Cennete açılan bir kapı: Sıla-i rahim

Akrabalık bağı anlamına gelen sıla-i rahimin oluştuğu kelimelere baktığımızda sıla; bağ kurmak, irtibat, kavuşmak anlamlarına gelirken rahim; şefkat, yakınlık anlamlarına gelmektedir. Terim olarak sıla-i rahim, aynı kandan gelmek veya evlenme yoluyla oluşan akrabalık bağlarını yaşatmayı, ilişkiyi sürdürmeyi ifade etmektedir. Buradaki rahim sözcüğüne âlimler farklı anlamlar yükleyerek farklı görüşler belirtmiştir. Kimi âlimler rahim sözcüğü ile kişinin mirasçı olan akrabalarının kastedildiğini söylerken kimileri ise bütün yakınların akraba olarak nitelendirileceğini ifade etmişlerdir. Akrabalık bağı ile oluşan hukuk dolayısıyla Cenab-ı Hak kişilere bir takım sorumluluklar yüklemektedir.

Dinimiz akrabalık bağına oldukça önem vermektedir. Cenab-ı Hak, önce kendisine ibadet edilmesini emrettikten sonra sırasıyla anne ve babaya iyilik edilmesini, hemen ardından akrabaya iyilik yapılmasını emretmektedir. Hatta öyle ki Nisa Suresi’nin ilk ayetinde Allah’a karşı gelmekten hemen sonra akrabalık bağlarını koparmaktan sakınılması1 emredilmiştir. Mü’minlerin vasıfları arasında akrabalık ilişkilerini gözetmeleri2, Allah’ın emrettiği bağları sıkı tutmaları3 ön plana çıkmaktadır. Allah Kur’ân-ı Kerîm’de üç şeyi emrederken bunlar arasında akrabaya yardım etmeyi de4 saymaktadır. Tefsirlere baktığımızda akrabaya yardım etmek; uzak ve yakın demeden akrabalara iyilik yapmak, ihtiyaçları olduğunda onları karşılamak ve onlarla iyi muamelede bulunmak olarak açıklanmaktadır. Kur’ân’da, akrabalık ilişkilerini koparanların da Allah’ın lânetine uğrayacağı5 belirtilerek durumun ehemmiyetine vurgu yapılmaktadır.

Peygamberimizin (asm) akrabalık ilişkilerine çokça vurgu yaptığı anlaşılmaktadır. Toplumsal düzenin sağlanması toplumun en küçük birimi olan ailede başlamaktadır. Ailevî bağların kuvvetlenmesi ve sağlamlaşması ise sıla-i rahimin yerine getirilmesi ile mümkün olmaktadır. Sıla-i rahim özelde bireysel bir sorumluluk iken geniş dairede, içinde yaşadığımız toplumu şekillendiren toplumsal bir sorumluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yüzdendir ki ayetlerde akrabalık ilişkilerine fazlaca vurgu yapıldığı gibi hadislerde de bu konu üzerinde çok yoğun bir şekilde durulmaktadır. Akrabasını gözeten, onun ihtiyaçlarını gören, onlara iyilik yapanlar bir bakıma toplumdaki sosyal hizmet anlayışını yerine getirerek insanların sosyal ve hattâ ekonomik durumlarına destek sağlamaktadır. Peygamber Efendimiz (asm) “Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin; Allah’a ve âhiret gününe iman eden sıla-i rahimde bulunsun”6 hadisi ile bunun önemine işaret etmiştir. İyilik etmeye layık olanları sıralarken “Annen, annen, annen; sonra baban, sonra sırasıyla yakın akrabalarındır”7 buyrularak tabiri caiz ise iyilik yaparken gözetilecek hiyerarşi belirtilmiştir. Rızkının geniş ve ömrünün uzun olmasını isteyenin de akrabalık ilişkilerini gözetmesi8 tavsiye edilmektedir. Öte taraftan akrabalık ilişkilerini gözetmenin namaz kılmak, zekât vermek ile beraber zikredilmesi sıla-i rahimin önemini aşikâr bir surette göstermektedir.9

Akrabalık ilişkilerine önem verildiği hâlde karşı taraftan bir karşılık görülmediği durumlar ortaya çıkabilmektedir. Böyle durumlarda tek taraflı bir ilişkinin devam etmeyeceği düşünülüp akrabalık bağları kopabilmektedir. Asr-ı Saadet sayfalarında bu durumlara örnek hadiseler yaşanmış ve bu konu da Peygamber Efendimiz (asm) tarafından açıklığa kavuşturulmuştur. Resûlullah’a (asm) Sahabe Efendilerimizden biri gelerek “Ya Resûlallah, benim akrabalarım var. Ben onlarla akrabalık ilişkilerimi sürdürüyorum, fakat onlar benimle ilişkiyi kesiyorlar. Onlara iyilik yapıyorum, onlar bana kötülük ediyorlar. Onlara yumuşak davranıyorum, onlar bana kaba davranıyorlar.” dediği zaman Resûlullah (asm) şu cevabı vermiştir: “Eğer dediğin gibi yapıyorsan, senin bu tutumun onlara ağır geliyor (adeta iyilik karşısında sıcak kül yutmuş gibi zorlanıyorlar.) Böyle (ilişkiyi ve iyiliği sürdürerek) davranmaya devam ettiğin sürece, onlara karşı Allah’ın desteği seninle olur.” Diğer bir hadis-i şerifte ise “Akrabalarla ilişkiyi sürdüren, akrabasından gördüğü iyiliğe iyilikle karşılık veren kimse değil, akrabası kendisine iyiliği kestiğinde dahi onunla ilişkiyi sürdürendir.”10 buyurulmaktadır. Görüldüğü üzere kötülüğe karşı iyilikle mukabele etmek düsturu burada da uygulanarak akrabalardan karşılık göremesek bile her durumda iyilik ve hayırda bulunmaya devam etmemiz tavsiye edilmektedir.

Akrabalık bağlarını kesmenin kişiyi Allah’ın rahmetinden uzaklaştıracağı açıktır. Risale-i Nur’da yedi kebair ifade edilirken bunlar arasında “kat’-ı sıla-yı rahim” yani akrabalık bağlarını kesmek de yer almaktadır. Akrabalık bağını kesmek cahiliye adetlerinden biri olarak ifade edilmektedir. Bundandır ki “Akrabalık bağlarını kesip koparan Cennete giremez”11 buyrularak sıla-i rahimin terk edilmesi ahireti kaybettirecek bir hadise olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sıla-i rahimi ortadan kaldıran sebeplere baktığımızda Risale-i Nur bahislerinde ilginç bir yaklaşım karşımıza çıkmaktadır. Bediüzzaman Hazretleri zekâtın varlığının ortadan kalkıp faizin revaç bulmasının sıla-i rahimi ortadan kaldıracağını ifade etmektedir. Çünkü zengin ve fakir mabeynindeki ilişki ancak zekâtın hayat bulmasına bağlıdır. Lemaat adlı eserde faizin, sıla-i rahimin kaynağı olan şefkat ve terbiyeyi ortadan kaldırdığı için havas ve avam tabakalarının arasındaki bağı kopardığı ifade edilmektedir. Bu sosyolojik tespit, toplumun dinamizmini anlama noktasında çok önemlidir. Zengin ailelerin zekât ve sadaka vermesi ve bunu yaparken yakın akrabalardan başlaması, faizin ortadan kalkması toplumun kalkınması ve huzurlu, mutlu bir yaşam alanı oluşturması bakımından ehemmiyetlidir.

Ayet ve hadislerde ısrarla vurgulanan akrabaya iyilikten ne kastediliyor diye düşündüğümüzde yine yardımımıza Kur’ân ve Sünnet koşmaktadır. Resulullah’ın (asm) “Kardeşinin yüzüne tebessümle bakmak sadakadır.”12 hadisinden yola çıkarak akrabalarımıza yapacağımız en küçük sayılan aslında kocaman bir iyilik olan güler yüz göstermek ve tatlı dilli konuşmaktır. Devamında onlara karşı hüsn-ü zan beslemek, arkalarından konuşmamak sayılabilir. Hâllerini, hatırlarını sormak, yardıma ihtiyaçları varsa yardım etmek, maddî desteğe ihtiyaç duyuyorlarsa elden geldiği kadar desteklemek önemlidir. Bir Sahabenin çok sevdiği hurma bahçesini Resûlullah’a (asm) hediye etmek istemesi üzerine Resûlullah’ın (asm), o hurmalığı akrabalarına vermesinin daha uygun olacağını belirtmesi13 maddî yardım bakımından da sıralama yaparken akrabaları önce tutup yardıma onlardan başlamanın ehemmiyetine vurgu yaptığı bir örnek olarak gösterilebilir.

Hülâsa, sıla-i rahim hakkında pek çok ayet ve hadis bulunmaktadır. Akrabalık ilişkilerini canlı tutmak emredilerek aksini yapanların kötü bir muamele ile karşılaşacağı belirtilmiştir. Akrabalarla ilişkiyi koparmamak mü’minlerin omuzlarına konulmuş toplumsal bir sorumluluk ve aynı zamanda ahlâkî bir görevdir. Sıla-i rahimi tesis etmek, Müslümanın Cennete açılan kapılarından biridir. İyi bir insan ve Allah’ın rızasını kazanmış bir kul olmak istiyorsak akrabalık hukukuna riayet ederek bu bağı korumamız gerekmektedir.

Dipnotlar:
1) Nisa Suresi, 1.
2) Ra’d Suresi, 21.
3) Ra’d Suresi, 21.
4) Nahl Suresi, 90.
5) Muhammed Suresi, 22-23.; Ra’d Suresi, 25.
6) Buharî, Edeb, 31, 85
7) Müslim, Birr, 2
8) Buharî, Edep, 12; Müslim, Birr, 20.
9) Buharî, Edep, 10; Müslim, İman, 12.
10) Buharî, Edep, 15.
11) Buharî, Edep, 11.
12) Tirmizî, Birr, 36.
13) Buharî, Zekât, 44; Müslim, Zekât, 42.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*