Korku

Her duygunun bir ifrat ve tefrit mertebesi olduğu gibi vasat noktası da vardır. Korku duygumuz da diğer bütün duygularımız gibi bu üç mertebe arasında gidip gelmeye elverişli olarak yaratılmış. İnsan sudan, karanlıktan ve şimşekten korkabildiği gibi akla gelmeyecek şeylerden de korkuyor. Fakat acaba hangi şey, ne kadar korkuya değer? Dünyayla ilgili bir meselede korkudan titrediğimiz hâlde dehşetli uhrevî meselelerde kılımız kıpırdamıyorsa duygu ayarlarımızda bir problem var demektir, diyebilir miyiz?

“Hafiflerini dünya umuruna ve şiddetlilerini vezaif-i uhreviyeye” hasretmemiz gereken duygularımızdan birisi olan korku için muhakkak “neyin korkuya değip, neyin değmediğini” bilmek gerek. Burada fobilere de değinmekte fayda var. Korkunun fıtrî seyrinden ve hayatı koruma vazifesinden çıkıp, insanın hayatını olumsuz etkilediği şekline fobi deniliyor. Envai çeşit türü olan işbu fobilerin aşılması pekâlâ mümkün. Önemli olan kişinin kendi duygularıyla yüzleşmeyi istemesi ve bunu yapabilmesi.

Korku duygusu, yapısı itibariyle oldukça güçlü ve etki alanı geniş bir duygu. Bu yüzden de tarih boyunca büyük insan kitlelerini manipüle etmek ve onların üzerinde otorite kurmak için kullanılmış. Otoriteye başkaldıranların açıktan cezalandırılması, “Ya benim de başıma gelirse” korkusunu uyandırarak arkadan gelecek baş kaldırıların önünü kesmiş, istibdat hükümferma olmuştur. Foucault’un “gözetleme toplumu” olarak adlandırdığı günümüz toplumunda ise diğer pek çok şeyin yanında internet, kitleleri gözetleme aracı hâline gelmiştir. Böylece toplumun fertleri her an faaliyetlerinin takip edildiği korkusu ile hareket etmeye başlamış ve bu da kitlesel kontrolü kolaylaştırmıştır.

Korku hakkında çok şey söylenebilir, peki ya korkusuzluk? Bazı durumlarda korkusuzluğa cesaret denilebilir. Fakat yaşadıkları beyin hasarı yüzünden “korkuyu öğrenemeyen” insanlar için bir hastalık oluyor bu durum. Korkunun öğrenilen bir şey olması ilginç olduğu gibi, ilk bakışta olumsuz bir duygu gibi gözüken korkunun eksikliğinin bir hastalık olması da garip.

Sonra ruhumuza takılan bu duygunun halka veyahut Hakk’a yönlendirilebilmesi mümkün. Halktan korkmak elim bir bela iken Hakk’tan korkmak lezzet verir. O korku vesilesiyle Cehennem’den kurtulmak, ahirete çalışmak arzusu uyanır.

İşte Genç Yorum olarak bu ay bunları tefekkür ettik; korkuyu, korkusuzluğu, cesareti ve daha başka şeyleri yazdık. İstifadeye medar olması duasıyla…

Emine Sultan Çakır

 

* * *

Mail adresimiz editor@gencyorumdergisi.com olarak güncellenmiştir.

Temmuz ayı Editör sayfasına gitmek için tıklayınız.

 

1 Trackback / Pingback

  1. Ümitvar olunuz | Genç Yorum

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*