Bir mutluluk sorgusu

Mutluluk, teşhis edilmesi zor bir hissiyat. Bazen var, bazen yok. Onu sebeplere bağlamak da çok mümkün değil. Bir gün sizi mutlu eden şey ertesi gün mutsuz edebilir çünkü. Fakat esasında epey önemli bir şey. İnsanlar mutlu olmak için yaşıyor gibi. Yahut mutsuz olunca yaşamak istemiyor.

Hakikaten, mutluluk nasıl bir şeydir? Elle tutulabilen şeylerle mi kazanılır yahut tamamıyla manevî şeylerle mi? Ya da en başta; o kazanılan bir şey midir? Belki de verilen, öylece ortaya çıkan bir histir? Bu sorulara herkesin bir cevabı vardır. Gerçi üzerine hiç düşünmediği için cevap veremeyecek olanlar da olabilir. Her ne ise, biz üç gence sorduk. Üç güzel cevap aldık. Sorularımız ise şöyleydi:

“Sizce mutluluk nedir? 

Mutlu musunuz?

Mutlu olmak için sizce gerekli olan nedir?”

Yunus İDE

Mutluluk… Binlerce yıldır gizemini ve şifresini koruyan bir kelime, bir sır… Bu soruya aklımın yettiğince, bilgi sınırlarım çerçevesinde cevap verebilirim ancak. Çünkü mutluluk bir soruyla cevap bulamayacak kadar derin, bir cevapla anlatılamayacak kadar manalı bir sözcüktür. Bence mutluluk; insanın sabırla beklediği ama ihtirasla da olmasını istediği şeylerin tümüdür. Yani olması beklenilen her şeydir. Bu şey; belki bir hayal olabilir, belki bir istek, bir arzu ve hatta bir dua olabilir. Bunların gerçekleşmesinin sonucunda insanın ruhunda oluşan duyguya “mutluluk” diyoruz.

“Mutlu musunuz?” diye sorulsa net bir cevap veremem. Mutluluk ile mutsuzluk arasında gidip gelen bir ruh haline sahibim. Hayatımda olumlu bir olay yaşarsam mutlu, aynı anda olumsuz bir olay yaşayınca mutsuz olabiliyorum. Ama şunu net olarak söyleyebilirim ki; insanın mutluluğu da mutsuzluğu da uzun süreli değildir. Elimizdekilerin kıymetini bilerek, çevremizdekilerin değerini bilerek yaşarsak mutluluğumuz mutsuzluğumuzdan daha uzun sürebilir. En önemlisi de Allah’ı bilen, şükreden bir kul olursak bu mutluluk daimî olur. Tek uzun süreli mutluluk budur diyebilirim.

Mutluluk hem her yerdedir hem de hiçbir yerdedir. Mutluluk kelebek gibidir. İnsanın ruhuna konar. Her ruha konmaz tabi. Çünkü her ruh aynı değildir. Bazı insanlar yeni bir bilgi öğrenerek, bazıları yeni yerler keşfederek, bazıları da elindekilerini ihtiyaç sahipleriyle paylaşarak mutlu olabiliyor. Ve daha daha uzatabiliriz bunu… Mutlu olmak için mutluluğu kendine çekmek gerekir. İlk cümlemde de bahsettiğim gibi; mutluluk her yerdedir. Peki, sen neredesin?

Rabia Nur

Bu sorunun insanın anlık durumuna göre cevabının değişebileceğini düşünmekle birlikte, ben net bir cevap verecek kadar yol kat etmediğim kanaatindeyim ancak en azından mutluluğun ne olmadığı hakkında bir fikrim var.

Mutluluk kaygan ve soyut, ulaşılamaz olduğu oranda çekici, öznel olduğu ölçüde de ulaşılamaz. Öznellik ise kişi karakterini keşfettikçe mutluluğa yüklenen anlama eklenen detaylardan geliyor. Toplum tarafından yüceltilen kazanımların elde edilmesi ise, kişiye mutluluğun çoğunluk tarafından arzulanan herhangi bir şeyde aranmasının genelde vakit kaybı olduğunu öğretiyor. Bu noktada bir ihtimal mutluluk daha ulaşılmaz görünüyor, çünkü maddî bir çaba ile elde edilebilecek bir değer olmadığı ortaya çıkıyor, ancak kişi bu yolla en azından hırs ve kıskançlık gibi duygulardan da kurtuluyor, çünkü bu duyguların onu hiçbir yere götüremeyeceğini fark ediyor. Mutluluk başkalarının elinden çekilip alınarak, onları eleyerek ya da özendirerek elde edilebilecek bir şey değil. Bence mutluluk bir final çizgisinin ötesinde birbirimizi geride bırakarak ulaşabileceğimiz bir yerde değil, içimizde bizi bekliyor ve tamamen şahsî. Bence mutlu olabilmek için ise insanın kendi kabuğundan çekirdeğine inmesi gerekiyor. Bir gün çekirdeğime ulaşıp mutlu olabileceğime dair umutluyum.

Bilal Bozkurt

An’dır.

Anabilmektir.

An’layabilmektir.

Mut’main olabilmekten geçer.

İtminanla hemhal olabilmektir.

Hem öyle olması lazım; rahatlık, sakinlik, huzur ile aynı bağlamda kalabilmek mutluluk.

“Kalp rahatlığıyla müteallik.”

O’nu anmakla, O’nu anlamakla imtizaç edebilmektir mutluluk.

Tek olana, O’nun rızasına sarf edildiğinde vasıl olunan neyse o işte mutluluk…

Mutlu muyum peki?

Sual tarifle alâkadar hafsalamda.

O’nunlayken, anarken, anlarken evet.

Masivadan tecerrüd ettikçe, edebildikçe evet.

Gayr’dan uzaklaştıkça ve manaya harf ile baktıkça, okudukça mutluyum.

Kasavet-i kalp O’nu andıkça zir ü zeber. Saadet hâsıl… Sonrası ezber…

Bir isme tutunmak lâakal.

Onun adıyla her dem hem hal.

 

Elzem olan..

Yaşamın büyük ustalarından “tek düze yaşamda gizli” demişti.

Tek düze kalabilmek, tek ve düz kalabilmek.

İstikamet üzerine kalabilmek, tek olanla yetinebilmek.

Yalnız Biri istemek,

Yalnız Birini çağırmak,

Yalnız Birini talep etmek,

Yalnız Biri görmek,

Yalnız Birini bilmek,

Yalnız Birini söylemek,

İşte size mutluluk…

 

Röportaj:
M. Said Zeki
Emine Bakırlıoğlu
Emine Sultan Çakır

1 Yorum

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*