2021 Haziran – Amerikan Tavukları

 Bu ay, ‘Pencerelerden seyredin, içlerine girmeyin’ diye sıkı sıkı tembih edesimiz var sevgili okur. Nedenini birazdan anlayacaksınız.

Korsanlar neden göz bandı takar?

Korsan deyince birçoğumuzun aklına; tek bacaklı, eli kancalı, gözü bantlı bir adam gelir. Esasen gerçeklik payı var, deniz korsanlarının çoğu bu şekildedir. Elleri kolları sağlam olsa bile, göz bantları mutlaka vardır. Peki sebebi nedir?

Korsanların taktıkları tek göz bandının amacı yaralanma sonucu kaybettikleri tek gözü saklamak değildir. Aydınlık bir ortamdan karanlık bir ortama ani bir şekilde geçtiğiniz zaman gözünüzün karanlık ortama alışması için belli bir süre gerektiğini, gözün karanlık ortama hemen adapte olamadığını hepiniz tecrübe etmişsinizdir. Hatta tam adapte olma süresi 25 dakikadır.

İşte korsan gemilerindeki kaptan korsanlar sürekli olarak güverte ile depo ya da kamara arasında gidip geldikleri için, gözün karanlığa alışma süresini azaltmak amacıyla bu göz bandını kullanıyorlar. Güverteden içeri (aydınlıktan karanlığa) geçtiklerinde göz bandını çıkarıp gün boyu göz bandının altında karanlıkta kalan gözü kullanıyorlar. Bu şekilde göz bandı tarafındaki göz, zaten gün boyu karanlıkta kaldığı için karanlığa hazır bir şekilde bekliyor, karanlığa alışma süresi yaşamıyor ve hemen net görmeye başlıyor. Özellikle savaş gibi saniyelerin hayatınıza mal olabileceği kritik anlarda gözün karanlığa alışma süresini göz bandı sayesinde azaltmak çok büyük önem taşıyor.

Pencerelerden seyret içlerine girme

“Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi ‘Mevlâ görelim neyler / Neylerse güzel eyler’ de, pencerelerden seyret, içlerine girme.” (Yirminci Mektub) tespitinde çok önemli bir detay dikkatimizi çektiğinden araştırmak istedik.

İbrahim Hakkı Hazretlerinin sahip olduğu pozitif ilimleri en iyi gösteren eserlerden biri de, dünyaca ün yapmış “Işık Hadisesi”dir. “Yeni yılın ilk güneşi, eğer hocamın başucuna düşmezse, ben o güneşi neyleyim!..” diyen İbrahim Hakkı Hazretleri, hocası İsmail Fakirullah’a olan saygısını göstermektedir.

18. Yüzyılın ortalarında zirvesinde olduğu astronomi bilgisini de (birçok alanda uzmanlığının yanı sıra dönemin en ünlü filozofları arasındaydı) kullanarak kurduğu sistemle, güneşin ekvatora dik düştüğü ve böylece gün ve gecenin eşitlendiği 21 Mart ve 23 Eylül tarihindeki ekinoks günlerinde güneşi kendisi tarafından kurulan sistemle türbe içindeki Hocası İsmail Fakirullah Hazretleri’nin kabri başına düşürmeyi başarmıştır. Önce duvarın penceresinden, sonra kulenin penceresinden sonra da türbe penceresinden güneş ışığını geçirmeyi başarmış, daha sonra da hem ilim hem tevekkülün semeresi olarak ortaya çıkan bu harika vaziyeti pencerelerden seyredip tefekkür etmiştir.

“Işık Hadisesi” olarak bilinen bu sistem, Türbe’nin restore edildiği 1960’lı yılların başına kadar da çalışmıştır. Ne yazıktır ki, restorasyon sırasında Türbe’nin orijinal yapısında değişiklikler olmuş ve 260 sene önce kurulan bu muhteşem sistem, çalışmaz duruma gelmiştir. 2011 yılında ise değişik üniversitelerinden bilim adamlarının yaptıkları çalışmayla yeni bir pencere açılarak olayın tekrar izlenmesi sağlanmıştır.

Bu bilgiden yola çıkarak bir yorum yapılmıştır ki onu da sizinle paylaşmak isteriz:

“İşte bizlere düşen vazife Hâkim ve Rahîm olan Rabbimizin gösterdiği doğrultuda hareket ederek, işimizi istikametle yaptıktan sonra pencerelerden seyretmektir. Yoksa ‘pencerelerden seyredip içine girmemek’ manası hiçbir şeye karışmayıp lâkayt kalkmak değildir. Aksine vazifemizi doğru yapmak neticesinde ortaya çıkan güzellikleri tefekkür edip lezzetlenmek manası vardır” (Hasan Koç, Yeni Asya)

2021 Mayıs ayı Amerikan Tavukları’nı okumak için tıklayınız.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*