Sosyal medya

Teknolojinin sosyolojiyi değiştirdiği ve şekillendirdiği bir dönemde yaşıyoruz. “Geliştirilen” teknoloji ve onun ürünü olan çeşit çeşit cihazlar hayatımızı etkiliyor, şekillendiriliyor. Hayatımıza yeni âdetler girmesine, pek çok eski âdet ve alışkanlıklarımızın da hayatımızdan çıkmasına sebep oluyor.

Teknolojinin en önemli getirilerinden biri internet ve sanal dünya. Sanal dünyanın en etkili ve yaygın kullanılan ortamlarının başında ise sosyal medya geliyor. Facebook, twitter, instagram vb. farklı platformlarda açılan hesap ve profillerle kendimize dünyalar kurmuşuz ve oralarda “sosyalleşme”ye çalışıyoruz.

Elimizdeki akıllı telefonlar ve internet sayesinde istediğimiz her yerde ve her anda birkaç dokunuşla sosyal medyadaki sanal dünyalarımıza geçiş yapabiliyoruz. İlgi alanımıza giren kişileri, hesapları takip ediyor, beğenilerimizi belirtiyoruz; kendimizle ilgili paylaşımlarda bulunuyor, beğeniler alıyoruz.

Eşimiz dostumuz, akrabalarımızın hemen hepsi orada. Yaptıkları paylaşımlardan onların ne durumda olduklarına dair bilgiler ediniyoruz. Onlarla iletişimimizi sosyal medya üzerinde sağlayabiliyoruz. Sohbet edebiliyor, bayramlaşma, tebrik, taziye mesajlarımızı sosyal medya üzerinden iletebiliyoruz.

Sosyal medya artık hayatımızın bir parçası hâline gelmiş durumda. Sabah kalkınca elimiz direk “akıllı” telefonumuza gidiyor. Hesaplarımızı, mesajlarımızı, paylaşımlarımıza gelen beğenileri ve yorumları okuyoruz. Evde, yolda, derste, hattâ özel sohbetlerde bile sürekli bir kontrol etme isteği duyuyoruz. Paylaşımları, beğenileri kontrol etmeden duramıyoruz.

İnternet ve sosyal medya, ilgi alanlarına göre insanların keyifli vakit geçirebilmesi için yeterince imkân sunuyor. Çoğu zaman vaktin nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Bazen önemli vazifeleri aksatmamıza da sebep oluyor.

Tüm bunların yanında, denetim noktasında eksikleri bulunan sanal dünya ve sosyal medya bazı risk ve tehlikeleri de beraberinde getiriyor.

Güvenlik, mahremiyet, propaganda, dezenformasyon, linç kültürü, müstehcenlik, absürt ve zararlı akımlar, sosyal medya bağımlılığı ve zaman israfı bunlardan bazıları. Sosyal medyanın faydalı yönlerinden yararlanabilmek, zararlı ve sakıncalı yönlerinden kaçınabilmek için sosyal medyayı doğru anlamak ve doğru şekilde kullanmak, iyi bir “sosyal medya okur-yazarı” olmak gerekiyor.

Bu konuda bir farkındalık oluşturabilmek için bazı soruların sorulması ve cevaplarının aranması lâzım geliyor:

Sosyal medyayı neden ve ne kadar kullanıyoruz? Sosyal medya faydalı şekilde nasıl kullanılabilir? Sosyal medyanın hayatımıza, özelliklere gençlere etkileri nelerdir?

Sosyal medyada sosyalleşmek, gerçek hayattaki sosyalleşmenin yerini tutar mı?

Sosyal medyada mahremiyete ne kadar dikkat ediyoruz?

Sosyal medya ne kadar güvenli? Bütün verilerimizin “Big Data”da kaydedilmesi ne gibi riskleri barındırıyor. Paylaşımlarımızın bir gün başımıza iş açması mümkün mü?

Sosyal medyada paylaşılanların doğruluğundan nasıl emin olabiliriz? Doğru bilgiye nasıl ulaşabiliriz? Manipülasyon ve dezenformasyonlar ile yapılan algı yönetimlerinden nasıl kurtulabiliriz?

Adaletin sosyal medyada aranması, insanların gerçek anlamda muhakeme edilmeden sosyal medyada yargılanarak linç edilmeleri ya da aklanmaları ne kadar doğru?

Tek bir “tık” ile yapılan paylaşımlar vesilesiyle binlerce hatta milyonlarca kişiye ulaşmanın mümkün olduğu sosyal medya ortamını iman hakikatlerini neşretme hususunda daha iyi nasıl kullanabiliriz?

İşte, Temmuz sayımızdaki kapak yazılarımızla bu ve benzeri sualleri irdelemeye çalıştık. Umarız istifadeye medar olur.

20-23 Temmuz tarihlerinde Kurban Bayramını idrak edeceğiz. Hepinizin bayramını şimdiden tebrik ediyor, sevdiklerinizle birlikte sıhhat ve afiyet içinde bir bayram geçirmenizi diliyoruz.

Haziran sayısı Editör sayfasını okumak için tıklayınız.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*