EDEBÎ YORUM

İnsan

Evvelden dağlar üstlendi esrarengiz bu kadim sırrı. Âhirinde bulutların yüreği sızladı. Acıdan ve kederden paramparça, harabe ve virane oldu dağlar ile. Sonra uslandı dağlar, uslandı bulutlar. Ancak yükü cisminden, sözü aklından ve izi yüreğinden ağır […]

EDEBÎ YORUM

Ramak kalada mıyım?

Bu bir rüya mı, hakikat mi? Rüya ise gerçekliğim nerede; hakikat ise efkârım? Gerçekliğimiz varlığımız ise geriye efkârlanmak düşüyor bize. Öyleyse “düşlemek” değil “düşünmek” vakti. Zindanlardan, aynalara ne kaldı ki… Zindanda kaç ayna biriktirdik? Hep […]

KEYFİNCE LÜGÂT

Keyf/ince lügât

  İlân (Değildir): Kelime hazinesi renkli, çeşitli, bol, duraksamasız, yalansız, riyasız, içi dışı bir, arada, tam yerinde fıkralı, bilmeceli, şiirli, atasözlü, vecizeli, tebessümlü, mizahlı, aforizmalı, resmî değil ciddî konuşmacılar aranıyor! *** Kelime Harçlığı: Sonra topladı […]

KEYFİNCE LÜGÂT

Bu çağa reddiye diyedir

Şu ân dünyanın birinci ihmal ettiği şey “eğitim” olsa gerek. Başkaları ne der bilemem de eğitimin bizdeki adı -son zamanlara kadar- “terbiye” idi. Bu eğip bükmek demek olan kelime içimize gireli; epeyce bir hâl oldu […]

KEYFİNCE LÜGÂT

Keyf/ince Lügât

Karanlık Adamlar: Bak; beni oyalıyorsunuz! Alacaktı/verecekti… Eşyalar… Oydu/buydu… Tamam; tadında bırakın şunu! Şuraya misafirliğe gelmişim! Şu mevsimlerin renk dönümlerini, kuşların saadetini seyretmek istiyorum; yakamı paçamı çekiştiriyorsunuz! Allah aşkına, siz kimsiniz, nesiniz?! Kopya: Kopya çekmek serbest; […]

KEYFİNCE LÜGÂT

Okurken güzelleşir insan

Kitap okunmayan yerlerde “tartışma/kavga” eksik olmaz! * Kelimeler ve iklim akraba mı ki… açınca bir kitabı mevsimlerden, mevsimlere… * Kitap okunmuyorsa bir yerde; daha konuşulacak ne var ki! Ve ülkemin kitapla arası açık; çok açık… […]

ŞİİR

Müheyya

Şu saray-ı âlem ki Sâniî ister ki olsun zahir Öyle şiddetli ki zuhuru Görmek göz ile mümkün değil   Sen ey insan, şu âlemde Zişuurların en eşrefi Tenezzül eylemiş Allah Sana hitab etmeyi   Sen […]

EDEBÎ YORUM

Ruhun arayış masalı

Her arayan bulamazmış, ama bulanlar arayanlarmış. Bilinen yol mu doğruymuş acaba; yoksa gidilen yol mu doğruymuş? Bilmek ve aramak ve bulmak ve görmek için yola çıkmak gerekiyormuş. Yola çıkmak ise, yoldan çıkmakmış. Gemileri yakmakmış. Uykuyu, […]

KEYFİNCE LÜGÂT

Fatih Mahkemesi’nde kendimi yargılarken

Gülfem Hatun Sokak’ı arıyoruz. Fatih’in hesaba çekildiği mahkeme imiş. Pazar günleri lafın kucağa düştüğü sohbetler oluyormuş meğer. Bir delikanlıya soruyorum. Tarif ediyor. Ayaküstü bilgi de veriyorum. Fatih’in o mahkemede sorgu suale çekildiğini söylüyorum; şaşırıyor. *** […]

KEYFİNCE LÜGÂT

Ramazan: Sükûnet ülkesi

-Ramazanın geldiği belli olsun; gittiği belli olmasın- “Oku!”makla Başlar Her Şey Ramazan… Kim olduğuma açılan kapı… Başta, ortada, sonda: İkra, ikra, ikra! Ramazan… O ilk teravih, o ilk heyecan… Çocuk bakışlı, Kur’an nakışlı… Ta çocukluğumdan […]