Uyanın, ömrümüzden yiyoruz!

Herkese merhabalar sevgili okurlar,

Bahar aylarının sıcaklığını yavaş yavaş hissediyoruz, içimiz hep bir kıpır kıpır. Her ne kadar yapamasak da şöyle bir dışarı çıkıp özgürce dolaşmak istiyor insan. Direnin! Az kaldı, bu günler de geçecek Allah’ın izni ile…

Sizlerle uzun zamandır birlikteyiz, yazdıklarımı sizden önce kendim denedim ve tavsiye ettim, deneyimlerimi paylaştım, yeri geldi birlikte gezdik. Şimdi ise en çok yapmak istediğim şeyi birbirimizden destek alıp yapabilmeyi umut ederek size yazıyorum. Düzenli bir hayat için aslında uzuun bir zamandır çabalıyordum. Ne yazık ki online sistemin dezavantajlarından olan tembellik ya da “Nasılsa yaparız” bahanesiyle erteleyerek bu zamana kadar alışkanlık haline getiremediğim “erken uyanma” faaliyeti. Sen ne kadar zor bir alışkanlıksın böylee J

Evet, aslında erken uyanmayarak kendi ömrümüzden yiyoruz. Yapabileceğimiz birçok şeye erken uyanarak zaman ayırmak varken, o zamanı uykuda geçirerek kendimize az bir vakit bırakıyoruz. Şimdi buraya, aslında hayatta başarılı olmuş insanların az uyuduğunu vs. araştırarak uzun uzun yazmayacağım, fakat hepimiz biliyoruz ki az uyumak, kendimize çok vakit ayırmak hayatta daha mutlu ve başarılı olmamız için büyük bir adım. Gelin bunu birlikte başaralım!

Beyin gelişiminden tutun, kalp rahatsızlığı, felç gibi birçok hastalığa, kilo alımından depresyona girmeye kadar fizikî ve ruhî olarak sayısız zararı olan çok uyumanın, günümüzün bereketini almasına kadar birçok da manevî zararı vardır. Erken uyanmayı alışkanlık haline getirebilirsek, gerek biyolojik gerek psikolojik olarak bize çok iyi geleceğini hepimiz biliyoruz. Öncelikli olarak ömrümüz bereketlenecek, yani daha fazla yaşayabileceğiz. Günü ne kadar değerlendirebilirsek kendimizi o kadar fazla geliştireceğiz. Kendini geliştirmeye başlayan bir insan psikolojik olarak ne kadar mutlu olduğunu fark edecek. Mutlu olan her insan daha sağlıklı olacak. Yani aslında kendimiz için en iyi ödülü vermiş olacağız. Ki bunları internetten araştırmadan aklıma geldiği kadarıyla aktardım sizlere, mutlaka internetten baktığımızda bunların yanında daha ne çok ve güzel faydalarının olduğunu bulabiliriz.

Erken uyanmak için bana kalırsa ilk olarak, net bir şekilde bunu istediğimizi ve yapmak için çaba sarf edeceğimizi kendimize inandırmalıyız. İnanmak başarıya götüren ilk adım. Daha sonrasında gerçekten önemli olan bir nokta; uyandığın zaman ne yapacağın. Bunun planının mutlaka önceden yapılması gerektiğini düşünüyorum. Mesela ben sabahları ders çalışan biri olmadığım için ne zaman erken uyanmak için niyet etsem “Şimdi kalkınca ne yapacağım? Zaten ders çalışmıyorum…” diyerek uyumayı tercih eden biriyim. Ama ders dışında yapabileceğimiz o kadar çok şey var ki… Kitap okumak, istediğimiz konuları araştırmak, günümüzü planlamak, egzersiz yapmak, yürüyüşe çıkmak…

Erken uyanma alışkanlığı edinebilmek için neler yapabiliriz? Erken uyumaya ya da uyumadan önce beslenme tarzımıza dikkat edebiliriz. Sabahları uyandığımız zaman “5 dakika daha uyuyayım” diye saati ertelemeden, kalkıp yüzümüzü yıkayarak, su içerek veya penceremizi açıp temiz havayı içimize çekerek uykumuzu açmayı deneyebiliriz. Uyandığımız zaman yapacağımız şeyleri düşünerek kendimizi teşvik edebiliriz. Gerekirse telefonumuza erken uyanmaya teşvik edici programlar bile indirebiliriz. Zaten biz yeter ki erken uyanmanın ne kadar güzel bir başlangıç olduğunu, ömrümüze bereket kattığını anlayalım ve gerçekten bunu isteyelim.

Erken uyandığımız, programlı, bereketli bir günün sonunda her işimizi halletmenin ve kendimize daha çok vakit ayırmış olmanın vermiş olduğu sevinci yaşamak, daha sonra saatimize bakıp “Aa tüm planlarımı gerçekleştirmişim, henüz daha akşam olmadı” diyebilmek… Bunlar benim için güzel hevesler J

Sevgili Genç Yorum okurları; sizlerle kendi yaşamım için, en çok kazanmak istediğim alışkanlığı paylaşmak istedim. Bu güzel ve faydalı alışkanlığı kazanabilirsek, ömrümüzü bereketlendirip, kendimize daha çok zaman ayırabileceğimiz, kendimizi daha çok geliştirebileceğimiz yıllarımız olur. Uyanın, çünkü gerçekten kendi ömrümüzden yiyoruz!

Ve sizlerle okuduğum zaman çok etkilendiğim bir alıntıyı paylaşarak yazımı sonlandırmak istiyorum. Eğer neden kendimizi geliştirelim, öğrenmeye açık olalım diye düşünenler var ise:

“21. Yüzyılın câhilleri, okuma yazma bilmeyenler değil; yanlış öğrendiklerini unutamayan, yeniden öğrenmeye, değişime ve dönüşüme açık olmayanlar olacaktır.”

Alvin Toffler

Sevgilerimle, sağlıcakla kalınız..

 

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*