeli insanî ve ekolojik faydanın önüne geçebilmektedir. Sanayi lobileri, plansız şehirleşme, kontrolsüz madencilik, orman tahribatı ve kirletici enerji politikaları daha kolay şekilde meşrulaştırılabilmektedir. Böyle zeminlerde tabiatın hukuku kadar, halkın temiz hava, temiz su ve sağlıklı çevre hakkı da zedelenmektedir. Bu sebeple iklim meselesi yalnız teknik bir çevre meselesi değil; aynı zamanda hukuk, hürriyet, adalet ve demokrasi meselesidir. 4. Arzın Emanetçileri Olarak İnsanlar Elbette bu mesuliyet yalnız devletlere yüklenemez. Her insan suyu, ekmeği, enerjiyi israf etmemekle; çevresini temiz tutmakla; tabiata zarar veren alışkanlıklarını gözden geçirmekle vazifelidir. Fakat aynı zamanda devletlerin, belediyelerin, şirketlerin ve milletlerarası kuruluşların da büyük sorumlulukları vardır. Ormanları koruyan, su kaynaklarını muhafaza eden, temiz enerjiyi teşvik eden, atıkları azaltan ve adil bir çevre politikası geliştiren düzenlemeler zaruridir. Zira iklim krizinden en ağır etkilenenler çoğu zaman bu krize en az sebep olan fakir topluluklardır. Bu da meselenin yalnız çevre değil, aynı zamanda adalet meselesi olduğunu gösterir. İslam medeniyetinin emanet anlayışı, çağımızın bu büyük imtihanına güçlü bir cevap sunar. İnsan yeryüzünün mutlak sahibi değil, emanetçisidir. Emanetçi ise kendisine teslim edileni tahrip edemez, kirletemez, israf edemez. Kendinden sonrakilerin hakkını da düşünmek zorundadır. Bugün doğan bir çocuğun temiz suya, temiz havaya, verimli toprağa ve yaşanabilir bir iklime hakkı vardır. Bu hakkı gasp etmek, yalnız çevre suçu değil, aynı zamanda vicdanî ve ahlâkî bir mesuliyettir. Risale-i Nur’un kâinatı mânâ ile okuyan bakışı, bize şunu hatırlatır: Her varlık kendi vazifesini yaparken insan da vazifesini unutamaz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Güneş ışığını gönderir, bulut rahmeti taşır, nehir hayatı dolaştırır, ağaç havayı temizler, toprak rızka beşik olur. İnsan ise aklı, iradesi ve vicdanıyla bu nizama zarar vermemek, bilakis onu korumakla mükelleftir. Varlıkların hukukunu gözetmek, yalnız hayvanlara merhamet etmekten ibaret değildir; toprağın, suyun, havanın ve gelecek nesillerin hakkını da muhafaza etmektir. Netice itibarıyla iklim krizi, çağımızın en büyük medeniyet imtihanlarından biridir. Bu imtihanda mesele yalnız yeni teknolojiler geliştirmek değil; aynı zamanda yeni bir şuur kazanmaktır. Daha az israf eden, daha temiz yaşayan, tabiata hürmet eden, nimeti emanet bilen bir hayat tarzı zaruridir. Yeryüzü, ihtiyaçlarımızı karşılayan mükemmel bir fabrika, had ve hesaba gelmez nimetlerle donatılmış bir sofra, büyük bir mescid ve hassas bir emanet hükmündedir. Bu emaneti aldığımız gibi, hatta mümkünse daha temiz ve daha yaşanabilir şekilde gelecek nesillere devretmek, insanlığın önünde duran büyük vazifedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/iklim-krizi-ve-emanet-ahlaki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Değişen Hayat ve Rollerin İçerisinde Yalnızlaşan İnsan</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/degisen-hayat-ve-rollerin-icerisinde-yalnizlasan-insan/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/degisen-hayat-ve-rollerin-icerisinde-yalnizlasan-insan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halide KEÇELİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 16:00:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SEANS ARASI]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[seans arası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20869</guid>

					<description><![CDATA[Bug&#252;n yaln&#305;zl&#305;k sadece bireysel bir sorun de&#287;ildir. Yaln&#305;zl&#305;k; de&#287;i&#351;en toplum yap&#305;s&#305;n&#305;n, zay&#305;flayan aile ba&#287;lar&#305;n&#305;n, ekonomik bask&#305;lar&#305;n ve de&#287;i&#351;en cinsiyet rollerinin ortak bir sonucudur. T&#252;rkiye&#8217;de son y&#305;llarda ya&#351;anan d&#246;n&#252;&#351;&#252;m hem gen&#231;leri hem de yeti&#351;kinleri g&#246;r&#252;nmez bir <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/degisen-hayat-ve-rollerin-icerisinde-yalnizlasan-insan/" title="Değişen Hayat ve Rollerin İçerisinde Yalnızlaşan İnsan">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20869 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=De%C4%9Fi%C5%9Fen Hayat ve Rollerin %C4%B0%C3%A7erisinde Yaln%C4%B1zla%C5%9Fan %C4%B0nsan&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/degisen-hayat-ve-rollerin-icerisinde-yalnizlasan-insan/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/degisen-hayat-ve-rollerin-icerisinde-yalnizlasan-insan/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=De%C4%9Fi%C5%9Fen Hayat ve Rollerin %C4%B0%C3%A7erisinde Yaln%C4%B1zla%C5%9Fan %C4%B0nsan&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/degisen-hayat-ve-rollerin-icerisinde-yalnizlasan-insan/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fdegisen-hayat-ve-rollerin-icerisinde-yalnizlasan-insan%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fdegisen-hayat-ve-rollerin-icerisinde-yalnizlasan-insan%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/degisen-hayat-ve-rollerin-icerisinde-yalnizlasan-insan/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Bugün yalnızlık sadece bireysel bir sorun değildir. Yalnızlık; değişen toplum yapısının, zayıflayan aile bağlarının, ekonomik baskıların ve değişen cinsiyet rollerinin ortak bir sonucudur. Türkiye’de son yıllarda yaşanan dönüşüm hem gençleri hem de yetişkinleri görünmez bir yalnızlığa itiyor. Bu yüzden yalnızlığı sadece psikolojik bir problem olarak görmek eksik kalır. Yalnızlık aynı zamanda toplumsal bir göstergedir; bize ilişkilerimizin ve değerlerimizin ne hâle geldiğini anlatır. Eskiden aile yalnızca anne, baba ve çocuklardan ibaret değildi. Dede, nine, akrabalar, komşular… Herkes bu yapının içindeydi. İnsan sadece ailesinden değil, çevresinden de destek görürdü. Bir kadın derdini sadece eşine değil, annesine, ya da komşusuna da anlatabilirdi. Bir erkek de yalnızca geçim sağlayan biri değil, sosyal bağlarla desteklenen biriydi.</p>
<p>Bugün ise çekirdek aileyle birlikte bu destek ağı büyük ölçüde zayıfladı. Aile küçüldü ama sorumluluklar azalmadı, aksine arttı. Bu değişimden gençler de doğrudan etkileniyor. Bugünün genci; okul, sınav, gelecek kaygısı, sosyal medya ve aile beklentileri arasında sıkışmış durumda. Hem başarılı olması hem sosyal olması hem de güçlü görünmesi bekleniyor. Sosyal medyada aktif olan genç, gerçek ilişkilerde aynı beceriyi geliştiremiyor. Kalabalıklar içinde görünür ama iç dünyasında yalnız kalıyor. Anlaşılmadığını hissettiğinde ise bu yalnızlık daha da derinleşiyor. Aslında yalnızlık çoğu zaman yalnız olmaktan değil, ilişkilerin yüzeysel hale gelmesinden doğar. Aynı evde yaşayan insanlar bile birbirinden uzak olabilir. Bugün sofralarda sohbet azaldıysa, herkes ekrana gömülüyorsa; insanlar birbirinin ne hissettiğini bile fark etmiyorsa, yalnızlık kaçınılmazdır.</p>
<p>Evlilikte de benzer bir durum vardır. Evliliğin en esaslı amaç ve hikmeti duyguların merkezi olan kalbine mukabil bir kalpte anlaşılmak ve sükûn bulmak iken, oraya temas etmeden, orayı hoş etmeden sadece fiziksel ihtiyaçları karşılamak karı kocanın en büyük yalnızlık sebebi ve görünmez tartışma kaynağı olabilmekte. Evliliğin özü, anlaşılmak ve huzur bulmaktır. Ama eşler sadece günlük ihtiyaçları karşılayıp duygusal bağ kurmazsa, aynı evde yaşasalar bile yalnız kalırlar. Anne-baba da çocuğun kalbine dokunmadan sadece nasihat ettiğinde, çocuk kendini anlaşılmamış hisseder. İnsanların yanında olup da duygusal olarak yalnız kaldığında yalnızlık işte orada başlar. Günümüz ailelerinde bir diğer büyük sorun “güçlü görünme” baskısıdır. Kadınlardan hem çalışmaları hem iyi bir anne olmaları hem de her şeyi sorunsuz yürütmeleri beklenir. Erkeklerden ise güçlü olmaları, duygularını göstermemeleri istenir. Sonuçta herkes rol ve sorumluluklarını yapar ama tam olarak anlaşılmaz. Oysa yakınlık, kusursuzlukla değil açıklıkla kurulur. Bir insan “yoruldum” diyebildiğinde, “kaygılıyım” diyebildiğinde, “beni dinle” diyebildiğinde ilişkiler güçlenir. İnsan, yargılanmadan konuşabildiği yerde iyileşir. Ekonomik zorluklar da yalnızlığı artırır. Hayat pahalılığı, borçlar ve gelecek kaygısı insanın enerjisini tüketir. İnsan sürekli hayatta kalma modunda yaşadığında, ilişki kuracak duygusal enerjiyi kaybeder. Bu da aile içindeki bağları zayıflatır. Risale-i Nur bu noktada insana güçlü bir hakikat hatırlatır. İnsan tek başına yeterli bir varlık değildir. İnsan acizdir, muhtaçtır, sevilmeye, anlaşılmaya ve desteklenmeye ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaç bir zayıflık değil, insan olmanın fıtrî gerçeğidir. Modern kültür ise çoğu zaman insana “kimseye muhtaç olma, kendi kendine yet, duygularını belli etme, güçlü kal” der. Fakat bu anlayış insanın yaratılışına uygun değildir. Çünkü insan bağ kurmadan, paylaşmadan, dayanışmadan ruhen ayakta kalamaz. Bu bağlamda Risale-i Nur’un şefkat, uhuvvet ve tesanüd vurgusu, bugünün yalnızlaşan insanı için önemli bir iyileşme zemini sunar. • Şefkat: İnsanı sadece başarısına, görevine, kazancına veya performansına göre değil; varlığıyla değerli görmektir.</p>
<ul>
<li>Uhuvvet: İlişkileri rekabet ve kıyas dilinden çıkarıp kardeşlik ve anlayış zeminine taşımaktır.</li>
<li>Tesanüd: İnsanın tek başına değil, aile ve toplumla birlikte güç bulabileceğini hatırlatır. Modern yalnızlık, işte bu üç değerin azaldığı yerde büyür. Bu yüzden yalnızlıkla mücadele sadece “kendini toparla” demekle olmaz. İnsan; ailesinden, ekonomik şartlardan ve toplumdan bağımsız değildir. Eğer ailede herkes güçlü görünmek zorundaysa, kimse gerçekten rahatlayamaz. Eğer gençler anlaşılmıyorsa, aidiyet duygusu gelişmez. Eğer eşler sadece görev paylaşımı yapıyor ama duygularını paylaşmıyorsa, o ev yuva olmaktan uzaklaşır. Çözüm, geçmişe tamamen dönmek değil; bugünün içinde yeni bağlar kurmaktır.</li>
<li>Aile içinde sohbeti yeniden canlandırmak</li>
<li>Gençleri duygularıyla anlamaya çalışmak</li>
<li>Kadın ve erkeği kalıplardan çıkarmak</li>
<li>Komşuluk ve akrabalık bağlarını güçlendirmek Sonuç olarak yalnızlık, çağımızın sessiz bir çığlığıdır. Bu çığlığı sadece terapi odalarında değil; evlerde, okullarda ve toplumun her alanında duymak gerekir. Çünkü insan doğduğunda yalnız değildir; bağlar zayıfladığında yalnız kalır. Aile ise bu bağların kurulduğu ve yeniden güçlendirilebileceği en önemli yerdir.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/degisen-hayat-ve-rollerin-icerisinde-yalnizlasan-insan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Omurice (オムライス) Tarifi</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/omurice-%e3%82%aa%e3%83%a0%e3%83%a9%e3%82%a4%e3%82%b9-tarifi/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/omurice-%e3%82%aa%e3%83%a0%e3%83%a9%e3%82%a4%e3%82%b9-tarifi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halenur KURUN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 15:54:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ÇAY SAATİ]]></category>
		<category><![CDATA[omurice]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20861</guid>

					<description><![CDATA[Bu ay en sevilen Japon ev yemeklerinden biri olan Omurice(Omuraisu) tarifi ile kar&#351;&#305;n&#305;zday&#305;z. Anime veya Japon dizilerinde s&#305;k kar&#351;&#305;m&#305;za &#231;&#305;kan bu lezzet, &#304;ngilizcedeki &#8220;Omelette(Omlet) ve &#8220;Rice(Pilav)&#8221; kelimelerinin birle&#351;iminden &#8220;Omurice&#8221; ismini alm&#305;&#351;t&#305;r. &#220;zerine ket&#231;apla yap&#305;lan &#231;izimler <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/omurice-%e3%82%aa%e3%83%a0%e3%83%a9%e3%82%a4%e3%82%b9-tarifi/" title="Omurice (オムライス) Tarifi">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20861 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=Omurice %28%E3%82%AA%E3%83%A0%E3%83%A9%E3%82%A4%E3%82%B9%29 Tarifi&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/omurice-%e3%82%aa%e3%83%a0%e3%83%a9%e3%82%a4%e3%82%b9-tarifi/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/omurice-%e3%82%aa%e3%83%a0%e3%83%a9%e3%82%a4%e3%82%b9-tarifi/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=Omurice %28%E3%82%AA%E3%83%A0%E3%83%A9%E3%82%A4%E3%82%B9%29 Tarifi&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/omurice-%e3%82%aa%e3%83%a0%e3%83%a9%e3%82%a4%e3%82%b9-tarifi/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fomurice-%25e3%2582%25aa%25e3%2583%25a0%25e3%2583%25a9%25e3%2582%25a4%25e3%2582%25b9-tarifi%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fomurice-%25e3%2582%25aa%25e3%2583%25a0%25e3%2583%25a9%25e3%2582%25a4%25e3%2582%25b9-tarifi%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/omurice-%e3%82%aa%e3%83%a0%e3%83%a9%e3%82%a4%e3%82%b9-tarifi/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Bu ay en sevilen Japon ev yemeklerinden biri olan Omurice(Omuraisu) tarifi ile karşınızdayız. Anime veya Japon dizilerinde sık karşımıza çıkan bu lezzet, İngilizcedeki “Omelette(Omlet) ve “Rice(Pilav)” kelimelerinin birleşiminden “Omurice” ismini almıştır. Üzerine ketçapla yapılan çizimler ve ortadan kesilince dağılıp akan yumurta dokusu ile Youtube’da birçok videosunu görebileceğiniz Omurice’ı biraz daha damak tadımıza uyacak şekilde tam pişmiş omlet ile yapacağız. Pratik ve dünden kalan pilavı değerlendirmeye bire bir olan tarifimize başlayalım hemen!</p>
<p>&nbsp;</p>

<a href='https://www.gencyorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/07/gorsel29.jpg' rel="lightbox[20861]"><img loading="lazy" decoding="async" width="678" height="438" src="https://www.gencyorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/07/gorsel29.jpg" class="attachment-large size-large" alt="" /></a>
<a href='https://www.gencyorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/07/gorsel30.jpg' rel="lightbox[20861]"><img loading="lazy" decoding="async" width="678" height="438" src="https://www.gencyorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/07/gorsel30.jpg" class="attachment-large size-large" alt="" /></a>
<a href='https://www.gencyorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/07/gorsel31.jpg' rel="lightbox[20861]"><img loading="lazy" decoding="async" width="678" height="438" src="https://www.gencyorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/07/gorsel31.jpg" class="attachment-large size-large" alt="" /></a>

<p>Malzemeler</p>
<p>Pilav</p>
<p>Et: Tavuk göğsü veya sosis</p>
<p>Soğan: Yarım adet (ince doğranmış)</p>
<p>Sebze: İsteğe göre soğana ek olarak havuç,</p>
<p>biber, mantar, mısır vb. sebzeler de eklenebilir.</p>
<p>Ketçap (iç harcı için)</p>
<p>Yumurta: 2 adet (1 porsiyon için)</p>
<p>Sıvı yağ</p>
<p>Tuz ve karabiber</p>
<p>Hazırlanışı</p>
<p>Hazırda yiyeceğimiz kadar pilavımız dursun.</p>
<p>Önceki günden artan pilav varsa o da değerlendirilebilir.</p>
<p>Tavaya biraz sıvı yağ konup ince doğranmış</p>
<p>soğan ve minik küpler halinde doğranmış tavuk</p>
<p>(veya sosis) kavrulur. (İsteğe göre diğer sebzeler de</p>
<p>eklenir.) Arada bir karıştırarak iyice pişirilir.</p>
<p>Soğuk veya oda sıcaklığındaki pilav tavaya eklenir. 1-2 dakika karıştırarak kavrulur.</p>
<p>Ketçap, tuz, karabiber eklenip biraz daha karıştırılır ve ocak kapatılır. (İsteğe göre soya sosu,</p>
<p>mayonez de eklenebilir.)</p>
<p>Pilavımıza kâse ile şekil verip servis tabağına</p>
<p>alınır.</p>
<p>Omlet için 2 yumurta biraz tuz katılıp iyice</p>
<p>çırpılır. Yağlı (lezzet için tereyağı da kullanabiliriz.) yapışmayan bir tavada pişirilir ve pilavın üzerine spatula yardımı ile konur.</p>
<p>Omletin üzerine ketçap ile isim yazabiliriz</p>
<p>veya kalp, gülen surat gibi şekiller çizebiliriz.</p>
<p>Şimdi tek gereken elimize kaşığımızı almak!</p>
<p>Bismillahirrahmanirrahîm.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/omurice-%e3%82%aa%e3%83%a0%e3%83%a9%e3%82%a4%e3%82%b9-tarifi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinop Keten Müzesi’nden Akıllı Tekstillere: Keten Liflerinin Teknolojik Yolculuğu</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/sinop-keten-muzesinden-akilli-tekstillere-keten-liflerinin-teknolojik-yolculugu/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/sinop-keten-muzesinden-akilli-tekstillere-keten-liflerinin-teknolojik-yolculugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Feyza Şentürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 15:49:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GEZİ-YORUM]]></category>
		<category><![CDATA[gezi yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20857</guid>

					<description><![CDATA[May&#305;s ay&#305;nda uzun s&#252;redir kapal&#305; olan ve yeniden ziyaret&#231;ilere a&#231;&#305;lan Sinop Keten M&#252;zesi&#8217;ni ziyaret etme f&#305;rsat&#305;m oldu. M&#252;zeyi gezerken akl&#305;ma ilgin&#231; bir soru tak&#305;ld&#305;: Y&#252;zy&#305;llard&#305;r hayat&#305;m&#305;zda olan bir lif, &#231;o&#287;umuzun g&#246;mlek, &#246;rt&#252;, bez g&#246;z&#252;yle bakt&#305;&#287;&#305; <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/sinop-keten-muzesinden-akilli-tekstillere-keten-liflerinin-teknolojik-yolculugu/" title="Sinop Keten Müzesi’nden Akıllı Tekstillere: Keten Liflerinin Teknolojik Yolculuğu">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20857 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=Sinop Keten M%C3%BCzesi%E2%80%99nden Ak%C4%B1ll%C4%B1 Tekstillere%3A Keten Liflerinin Teknolojik Yolculu%C4%9Fu&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/sinop-keten-muzesinden-akilli-tekstillere-keten-liflerinin-teknolojik-yolculugu/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/sinop-keten-muzesinden-akilli-tekstillere-keten-liflerinin-teknolojik-yolculugu/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=Sinop Keten M%C3%BCzesi%E2%80%99nden Ak%C4%B1ll%C4%B1 Tekstillere%3A Keten Liflerinin Teknolojik Yolculu%C4%9Fu&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/sinop-keten-muzesinden-akilli-tekstillere-keten-liflerinin-teknolojik-yolculugu/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fsinop-keten-muzesinden-akilli-tekstillere-keten-liflerinin-teknolojik-yolculugu%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fsinop-keten-muzesinden-akilli-tekstillere-keten-liflerinin-teknolojik-yolculugu%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/sinop-keten-muzesinden-akilli-tekstillere-keten-liflerinin-teknolojik-yolculugu/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Mayıs ayında uzun süredir kapalı olan ve yeniden ziyaretçilere açılan Sinop Keten Müzesi’ni ziyaret etme fırsatım oldu. Müzeyi gezerken aklıma ilginç bir soru takıldı: Yüzyıllardır hayatımızda olan bir lif, çoğumuzun gömlek, örtü, bez gözüyle baktığı o kıymetli kumaş geleceğin teknolojilerinde de yer alabilir mi? Keten denildiğinde çoğumuzun aklına yazın serin tutan kıyafetler geliyor. Ben de uzun yıllar boyunca keteni daha çok geleneksel tekstil ürünleriyle ilişkilendirdim. Ancak son dönemde giyilebilir teknolojiler üzerine yapılan çalışmaları inceledikçe, ketenin aslında düşündüğümüzden çok daha büyük bir potansiyele sahip olduğunu fark ettim.</p>
<p>Müzede sergilenen eski üretim araçlarına ve dokuma örneklerine bakarken, bir zamanlar günlük yaşamın önemli bir parçası olan bu lifin bugün hâlâ eski tip alanlarda kullanılması gereken bir ürün gibi görünüyor. Oysa dünya artık yeniden doğal ve sürdürülebilir malzemelere yöneliyor. Sentetik liflerin çevresel etkileri daha fazla konuşulurken, keten gibi doğal kaynaklar yeniden değer kazanmaya başlıyor. Tam da bu noktada giyilebilir teknolojiler devreye giriyor. Akıllı saatlerin kordonları, sağlık takibi yapan kıyafetler, sensör içeren spor tekstilleri artık hayatımızın bir parçası hâline geldi. Bu ürünlerde kullanılan kumaşların sadece dayanıklı olması yetmiyor; aynı zamanda rahat, nefes alabilen ve cilt dostu olması gerekiyor. Bana göre ketenin en güçlü yanı da burada ortaya çıkıyor. Keten, nemi uzaklaştırma konusunda en çok tercih edilen tekstiller arasında ve uzun süre kullanımda konfor sağlıyor. Doğal yapısı sayesinde cildin nefes almasına yardımcı oluyor. Ayrıca antibakteriyel özelliği taşıyor. Özellikle sağlık alanında kullanılan giyilebilir teknolojiler düşünüldüğünde, bu özelliklerin ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor. Daha da ilginç olanı, günümüzde keten liflerinin çeşitli iletken malzemelerle birleştirilerek akıllı tekstillerde kullanılabilmesi. Yani geçmişte el tezgâhlarında dokunan bir lif, bugün veri toplayabilen ya da sensör taşıyabilen teknolojik ürünlerin parçası olabiliyor. Açıkçası beni en çok etkileyen nokta da bu oldu.</p>
<p>Çünkü burada yalnızca bir teknolojik gelişmeden değil, aynı zamanda kültürel bir mirasın yeniden değer kazanmasından söz ediyoruz. Sinop Keten Müzesi bana yalnızca geçmişi anlatan bir yer gibi gelmedi aksine geleceğe dair önemli ipuçları veren bir mekân izlenimi bıraktı. Eğer ki yolunuz düşerse müzenin tam karşısında keten el emeği ürünler satan dükkana girip coğrafi işaretli Ayancık Keteni ürünleri yakından inceleyebilirsiniz. Bu ürünlere bakarken teknolojiyle birleştirilmesi için yeni bir bakış açısı kazandırılması gerektiğini her fırsatta dile getiriyorum. Bazen sahip olduğumuz değerlerin kıymetini, dünya onları yeniden keşfetmeye başladığında anlıyoruz. Keten de bunlardan biri olabilir. Bana göre Türkiye’nin sahip olduğu bu önemli doğal lif, sadece müzelerde anlatılan bir geçmiş olarak kalmamalı. Üniversitelerde, araştırma merkezlerinde ve teknoloji geliştirme projelerinde daha fazla yer bulmalı. Çünkü keten, hem kültürel mirasımızın bir parçası hem de geleceğin sürdürülebilir teknolojileri için önemli bir fırsat. Belki de yakın gelecekte kullandığımız akıllı tekstillerin içinde, Sinop’ta hikâyesi anlatılan keten lifleri yer alacak. İşte o zaman geçmiş ile geleceğin gerçekten aynı dokuda buluştuğunu göreceğiz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/sinop-keten-muzesinden-akilli-tekstillere-keten-liflerinin-teknolojik-yolculugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EL MİZAN: DÜNYA ÇEVRE SÖZLEŞMESİ</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/el-mizan-dunya-cevre-sozlesmesi/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/el-mizan-dunya-cevre-sozlesmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Caner Kut]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 15:44:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20853</guid>

					<description><![CDATA[As&#305;l Kurakl&#305;k Vicdanlar&#305;m&#305;zda R&#246;portaj: Caner Kutlu / Prof. Dr. &#304;brahim &#214;zdemir &#199;evre, Art&#305;k Herkesin Meselesi &#304;klim de&#287;i&#351;ikli&#287;i, kurakl&#305;k, kirlilik, biyolojik &#231;e&#351;itlili&#287;in kayb&#305; ve do&#287;al kaynaklar&#305;n h&#305;zla t&#252;kenmesi&#8230; &#304;nsanl&#305;k tarihinin belki de en kritik d&#246;neme&#231;lerinden birinde <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/el-mizan-dunya-cevre-sozlesmesi/" title="EL MİZAN: DÜNYA ÇEVRE SÖZLEŞMESİ">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20853 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=EL M%C4%B0ZAN%3A D%C3%9CNYA %C3%87EVRE S%C3%96ZLE%C5%9EMES%C4%B0&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/el-mizan-dunya-cevre-sozlesmesi/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/el-mizan-dunya-cevre-sozlesmesi/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=EL M%C4%B0ZAN%3A D%C3%9CNYA %C3%87EVRE S%C3%96ZLE%C5%9EMES%C4%B0&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/el-mizan-dunya-cevre-sozlesmesi/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fel-mizan-dunya-cevre-sozlesmesi%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fel-mizan-dunya-cevre-sozlesmesi%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/el-mizan-dunya-cevre-sozlesmesi/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p><strong>Asıl Kuraklık Vicdanlarımızda</strong></p>
<p><em>Röportaj: Caner Kutlu / Prof. Dr. İbrahim Özdemir</em></p>
<p>Çevre, Artık Herkesin Meselesi İklim değişikliği, kuraklık, kirlilik, biyolojik çeşitliliğin kaybı ve doğal kaynakların hızla tükenmesi… İnsanlık tarihinin belki de en kritik dönemeçlerinden birinde yaşıyoruz. Bu sorunlar artık yalnızca çevrecilerin ya da bilim insanlarının gündemi değil; çocuklarının ve torunlarının geleceğini düşünen herkesin ortak kaygısı haline geldi.</p>
<p>Prof. Dr. İbrahim Özdemir’e göre çevre krizi yalnızca teknik veya ekonomik bir mesele değil; aynı zamanda ahlaki, kültürel ve manevi bir krizdir. Özdemir’in editörlüğünü yaptığı El Mizan Dünya Çevre Sözleşmesi, İslam’ın çevre anlayışını bütüncül bir çerçevede ortaya koyarak bu krize yeni bir perspektif sunmayı amaçlıyor. El Mizan Nasıl Ortaya Çıktı? El Mizan’ın hikâyesi, 2015 yılında Papa Francis’in yayımladığı çevre genelgesiyle başlıyor. Hristiyan dünyasında büyük yankı uyandıran bu metin, çevre konusunda dinlerin de söz söylemesi gerektiğini ortaya koydu. Ardından Budistler, Hindular ve Yahudiler de kendi çevre bildirilerini yayımladılar. Müslüman dünyasında ise farklı coğrafyaları ve mezhepleri temsil eden ortak bir çevre metni bulunmuyordu. Bunun üzerine Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) desteğiyle sekiz kişilik bir çekirdek ekip çalışmaya başladı. Beş yıl süren süreç boyunca yüzlerce çevreci, akademisyen ve sivil toplum kuruluşunun görüşleri alındı. Taslak metin Ezher Üniversitesi ve Müslüman Yaşlılar Konseyi gibi kurumların değerlendirmelerinden geçti. Son hâliyle El Mizan, 27 Şubat 2024’te Birleşmiş Milletler’in Nairobi merkezinde dünyaya tanıtıldı. Bugün sözleşme birçok dile çevrilmiş durumda ve özellikle Batı’daki çevreciler tarafından yoğun ilgi görüyor.</p>
<p>Ürdün’de devlet politikalarına ilham vermesi ve uluslararası çevre çevrelerinde tartışılması, metnin etkisini gösteren önemli gelişmeler arasında yer alıyor. Çevre sadece bir kaynak değildir Özdemir’e göre El Mizan’ın en önemli özelliği, çevre konusunu yalnızca birkaç ayet veya hadis üzerinden açıklamaya çalışmamasıdır. Sözleşme, İslam’ın temel dünya görüşünden hareket ediyor. Tevhid, ahiret, emanet, sorumluluk ve hesap verme bilinci çevre anlayışının merkezine yerleştiriliyor. İnsan, Allah’ın yarattığı âlemin sahibi değil; emanetçisi olarak görülüyor. Bu nedenle tabiatı sınırsız biçimde kullanma veya tahrip etme hakkına sahip değil. Bu yaklaşım çevreyi yalnızca korunması gereken bir kaynak olarak değil, Allah’ın ayetlerinden biri olarak değerlendiriyor. Kâinattaki her varlık anlamlı, amaçlı ve değerlidir. İnsan da bu bütünün bir parçasıdır. Toprak kuruyor, sular tükeniyor ama asıl kuraklık vicdanlarımızda yaşanıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kâinat Bir Kitap Gibi Okunmalı Röportaj boyunca Özdemir’in üzerinde en çok durduğu konulardan biri, İslam’ın tabiat anlayışıdır. Ona göre Kur’an yalnızca insanı değil, bütün varlıkları anlamlandıran bir dünya görüşü sunar. Kur’an’da dağlardan, yıldızlardan, yağmurdan, kuşlardan ve diğer canlılardan sıkça söz edilmesi tesadüf değildir. Çünkü tabiat, Allah’ın kudretini ve hikmetini gösteren bir işaretler bütünüdür. İnsan çevreye bu gözle baktığında, onu sömürülecek bir nesne olarak değil, korunması gereken bir emanet olarak görmeye başlar. Bu anlayış geçmiş İslam medeniyetinde de kendisini göstermiştir. Kuş evlerinden hayvan hastanelerine, vakıflardan su sistemlerine kadar birçok uygulama, insanın diğer canlılarla birlikte yaşama sorumluluğunu yansıtmaktadır. Özdemir’e göre Müslüman toplumlar zamanla bu merhamet merkezli medeniyet anlayışından uzaklaşmıştır. Çevre Krizinin Temelinde Ahlak Krizi Var Modern dünyada çevre sorunları çoğu zaman teknik çözümlerle ele alınıyor. Oysa Özdemir’e göre asıl sorun teknolojik değil, ahlakidir. “Toprak kuruyor, sular tükeniyor ama asıl kuraklık vicdanlarımızda yaşanıyor” düşüncesini merkeze alan El Mizan, çevre krizinin insanın tabiatla kurduğu yanlış ilişkinin sonucu olduğunu savunuyor. İnsan kendisini doğanın efendisi olarak gördükçe sorunlar büyüyor. Kur’an’ın sunduğu tevhid merkezli dünya görüşü ise insana sınırlarını hatırlatıyor. İnsan özgürdür; ancak bu özgürlük sınırsız değildir. Diğer insanlara, canlılara ve gelecek Çevrecilik yalnızca ağaçları veya nehirleri korumak değildir; insan hayatına, hayvanlara ve tüm canlılara karşı merhametli bir yaklaşımı da gerektirir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>nesillere karşı sorumluluklarla çevrilidir. Tüketim ve Kalkınma Anlayışını Yeniden Düşünmek Röportajın önemli başlıklarından biri de ekonomik kalkınma meselesi. Özdemir, günümüzde hâkim olan kalkınma modelinin tabiatı sınırsız bir kaynak deposu olarak gördüğünü ifade ediyor. Hem Batı’da hem de birçok İslam ülkesinde ekonomik büyüme adına çevrenin tahrip edildiğini, nehirlerin kirletildiğini ve doğal kaynakların tüketildiğini belirtiyor. El Mizan ise farklı bir yaklaşım öneriyor: kalkınma olacak, üretim olacak; fakat bunlar çevrenin dengesini bozmayacak şekilde gerçekleştirilecek. Çevre adaletini esas alan bu anlayış, yalnızca insanların değil diğer canlıların da haklarını dikkate alıyor.</p>
<p>Su kaynaklarının kullanımı, enerji üretimi ve şehirleşme gibi alanlarda uzun vadeli sorumluluk bilincini öne çıkarıyor. Çevre Psikolojisi ve İnsan Ruhunun Yaralanması Özdemir’in dikkat çektiği bir diğer konu ise çevre psikolojisi. Günümüzde birçok insan, iklim değişikliği ve çevresel yıkım nedeniyle kaygı yaşıyor. Çocuklarının nasıl bir dünyada yaşayacağını düşünen insanlar ciddi psikolojik baskılar hissediyor. Sevilen bir ağacın kesilmesi, bir gölün kuruması ya da doğal güzelliklerin yok olması insanların ruh sağlığını da etkiliyor. Bu durum, insanın tabiatla olan bağının ne kadar derin olduğunu gösteriyor. İnsan çevreden bağımsız bir varlık değil; onun ayrılmaz bir parçasıdır. Gazze, Vicdan ve Modern Medeniyetin Sınavı Röportajın ilerleyen bölümlerinde çevre meselesi daha Çevre krizi aslında insanın kendisiyle, yaratıcıyla ve tabiatla kurduğu ilişkinin krizidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>geniş bir ahlak tartışmasına bağlanıyor. Özdemir’e göre Gazze’de yaşananlar yalnızca siyasi bir kriz değil, aynı zamanda modern dünyanın vicdan sınavıdır. Çevrecilik yalnızca ağaçları veya nehirleri korumak değildir; insan hayatına, hayvanlara ve tüm canlılara karşı merhametli bir yaklaşımı da gerektirir. Bu nedenle çevre ahlakı ile insan hakları arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır. Merhamet bölünemez bir değerdir; insana gösterilmeyen merhametin tabiata da gösterilmesi mümkün değildir. Ekolojik Devrim ve Yeni Bir Paradigma Özdemir, günümüzde dünyada yeni bir “ekolojik devrim” yaşandığını düşünüyor.</p>
<p>Bu dönüşüm yalnızca çevreyi koruma çabası değil; insanın kendisini ve evrendeki yerini yeniden tanımlama girişimi. Çevre adaleti, ekolojik okuryazarlık ve sürdürülebilir yaşam gibi kavramlar artık yalnızca akademik çevrelerde değil, toplumun geniş kesimlerinde de tartışılıyor. İnsanlar şu soruların cevaplarını arıyor: Tabiatın anlamı nedir? İnsan özgürlüğünün sınırı nerede başlar? Güçlü olmak her şeyi yapma hakkı verir mi? Ekonomik büyümenin ahlaki sınırları olmalı mıdır? El Mizan’ın gördüğü uluslararası ilgi de bu arayışın bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Özdemir’in verdiği örneğe göre çevre adaleti üzerine açılan bir çevrim içi derse kırk ülkeden yüzlerce öğrenci katılmıştır. Umudu Korumak ve Sorumluluk Almak Röportajın sonunda Özdemir, çevre meselesinde umudun önemine dikkat çekiyor. Ona göre ümitsizlik çözüm üretmeyi engelliyor. İnanç, insana yalnızca teselli değil, aynı zamanda sorumluluk da yüklüyor. Çevre sorunları karşısında bireylerin, sivil toplum kuruluşlarının ve akademisyenlerin birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>
<p>Siyasetçileri denetlemek, çevre politikalarını takip etmek ve ortak iyilik için iş birliği yapmak her vatandaşın görevi. Temiz bir dünya, yalnızca hükümetlerin değil bütün toplumun ortak çabasıyla mümkün olabilir. Sonuç El Mizan Dünya Çevre Sözleşmesi, çevre sorunlarını yalnızca teknik çözümlerle açıklamaya çalışan yaklaşımlardan farklı olarak meseleyi ahlaki, manevi ve medeniyet perspektifinden ele alıyor. Metnin temel iddiası açık: Çevre krizi aslında insanın kendisiyle, yaratıcıyla ve tabiatla kurduğu ilişkinin krizidir. Prof. Dr. İbrahim Özdemir’e göre çözüm de aynı yerde yatıyor: Tevhid merkezli bir dünya görüşü, emanet bilinci, merhamet, adalet ve sorumluluk duygusu. İnsan kendisini tabiatın hâkimi değil, onun bir parçası olarak gördüğünde çevreyle daha uyumlu bir ilişki kurabilir. El Mizan’ın çağrısı, yalnızca Müslümanlara değil, daha yaşanabilir bir dünya arayan bütün insanlığa yöneliktir. Bu çağrı, çevreyi korumanın ötesinde, insanın yeniden kendini keşfetme çağrısıdır. Merhamet bölünemez bir değerdir; insana gösterilmeyen merhametin tabiata da gösterilmesi mümkün değildir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/el-mizan-dunya-cevre-sozlesmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Roman</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/roman/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/roman/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Caner Kut]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 15:35:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ZİHNİN ÇARKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[zihnin çarkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20850</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;K&#246;t&#252; s&#305;fatlar ahirete inanmayanlara aittir. En y&#252;ce s&#305;fatlar ise Allah&#8217;&#305;nd&#305;r. O, mutlak g&#252;&#231; sahibidir, h&#252;k&#252;m ve hikmet sahibidir.&#8221; (Nahl suresi 60) Ayette Cenab-&#305; Hak k&#246;t&#252; s&#305;fatlar&#305;n ve ahl&#226;k&#238; bozulmalar&#305;n sebebi olarak ahiret d&#305;&#351;&#305;nda bir hayat <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/roman/" title="Roman">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20850 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=Roman&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/roman/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/roman/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=Roman&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/roman/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Froman%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Froman%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/roman/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>“Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nahl suresi 60) Ayette Cenab-ı Hak kötü sıfatların ve ahlâkî bozulmaların sebebi olarak ahiret dışında bir hayat arayanları gösterir. Bediüzzaman’a göre; “Fena şeylerle meşguliyet fena tesir eder. Fena iz bırakır.” Hususan böyle bir asırda “Bâtılı iyice tasvir etmek, safî zihinleri idlâldir.” (Tarihçe-i Hayat) Batının bozucu ahlâkı bu sanatından doğar. Onun için, “Avrupa’dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvari nazarla, Kur’anda olan letaif-i ulviyet, mezaya-yı haşmeti göremez, hem tadamaz”. (Sözler) Romanvari nazarla ahirete karşı bir ümit ortaya koyabilir mi? Bediüzzaman açıkça tavrını koyar: “Tek bir ilâcı bulmuş, o da romanlarıymış. Kitab gibi bir hayy-ı meyyit, sinema gibi bir müteharrik emvat! Meyyit hayat veremez. Hem tiyatro gibi tenasühvari, mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç de utanmaz.” (Sözler) O halde, nedir roman? “Tanrıyı kaybetmiş bir toplumun epiği” der Lucas, roman için. Bediüzzaman, Batının ürettiği medeniyete “roman ve tiyatro medeniyeti” der&#8230; Don Kişot, Robinson Cruisoue gibi modern romanın başlangıcını temsil eden kahramanlarının çelişkileri, çatışmaları ve sınıfsal takıntıları vardır. Psikolojik bir program içinde ilerler; dönüşürler. Centilmen orta sınıfı temsil ediyor roman bakışı; eğitimli, roman kahramanı.. şövalye .. paralı asker. Roman şövalyelik krizini anlatıyor. Romanda alt sınıftan biri olmalı mutlaka&#8230; Aslında kahraman olamayan kahraman. Aynı zamanda göstermelik bir ‘demokrat’ insan modeli&#8230; şövalyelik artık belli arenalara gösteri unsuruna dönüşerek devam ediyor.. sporun centilmenleri böylece üretiliyor. “Salon erkekleri, kadınları” tarzında&#8230; Diğer taraftan, aylak insan kitabı roman; yani seyahat eden.. Roman da roman okuyan da bu insanlardan oluşur. Buradaki “demokrasi” anlayışı da bazı aylak insan uğraşı olarak tanımlanmıştır. Romans da yüksek edebiyata girmeyen demektir zaten. Roman kültürü gezinti kültürü.. Gerçek hayat&#8230; idealler hayatlar arasındaki kırıklıklar. Romanın mitleri olan, Faust, Don Kişot, Don Juan, Robinson Cruisoue.. Bunlar aslında arketiplerdir&#8230;yani boş kalıplar&#8230; Bu hem psikolojik anlamda hem de sanat evreni olarak böyledir. George Orwell’in vurguladığı gibi herkeste bir parçası vardır roman kahramanlarının. Don Kişot İncil’den sonra en çok üzerinde çalışılan eser&#8230; Picasso (en bilindik) Dali, Gustavo Dore gibi pekçok ressam tarafından çizilmiştir&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gogol şunu kavramıştır: Kapitalistleşme yoluna giren topluma ayna tutacak olan romanın, kahramanı değil, anti-kahramanı olabilir ancak. Daha ilk sayfada, kitabını “Rus insanının eksiklerini, ayıplarını göstermek için” yazdığını söylüyor; “üstünlüklerini, erdemlerini göstermek için değil.” Erdemli insanın, ufukta beliren yeni toplumda tutunamayacağını sezmiştir ve erdemsizin “destansı şiirini” yazmak istemektedir. Bu küçük insanın keşfidir. Bediüzzaman ona ‘şu medeniyet’ der. Bugün sinemanın da geldiği noktada Batman’ın antikahramanı olan Joker kahraman yerine geçmiştir. Hem de yok ederek. Korkunç, çirkin, iğrenç eski dönemde de merkezdeydi; “Grotesque” deniyor buna&#8230; Bundan kurtularak yontulmak, güzeli keşfetmek.. Buradan insan biçimini keşfetmek: Rönesans bunu denedi. Modernizm tekrar çirkinlikle barıştı. Grotesque alt sınıfın en sevdiği şeydir çünkü. Meselâ dizilerdeki kötü karakterler&#8230; Karikatür İtalyanca “karikare”den gelir, yani saldırmak&#8230; Cool olmak Alman romantizmin getirdiği ince, solgun olmak, Genç Werter gibi, acılardan beslenir. Romanda iç ses daha çok konuşur. Hesaplaşma, yüzleşme.. içe gömülü benlik. Günce yani, itiraf kültürü Hıristiyanlıktan gelir&#8230; İtiraf burada, içi boşaltılmış bir durumdur. Hâlbuki, tövbe ve istiğfar, mümince ve soylu bir tavırdır. Bediüzzaman buradaki doğru mecrayı (akışı) şöyle açıklar: “Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiaze eder. İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur”. (Lemalar) Romanda bu yoktur. Bu nedenle roman olarak, modern trajik, postmodern ironiktir. Ancak epik ya da destanın işleyişi romanın tam tersidir. James Wood, roman okumak seküler ve dinî haller arasında, olay ve biçim arasında sürekli gidip gelmektir, der. Dolayısıyla, romanın seküler itkisi hayatı genişletmek ve uzatmaya yöneliktir; roman sıradanlığın hisselerinin büyük tüccarıdır. Hayatımızdaki olayları genişletmek onları sahnelere ve ayrıntılara dönüştürür; bu olayları gerçek zamana yakın bir ritimde işletmeye gayret eder. Campbell de kahramanı sonunda bir mitolojik sona hazırlar aslında. Ona göre, kahramanın başarılı macerasının sonucu, yaşamın dünyanın gövdesine akışının kilidini açmak ve onu serbest bırakmaktır. Lokman Hekim de ölümsüzlük iksirini bulmayı, bulduysa da içebilmeyi başarabilmiş olması ihtimali üzerine bir kahraman olmuştu. Ancak onunki bir psikolojik durumdan ziyade vicdanî bir hâl bırakmıştı. Mustafa Özel “Gerçekler romanda, Hakikat Kur’an’dadır!” derken işin roman açısından geçiciliğini aktarıyor. Gerçekler geçer, hakikat kalır. İlâhî Komedya bu anlamda cennet, cehennem ve arafta “gerçekten” geçerken hakikatten ise kaçmıştı. Sonunda insanlığın heves ve arzuları ile korkuları ve intikam duyguları gün yüzüne çıktı. Balzac, romanı bir nevi “insandaki hayvanı tanıma” sanatı olarak görüyordu. İnsanlık Komedyası külliyatını tasavvur edişinden 13 yıl sonra yaptığı değerlendirmede (1842), ana fikrinin “insanlıkla hayvanlık arasındaki karşılaştırma” olduğunu söylüyordu. Aslında yalnızca bir tek hayvan söz konusudur. Mustafa Özel “Modernliğin hikayesi olan romanın ana kahramanı insan değil, paradır!” derken işin ucunu Kur’an’ dan gelen hakikat mesleklerini bırakıp gerçeği kovalayan bazı Müslümanlara kadar götürüyor. Özel şu eleştiriyi ortaya bırakıyor: Roman, gerçeklerle dolu hakikatsız hikâyedir. “Büyüden arındırılmış” trajik bir dünyayı büyülüyor. O kadar etkili ki, büyülenmiş Müslümanlar artık “roman tadında” siyer kitapları yazıyor! Hakikati hâl ise şudur: “Sünnet-i Seniye, edebdir. Hiçbir mes’elesi yoktur ki, altında bir nur, bir edeb bulunmasın! Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: Rabbim bana edebi, güzel bir surette ihsan etmiş, edeblendirmiş.” Evet siyer-i Nebeviyeye dikkat eden ve Sünnet-i Seniyeyi bilen, kat’iyyen anlar ki: Edebin enva’ını, Cenab-ı Hak habibinde cem’etmiştir. Onun Sünnet-i Seniyesini terkeden, edebi terkeder.” (Lemalar) David Kidd ve Emanuele Castano yaptıkları araştırmada kurmaca okumanın insan zihninin işleyişine katkıda bulunup bulunmadığı sorusuna odaklandılar ve katkısı olduğuna dair kanıtlar buldular. Kidd: Anlatımı yoğun edebî romanlar okumayı alışkanlık haline getirenlerin algısı daha kuvvetliyken popüler romanlar okuyanların algısının daha zayıf kaldığını gözlemledik, diyor. Castano ise: Karakterler edebî romanlarda bize meydan okurken, popüler tür romanlarda hikâyede ne olup bittiğini bir an evvel anlamamız için kullanılıyor. Bunlar da sosyal dünyayı, kültürel ve ulusal kimliğimizi öğrenme şeklimizi etkiliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/roman/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FİKİR BAHÇESİ</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/fikir-bahcesi-3/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/fikir-bahcesi-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bilge Öğrenir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 15:33:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[fikir bahçesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20848</guid>

					<description><![CDATA[Haftan&#305;n be&#351; g&#252;n&#252; 8-5 mesai yapan, hayal g&#252;c&#252; s&#246;m&#252;r&#252;lm&#252;&#351;, vatan&#305;m&#305;n &#231;ocuklar&#305;na; &#199;ocukluk burjuvaya aitti. &#304;&#351;&#231;ilerin, k&#246;yl&#252;lerin ve soylular&#305;n &#231;ocuklar&#305; babalar&#305;n&#305;n giyindi&#287;i &#351;ekilde giyinir, babalar&#305;n&#305;n oynad&#305;&#287;&#305; &#351;ekilde oynar, babalar&#305;n&#305;n as&#305;ld&#305;&#287;&#305; gibi boyunlar&#305;ndan as&#305;l&#305;rlard&#305;. Ivan Illich / <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/fikir-bahcesi-3/" title="FİKİR BAHÇESİ">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20848 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=F%C4%B0K%C4%B0R BAH%C3%87ES%C4%B0&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/fikir-bahcesi-3/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/fikir-bahcesi-3/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=F%C4%B0K%C4%B0R BAH%C3%87ES%C4%B0&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/fikir-bahcesi-3/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Ffikir-bahcesi-3%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Ffikir-bahcesi-3%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/fikir-bahcesi-3/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Haftanın beş günü 8-5 mesai yapan, hayal</p>
<p>gücü sömürülmüş, vatanımın çocuklarına;</p>
<p>Çocukluk burjuvaya aitti. İşçilerin, köylülerin ve soyluların çocukları babalarının giyindiği şekilde giyinir,</p>
<p>babalarının oynadığı şekilde oynar, babalarının asıldığı</p>
<p>gibi boyunlarından asılırlardı.</p>
<p>Ivan Illich / Okulsuz Toplum</p>
<p>Müdrik olmak</p>
<p>İnanmak yani duygu kalıbı oluşturmak, düşünce kalıbı</p>
<p>oluşturmaktan daha zordur. Bu sebeple olgun insan,</p>
<p>önyargısız olan değil, önyargısını fark eden insandır.</p>
<p>Nevzat Tarhan / Duyguların Psikolojisi</p>
<p>Kâinattan Hâlıkını soran bir seyyah olmak</p>
<p>Doğanın yerine getirdiği en soylu görev, Tanrı’nın suretini yansıtmaktır.</p>
<p>Ralph Waldo Emerson</p>
<p>Kâinattan Hâlıkını soran bir seyyahın</p>
<p>müşahede alanı 🙂</p>
<p>Geniş düşünceler geniş manzaralara, yeni düşünceler</p>
<p>yeni mekânlara ihtiyaç duyar.</p>
<p>Alain de Botton / Seyahat Sanatı</p>
<p>Kâinattan Hâlıkını soran bir seyyahın</p>
<p>vazifesi 🙂</p>
<p>Onlara göre sevgi ve anlayış aynı şeydi. Büyükanne, anlamadığı bir şeyi sevemeyeceğini söyledi. İnsanları ve</p>
<p>Tanrı’yı anlamazsan; ne insanları, ne Tanrı’yı sevebilirdin.</p>
<p>Forrest Carter / Küçük Ağaç’ın Eğitimi</p>
<p>Buda Ezoterik Öğretisi;</p>
<p>*Çile, arzuyu söndüremediği gibi aydınlanmayı da sağlayamıyordu.</p>
<p>*Gerçek, doğası gereği başkalarına öğretilemeyecek bir</p>
<p>şeydi. Bu, olsa olsa deneyimlenebilirdi.</p>
<p>Bir lisan, bir insan</p>
<p>Çeviri yapacak kimseler her iki dildeki mütekabil kelimeleri bulmakla yetinmemeli, kelimelerin temsil ettikleri dünyayı da bir biçimde aktarmaya çalışmalıdırlar.</p>
<p>Dücane Cündioğlu / Kur’an Çevirilerinin Dünyası</p>
<p>~</p>
<p>Bir dil tasavvur etmek, bir yaşam biçimi tasavvur etmektir.</p>
<p>Wittgenstein</p>
<p>~</p>
<p>Kitapların yazıldığı dili konuşabilmek, onları okumak</p>
<p>için yeterli değildir. Zira konuşulan ve yazılan, duyulan ve okunan dilin arasında hatırı sayılır bir zaman ve</p>
<p>uzam farkı vardır.</p>
<p>Henry David Thoreau / Doğal Yaşam ve Başkaldırı</p>
<p>Marifet iltifata tabi</p>
<p>Sanıyor musun ki bütün gecelerini okuyup yazmakla,</p>
<p>çalışmakla ve incelemekle geçirirsen sana idealist diyeceğim? Elbette hayır. Her şeyden önce bu incelemeleri</p>
<p>ve çalışmaları ne için yaptığını öğrenmek isterim. Bütün gece sevgilisini görebilmek için uyanık kalan adama</p>
<p>idealist demem, âşık derim. Şöhret için uyanık kalırsan</p>
<p>sana cimri derim. Ama aklını geliştirmek, olgunlaşmak,</p>
<p>tabiata uymaya çalışmak ve ödevlerini yerine getirmek</p>
<p>için uyanık kalırsan ancak o zaman sana idealist derim.</p>
<p>Çünkü insana yakışan tek ideal budur.</p>
<p>Epiktetos</p>
<p>Ruhun gıdası</p>
<p>Eşyanın kendiliğinde iyilikle kötülük yoktur. Bize faydalı olan şeye iyi diyoruz. Bir iyiliğin elde edilmesine</p>
<p>engel olan şeye de kötü diyoruz. İyilik, eşyanın gerçek</p>
<p>bilgisinin elde edilmesidir. Kötülük, bu bilgiden yoksun</p>
<p>oluştur. Ruh için en yüksek iyilik ve en büyük erdemlilik, Allah’ın bilinmesidir.</p>
<p>Nurettin Topçu / Ahlak</p>
<p>Çok gezen mi, çok okuyan mı_?</p>
<p>Her konu da böyledir, en faydalı bilgi; deneyimleyerek</p>
<p>ve bedelini ödeyerek edindiğindir. Kitaplardan edindiklerin değil.</p>
<p>Murakami Haruki / Sputnik Sevgilim</p>
<p>Kronoloji = aptalların tarihi</p>
<p>Bir adamı tanımak için düşüncelerini, acılarını, heyecanlarını bilmemiz lazım hiç değilse. Hayatının maddi</p>
<p>olaylarıyla ancak kronoloji yapılabilir.</p>
<p>Cemil Meriç</p>
<p>Daha siyonist bir fikir, çok az bulunabilir</p>
<p>Senden daha üstün bir fikri fikirle yenemezsin, o fikrin</p>
<p>kendini yabancı hissedeceği bir şey seçmelisin.</p>
<p>Akilah / Aeden</p>
<p>Bâtıl birinden süzülmüş hak bir imge</p>
<p>Neyi, niye, nasıl merak ettiğine dikkat et. Evren merakla harekete geçer, düşünceyle genişler, korkuyla küçülür,</p>
<p>analizle büyür, yargıyla son bulabilir. Merak ettiğin şey</p>
<p>senin kim olduğuna yön verir.</p>
<p>Akilah / Aeden</p>
<p>Dijital detoks forever</p>
<p>Günümüz dünyası eylem ve duyguların temsil edildiği</p>
<p>ve yorumlandığı bir tiyatro değil, mahremiyetlerin sergilendiği, satıldığı ve tüketildiği bir pazardır.</p>
<p>Byung Chul Han / Şeffaflık Toplumu</p>
<p>Bilmeyenler anlamaz bileni / Kısa kesmek</p>
<p>lazım söyleneni</p>
<p>Kederlerin yerini fikirler alır.</p>
<p>Marcel Praust</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/fikir-bahcesi-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇEVRECİNİN SÖZLÜĞÜ</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/cevrecinin-sozlugu/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/cevrecinin-sozlugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Sözeri]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 15:30:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KAPAK YAZILARI]]></category>
		<category><![CDATA[kapak yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20845</guid>

					<description><![CDATA[&#304;KL&#304;M ADALET&#304; &#304;klim adaleti kavram&#305;, iklim de&#287;i&#351;ikli&#287;inin sadece &#231;evresel de&#287;il ayn&#305; zamanda toplumsal ve ekonomik bir mesele oldu&#287;unu ifade etmek, iklim de&#287;i&#351;ikli&#287;i kar&#351;&#305;s&#305;nda al&#305;nacak &#246;nlem, yapt&#305;r&#305;m ve politikalar&#305;n k&#252;resel ve toplumsal e&#351;itsizlikleri g&#246;z &#246;n&#252;nde bulundurarak, <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/cevrecinin-sozlugu/" title="ÇEVRECİNİN SÖZLÜĞÜ">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20845 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=%C3%87EVREC%C4%B0N%C4%B0N S%C3%96ZL%C3%9C%C4%9E%C3%9C&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/cevrecinin-sozlugu/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/cevrecinin-sozlugu/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=%C3%87EVREC%C4%B0N%C4%B0N S%C3%96ZL%C3%9C%C4%9E%C3%9C&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/cevrecinin-sozlugu/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fcevrecinin-sozlugu%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fcevrecinin-sozlugu%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/cevrecinin-sozlugu/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p><strong>İKLİM ADALETİ</strong></p>
<p>İklim adaleti kavramı, iklim değişikliğinin sadece çevresel değil aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir mesele olduğunu ifade etmek, iklim değişikliği karşısında alınacak önlem, yaptırım ve politikaların küresel ve toplumsal eşitsizlikleri göz önünde bulundurarak, adil şekilde alınması gerektiğini dile getirmek için kullanılır. Zira asıl müsebbibi küresel kuzey (yani güç ve refahını diğer bölgeleri (küresel güneyi) kolonileştirerek/sömürerek elde etmiş ülkeler) olmasına rağmen, iklim değişikliğinden ilk ve en şiddetli şekilde küresel güney ülkeleri etkileniyor. Dolayısıyla iklim adaleti, küresel kuzeyin yalnızca iklim değişikliğini yavaşlatmak için sıkı çevre yasaları uygulamakla değil, aynı zamanda küresel güneyde sebep oldukları çevresel tahribatı telafi etmekle de yükümlü olduğuna dikkat çeker. Bunun yanında iklim adaleti sadece küresel eşitsizliği değil, toplumlar içinde iklim değişikliğinin sonuçlarından en çok etkilenenlerin sosyoekonomik olarak dezavantajlı kesimler olduğu, bu sebeple bu grupların kollanması ve iklim politikalarının bu kesimlerin uğradığı dengesiz zararları tazmin edecek şekilde oluşturulması gerektiği anlayışını da kapsar. Bu şekilde iklim adaleti, asıl sorumluları göreve çağırır ve iklim mağdurlarının hakkını savunur1 .söz söyleme hakkına sahip olmalıdır.</p>
<p><strong>GIDA EGEMENLİĞİ</strong></p>
<p>İlk olarak 1996 Dünya Gıda Zirvesi’nde La Via Campesina tarafından ortaya atılan gıda egemenliği anlayışı, merkeze piyasa taleplerinin ve kârın değil gıdayı üreten, işleyen ve tüketen insan ihtiyaçlarının konduğu bir gıda sistemini savunur. Buna göre toplumlar ekolojik ve sürdürülebilir şekilde üretilmiş, sağlıklı yiyeceklere ulaşma, gıda ve tarım sistemlerine dahil olup söz söyleme hakkına sahip olmalıdır. Gıda egemenliği, kolektif ve tabiatla uyumlu bir gelecek için küçük üreticiyi, nesillerce aktarılan kültürel bilgiyi, biyolojik ve toplumsal çeşitliliği ve topluluklar arası dayanışmayı elzem görür. Günümüz ekonomik sistem, kırsal toplulukları ve yerel üreticileri baskılayarak herkesi salt birer tüketiciye ve kâr edilebilecek bir sömürü nesnesine indirger. Buna karşı olarak gıda egemenliği, üretici ve tüketicilerin gıda üretimi ve yerel kaynakların kullanım şekillerine kendi karar verdikleri, bu süreçler üzerinde söz söyleme hakkına sahip oldukları bir sistem öngörür2 .</p>
<p><strong>SÖZLÜĞÜ YEŞİL AKLAMA (GREENWASHING)</strong></p>
<p>Çevresel problemler ve iklim değişikliğine dair toplumsal farkındalığın oluşması çevre-dostu ürünlere olan talebi artırdı. Sürdürülebilir etiketi altındaki bu kâr fırsatı, şirketlerin ürünlerini çevreye zarar vermeden üretme, geri dönüştürme ve karbon salınımlarını azaltma politikaları izlemelerine -ya da bunu iddia etmelerine- sebep oldu. Fakat sürdürülebilir uygulamaları gerçekleştirmek iddia etmek kadar kolay değil. Bu sebeple pek çok küresel şirket, muğlak ve yanıltıcı ifadelerle olumsuz çevresel etkilerini gizliyor, basit paket değişiklikleriyle ürünlerine masum ve çevre-dostu bir imaj oluşturmaya çalışıyor. Mesela Coca Cola, dünyanın en büyük tek kullanımlık plastik şişe üreticilerinden biri, “Küresel plastik atık krizinin çözümüne yardımcı olma sorumluluğumuz var” açıklamasında bulunarak, her geçen yıl tek kullanımlık plastik üretimlerini artırdıkları ve sözü edilen krize katkı sağlayan en önemli aktörlerden olduğu gerçeğini örtbas ediyor. Yeşil aklamadaki tehlike, şirket ve markaların iklim problemini ciddiye aldığı ve her şeyin kontrol altında olduğu yönünde bir yanılsama oluşturarak gerçek ve etkili şekilde adımlar atmanın önüne geçmesi. Bu şekilde yeşil aklama, iklim tahribatının gerçek boyutunu gizleyerek toplumsal atalete sebep oluyor, işletmelere işleri yapma şekillerini değiştirmeleri yönünde baskı yapma motivasyonunu baltalıyor3 . Yeşil aklamayı gerçek iklim eylemlerinden ayırt edebilmek için https://greenwash.com/ sitesine gidebilir, hem yeşil aklama hakkında daha çok bilgi edinebilir hem de markaları aratarak yeşil maskelerini düşürebilirsiniz.</p>
<p><strong>DÖNGÜSEL EKONOMİ</strong></p>
<p>Günümüz ekonomik sistem doğrusal bir üretim süreci takip eder: kaynaklar doğadan çıkarılır, üretim için kullanılır ve nihayetinde çöpe atılır. Döngüsel ekonomi bu üretim sürecini temelden değiştirmeyi, kaynak ve ürünlerin devamlı dolaşımda kalmasını sağlayarak atık kavramını ortadan kaldırmayı amaçlar. Mevcut tüketim algısı için atık çıkması kaçınılmaz görünmesine rağmen tek kullanılırlık, yani mecburî atık, çoğu zaman tasarımın bir parçasıdır. Atık kavramı insanoğlunun icadıdır, doğada atık yoktur. Piyasa cips paketleri gibi küçük, kısa ömürlü ürünlerden, binalar ve yollar gibi görünüşte kalıcı yapılara kadar, “Ömrü bittiğinde bu ürüne ne olacak?” sorusunu sormadan tasarlanmış şeylerle doludur. Döngüsel ekonomi bu doğrusal anlayışı dönüştürmek için bakış açımızı değiştirmeyi, atığı bir zorunluluk değil tasarım hatası olarak ele almayı önerir. Böylelikle ürünler üretim aşamasından itibaren tekrar ekonomiye geri kazandırılacak şekilde tasarlanır ve bakım, paylaşım, yeniden kullanım, onarım, yenileme, yeniden üretim ve son çare olarak geri dönüşüm ve kompost ile döngüde tutulur. Bu şekilde döngüsel ekonomi, ekonomik faaliyetleri sınırlı kaynak tüketiminden ayırarak iklim değişikliği, atık krizi ve çevre kirliliği gibi küresel sorunlarla mücadele eden, hem işletmeler hem toplum hem de çevre için sürdürülebilir, alternatif bir ekonomik sistem sunar4 .</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/cevrecinin-sozlugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KÜRESEL USANMA</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/kuresel-usanma/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/kuresel-usanma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Hakkoymaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 14:52:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KEYFİNCE LÜGÂT]]></category>
		<category><![CDATA[keyfince lügat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20842</guid>

					<description><![CDATA[Ah, bitince utanma&#8230; Ba&#351;lad&#305; k&#252;resel usanma. Sava&#351;t&#305;k olmad&#305;. Bar&#305;&#351;t&#305;k olmad&#305;. A&#287;lamay&#305; bilmiyorduk. G&#252;lmek g&#252;lmedi bir t&#252;rl&#252;. Bak&#305;n tad&#305; ka&#231;t&#305; bu y&#246;renin. Tuz buz oldu tuz koktu tuz. &#8220;Yetmi&#351; y&#305;l k&#252;rede pi&#351;tik; Dahi &#231;i&#287;sin can dediler.&#8221; <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/kuresel-usanma/" title="KÜRESEL USANMA">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20842 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=K%C3%9CRESEL USANMA&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/kuresel-usanma/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/kuresel-usanma/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=K%C3%9CRESEL USANMA&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/kuresel-usanma/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fkuresel-usanma%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fkuresel-usanma%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/kuresel-usanma/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Ah, bitince utanma…</p>
<p>Başladı küresel usanma.</p>
<p>Savaştık olmadı.</p>
<p>Barıştık olmadı.</p>
<p>Ağlamayı bilmiyorduk.</p>
<p>Gülmek gülmedi bir türlü.</p>
<p>Bakın tadı kaçtı bu yörenin.</p>
<p>Tuz buz oldu tuz koktu tuz.</p>
<p>“Yetmiş yıl kürede piştik;</p>
<p>Dahi çiğsin can dediler.”</p>
<p>He, Pir Sultan de canım de!</p>
<p>Çok şey gördük bu kürede.</p>
<p>Ben memnunum o Sultan’dan.</p>
<p>Var etmiş ya beni yoktan!</p>
<p>Esma okur gözüm gönlüm.</p>
<p>Usanmam ki bu küreden.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>SAVAŞ VE GAFLET</p>
<p>O kadar güzel ki dünya;</p>
<p>Savaşları koyacak yer yok.</p>
<p>Kelebek kanatlarından daha güzel…</p>
<p>Daha güzel gelinciklerden…</p>
<p>Papatyalardan bile gülücüklü…</p>
<p>Kır çiçeklerinden dökümlü…</p>
<p>Gökyüzünden daha mavi…</p>
<p>Daha beyaz pamuktan…</p>
<p>Sütten daha ak…</p>
<p>Denizlerden daha ak pak…</p>
<p>Bak dostum bak!</p>
<p>Gül gibi bu dünya…</p>
<p>O gülün hatırına…</p>
<p>Kat kat bir rüya…</p>
<p>Bülbül sesine kulak ver;</p>
<p>Gafleti koyacak yer yok.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>DERKEN</p>
<p>Derken erguvanlar açtı.</p>
<p>Baharın bağrında.</p>
<p>Derken bir cennet geldi.</p>
<p>Ebedî bir işaretle.</p>
<p>Derken şehir öldü…</p>
<p>Bir papatyanın gözünde.</p>
<p>Derken erken bir saatte.</p>
<p>Bülbüller düştü kulağıma.</p>
<p>Derken ölüm vardı elbet;</p>
<p>Bunca yorgunluğun üstüne.</p>
<p>Derken sen hâlâ bu fanide;</p>
<p>Dünya kadar işlerin önünde…</p>
<p>Derken belki âniden…</p>
<p>Bir davet gözlerine düşen…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>NEREYE?</p>
<p>Biraz mazi ol;</p>
<p>Dal da eski fotoğraflara.</p>
<p>Biraz büyüsün zaman.</p>
<p>Biraz tozlansın yüzün.</p>
<p>Biraz dursun zaman.</p>
<p>Biraz git, git ötelere.</p>
<p>Öteler gelsin beriye.</p>
<p>Beriler bari nereye?!</p>
<p>Nereye, nereye, nereye?</p>
<p>…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ZAMAN FENERİ</p>
<p>Yıllar, ne bu ya!</p>
<p>Vefasız yıllar!</p>
<p>Biraz sükûnet, ha!</p>
<p>At koşturur gibi…</p>
<p>Görünmez yolların dibi…</p>
<p>Kar, yağmur, tipi…</p>
<p>Dur, arkadaş dur!</p>
<p>Biraz huzur, biraz sürur…</p>
<p>Dur duraksız nereye?</p>
<p>Başım döner mi döner.</p>
<p>Zaman dediğin fener…</p>
<p>Hem yanar hem söner.</p>
<p>Yıllar; yıldırma beni!</p>
<p>Gideyim; durdurma beni!</p>
<p>Otur muhabbet edelim!</p>
<p>…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ŞİİR GEZİNTİSİ</p>
<p>Ne bileyim!</p>
<p>Baktım boş boş geziyorum;</p>
<p>Hayatı şiire vurdum.</p>
<p>Tuzla havuzunun ilk müşterisi oldum.</p>
<p>Sabah mayıs güzeli…</p>
<p>Hayat hafif bir şeymiş.</p>
<p>Suda “buldum” kendimi.</p>
<p>Ne var ki dünya savaş tıkış…</p>
<p>Yakında iğdeler de açacak.</p>
<p>Yeni (doğmuş gibi) doğdum dünyaya.</p>
<p>Rüzgârların mayısla aşkını gördüm.</p>
<p>Hayat bir rüya kadar kısaydı.</p>
<p>Aaa, öğle ezanı!</p>
<p>Dünyanın peşindesin; değil mi?!</p>
<p>Koşsan da yetişemezsin!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ESKİ FOTOĞRAFLAR</p>
<p>Eski fotoğraflar böyledir.</p>
<p>Söyletir insanı acıdan…</p>
<p>Yokluktan, ayrılıktan…</p>
<p>Ölmüş gitmiş bazısı…</p>
<p>Bazen bir tek sen orda…</p>
<p>Gülebilir misin?!</p>
<p>Çoğu siyah beyaz…</p>
<p>Şatafat yok henüz…</p>
<p>Renkler içinde saklı…</p>
<p>Bir kare, bir ân, ha!</p>
<p>Asırlara bakar gibi…</p>
<p>Sonsuza akar gibi…</p>
<p>Siyah-beyaz mı hayat yoksa!</p>
<p>Gidip gelmediğim oralardan…</p>
<p>Ve acı-tatlı gül/düğüm…</p>
<p>…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BÜNYAMİN GERDAN</p>
<p>Sen oku, konuş.</p>
<p>Dinler seni.</p>
<p>Avur savur konuşmayagör;</p>
<p>Bi’ dakka, bi’ dakka der.</p>
<p>Adam ehl-i tahkik…</p>
<p>Hakikat arar bir ömür.</p>
<p>Kısar gözlerini, süzer.</p>
<p>Bak şimdi, der.</p>
<p>Dağılmış uçları toplar.</p>
<p>Lehimler, mühürler.</p>
<p>Beğenmezsen geri ver.</p>
<p>Ayranı üfleyerek içer.</p>
<p>Sabır da var, vefa da…</p>
<p>Cefa çeksin istemem.</p>
<p>Yıllarca komşu olduk.</p>
<p>Gidiyorum dersen gelir.</p>
<p>Bir gün haydilendim.</p>
<p>Nereye dedi.</p>
<p>Dost böyle sormaz dedim.</p>
<p>Papuçlarını çektiği gibi…</p>
<p>Satır aralarına takılır.</p>
<p>Üstünkörülük de ne!</p>
<p>Eşer, deşer, ölçer, biçer.</p>
<p>Aceleyi sakin içer.</p>
<p>Senai Demirci, kendisi, ben.</p>
<p>Sabaha kadar hastanede…</p>
<p>Oğlumun başında nöbette…</p>
<p>O sabah çorbası unutulur mu!</p>
<p>…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/kuresel-usanma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yılan mı, Asâ mı?</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/yilan-mi-asa-mi/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/yilan-mi-asa-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdullah Özgün]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 14:48:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EDEBÎ YORUM]]></category>
		<category><![CDATA[edebi yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20839</guid>

					<description><![CDATA[Modern insan, her zamankinden daha fazla huzur, denge ve anlam aray&#305;&#351;&#305; i&#231;erisindedir. Mutlu olmak, kayg&#305;lar&#305;ndan kurtulmak, i&#231; d&#252;nyas&#305;ndaki bo&#351;lu&#287;u doldurmak ve hayat&#305;n&#305;n kontrol&#252;n&#252; eline almak ister. Ancak &#231;o&#287;u zaman bu aray&#305;&#351;&#305;n y&#246;n&#252;, insan&#305; kendi k&#246;klerinden <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/yilan-mi-asa-mi/" title="Yılan mı, Asâ mı?">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20839 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=Y%C4%B1lan m%C4%B1%2C As%C3%A2 m%C4%B1%3F&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/yilan-mi-asa-mi/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/yilan-mi-asa-mi/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=Y%C4%B1lan m%C4%B1%2C As%C3%A2 m%C4%B1%3F&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/yilan-mi-asa-mi/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fyilan-mi-asa-mi%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F07%2Fyilan-mi-asa-mi%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/yilan-mi-asa-mi/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Modern insan, her zamankinden daha fazla huzur, denge ve anlam arayışı içerisindedir. Mutlu olmak, kaygılarından kurtulmak, iç dünyasındaki boşluğu doldurmak ve hayatının kontrolünü eline almak ister. Ancak çoğu zaman bu arayışın yönü, insanı kendi köklerinden ve kadim hakikatlerden uzaklaştırabilmektedir. Denize düşen, yılana sarılır demişler. Mesele o denize düşmeden Asâ1 ya sarılabilmekte.</p>
<p>Tarih boyunca ilahî mesajlar insanlığa aynı temel gerçeği hatırlatmıştır: İnsan bu dünyada yolcudur. Nitekim Hz. İsa Aleyhisselâm’ın “Yoldan geçen gibi ol”2 öğüdü ile Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın “Dünyada bir garîb veya bir yolcu gibi ol”3 tavsiyesi aynı hakikate işaret eder. Malum, Cenab-ı Hakk’a vasıl olacak tarikler pek çoktur. Bu dünya bir yolsa, bir sırat-ı müstakîm’i de olmak zorundadır. Bütün bu hak tarikler gücünü tevhid, nübüvvet, haşr, adalet-ibadet esaslarına sahip olan Kur’an’dan, Hak din olan İslam’dan almaktayken; kaynağı bâtıl olan yollar ise gücünü kibir, riya, hile, enaniyet, itaatsizlik, sapkınlık gibi özellikleri olan şeytanî yerden almaktadır. Buna rağmen günümüzde birçok insan, manevî arayışını kendi medeniyet havzasının dışında şekillenen öğretilerde aramaktadır. Bir yanda materyalist kişisel gelişim anlayışları, diğer yanda Uzak Doğu kökenli spiritüel sistemler, insana mutluluk ve dönüşüm vaat etmektedir. Oysa dikkat çekici olan nokta şudur: Kişiler bedenlerine iyi geldiği gerekçesiyle farklı inanç sistemlerine ait ritüelleri benimseyebilirken, aynı beden ve ruh üzerinde derin tesirleri bulunan namaz, oruç, zikir, tefekkür ve ibadet gibi kendi inanç dünyalarına ait uygulamalardan uzak kalabilmektedir. İnsanın bedenine ve ruhuna iyi gelen şeylerin kaynağı üzerine ne kadar düşünüyoruz? Belki bizler düşünüyoruzdur; ancak, derin tefekkür sahibi olmayan, dünyevi yaşantıya odaklanmış, kulluğa gözlerini kapamış; ama yine de bir çıkış yolu, bir hakikat arayan insanlar düşünmüyor, düşünemiyor. Bir uygulamanın bize huzur vermesi, stresten uzaklaştırması veya kendimizi daha iyi hissettirmesi, onun hakikatle olan ilişkisini sorgulamamızı gerektirmez mi? Risale-i Nur’un kendisini “acz, fakr, şefkat, tefekkür” diyerek dört ana unsurda toplaması, ille de manevi hastalıklar diyerek asrın hastalıkları diyerek önemli bir yere dikkatleri celb etmesi ne kadar enteresan değil mi? Bugün kişisel gelişim kültürü çoğu zaman “kendinin en iyi versiyonuna ulaşmak”, “potansiyelini ortaya çıkarmak” ve “kendini gerçekleştirmek” gibi kavramlar etrafında şekillenmektedir. İlk bakışta masum görünen bu söylemler, zaman zaman insanı merkeze alan ve benliği yücelten bir anlayışa dönüşebilmektedir. Başarı, güç ve özgüven arttıkça kişi doğru yolda ilerlediğini zannedebilir; fakat bu ilerleyişin yönü her zaman hakikate çıkmayabilir. Özellikle son yıllarda yoga, meditasyon ve benzeri uygulamalar yalnızca fiziksel egzersiz olarak değil, çoğu zaman ait oldukları metafizik ve spiritüel arka planla birlikte sunulmaktadır. Bu noktada mesele beden hareketlerinin faydalı olup olmamasından ziyade, o hareketlerin beslendiği dünya görüşünün ne olduğudur. Bir ağacın meyvesini değerlendirirken kökünü görmezden gelmek ne kadar abestir, bir öğretinin pratiklerini benimserken onun inanç temellerini yok saymak da o kadar zordur. İslam geleneği insanın iç dünyasını terbiye etmek için asırlar boyunca güçlü bir manevî miras geliştirmiştir. Namazın huzuru, orucun iradeyi güçlendiren yönü, zikrin kalbi arındırması, tefekkürün insana kazandırdığı derinlik ve tasavvufun nefis terbiyesine dair ortaya koyduğu yöntemler, Müslüman toplumların yüzyıllar boyunca başvurduğu manevî kaynaklar olmuştur. Risale-i Nur’un insanın yolculuğunu acz, fakr, şefkat ve tefekkür esasları üzerine inşa etmesi, modern dünyanın sürekli “güçlen”, “daha fazlasını elde et”, “kendini büyüt” çağrısına karşılık “aczini bil” , “sınırlarını fark et”, “sırf kendini değil başkalarını da düşün” , “yaratıcıya yönel” çağrısı bulunmaktadır. Bu iki yaklaşım arasındaki fark, aslında iki farklı insan tasavvurunun da özetidir. Seküler öğretilerde “kendinin en iyi versiyonuna ulaşma” şeklinde “benmerkezci” ve “kendini seven” “kendi mutluluğunu öncüleyen” bir formatta insanlara sunulan kişiselgelişimde kişinin ENE’si yükseliyor, nefsi kabarıyor ve doğru yolda olduğunu zannedip bu girdaptan kurtulamıyor. Haşa “Asana4  benim ibadetim ve bedenim tapınağım” gibi cümleler  insanlara söyletiliyor. Adını dahi bilmedikleri sözde putların isimlerini “mantra” ile tekrar ettirilerek yine “başkalarından farklı olma,öne geçme için” güç elde etmeye çalışılıyor.Tevhîd inancına sahip bir dini reddedip kabile zihniyetinden kalma Hinduizm kökenli ritüelistik hareketlere manevi anlamlar yükleniyor. Kundalini (yılan) denilen, bizim tasavvufta köreltmeye çalıştığımız Nefs-i Emmare’yi çeşitli tekniklerle uyandırmaya çalışıp ‘istediği her şeyi elde eden biri’ olmaya çalıştırılıyor. Bu ahir zaman şirk çeşitleri türlü türlü ve çoğu da insanı firavunlaşmaya doğru iten bir yol içermektedir. Bugün, New-Age ve benzeri mistik, ezoterik bâtıl öğretilerin kökenine indiğinizde kişiyi aydınlatma vaadiyle Ulûhiyet iddasına kadar5 vardırmaktadır. Böylece bir damla sudan yaratılan insan, apaçık bir düşman kesiliverir.6 Nefs-i emmareden kurtulup yılanı hayvan seviyesinden Asâ-yı Mûsa seviyesine çıkarabilmek, ya da tam bir tevhid şuuru ile yılanı kılıca dönüştürüp, dilini Zülfikar’ın çatal ucuna çevirebilmek, ancak bu tehlikelerin “farkında” olarak mümkün olabiliyor. Çevremizde bu tür yolları merak eden, başka alternatif arayan dostlarımızı bu camiada olan bitenlerin farkında olduğumuzu, onlara “iyi geldiğini sandıkları şeylerin” zahiren cazip bir ödül görünüp aslında onları zehirleyecek, nefsinin esiri edecek ve sonunda çok büyük felakete sürükleyecek yanılsama ve tuzak olduğu konusunda uyarmanın bir görev olduğu bilincinde olalım. Binlerce yıldır uygulanagelen; doğruluğu tecrübe edilmiş, kaynağını mutlak kudret sahibi, vaadinden asla dönmeyen Rabbimizden alan iman, ihlas, ibadet ve takva gibi manevi değerler varken; nefsimizi seyr-i sülûk yolunda terbiye ederek İnsan-ı Kâmil mertebesine ulaştırmak ve “razı olunan nefis” seviyesine yükseltmek mümkünken, neden nefs-i emmârenin esiri olalım? Hz. Yusuf ’un (a.s.) Yusuf Sûresi 53. Ayette işaret ettiği gibi: “Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, Rabbimin merhamet ettiği hariç, daima kötülüğü emreder.” Buna rağmen, kaynağını karanlık ve nefsânî yönlerden alan, hükmü ancak Hz. Musa’nın (a.s.) asâsını veya Hz. Ali’nin (r.a.) Zülfikâr’ını görene kadar sürebilecek birtakımispirtizma ve gizemli güçlerin peşine düşmek insanı hakikatten uzaklaştıran büyük bir nankörlük ve bedbahtlıktır.İnsan için en güvenli yol, kaynağını ilahî vahiyden alan ve asırlar boyunca milyonlarca insanın hayatında tecrübe edilmiş olan hakikat yolunu yeniden hatırlamaktır. Çünkü bedenin ihtiyaçları kadar ruhun ihtiyaçları da vardır. Ve ruh; ancak yaratıldığı kaynağa yöneldiğinde gerçek huzuru bulabilir. Bizden istenen, bu dünyadaki nihai amacımız da budur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dipnotlar:</p>
<ol>
<li>“Biz de Mûsâ’ya: “Asânı yere at!” diye vahyettik. Bir</li>
</ol>
<p>de baktılar ki; Asâ, sihirbazların büyü adına ortaya</p>
<p>koydukları ne varsa hepsini yuttu.” Araf Sûresi 117. Ayet</p>
<p>Meali</p>
<ol start="2">
<li>“St. Thomas’ya göre İncil veya Hz. İsa(a.s)’nın 114 Hadisi”,</li>
</ol>
<p>Ahmed Yüksel Özemre, 42. Hadis</p>
<ol start="3">
<li>Hadis-i Şerif, (Tirmizi, Zühd, 25)</li>
<li>Asana: Yoga uygulamalarındaki beden duruşlarına</li>
</ol>
<p>verilen isimdir.</p>
<ol start="5">
<li>Bkz. Naziat Suresi 24. Ayet Meali</li>
<li>Bkz. Yasin Suresi 77. Ayet Meali</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/07/yilan-mi-asa-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fikir Bahçesi</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/fikir-bahcesi-2/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/fikir-bahcesi-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bilge Öğrenir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 12:46:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[fikir bahçesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20836</guid>

					<description><![CDATA[Hi&#231; sevmedi&#287;iniz bir mek&#226;ndan kurtulman&#305;n re&#231;etesi; &#1618; &#1615;&#1605;&#1618;&#1606; &#1616;&#1586;&#1770;&#1604; &#1614; &#1610;&#1606; &#1614; &#1618;&#1606; &#1614;&#1578; &#1614; &#1582;&#1618;&#1610; &#1615;&#1585; &#1575;&#1604; &#1770;&#1606; &#1615;&#1610; &#1605;&#1618;&#1606;&#1614;&#1586;&#1611;&#1575;&#1611;&#1604; &#1615; &#1605;&#1614;&#1576; &#1614;&#1575;&#1585;&#1603;&#1611; &#1614; &#1575; &#1608;&#1575; &#1618; &#1614; &#1618;&#1606; &#1616;&#1586;&#1604; &#1614;&#1585; &#1617;&#1576;&#1616; &#1575; &#8216;Rabbim! <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/fikir-bahcesi-2/" title="Fikir Bahçesi">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20836 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=Fikir Bah%C3%A7esi&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/fikir-bahcesi-2/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/fikir-bahcesi-2/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=Fikir Bah%C3%A7esi&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/fikir-bahcesi-2/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F06%2Ffikir-bahcesi-2%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F06%2Ffikir-bahcesi-2%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/fikir-bahcesi-2/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Hiç sevmediğiniz bir mekândan kurtulmanın reçetesi; ْ ُمْن ِز۪ل َ ين َ ْن َت َ خْي ُر ال ۪ن ُي مْنَزًاًل ُ مَب َاركً َ ا وا ْ َ ْن ِزل َر ّبِ ا ‘Rabbim! Beni bereketli bir yere indir; en uygun şekilde indirip yerleştiren Sensin.’ (Mü’minûn: 29) İnsanları anlamaya çalışırken hakiki mânâdan koparken bizdir; NASIL’ını anlıyorum NEDEN’ini anlamıyorum 1984 Aklını kullanma ölçüsü Geri zekâlılar suyun derinliğini iki ayağıyla ölçer. Afrika Atasözü Hû.. Akıp giden zaman içinde kafesteyim Her türlü amelde ahesteyim Kabrim beni bekliyorken dünyalık hevesteyim Uyandır artık Yâ Rab! Belki de son nefesteyim Hz. Mevlana Ârifane bir delilik… Kadınların kadrini bilen ve onların sırlarını, inceliklerini bilen kimse, onları sevmekle zâhidlik yapmaz. Aksine kadınları sevmek, ârif olanın kemâlinden, olgunluğundandır. İbn-i Arabî Hevel, hevel! Her şey tamamen hevel.. Kör bir kişi resmedilmeye değer olabilir, ama resmi görmek için iki göz gereklidir. Aynı şekilde deliliğin en çılgın şiirlerinden sadece aklı başında olanlar zevk alabilir. Chesreran Alıntıların birbirinden kopuk bağlantısını Üstadımın sözü ile gidermeye çalışırken ben (temsili) Bir miktardır sizlere mektup yazdığım zaman birbirinden uzak meseleleri topluyorum. Her mektup bir aşure oldu 🙂 Bediüzzaman Hiç-ender-hiçim, fakat bu mevcûdâtı birden isterim. Hayat, olması gereken bir şeydir ama bir derttir; hiçliğe geçiş ise hayattaki tek mutluluktur. Schopenhauer Nesli tükeHiç sevmediğiniz bir mekândan</p>
<p>kurtulmanın reçetesi;</p>
<p>ْ ُمْن ِز۪ل َ ين</p>
<p>َ ْن َت َ خْي ُر ال</p>
<p>۪ن ُي مْنَزًاًل ُ مَب َاركً َ ا وا</p>
<p>ْ</p>
<p>َ ْن ِزل</p>
<p>َر ّبِ ا</p>
<p>‘Rabbim! Beni bereketli bir yere indir; en uygun</p>
<p>şekilde indirip yerleştiren Sensin.’</p>
<p>(Mü’minûn: 29)</p>
<p>İnsanları anlamaya çalışırken hakiki</p>
<p>mânâdan koparken bizdir;</p>
<p>NASIL’ını anlıyorum</p>
<p>NEDEN’ini anlamıyorum</p>
<p>1984</p>
<p>Aklını kullanma ölçüsü</p>
<p>Geri zekâlılar suyun derinliğini iki ayağıyla ölçer.</p>
<p>Afrika Atasözü</p>
<p>Hû..</p>
<p>Akıp giden zaman içinde kafesteyim</p>
<p>Her türlü amelde ahesteyim</p>
<p>Kabrim beni bekliyorken dünyalık hevesteyim</p>
<p>Uyandır artık Yâ Rab! Belki de son nefesteyim</p>
<p>Hz. Mevlana</p>
<p>Ârifane bir delilik…</p>
<p>Kadınların kadrini bilen ve onların sırlarını, inceliklerini bilen kimse, onları sevmekle zâhidlik</p>
<p>yapmaz. Aksine kadınları sevmek, ârif olanın</p>
<p>kemâlinden, olgunluğundandır.</p>
<p>İbn-i Arabî</p>
<p>Hevel, hevel! Her şey tamamen hevel..</p>
<p>Kör bir kişi resmedilmeye değer olabilir, ama</p>
<p>resmi görmek için iki göz gereklidir. Aynı şekilde</p>
<p>deliliğin en çılgın şiirlerinden sadece aklı başında olanlar zevk alabilir.</p>
<p>Chesreran</p>
<p>Alıntıların birbirinden kopuk</p>
<p>bağlantısını Üstadımın sözü ile</p>
<p>gidermeye çalışırken ben (temsili)</p>
<p>Bir miktardır sizlere mektup yazdığım zaman</p>
<p>birbirinden uzak meseleleri topluyorum. Her</p>
<p>mektup bir aşure oldu 🙂</p>
<p>Bediüzzaman</p>
<p>Hiç-ender-hiçim, fakat bu mevcûdâtı</p>
<p>birden isterim.</p>
<p>Hayat, olması gereken bir şeydir ama bir derttir;</p>
<p>hiçliğe geçiş ise hayattaki tek mutluluktur.</p>
<p>Schopenhauer</p>
<p>Nesli tükenmekte olan bir türün</p>
<p>kullanım kılavuzu</p>
<p>Eğitimli insanın dokuz düşüncesi vardır:</p>
<p>1- Baktıklarında berrak görmeyi düşünürler</p>
<p>2- Dinlediklerinde iyi duymayı düşünürler</p>
<p>3- Görünüşleri bakımından sıcak olmayı düşünürler</p>
<p>4- Davranışlarında saygılı olmayı düşünürler</p>
<p>5- Konuşmalarında doğru olmayı düşünürler</p>
<p>6- İşlerinde ciddi olmayı düşünürler</p>
<p>7- Kuşkuya düştüklerinde soruları nasıl soracaklarını düşünürler</p>
<p>8- Öfkelendiklerinde sorunları düşünürler</p>
<p>9- Kazancı gördüklerinde adaleti düşünürler</p>
<p>Konfüçyüs</p>
<p>Cahille girme münakaşaya; ya sinirini</p>
<p>zıplatır tavana ya da yazık eder</p>
<p>adabına.</p>
<p>Hiç kimse kendi cinsinden olmayana musallat</p>
<p>olmaz, iki kişi birbirine sataştı mı aralarında</p>
<p>mutlaka bir ortaklık aramak lazımdır.</p>
<p>Caliniu</p>
<p>En sevdiğim, en bi’ sevdiğim</p>
<p>Biz varlıkla ne yapacağımızı bilmeyiz. Biz yokluğun sarhoşu olmuşuz. Çünkü yokluğun sevgilisi</p>
<p>çok daha vefalıdır.</p>
<p>Rumi (dizi) 24. Bölüm / Hz. Mevlâna</p>
<p>Gökkubbe &amp; vicdan</p>
<p>İki şey ruhumu merak ve huşu ile dolduruyor;</p>
<p>üzerimizdeki yıldızlı sema ve içimizdeki ahlâk</p>
<p>yasası.</p>
<p>İmmanuel Kantnmekte olan bir türün kullanım kılavuzu Eğitimli insanın dokuz düşüncesi vardır: 1- Baktıklarında berrak görmeyi düşünürler 2- Dinlediklerinde iyi duymayı düşünürler 3- Görünüşleri bakımından sıcak olmayı düşünürler 4- Davranışlarında saygılı olmayı düşünürler 5- Konuşmalarında doğru olmayı düşünürler 6- İşlerinde ciddi olmayı düşünürler 7- Kuşkuya düştüklerinde soruları nasıl soracaklarını düşünürler 8- Öfkelendiklerinde sorunları düşünürler 9- Kazancı gördüklerinde adaleti düşünürler Konfüçyüs Cahille girme münakaşaya; ya sinirini zıplatır tavana ya da yazık eder adabına. Hiç kimse kendi cinsinden olmayana musallat olmaz, iki kişi birbirine sataştı mı aralarında mutlaka bir ortaklık aramak lazımdır. Caliniu En sevdiğim, en bi’ sevdiğim Biz varlıkla ne yapacağımızı bilmeyiz. Biz yokluğun sarhoşu olmuşuz. Çünkü yokluğun sevgilisi çok daha vefalıdır. Rumi (dizi) 24. Bölüm / Hz. Mevlâna Gökkubbe &amp; vicdan İki şey ruhumu merak ve huşu ile dolduruyor; üzerimizdeki yıldızlı sema ve içimizdeki ahlâk yasası. İmmanuel Kant</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/fikir-bahcesi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MODERN ÇAĞIN İLLÜZYONU: KALABALIKLAR VE DİJİTAL YALNIZLIK</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/modern-cagin-illuzyonu-kalabaliklar-ve-dijital-yalnizlik/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/modern-cagin-illuzyonu-kalabaliklar-ve-dijital-yalnizlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Dan. Yılmaz Tokdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 06:33:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KAPAK YAZILARI]]></category>
		<category><![CDATA[kapak yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20832</guid>

					<description><![CDATA[Ba&#287; kurmak; iki veya daha fazla &#351;ey aras&#305;nda ili&#351;ki, ba&#287;lant&#305; veya ilgi olu&#351;turmak demektir. Biz bu kavramla hen&#252;z anne karn&#305;ndayken g&#246;bek ba&#287;&#305; ad&#305;n&#305; verdi&#287;imiz bir ba&#287;la kar&#351;&#305;la&#351;&#305;r&#305;z. G&#246;bek ba&#287;&#305; &#246;ylesine &#246;nemli bir ba&#287;d&#305;r ki bebek <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/modern-cagin-illuzyonu-kalabaliklar-ve-dijital-yalnizlik/" title="MODERN ÇAĞIN İLLÜZYONU: KALABALIKLAR VE DİJİTAL YALNIZLIK">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20832 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=MODERN %C3%87A%C4%9EIN %C4%B0LL%C3%9CZYONU%3A KALABALIKLAR VE D%C4%B0J%C4%B0TAL YALNIZLIK&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/modern-cagin-illuzyonu-kalabaliklar-ve-dijital-yalnizlik/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/modern-cagin-illuzyonu-kalabaliklar-ve-dijital-yalnizlik/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=MODERN %C3%87A%C4%9EIN %C4%B0LL%C3%9CZYONU%3A KALABALIKLAR VE D%C4%B0J%C4%B0TAL YALNIZLIK&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/modern-cagin-illuzyonu-kalabaliklar-ve-dijital-yalnizlik/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F06%2Fmodern-cagin-illuzyonu-kalabaliklar-ve-dijital-yalnizlik%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F06%2Fmodern-cagin-illuzyonu-kalabaliklar-ve-dijital-yalnizlik%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/modern-cagin-illuzyonu-kalabaliklar-ve-dijital-yalnizlik/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Bağ kurmak; iki veya daha fazla şey arasında ilişki, bağlantı veya ilgi oluşturmak demektir. Biz bu kavramla henüz anne karnındayken göbek bağı adını verdiğimiz bir bağla karşılaşırız. Göbek bağı öylesine önemli bir bağdır ki bebek için hayati öneme sahiptir. Bebeğin anne karnında ihtiyaç duyduğu oksijeni ve besin maddelerini taşıyarak bebeği besler. Bu bağ bebeğin gelişimi için önemli bir yaşam köprüsüdür. Anne karnında göbek bağı ile başlayan bağlanmamız yaşam boyunca karşımıza çıkar. Doğumdan sonra göbek bağı kesilir ancak bağ kurmamız çok yönlü şekilde devam eder. Anne ile kurulan ilk bağ bireyin dünyaya olan bakış açısını oluşturur ve bireyi besler. Bu bağ ile yaşama bağlanır. Anne ile kurulan bu bağ bireyin yetişkinlikte de kullanacağı bağlanma biçimini oluşturur. Güvenli bağ kurabilen bireyin değerlilik ve güven duygusu gelişir. Doyurucu ilişkiler kurar ve stresle daha sağlıklı baş etmesini sağlar.</p>
<p>Ancak bireyin güvenli bağ kurma ihtiyacı karşılanmadığında ya bağımlılık ya da yalnızlık yaşar. Bu konuda yapılan çalışmalarda nörobilimsel bulgular güvenli kurulan ilişkilerin beynin ödül merkezini aktive ederek stresi azaltan parasempatik sistemi düzenlediğini gösteriyor. Yine fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) çalışmalarında güvenli bağlanan bireylerin hem yakınlık hem de bireysel karar verme süreçlerinde prefrontal korteks aktivitesinin daha dengeli olduğu görülüyor.</p>
<p>Yani sağlıklı bağlar özdenetimi ve duygusal regülasyonu güçlendirip bireyin problem çözme becerilerini geliştiriyor. Bağ kurmak önemli bir fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçtır. Bireyler için bağ kurmak hem hayatta kalmak hem de ruhsal denge için vazgeçilmezdir. Psikolojide pek çok kuramcı bağ kurmanın öneminden bahsetmiştir. Abraham Maslow İhtiyaçlar Hiyerarşisi Piramidi’nde 3. Basamağına sevgi ve ait olma ihtiyacını eklemiş. William Glasser yaşam boyu karşılanması gereken 5 temel ihtiyaçtan bir tanesinin sevgi ve ait olma ihtiyacı olduğunu söylemiştir. Her ihtiyacımızda olduğu gibi bağ kurma ihtiyacımızı karşılayabilmek için de Allah Teala bize kabiliyetler vermiştir. Öyle ki canlı hatta cansız varlıklarla bile bağ kurma kabiliyeti vardır insanın. Bu konuyla ilgili Bediüzzaman Said Nursî Risale-i Nur Külliyatı’nın Lem’alar adlı eserinde şöyle demiştir: “İnsan, mahiyet-i câmiiyeti itibarıyla mevcudatın hemen ekserisiyle alâkadardır. Hem insanın mahiyet-i câmiasında hadsiz bir istidad-ı muhabbet dercedilmiştir. Onun için insan da umum mevcudata karşı bir muhabbet besliyor. Koca dünyayı bir hanesi gibi seviyor. Ebedî Cennete bahçesi gibi muhabbet ediyor. Halbuki muhabbet ettiği mevcudat durmuyorlar, gidiyorlar. Firaktan daima azap çekiyor. Onun o hadsiz muhabbeti, hadsiz bir manevî azaba medar oluyor. O azabı çekmekte kabahat, kusur ona aittir. Çünkü kalbindeki hadsiz istidad-ı muhabbet, hadsiz bir cemal-i bâkiye mâlik bir zata tevcih etmek için verilmiş. O insan sû-i istimal ederek o muhabbeti fâni mevcudata sarf ettiği cihetle kusur ediyor; kusurunun cezasını, firakın azabıyla çekiyor.” Günümüze baktığımızda geçmişe nazaran iletişim araçları çok daha gelişme gösterdi ve çeşitliliği bir hayli arttı. Aslında insanların bağ kurabilmeleri için pek çok cihaz ve uygulama üretildi. Fakat durum böyle olmadı. Bağlantılar artarken bağlar koptu. Yalnızlığın olması gereken olduğu, insanların yalnızken daha mutlu olacakları çeşitli şekillerde topluma empoze edilmeye çalışıldı. Çünkü yalnız kalan insan daha kolay kandırılabilir, yönlendirilebilir, mutsuz olur, ruhsal problemler yaşar ve para harcar. Peki yalnızlık olumsuz bir durumsa neden insanlar tercih ediyor? Olumsuz kavramın yanına olumlu bir kavram ekleyerek: “özgürlük”. Evet herkesin istediği bir kavram özgürlük. “Ancak yalnız olursan özgür olabilirsin” inancı insanların yalnızlığı seçmelerine neden oldu. Geldiğimiz noktada şehirler kalabalıklaştı ancak bu kalabalık içinde insan yalnızlaştı.</p>
<p>Yukarıda bahsettiğimiz gibi güvenli bağlanmayan insanlar yalnızlaşabiliyorlardı. Ancak bağ kurmak da temel ihtiyaçlarımız arasında. Peki yalnız kalan insan bu ihtiyacını nasıl karşılar? Cevap ise yine teknolojik gelişmelerden. Yapay bağların kurulduğu sosyal medya ile. Sosyal medyada etkileşim almak yapay bir bağ kurmak demek. Ancak insanın ihtiyacını karşılamayan aksine kendisine bağımlı yapan bir dünya. Ayrıca bu dünyanın yeni bir üyesi de var. Yapay zekâlar. Yapay zekâyı tasarlayan mühendisler insan fıtratı hakkında epey araştırma yapmış olacaklar ki insanın bağ kurma ihtiyacına karşılık gelecek sahte yakınlık kurması için komutlar eklemiş. Yapay zekâ ile sohbet eden insanlar, derdini ona anlatan insanlar var. Çünkü gerçek bağ kurmaktan uzaklaşmış bu ihtiyacını yapay yollarla gidermek istiyor. Peki başarılı olabiliyor mu? Hayır. Sosyal medyanın parıltılı dünyası insan için cazip hale getiriliyor. Ancak insanlar oradan değil gerçek hayattan, gerçek insanlarla kurduğu bağ ile ihtiyaçlarını karşılar, iyileşir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/modern-cagin-illuzyonu-kalabaliklar-ve-dijital-yalnizlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalnız kalmamak uğruna evlenmeli mi?</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalniz-kalmamak-ugruna-evlenmeli-mi/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalniz-kalmamak-ugruna-evlenmeli-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Psk. Dan. Şeyda Sultan Zengin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 06:30:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KAPAK YAZILARI]]></category>
		<category><![CDATA[kapak yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20829</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Sadece yaln&#305;z kalmamak i&#231;in&#8221; yap&#305;lan evlilikler, k&#305;sa vadede yaln&#305;zl&#305;k hissini azaltabilse de ili&#351;ki kalitesi d&#252;&#351;&#252;kse, zamanla ki&#351;iyi daha yaln&#305;z, daha s&#305;k&#305;&#351;m&#305;&#351; ve daha mutsuz hissettirebiliyor. Bu konuyla ilgili yap&#305;lan g&#246;zlemlerin yan&#305; s&#305;ra bir&#231;ok ara&#351;t&#305;rma mevcut. <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalniz-kalmamak-ugruna-evlenmeli-mi/" title="Yalnız kalmamak uğruna evlenmeli mi?">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20829 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=Yaln%C4%B1z kalmamak u%C4%9Fruna evlenmeli mi%3F&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalniz-kalmamak-ugruna-evlenmeli-mi/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalniz-kalmamak-ugruna-evlenmeli-mi/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=Yaln%C4%B1z kalmamak u%C4%9Fruna evlenmeli mi%3F&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalniz-kalmamak-ugruna-evlenmeli-mi/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F06%2Fyalniz-kalmamak-ugruna-evlenmeli-mi%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F06%2Fyalniz-kalmamak-ugruna-evlenmeli-mi%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalniz-kalmamak-ugruna-evlenmeli-mi/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>“Sadece yalnız kalmamak için” yapılan evlilikler, kısa vadede yalnızlık hissini azaltabilse de ilişki kalitesi düşükse, zamanla kişiyi daha yalnız, daha sıkışmış ve daha mutsuz hissettirebiliyor. Bu konuyla ilgili yapılan gözlemlerin yanı sıra birçok araştırma mevcut. Bu araştırmalarda evli insanların ortalama yalnızlık düzeyi, bekârlara göre genelde daha düşük bulunuyor. Ancak bu farkın büyük kısmı “sağlıklı evliliklerde” görülüyor. Kötü veya duygusal olarak uzak evliliklerde yalnızlık devam ediyor, hatta bazen artıyor. Özellikle “yalnız kalma korkusuyla” yapılan ilişkilerde bağımlılık, tahammül uğruna susma, tehlike işaretlerini görmezden gelme ve sonradan pişmanlık daha sık görülüyor. Araştırmalar, yalnızlığın sadece “yanında biri olmaması” olmadığını söylüyor. İnsan, evliyken de yalnız hissedebiliyor. Çünkü yalnızlık çoğu zaman “anlaşılmama, görülmeme, duygusal bağ kuramama” hissiyle ilgilidir. Ülkemizdeki evli çiftler üzerinde yapılan bir çalışmada, evlilik uyumu arttıkça yalnızlık hissinin azaldığı görülmüş. Yani “evli olmak” tek başına yeterli değil; önemli olan ilişkinin niteliği.1 Bir başka çalışmada ise insanların evliliğe yüklediği anlamın çok önemli olduğu bulunmuş. Evliliği “kaçış”, “yalnızlıktan kurtulma”, “toplumsal baskıdan kurtulma” gibi görenlerde umutsuzluk ve yalnızlık duygusu daha yüksek çıkabiliyor. Yani şöyle ifade edebiliriz; yalnızlıktan kaçmak için evlenmek, susuzluğu gidermek için deniz suyu içmeye benzer. Çünkü sağlıklı bir evlilik yalnızlığı azaltabilir, ama korkudan yapılan evlilik; yalnızlık + pişmanlık + sıkışmışlık hissi doğurabilir.</p>
<p>Bunun yanında araştırmalar şunu da söylüyor: İnsanların en mutlu olduğu ilişkiler genelde şu temeller üzerine kuruluyor: •güven, •arkadaşlık hissi, •duygusal uyum, •birbirini gerçekten isteme, •yalnız kalma korkusundan değil, paylaşma isteğinden gelen bağ, •ortak değerlerde buluşmak. Ben bu konuda sıkışmış hisseden, geç kaldığını düşünen, treni kaçırmış hisseden danışanlarıma şunu söylüyorum; sonsuza kadar yaşayacağın kişiyi ömrünün sonuna kadar arayabilirsin. Yalnız kalmamak uğruna kırmızı çizgilerini ihlâl etmek zorunda değilsin, değerlerinden taviz vermek zorunda değilsin. Sonsuzdan 5 çıkarsan da sonsuzdur, 5 eklesen de sonsuzdur. Kayıp gibi gördüğün 5-10 yıl, sonsuzun karşısında pek bir anlam ifade etmiyor&#8230;</p>
<p>Yine de en kısa zamanda gönlün ve aklına uygun birini bulmanı cân u gönülden isterim&#8230; Ama ortak değerlerin ve kriterlerin uyup, ufak tefek konulara takılıp adayları reddediyorsan, evliliği tercih etmeni öneririm, çünkü evlenmek ve bir çocuğa rehberlik etmek fıtratımıza konulmuş duygulardır. Bunlara karşı gelmek ileriki hayatı daha zor kılabilir&#8230; Burada nasip kavramı da devreye girdiği için, nasibe irade ile yardım edip hayırlı bir evlilik olana kadar sabretmek, duâ etmek, vazgeçmemek lazım. Kimilerinin imtihanı aramaktan ibarettir belki, bir imtihana yenilmemek ve hayatını inşâya devam etmektir. Rabbini öyle râzı edecektir, kim bilir&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dipnot:</p>
<ol>
<li>Demir, A., &amp; Fişiloğlu, H. (1999). Türk Çiftlerin Yalnızlığı ve Evlilik Uyumu. Psikoloji</li>
</ol>
<p>Dergisi, 133 (2), 230–240</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalniz-kalmamak-ugruna-evlenmeli-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YALNIZ DEĞİLSİN</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalniz-degilsin/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalniz-degilsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sena Doğruer]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 06:27:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KAPAK YAZILARI]]></category>
		<category><![CDATA[kapak yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20826</guid>

					<description><![CDATA[Yaln&#305;zla&#351;ma temelde bir &#8216;ait olamama&#8217; problemidir. &#304;nsan yaln&#305;z kalmay&#305;, kendi ile vakit ge&#231;irmeyi isteye &#8211; bilir. Ancak bunun kronikle&#351;mesi ya da ki&#351;i istemedi&#287;i halde ya&#351;anmas&#305; hem bireysel hem de toplumsal bir so &#8211; rundur. Burada <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalniz-degilsin/" title="YALNIZ DEĞİLSİN">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20826 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=YALNIZ DE%C4%9E%C4%B0LS%C4%B0N&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalniz-degilsin/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalniz-degilsin/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=YALNIZ DE%C4%9E%C4%B0LS%C4%B0N&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalniz-degilsin/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F06%2Fyalniz-degilsin%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F06%2Fyalniz-degilsin%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalniz-degilsin/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Yalnızlaşma temelde bir ‘ait olamama’ problemidir. İnsan yalnız kalmayı, kendi ile vakit geçirmeyi isteye &#8211; bilir. Ancak bunun kronikleşmesi ya da kişi istemediği halde yaşanması hem bireysel hem de toplumsal bir so &#8211; rundur. Burada yalnızlık kavramı, sadece fiziksel bir tek başınalık durumundan ziyade, anlamlı ilişkilerin eksik &#8211; liği olarak da karşımıza çıkmaktadır. Çünkü insan fıtratı gereği sosyal bir varlık olarak başkaları ile kurduğu iliş &#8211; kiler ve bağlar aracılığıyla kimliğini inşa eder. Toplumda yaşanan ekonomik sorunlar kişilerin yal &#8211; nızca gelir dağılımını, istihdamını, maddi standartlarını değil aynı zamanda sosyal ilişkilerini, aidiyet duygusunu ve psikolojik iyi oluşlarını da derinden etkiler ve şekil &#8211; lendirir. Sosyal hayat çoğu zaman belirli bir ekonomik sermaye gerektirir; ulaşım, mekân kullanımı ya da or &#8211; tak faaliyetler için harcama yapabilme kapasitesi azaldı &#8211; ğında, bireyler sosyal ortamlardan geri çekilme eğilimi gösterebilir. Bu durum, Sosyoloji literatüründe “sosyal dışlanma” kavramı ile açıklanır. Sosyal dışlanma, bire &#8211; yin toplumsal ağlardan kopması ve kendini toplumun dışında hissetmesidir. Ekonomik belirsizlikler, bireyin önceliklerini yeniden düzenlemesine yol açar. Geçim kaygısı, işsizlik veya gelir yetersizliği gibi sorunlar, sosyal etkinliklere katılımı sınırlandırır. Arkadaş buluşmaları, kültürel faaliyetler, gönüllü çalışmaları gibi sosyal bağla &#8211; rın güçlenmesini sağlayan aktiviteler ‘gereksiz harcama’ olarak görülüp ilk elenen kalemler olur. Bu durum da bireyin sosyal çevresi ile olan etkileşimini azaltarak yal &#8211; nızlaşmasına yol açar.</p>
<p>Toplumsal başarı ölçütlerinin büyük ölçüde maddi kazanımlar üzerinden tanımlandığı bir or &#8211; tamda, ekonomik olarak deza &#8211; vantajlı bireyler kendilerini ye &#8211; tersiz veya dışlanmış hissederler. Dolayısıyla ekonomik zorluklar kişilerde sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir mesafe de oluşturur. Ekonomik zorlukların psikolojik etkileri de yalnızlaşma sürecini hızlandıra &#8211; bilir. Finansal stres, bireyde kay &#8211; gı, depresyon ve düşük özsaygı gibi durumlara yol açabilir. Bu tür psikolojik durumlar, bireyin sosyal ilişkilerini sürdürme mo &#8211; tivasyonunu azaltabilir. Ayrıca dijitalleşmenin bu sü &#8211; reçte çift yönlü bir rol oynadığı söylenebilir. Bir yandan sosyal medya ve çevrimiçi iletişim araçları, ekonomik kısıtlar altın &#8211; da bile bireylerin sosyal bağlarını sürdürmesine olanak tanır. Di &#8211; ğer yandan, yüz yüze etkileşimin azalması ve dijital ilişkilerin yü &#8211; zeyselliği, yalnızlık hissini azalt &#8211; mak yerine bazı durumlarda artırabilir. Bu nedenle dijital ile &#8211; tişimin yalnızlaşma üzerindeki etkisi bağlama ve kullanım biçi &#8211; mine bağlı olarak değişmektedir. Ekonomik kriz dönemlerin &#8211; de bireyler arası güvenin azal &#8211; ması da önemli bir faktördür. Finansal belirsizlik ortamı, bi &#8211; reylerin hem kurumlara hem de diğer insanlara duyduğu güveni zayıflatabilir. Güvenin azalma &#8211; sı, sosyal sermayenin erozyona uğramasına neden olur. Sosyal</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sermaye kavramı, bireylerin sosyal bağlarının gücünü ve bu bağlardan elde edilen faydayı ifade eder. Ekonomik daralma, bu bağların zayıflamasına yol açarak bireyin kendini daha izole hissetmesine neden olabilir. Bununla birlikte, ekonomik zorlukların yalnızlaşmaya etkisi her birey için aynı değildir. Koruyucu faktörler bu süreçte önemli rol oynar. Aile yapısı, dinî ve kültürel değerler ve toplumsal dayanışma mekanizmaları, bireyin yalnızlaşmasını engelleyebilir. Örneğin kolektivist kültürlerde, ekonomik zorluklar karşısında aile ve akraba ağlarının devreye girmesi, bireyin sosyal bağlarını korumasına yardımcı olabilir. Buna karşılık bireyci toplumlarda, ekonomik daralmanın yalnızlık üzerindeki etkisi daha belirgin olabilir. Makro düzeyde etkili olan ekonomik krizler, bireyin tek başına düzeltebileceği bir durum değildir. Bu durumlardan kendini korumak için önlemler alması gerekir. İktisatlı olmak, gelirinden tasarruf edip birikim yapmak, kanaat etmek işin ekonomik kısmıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yalnızlaşma, ruhun ve sosyal bağların bir nevi “buz tutması” ise; uhuvvet bu buzu eriten güneş, muhabbet ise o güneşin yakıtıdır</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her birey mutlaka finansal okuryazarlığa sahip olmalıdır. Bununla birlikte bahsettiğimiz gibi psikolojisini ve sosyal hayatını korumak için kendine uygun sosyal bir çevre edinmesi yararına olacaktır. Risale-i Nur’un işaret ettiği uhuvvet (kardeşlik) ve muhabbet (sevgi), ekonomik veya sosyal sebeplerle ortaya çıkan yalnızlaşma sürecine karşı en güçlü antitezi oluşturur. Bu kavramlar, bireyi sadece kalabalık içinde tutmakla kalmaz, onu ruhsal bir izolasyondan da korur. Uhuvvet bağıyla birbirine bağlı olan bireyler, dünya sarsılsa bile arkalarında bir “dayanak noktası” olduğunu bilirler. Bu bilinç, modern insanın en büyük korkusu olan “terk edilmişlik” hissini yok eder. Muhabbetin olduğu yerde kişi, maddi statüsü ne olursa olsun “olduğu gibi” kabul görür. Bu, ekonomik zorluklar nedeniyle toplumdan kaçan bireyi tekrar sosyal hayatın içine çeken bir mıknatıs görevi görür. Uhuvvetin hâkim olduğu bir iklimde, ekonomik kriz bireyleri birbirine yabancılaştırmak yerine, aralarındaki dayanışma bağlarını (karz-ı hasen, vakıf kültürü, yardımlaşma…) sıkılaştırır. Uhuvvet ikliminde yoksulluk bir “utanç” değil, birlikte aşılması gereken bir “imtihan” olarak görülür. Bu bakış açısı, bireyin utanç duyup kendi içine kapanmasını engeller. Günümüz dünyasında insanlar çok “bağlantılı” ama az “ilişkili”dir. Sosyal medyadaki binlerce arkadaşa rağmen yaşanan derin yalnızlığın ilacı, nitelikli muhabbettir. Uhuvvet, dijital ekranların ötesinde, samimiyet ve ihlas üzerine kuruludur. Bu ilişki biçimi, insanın sadece zihnini değil, kalbini de doyurduğu için “kalabalıklar içindeki yalnızlığı” tedavi eder. Yalnızlaşma, ruhun ve sosyal bağların bir nevi “buz tutması” ise; uhuvvet bu buzu eriten güneş, muhabbet ise o güneşin yakıtıdır. Ekonomik krizlerin ve modern hayatın insanı sürüklediği “kimsesizlik” adasından kurtulmanın en güvenli gemisi, çıkarsız sevgi ve sarsılmaz bir kardeşlik bağı kurmaktır. Gençlik Rehberi yalnızlığı sahipsizlik hissi ile tanımlarken, modern psikoloji anlamsızlık ve bağlantı eksikliği ile tanımlar. Ortak noktaları insan, anlam ve bağ olmadan yalnız hisseder. Konu ister ekonomik daralma ve zorlukların getirdiği yalnızlık ister başka türlüsü olsun sonuç bir tanedir; “Sen aslında başıboş değilsin, bir sahibin var. Aksine bunu fark etmediğin için yalnız hissediyorsun.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynakça:</p>
<ul>
<li>Nursî, Said, Risale-i Nur Külliyatı, Gençlik Rehberi</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalniz-degilsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YIKILAN YALNIZLIK YAKILAN KİŞİLİK</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yikilan-yalnizlik-yakilan-kisilik/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yikilan-yalnizlik-yakilan-kisilik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şükrü Kalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 06:23:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KAPAK YAZILARI]]></category>
		<category><![CDATA[kapak yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20822</guid>

					<description><![CDATA[Lise y&#305;llar&#305;, s&#305;n&#305;rlar&#305; belli, bah&#231;esi duvarlarla &#231;evirili, i&#231;inde &#246;&#287;retmenlerin d&#305;&#351;&#305;na &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305;n&#305;z andaysa ailenin, mahallenin, o bildik &#231;evrenin kurallar&#305; devreye girerdi. &#214;&#287;retmeniniz ailenizi tan&#305;rd&#305;, aileniz arkada&#351;lar&#305;n&#305;z&#305;, mahalle de ailenizi bilirdi. Bronfenbrenner&#8217;&#305;n bahsetti&#287;i mikrosistemler (aile, okul, arkada&#351; <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yikilan-yalnizlik-yakilan-kisilik/" title="YIKILAN YALNIZLIK YAKILAN KİŞİLİK">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20822 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=YIKILAN YALNIZLIK YAKILAN K%C4%B0%C5%9E%C4%B0L%C4%B0K&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yikilan-yalnizlik-yakilan-kisilik/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yikilan-yalnizlik-yakilan-kisilik/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=YIKILAN YALNIZLIK YAKILAN K%C4%B0%C5%9E%C4%B0L%C4%B0K&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yikilan-yalnizlik-yakilan-kisilik/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F06%2Fyikilan-yalnizlik-yakilan-kisilik%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F06%2Fyikilan-yalnizlik-yakilan-kisilik%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yikilan-yalnizlik-yakilan-kisilik/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Lise yılları, sınırları belli, bahçesi duvarlarla çevirili, içinde öğretmenlerin dışına çıktığınız andaysa ailenin, mahallenin, o bildik çevrenin kuralları devreye girerdi. Öğretmeniniz ailenizi tanırdı, aileniz arkadaşlarınızı, mahalle de ailenizi bilirdi. Bronfenbrenner’ın bahsettiği mikrosistemler (aile, okul, arkadaş çevresi) birbiriyle bağlıydı; yani sistemler arası bağların oluşturduğu otokontrol sağlayan, bir nebze olsun koruyucu bir mezosistem vardı. Bu sıkı bağlar bazen boğucu gelse de aslında emniyet hissi de sağlıyordu. Ancak üniversite için ailenizden, arkadaşlarınızdan ve şehrinizden ayrılıp başka bir şehre gittiğinizde sınırlarını bilemediğiniz, içinde bahçe duvarları olmayan koca kampüslere adım attığınızda, bu koruyucu sistemler aniden dağılıyor. Yeni şehir, yabancı sokaklar ve o yaşam alanı, henüz sizin için hiçbir kural yazmamış oluyor. İnsan bir anda kendini bütünüyle rehbersiz bir boşlukta bulabiliyor. Bu ani kopuşun tetiklediği sarsıntı en çok bir yurt odasının ranzasında, tavanı seyrederken ya da yüzlerce kişilik kalabalık amfilerde hissediliyor. Koridorlar gürültülü, her yer insan dolu ama herkes kendi dünyasında, kendi telefon ekranında. Ortamdaki bu yabancılık, insana kalabalıklar içinde tuhaf bir yalnızlık ve yabancılık yaşatıyor. Tam da bu noktada, Fizik yasaları gereği sesin oluşması için bir ortama ihtiyacı olduğu gibi, insan da anlaşılmak için bir muhataba ihtiyaç duyar,¹ tespiti çok anlamlı oturuyor hayatın merkezine. Çünkü o kampüs hengâmesinde insan bazen sesini ulaştıracak, onu duyacak tek bir muhatap bile bulamıyor.</p>
<p>Sesi yankı bulmadıkça da yavaş yavaş sessizleşiyor, amfilerin en arka sıralarında, yurtta odanın köşe yatağında adeta görünmez birine dönüşüyor. Hatta bu durum uzarsa bazen öyle bir seviyeye ulaşıyor ki idareler tarafından fark edilip ‘hareketsiz öğrenci’ denilerek yaşayıp yaşamadığı sorgulanıyor. Bazen bu görünmezlik hissi ve acil bir aidiyet kurma arzusu, liseden üniversiteye geçişteki o riskli dönemde tehlikeli bir viraja dönüşebiliyor. Sırf yalnız kalmamak, dışlanmamak, unutulan olmamak ya da o popüler arkadaş gruplarına dahil olabilmek için genç, yoğun bir akran baskısı hissetmeye başlıyor. Kantinde bir masaya oturabilmek, bir gruba ait olabilmek uğruna 20 yıl boyunca oluşturduğu, ailesinden getirdiği o kendine has özelliklerini gizliyor; başkaları gibi davranmaya, kendi kişiliğinden taviz vermeye başlıyor. Oysa sadece kabul görmek için kendi kimliğinden vazgeçmek, insanı ilk durumundan çok daha büyük ve kronik bir yalnızlığa sürüklüyor. Etrafınız ne kadar kalabalık olursa olsun, akşam odaya döndüğünüzde aynada yüzleştiğiniz kişi artık kendiniz olmuyorsunuz. Sırf bir ortama girmek adına şahsiyetini yitiren bir genç, aslında kendi içinde derin bir bölünme yaşamaya başlıyor.</p>
<p>Başkalarının onayını almak için takınılan o roller, insanı kendi öz dünyasında mülteci kılıyor ki bu içsel yalnızlığın telafisi gerçekten çok zor. Yine de bu uyum krizi üniversite hayatının mutlak bir kaderi değil, nitekim bağlar kuruluyor. İnsanın kendi karakterini, özünü koruyarak da sağlıklı arkadaşlıklar kurması mümkün. Bunun yolu, sırf yalnızlığı bastırmak için önüne çıkan her ortama kayıtsız şartsız entegre olmaya çalışmaktan değil; samimiyetin, ortak değerlerin ve hür düşüncenin değer gördüğü temiz alanları bulmaktan ve oralarda bulunmaktan geçiyor. Kendisi olmaktan korkmayan insanlarla kurulacak dostluklar gencin kimliğini kaybettirmiyor, aksine o dağılan mezosistemi sağlıklı bir şekilde yeniden inşa ediyor. Yeni arkadaşlarını, yeni ortamını geçmişiyle de paylaşarak sistemini genişletip kendisini geliştirdiği bir sürece dönüşmüş oluyor. Görünmezlikten kurtulmak, başkalarının gözünde var olmak demek değil. Hakiki aidiyet, sırf yalnız kalmamak için kalabalıklara benzemeye çalışmakta değil; üniversitenin ve şehrin temiz olan zeminlerinde kendi öz sesini koruyabilmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynakça:</p>
<p>Dr. Murat Ayhan, Boşluk</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yikilan-yalnizlik-yakilan-kisilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ETNA NEDEN BU KADAR AKTIF?</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/etna-neden-bu-kadar-aktif/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/etna-neden-bu-kadar-aktif/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Şenöz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 06:18:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HABER YORUM]]></category>
		<category><![CDATA[haber yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20816</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa&#8217;n&#305;n en aktif yanarda&#287;&#305; olan Etna&#8217;n&#305;n y&#305;llard&#305;r &#231;&#246;z&#252;lemeyen s&#305;rr&#305; bilim insanlar&#305; taraf&#305;ndan ayd&#305;nlat&#305;ld&#305;. Yeni yap&#305;lan bir ara&#351;t&#305;rma, dev yanarda&#287;&#305;n yerin kilometrelerce alt&#305;ndan al&#305;&#351;&#305;lmad&#305;k bir y&#246;ntemle beslendi&#287;ini ve normalde sadece &#231;ok k&#252;&#231;&#252;k yanarda&#287;larda g&#246;r&#252;len &#246;zel bir <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/etna-neden-bu-kadar-aktif/" title="ETNA NEDEN BU KADAR AKTIF?">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20816 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=ETNA NEDEN BU KADAR AKTIF%3F&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/etna-neden-bu-kadar-aktif/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/etna-neden-bu-kadar-aktif/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=ETNA NEDEN BU KADAR AKTIF%3F&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/etna-neden-bu-kadar-aktif/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F06%2Fetna-neden-bu-kadar-aktif%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F06%2Fetna-neden-bu-kadar-aktif%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/etna-neden-bu-kadar-aktif/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Avrupa’nın en aktif yanardağı olan Etna’nın yıllardır çözülemeyen sırrı bilim insanları tarafından aydınlatıldı. Yeni yapılan bir araştırma, dev yanardağın yerin kilometrelerce altından alışılmadık bir yöntemle beslendiğini ve normalde sadece çok küçük yanardağlarda görülen özel bir püskürtme mekanizmasına sahip olduğunu ortaya koydu. İtalya’nın Sicilya adasında bulunan 3 bin 400 metrelik devasa Etna, uzun süredir jeologlar için büyük bir muammaydı. Bilim insanları, yanardağın püskürttüğü lavın kimyasal yapısının ve oluşum biçiminin, bilinen yanardağ türleriyle örtüşmediğini fark etti. Araştırmacılar, yer kabuğundaki dev plakaların hareketlerinin, yerin yaklaşık 80 kilometre altındaki magma ceplerine baskı yaptığını keşfetti. Tıpkı bir süngerin sıkılması gibi, bu basınç altındaki magma da kabuktaki çatlaklar üzerinden yukarı doğru itilerek yüzeye çıkıyor. Normal şartlarda “petit-spot” olarak adlandırılan bu yöntem, genellikle sadece okyanus tabanındaki minik yanardağlarda görülüyor. Ancak bu sürecin Etna gibi devasa bir stratovolkan yapısında işlediğinin anlaşılması, bilim dünyası için büyük bir sürpriz oldu. Bu keşif, Avrupa’nın en aktif yanardağı olan Etna’nın neden bu kadar aktif ve hareketli olduğunu açıklarken, gelecekteki muhtemel patlamaların tahmin edilmesinde ve bölgedeki yerleşim yerleri için risk analizlerinin güncellenmesinde önemli bir rol oynayacak</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>AH ŞU ILAÇLAR!</strong></p>
<p>ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr, ülkede çok fazla kullanılan antidepresan ilaçlarının azaltılması yönünde kampanya başlattıklarını bildirdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-20818 aligncenter" src="https://www.gencyorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/07/gorsel1.png" alt="" width="678" height="381" /></p>
<p>Bakan Kennedy, “Amerika’yı Yeniden Sağlıklı Hale Getirme Enstitüsü” tarafından düzenlenen ve akıl sağlığı ile aşırı ilaç kullanımının ele alındığı toplantıda konuşmuş. Psikiyatrik ilaçların “azaltılmasını” teşvik eden yeni girişimini duyuran Kennedy, “Bugün, özellikle çocuklar arasında psikiyatrik ilaçların aşırı kullanımını ele alarak, ulusumuzun ruh sağlığı krizine karşı net ve kararlı bir adım atıyoruz” demiş. Kennedy, bu girişim kapsamında Madde Bağımlılığı ve Ruh Sağlığı Hizmetleri İdaresinin reçete yazma eğilimleri hakkında bir rapor yayınlayacağını da hatırlatmış. Söz konusu girişimle ayrıca “şeffaflık ve ruh sağlığı konusunda daha bütünsel bir yaklaşım” geliştireceklerini ifade eden Kennedy, “Bugün, özellikle çocuklar arasında psikiyatrik ilaçların aşırı kullanımını ele alarak, ulusumuzun ruh sağlığı krizine karşı net ve kararlı bir adım atıyoruz” diye konuşmuş. Bakan Kennedy, daha önce yaptığı açıklamalarda, serotonin düzeyini artıran bazı ilaçlarla okul saldırıları arasında muhtemel bir bağlantı bulunabileceğini öne sürmüş, bu ilaçların bağımlılık riskine ilişkin de tartışmalı değerlendirmelerde bulunmuştu. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) verilerine göre, 2020 yılında ülkedeki yetişkinlerin yüzde 16,5’i ruh sağlığı sorunları sebebiyle psikiyatrik ilaç kullanmış.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>HAREKETIN GÜCÜNÜN FARKINDA MIYIZ?</strong></p>
<p>sadece vücudu hareket ettiren mekanik bir motor olarak görmek büyük bir eksiklik. Bilimsel araştırmalar, kaslarımızın aslında tüm vücut sistemlerini etkileyen devasa bir endokrin (hormonal) organ gibi çalıştığını ortaya koyuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-20819 aligncenter" src="https://www.gencyorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/07/gorsel2.png" alt="" width="678" height="381" /></p>
<p>Kaslar kasıldığında, vücudun düzgün çalışması için hayati önem taşıyan ve miyokin adı verilen yüzlerce molekül salgılanmasına aracılık ediyor. “Egzersiz ilaçtır” kavramını bir adım öteye taşıyan uzmanlar, hareket etmenin nefes almak veya yemek yemek kadar temel bir biyolojik ihtiyaç olduğunu hatırlatıyorlar. Egzersiz sırasında salgılanan moleküller, vücudun iç dengesini düzenlenmesine vesile olur. En çok çalışılan miyokin olan interlökin-6 (IL-6), yüksek yoğunluklu egzersizlerde dinlenme haline göre 100 kat daha fazla salgılanarak güçlü bir iltihap önleyici etkiye sebep olur. Ayrıca vücut yağ dengesini koruyan irisin ve bilişsel işlevleri geliştiren BDNF gibi maddeler, İlahi sır gereği hareketin vücuttaki kimyasal habercileri olarak görev yaptırılır. Egzersiz sırasında salgılanan çok sayıda miyokin, bağışıklık hücrelerinin çoğalmasına da vesile olur. Bu durum, vücudun hastalıklara karşı direncinin artmasına yol açarken, birçok metabolik ve kalp-damar hastalığının kökeninde yatan kronik sistemik enflamasyonun azalmasına de sebep olur. Bilimsel deliller, egzersizle salınan moleküllerin yeni nöron oluşumuna vesile olduğunu da göstermiştir. Bu maddeler zihni gerilemeye karşı koruma vesilesi olmakta.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“DIJITAL OBEZITE” TEHLIKESI KAPIMIZDA</strong></p>
<p>Teknolojik araçlar ve sosyal medya kanalları üzerinden gereğinden fazla bilgi ve malzeme tüketilmesinin ‘dijital obeziteye’ neden olduğu uyarısı yapıldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-20820 aligncenter" src="https://www.gencyorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/07/gorsel3.png" alt="" width="678" height="381" /></p>
<p>Uzmanlar, zihinsel ve fiziksel sağlığı korumak için belirli sürelerle dijital cihazlardan gönüllü olarak uzak durulması anlamına gelen ‘dijital detoks’ tavsiyesinde bulundu. Bartın Üniversitesi Sosyal Bilgiler Eğitimi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Fatıma Betül Demir Evcimen, ruhsal ve fiziksel sağlığı olumsuz etkileyen teknoloji bağımlılığına karşı “dijital detoks” (akıllı telefon, bilgisayar ve sosyal medya gibi dijital cihazlardan belirli süre gönüllü olarak uzak durmak) tavsiyesinde bulundu. Uluslararası alanda yayımlanan “Dijital Obezite Ölçek Geliştirme”, Dijital Obezite ile Dijital Okuryazarlık İlişkisinin Belirlenmesi” ve “Dijital Detoks, Dijital Diyet ile İlgili Çalışmaların Meta Analizi” gibi bilimsel makalelere katkı sağlayan Evcimen, dijital araçlar ve veri kaynaklarından içerik, bildirim veya bilginin gereğinden fazla alınmasının, “dijital obezite”ye neden olduğunu söyledi. Dijital obeziteyi çağın en büyük tehlikelerinden biri olarak niteleyen Evcimen, “Telefonsuz kaldığınızda veya internet kesildiğinde kaygı durumu yaşıyorsanız, çeşitli platformlardaki dizi gibi içerikleri üst üste izliyorsanız, fotoğrafınızı çekip sosyal medyada paylaşıyor, yorum ve beğenileri sıklıkla takip ediyorsanız dijital obezite eğiliminde olduğunuzu söyleyebiliriz.” dedi. Evcimen, erken yaşlarda dijital araçlarla tanışan çocuklarda ailelerin, “dijital ebeveynliği” (ebeveynlerin çocuklarının dijital dünyadaki deneyimlerini sağlıklı yönetmelerini sağlayan yaklaşım) benimsemesinin önemli olduğunu vurgulayarak, “Çocukların dijital araçlarla erken yaşta tanıştığı düşünüldüğünde, ebeveynlerin çevrim içi ortamlarda sınırlar koyarak onları güvende tutmaları kritik rol oynamaktadır. Bunların dışında dijital diyet, dijital detoks gibi uygulamalar da söz konusudur” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/etna-neden-bu-kadar-aktif/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YALNIZLIK, VEFA YAHUT YALNIZCA VEDA</title>
		<link>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalnizlik-vefa-yahut-yalnizca-veda/</link>
					<comments>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalnizlik-vefa-yahut-yalnizca-veda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman TEZER]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 06:14:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KAPAK YAZILARI]]></category>
		<category><![CDATA[kapak yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.gencyorumdergisi.com/?p=20814</guid>

					<description><![CDATA[D&#252;nya ihtiyarl&#305;yor. Bunu sosyal hayat&#305;m&#305;zda derinden hissediyoruz. &#304;htiyarlayan d&#252;nyada insanlar&#305;n bir k&#305;sm&#305; kalabal&#305;klar i&#231;inde yaln&#305;zla&#351;&#305;yor, bir k&#305;sm&#305; yaln&#305;z kalmay&#305; tercih ediyor, di&#287;er bir k&#305;sm&#305; da yapayaln&#305;z b&#305;rak&#305;l&#305;yor. &#304;leti&#351;im vas&#305;talar&#305; ve vesaitler terakki ettik&#231;e insanlar&#305;n yaln&#305;zla&#351;malar&#305; <a class="mh-excerpt-more" href="https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalnizlik-vefa-yahut-yalnizca-veda/" title="YALNIZLIK, VEFA YAHUT YALNIZCA VEDA">[...]</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="simplesocialbuttons simplesocial-round-icon simplesocialbuttons_inline simplesocialbuttons-align-centered post-20814 post  simplesocialbuttons-inline-bottom-in">
<button onClick="javascript:window.location.href = this.dataset.href;return false;" class="simplesocial-email-share" aria-label="Share through Email"  rel="nofollow"  target="_blank"   data-href="mailto:?subject=YALNIZLIK%2C VEFA YAHUT YALNIZCA VEDA&body=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalnizlik-vefa-yahut-yalnizca-veda/"><span class="simplesocialtxt">Email</span></button>
<button class="simplesocial-pinterest-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Pinterest Share" onClick="var e=document.createElement('script');e.setAttribute('type','text/javascript');e.setAttribute('charset','UTF-8');e.setAttribute('src','//assets.pinterest.com/js/pinmarklet.js?r='+Math.random()*99999999);document.body.appendChild(e);return false;" ><span class="simplesocialtxt">Pinterest</span></button>
<button class="simplesocial-fb-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Share" data-href="https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalnizlik-vefa-yahut-yalnizca-veda/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Facebook </span> </button>
<button class="simplesocial-twt-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Twitter Share" data-href="https://twitter.com/intent/tweet?text=YALNIZLIK%2C VEFA YAHUT YALNIZCA VEDA&url=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalnizlik-vefa-yahut-yalnizca-veda/" onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '', 'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600');return false;"><span class="simplesocialtxt">Twitter</span> </button>
<button class="simplesocial-msng-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="Facebook Messenger Share" onClick="javascript:window.open( this.dataset.href, '_blank',  'menubar=no,toolbar=no,resizable=yes,scrollbars=yes,height=600,width=600' );return false;" data-href="http://www.facebook.com/dialog/send?app_id=891268654262273&redirect_uri=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F06%2Fyalnizlik-vefa-yahut-yalnizca-veda%2F&link=https%3A%2F%2Fwww.gencyorumdergisi.com%2F2026%2F06%2Fyalnizlik-vefa-yahut-yalnizca-veda%2F&display=popup" ><span class="simplesocialtxt">Messenger</span></button> 
<button onClick="javascript:window.open(this.dataset.href, '_blank' );return false;" class="simplesocial-whatsapp-share"  rel="nofollow"  target="_blank"  aria-label="WhatsApp Share" data-href="https://api.whatsapp.com/send?text=https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalnizlik-vefa-yahut-yalnizca-veda/"><span class="simplesocialtxt">WhatsApp</span></button>
</div>
<p>Dünya ihtiyarlıyor. Bunu sosyal hayatımızda derinden hissediyoruz. İhtiyarlayan dünyada insanların bir kısmı kalabalıklar içinde yalnızlaşıyor, bir kısmı yalnız kalmayı tercih ediyor, diğer bir kısmı da yapayalnız bırakılıyor. İletişim vasıtaları ve vesaitler terakki ettikçe insanların yalnızlaşmaları da o nispette hızlanıyor. Gençler yalnızlaşıyor, kuytulara çekiliyor. İhtiyarlar da yalnız bırakılıyor. Bizim kültürümüzde ihtiyarların yalnız kalmasının yeri yoktu; fakat âhirzamanda o da hayatımızdaki yerini aldı. Peder ve valide, onca emek verdikleri evlatlarının yanına sığmaz oldular. Kardeş kardeşe katlanamaz oldu. Dedeler ve nineler için huzurevi dışında bir yer akla gelmez oldu. İnsanların bir kısmı yalnızlaşıyor, bir kısmı da diğer bir kısmını yalnızlığa itiyor. İhtiyarlar, ailelerin hayatında patili dostlar(!) kadar yer bulamamaya başladı. Hayvanları baş tacı edip onları lüks içerisinde yaşatırken ihtiyarlar hanelerden, hayatlardan çıkarıldı. Kedi ve köpeği evimize alırken ihtiyarları evden gönderip hayvanlara yer açmaya başladık. Anne karnından itibaren üzerimizde hakkı olanlara gösterilmesi gereken ilgiyi; peder ve valide yerine sevimli hayvanlara göstermeye başladık. Sonuç: İmkânı olanların bir kısmı huzurevi adı verilen o “huzurlu(!)” yalnızlık merkezlerine taşınırken, bir kısmı da insanlardan gördükleri ve göremediklerine karşı fıtrî bir küskünlükle büsbütün kabuğuna çekiliyor. Modern dünyanın “bağımsızlık” ve “özgürlük” illüzyonu, insanı hayatın sonunda kupkuru bir kimsesizlikle baş başa bırakıyor. Yalnız yaşıyor, yalnız ölüyorlar; öyle ki bu trajik gidişten ancak haftalar, aylar sonra haberdar olunabiliyor.</p>
<p>Peki, bu handikaptan çıkış nerede? Çözüm ne? Çözüm; modernitenin bizi içine hapsettiği o hodendiş, bencil, sadece “ben” odaklı konfor alanlarından çıkmaktan geçiyor. İnsanın insanla, evladın ebeveynle bağını koparan bu manevi tahribata karşı reçete yine kendi değerlerimizde saklı: Hürmet ve Şefkat Dengesi: Bediüzzaman Hazretleri’nin İhtiyarlar Risalesi’nde, Hastalar Risalesi’nde ve Muhabbet bahsinde sıklıkla vurguladığı üzere; ihtiyar ebeveynler evlerimizin birer “bereket direği” ve “rahmet vesilesidir.” Onları hayattan soyutlamak değil, bilakis hanelerimizin baş köşesine oturtmak hem insanî bir borç hem de İlahî rahmeti celbedecek bir anahtardır. Huzurlu bir evin en güzel tablosu; içinde ihtiyar peder ve validenin bulunmasıdır. Bir evin en güzel vitrini ihtiyar ebeveynin oturduğu köşedir. Sıla-i Rahim ve Komşuluk Hukukunun İhyası: İletişim araçlarının bizi sahte bağlarla oyaladığı bu çağda, fizikî ve kalbî yakınlığı yeniden tesis etmek zorundayız.</p>
<p>Akrabayı arayıp sormak, mahalledeki yaşlının kapısını çalmak, “Cemaatte rahmet vardır” sırrınca yalnızlık kutularından çıkıp toplumsal dayanışmayı canlandırmak ilk adımdır. Şefkatin Mecrasını Doğrultmak: Hayvanlara şefkat göstermek inancımızın ve insanlığımızın bir gereğidir, buna şüphe yok. Ancak ‘şefkat hissi’ fıtrî mecrasından sapıp, insanı insandan uzaklaştıran ve ebeveyni dışlayan bir raddede hayvanlara karşı olan şefkat bir “ikame” aracı haline geliyorsa, burada ciddi bir fıtrat bozulması var demektir. Hayvanı yaratılış gayesine uygun bir merhametle sevip, insana ve ebeveyne hak ettiği en yüksek hürmet ve muhabbeti göstermek, fıtrî dengeyi yeniden kuracaktır. Yoksa hayvanları evcilleştirip de ihtiyarları ‘evsizleştirip’ vuhûşa mazur bırakmak kâr-ı akıl değil, vahşetin başka bir şeklidir. Son Söz: Dünya ihtiyarlarken kalplerimizin de onunla birlikte katılaşıp yaşlanmasına izin vermemek bizim elimizde. Modern dünyanın “yalnız ölümler” istatistiğine birer kurban olarak geçmek istemiyorsak; bizi birbirimize bağlayan imanı, sevgiyi ve hürmeti yeniden kuşanmalı; evlerimizi huzurevlerinin birer istasyonuna değil, hakikî huzur hanelerine dönüştürmeliyiz, vesselâm</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.gencyorumdergisi.com/2026/06/yalnizlik-vefa-yahut-yalnizca-veda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
