Dünyanın en süper marketi: Dedemin Bakkalı

“Çocukların yetişkinlerle iletişimde dikkat etmesi gereken hassas konular bu kitapta.
Tam on madde. Oku ve dikkat et…
Sana bir sır vereyim:
Yetişkinler…
Her yerdeler…”

Şermin Yaşar (Çarkacı)’ın dedesinin bakkalında çıraklık yaptığı yıllarındaki anılarından ilhamla kaleme aldığı kitap için okuyucu yaşı belirlemek imkânsız. Kaç yaşında olursan ol zevkle okuyacağın bu kitap, aslında bir yetişkinlerle yaşama rehberi gibi sevgili Keçeli!

Kitap o kadar eğlenceli ki; Kapağıyla, tasarımıyla, resimleriyle (evet bolca resimler olan bir kitap) hiç sıkılmadan bir çırpıda hüp diye içine çekiyorsun kitabı. Ama aynı zamanda küçük kızın defterine aldığı her bir notta gerçeklik payı olduğunu anlıyorsun ve küçükken yaşadığın veya gözlemlediğin kadarıyla, çocukların maruz bırakıldığı bazı tavırların aslında ne kadar baskıcı olduğunu fark ediyorsun.

Bunlara “rehber”den örnek vermek gerekirse:

“Yetişkinlere nazik davranma. Nezaketten zerre kadar anlamıyorlar. İstediklerini yap geç, afiyet mi olacak, boğazlarına mı duracak, kendileri bilir. Gün gelir bütün ekmeğe sürmeli çikolataların içinden afiyet olsun kâğıtları çıkar, o zaman senin değerini anlarlar” diye bir madde ekliyor rehbere, üzerine kibrit çöpüyle ‘Afiyet olsun’ yazdığı bir kavanoz çikolatayı gerisin geri bakkala getiren adamın ve dedesinin kavgası üzerine. Neymiş efendim bu çikolata açılmışmış, üzerine yazı yazılmışmış, sanki küfür yazdı zavallı kızcağız, ne var bunda kızacak?

Bakkalın kâr etmesi için denemediği strateji kalmayan küçük kız her seferinde bir yetişkin tarafından geri püskürtülüyordu, ama bir de hırsız tehdidi vardı, ya bir gün bakkala hırsız girerse? Küçük kızın çözümü basitti:

“Hırsız içeriye girerse, ‘Hoş geldiniz, burası küçücük bir köy bakkalı, günde en fazla şu kadar para kazanıyoruz, o kadarcık para için kendinizi yormanıza, adınızı kirletmenize gerek yok, buyurun bir gazoz açayım dinlenin, gidin’ falan diyebilirdim, sonuçta tatlı dil yılanı deliğinden çıkartıyorsa hırsızı da bakkaldan çıkartabilirdi.”

Yapmak istediği her yeniliği ‘üçkâğıtçılık’ olarak adlandıran yetişkinlere karşı da kendini böyle açıklıyor küçük kız: “Aslında biz çocuklar gayet dürüst insanlarız, yaptıklarımızı gizlemeye, gizli gizli işler çevirmeye bizi kendileri sevk ediyorlar. Sonunda bizi de kendilerine benzetecekler.”

Çünkü fakir müşteriye bedava ürünler verip, zaten zengin olan müşterinin hesabına yazan bu kızcağızın ne gibi bir art niyeti olabilir ki?

Yazar kendi deyimiyle “Ticaret hayatında tam gaz koşturdu, ama her seferinde yetişkinlerin dünyasına tosladı.”

İyi okumalar Sevgili Keçeli!

 

1 Yorum

  1. Hocam şöyle bir durum var. Kitabı çocuklar da eğlenceli buluyor. Çocuk gerçekliğine uygun, okumayı sevdirecek bir yapısı da var ama ana karakter yaptığı hataların sorumluluklarıyla yüzleşmiyor. Örneğin herkese kafasına göre ilaç veriyor ancak bunun bir sonucu yok. Kendi blogumda da uzun bir incelemesini yazdım hatta. – https://kitapyorumlar.com/sermin-yasar-dedemin-bakkali-incelemesi/ – Olanak bulur okursanız mutlu olurum.

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*