Z kuşağı ve eğitim

Genel olarak 1997 ve 2012 seneleri arasında dünyaya gelen nesiller Z kuşağı olarak adlandırılmaktadır. Bu nesil, siyasîlerin ve uzmanların dilinden düşmeyen bir konu haline gelmiştir.

Teknolojinin bu denli gelişmesi ve yaygınlaşması, hâliyle nesillerimizi de etkiliyor. Artık bilgi avuçlarımızın içerisinde, her an her türlü bilgiye ulaşabilmek mümkün. Bu durumun iyi ve faydalı yanları olduğu gibi kötü ve zararlı yanları da mutlaka olacaktır.

Günümüz gençlerinin önemli bir kısmı, toplumsallaşmadan çok “bireyselleşme”ye önem veriyor. Kuralların onlar için fazla bir önemi yok. Kendine has kurallar koyma sevdasında ve bunun en doğrusu olacağını düşünüyorlar. Birçoğu ailelerinin veya akrabalarının izinden gitmek yerine kendi yollarını çizmek istiyor.

Bu kuşağın genel kaygısı ve amacı “Gelecekteki işim ve refah seviyem ne olacak?” düşüncesidir. Dünyanın ve ülkenin gidişatına bakacak olursak, bunun boş bir kaygı olmadığını görürüz aslında. Giderek artan insan nüfusu ve istihdam alanlarının yetersizliği yeni yetişen nesillerde gelecek kaygısının en büyük problem hâline gelmesine sebep olmuştur.

Devletlerin ve hükümetlerin genel tutumları ise, “Var olan düzen değişemez, insanlar ayak uydurmak zorundadır” şeklinde. Bu durum da yeni nesillerin var olan düzene ve kurallara karşı asi tavırlar takınmalarına sebep olmaktadır.

Bu sorunların giderilmesi için eğitim sistemlerinin de gözden geçirilmesi ve köklü değişikliklere gidilmesi gerekmektedir. Öncelikle eğitimde sağlam bir ahlâk bilgisi ve şuuru verilmelidir. Buna en az Matematik ve Edebiyat dersleri kadar önem verilmelidir.

Başta 8-12 yaş grubuna verilecek sağlıklı bir eğitim ile doğru bireyler hâline gelmeleri temin edilmelidir. Öncelikli önem vereceğimiz husus bireylere bir meslek edindirmekten ziyade hak, hukuk, adalet, eşitlik, merhamet gibi değerleri kazanmalarını sağlayarak düzgün birer insan olarak yetişmelerini sağlamak olmalıdır.

İyi bir eğitim almadan yetişen bireyler diğer insanlara karşı empati ve saygı gibi davranışları göstermekte zorlanırlar. Bu durum bu bireylerin toplumda yaşamanın gerektirdiği niteliklerden uzak bir kişiliğe bürünmelerine sebep olur. Bu yüzden darp, yaralama, cinayet gibi şiddet içeren durumlar bir hayli artmaktadır. Bireylerin tüm toplumda sıkıntıya sebep olan bu tutumlarını engellemek için eğitime çok fazla iş düşmektedir.

Küçüklükte yaşanan olaylar insanları çok farklı yollara saptırabilmektedir. Örneğin, anne şefkati almamış bir bireyin karşısındaki insana merhamet duygusu beslemesi güç olabilir. Veyahut aile bireylerinde olumsuz bir davranış gören bir çocuk, yetişkinlik çağına erdikten sonra da ailesinden gördüğü davranışları kurduğu aileye ve çevresine yansıtma eğiliminde olacaktır. Bu yüzden de eğitim kurumları, çocuklukta ailelerinden alamadıkları değerleri bireylere kazandırmalıdır.

Bu sayede yeni nesiller ülkelerine bağlı doğru insanlar olarak yetişecekler; milletini seven, suçtan ve kötü alışkanlıklardan uzak insanlar haline geleceklerdir.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*