Süleymaniye’nin akustiği

Ne Amerikan tavukları kadar gereksiz bilgiler, ne de hayatınızı kurtaracak kadar gerekli bilgiler…

Âsım Ağabey’in Barla Lahikası’nda dediği üzere:

“Bu kâinat ki; okuyanı, bakanı, dinleyeni hayret deryasına gark edip de mütefekkir, mütehayyir edip, hepsinden bir çiçek demeti yaptırmaz da ne yapar? İnsanı, fakat o insanı, hayret ve tefekkür sahrasında mest etmez de ne yapar?”

Kâinat bahçesinden bir çiçek demetini nazarlarınıza sunarız sevgili okur, mest olmanız dileğiyle…

Süleymaniye’de ses oyunları

Süleymaniye Camii, hem hendese, hem de mânâ derinliği bakımından bir eşsizlik arz etmektedir.

Kanunî Sultan Süleyman tarafından 1550 yılında Mimar Sinan’a yaptırılan Süleymaniye Camii’nin külliyesi ile birlikte 1557 yılında tamamlandığını biliyoruz. 7 yıldır camiin bitmeme nedenini merak eden Sultan Süleyman, kulaktan yayılan dedikoduları da merak edip camiye teftişe gider. Nargile meselesini bilirsiniz, Mimar Sinan, camiin ortasında kubbenin altında oturmuş ve nargile içmektedir. “Koca Sinan! Bu ne hâldir?”diye sorar Sultan Süleyman.

Sinan:“Sultanım, bu nargileyi burada sırf fokurtusu için bulunduruyorum. Tütün yoktur. Üflediğimde oluşan su kabarcıklarının çıkardığı sesin kubbede ne kadar süre yayıldığını kontrol ediyorum”der. Bunun üzerine sesini çıkartmaz Sultan Süleyman.

Mimar Sinan, camide verilen vaazın duyulması için akustik sistemi üzerinde çalışmış, sesin bir noktadan çıkarak camiin her köşesine eşit şekilde dağılması için çaba göstermiştir. Kubbenin içine ve köşelere ağzı iç tarafa dönük bir şekilde 50 cm boyunda 64 küp yerleştirmiş ve bu sayede hassas bir akustik meydana getirmiştir.

Ayrıca iç ve dış kubbeler arasında iki-üç metreyi bulan boşluklar da, yaz ve kış aylarında hava sıcaklığını belli bir seviyede tutması yanında mükemmel bir akustik sağlamaktadır. İmamın sesi, hiç eksilmeden yüzlerce metrekarelik camiye eşit yayılmaktadır.

Nâmı dünyaya yayılan Mimar Sinan’ın kalfalık eseri olan Süleymaniye Camii’nin muhteşem akustiğinin benzeri, bugünkü teknolojiyle dahi yapılamıyor.

Hayret eden tek biz değiliz, şair de hayret etmiş bu eşsiz plana, tabiî o daha güzel ifade etmiş.

Bu ne hikmet! Derken kendi kendime,
Bu ne hikmet! Dedi ses oyunları
Ululuk, incelik, mânâ, renk, oyun…
Nasıl birleştirmiş Sinan bunları?

Ârif Nihat Asya

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*